Ergenekon üç bin yıldır kavimden
kavime, kuşaktan kuşağa oluşturulan ve aktarılan bir destanın adıydı.
Artık Ergenekon
denince kimse bu mitolojik öyküyü anımsamıyor.
Ergenekon denince “özel yetkili mahkeme,
Silivri, Beşiktaş, toplu gözaltı ve tutuklama, aydın avı, peşin infaz,
TSK düşmanlığı, yasadışı dinlemeler, kanıtsız suçlamalar, hayali
örgütler, içinde suç olmayan binlerce sayfalık özel telefon
görüşmeleriyle doldurulmuş iddianame adı verilmiş çöplük kağıtları,
cezadan yırtarsın diyerek yalan söyletilen gizli tanıklar, Atatürk ve
cumhuriyet düşmanlığı”
akla gelmektedir.
Ergenekon artık insan haklarının, hukuk kurallarının ihlaliyle bir
dikta rejimine gidişin
adıdır.
Artık iyice
ortaya çıkmıştır ki; Ergenekon dış ve iç düşmanların Türkiye
Cumhuriyetini ortadan kaldırma operasyonudur.
Son 130 yıllık
tarihimizde iki Ergenekon daha var.
Birincisi II. Abdülhamitin siyasi
rakiplerini ortadan kaldırmak için kurduğu “yıldız mahkemesi “ davalarıyla
anılan Ergenekon operasyonudur.
II. Abdülhamit onların sayesinde başa geçti. Anayasayı kabul etti.
Ardından meclisi kapattı.
Diktatörlüğünü sağlamlaştırmak için “Yeni Osmanlıcılık” diye bilinen
ve meşruti bir yönetimle devletin kurtarılacağına inananları kurduğu
özel mahkemede –bazen bizzat nezaret ederek- yargılattı.
Dönemin aydınlarını, ilericilerini ortadan kaldırttı. Büyük bir baskı
rejimi kurdu. Aynı yıl “düyunu
umumi” kuruldu. Dış güçlerle ittifak yapıldı. Bu
arada azınlık isyanları pıtrak gibi çoğaldı. Kıbrıs, Girit, Mısır, Ege
adaları, Bulgaristan vb kaybedildi.
İmparatorluk dağılıyordu. 1908’de ikinci kez
meşrutiyet ilan edildi. 31 Mart olayından sonra ise Abdülhamit tahttan
indirilip sürgün edildi. Kısa süre sonra da öldü…
Tarihimizin ilk
Ergenekon operasyonu hüsranla bitti…
İkincisi
Ergenekon mahkemesi, Vahdettin’in işgal güçlerinin isteği üzerine
kurdurduğu “Nemrut
Mustafa Paşa” mahkemesidir. Savaş sırasında Ermeni
ve diğer azınlıklara karşı işlenen suçlar için kurulmuş ve operasyon
başlatılmıştır.
Yine düşmanla
işbirliği vardır.
Saltanatın karşısında duran ve emperyalizme karşı savunma yapan
Anadolu’daki ilerici, devrimci güçler hedef alınmıştır. Kurulan
mahkemede hukuk ayaklar altına alınmış, yalancı tanıklar uydurulmuş ve
yabancılara verilen söz gereğince sürgünler yapılmış, Boğazlıyan
kaymakamı Kemal Bey ve Urfa mutasarrıfı Nusret Bey gibi kuvayı
milliyeciler asılarak idam edilmişlerdir.
Saltanat ülkede
egemen olduğunu göstermek için İngiliz desteğiyle birlikler kurmuş,
fetvalar yayınlamış, isyanlar çıkarmıştır.
Ülkenin en dinamik, en yurtsever güçlerine karşı yapılan bu ikinci
Ergenekon operasyonu Osmanlının tarihten silinmesiyle bitti…
Vahdettin İngilizlere sığınarak ülkeyi terk etti…
Şimdi üçüncü
Ergenekon operasyonu yapılmaktadır.
Yine Dış güçler tam destek vermektedir.
Yine ulusalcı, ilerici, aydın güçler ve muhalefet hedef alınmıştır.
Yine ilgisiz kişilere uydurma suçlamalar yapılmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin en gözde ve en temel kurumları yıpratılmakta ve
gözden düşürülmeye çalışılmaktadır.
Yine bütün kurumların üzerinde bir egemenliğe sahip olma hevesi vardır.
Sanki zaman
tünelinde 135 yıl önceye düştük.
Padişahımız yetkilerini hiçbir kurumla paylaşmak istemiyor…
Tayyip diyor ki;
Hükümet benim, yasama benim, yargı benim…
Milli irade benim. Ben ne dersem o… Ben devletim…
Türkiye Cumhuriyeti benim !..
Onca kanlı
savaşımdan sonra uygar bir devlet için erkler ayrılığının en temel ilke
olduğu İki yüz yıldır bilinir.
Bizde ise biri çıkıyor.
Her şeye sövüp sayarak, “millet
isterse laiklik elbet elden gidecek” diyerek
başbakan oluyor. Ve kendini devlet sanıyor.
Kankası da “cumhuriyetin sonu
gelmiştir” diye demeç verdiği halde cumhurbaşkanı
seçiliyor.
Tayyip Erdoğan
şimdilik ”milli
iradeyi ben temsil ediyorum” yanılgısıyla
havalarda uçmakta haklı olabilir. Meclise gelirken yüzlerce
milletvekili karşılayabilir. Sabahlara kadar sıralarda uyudukları halde
diktatörlüğe dönüşecek bir rejim için efendilerinin buyruğuna uyarak oy
kullanabilirler.
“Yakışır Tayyip Beye başkanlık” diye çok ciddi
konularda bile vıcık vıcık üstlerinden akan yağlara da bulanabilirler..
Ama asla
unutmamak gerekir ki; bu üçüncü Ergenekon operasyonudur.
Biraz
tarih bilgisinin hepimiz için çok yararlı olacağı kesindir..
Önceki iki Ergenekon operasyonundan çıkan tek ders var:
Tarihin tekerleri
böylesi operasyonlara yeltenenleri her zaman ezip geçmiştir !..
|