Cumhuriyet Okurlarına Uyarı: Dönüşüm "İlhan Abi"'ye Rağmen Değil - Açık İstihbarat Özel
Aşağıdaki tepkilerden de anlayacağınız üzere Cumhuriyet okurları gazetelerine sahip çıkmaya çalışıyor. Açık İstihbarat olarak tekrar uyaralım : Cumhuriyet sadece kamuoyunun gazının almak için bir ihtimal taktik olarak bir geri adım atabilir fakat uzun vadede Türk Ordusu'ndan küresel güçlerle asenkron kadroların tasfiyesi gibi Cumhuriyet'te de benzer bir tasfiye yaşanacaktır. "Ergenekon" ister orduda olsun, ister bürokraside, isterse medyada 2020'lerin kadrolarını oluşturma projesidir. Cumhuriyet'teki bu dönüşüm projesi üst düzeyde kararlaştırılan ve uygulanan bir projedir ve bu yönüyle BOP'un bir ayağını teşkil etmektedir. Ve İlhan Abi'nin onayı ile gerçekleşmektedir; "İlhan Abi"'ye rağmen değil. symbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenaclaritin mazilo claritinekombo claritin mazilocialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupondiscount card prescription discount prescription coupons prescription drugs discount cards
|
Açık İstihbarat'ın 3 ay önceden duyurduğu , Balbay'ın Cumhuriyet'teki ömrünün sınırlı olduğu haberi gerçekleşti ve Cumhuriyet samimiyetsiz bir gerekçe ile Balbay'ı görevinden aldı. "Ergenekon" sürecindeki ikircikli tavrına defalarca dikkat çektiğimiz Cumhuriyet bu görevden alma sırasında da okurlarını yanılttı ve Balbay'ın mutabakatı var havası yarattı. Halbuki Balbay Açık İstihbarat'a yaptığı özel açıklama ile "mutabakatı olmadığını" ve Cumhuriyet'in kendisini yaraladığını belirtti. Aşağıdaki tepkilerden de anlayacağınız üzere Cumhuriyet okurları gazetelerine sahip çıkmaya çalışıyor. Açık İstihbarat olarak tekrar uyaralım : Cumhuriyet sadece kamuoyunun gazının almak için bir ihtimal taktik olarak bir geri adım atabilir fakat uzun vadede Türk Ordusu'ndan küresel güçlerle asenkron kadroların tasfiyesi gibi Cumhuriyet'te de benzer bir tasfiye yaşanacaktır. "Ergenekon" ister orduda olsun, ister bürokraside, isterse medyada 2020'lerin kadrolarını oluşturma projesidir. Cumhuriyet'teki bu dönüşüm projesi üst düzeyde kararlaştırılan ve uygulanan bir projedir ve bu yönüyle BOP'un bir ayağını teşkil etmektedir. Ve İlhan Abi'nin onayı ile gerçekleşmektedir; "İlhan Abi"'ye rağmen değil. "İlhan Abi"; Turgay Ciner'le kolkola girdiği gün bu dönüşüm süreci başlamıştır. Bu millet; sürekli isimlere bel bağlayıp, isimler üzerinden ufka yelken açmayı bırakmadığı sürece, daha çok sahte ufuklara doğru yelkenlerine sahte rüzgarlar doldurulacaktır. Churchill'in Cumhuriyet için uyarladığımız lafını tekrarlayalım : "Kamuoyu sosisin ve Cumhuriyet'te haberin nasıl yapıldığını bilseydi, ikisine de itibar etmezdi" Açık İstihbarat ------- Cumhuriyet Okurlarının Tepki Mektuplarından İkisini Paylaşıyoruz -------------- Değerli Arkadaşlar, Konuyla ilgili görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum : 1. Balbaya vekâleten, yetenekli birinin atanması daha şık olurdu.. Önemli olan, düzgün iş yapan yürekli, insiyatif sahibi, aklı başında, Balbay’ la irtibatta olan birisinin Ankara’ da ki işleri yürütmesi. 2. Aylarca önce, Doğu Perinçek’in Alev Coşkuna gönderdiği mektup internete düşmüştü. Perinçek, o mektupta bugünleri görmüş gibi uyarı ve eleştirilerde bulunmuş, hattâ, Cumhuriyet avukatlarının savunmalarının içler acısı halini dile getirmişti. 3. Bir Cumhuriyet okuru olarak, benim tespitim de, Balbay’ ın hapise girmesi, İlhan Selçuk’ un hastaneye yatmasından sonra, Cumhuriyet’ in genel yayım politikasının, “demokrat sağa” değil de “ kaypak sağa” yaklaştığı yönünde. Gördüğüm kadarıyla, temel sorun, gazete yönetiminin ve Yazarlar Kurulunun “Ergenekon” davasıyla ilgili olarak, okurlarının beklediği doğrultuda, “ilkeli ve köklü” bir yorum ve karar verememiş olmasından kaynaklanıyor. Bu da, genel yayım politikasına yansıyor. 4. Cumhuriyet yönetimi ve yazarların bir kısmının “Ergenekon” yorumu ve davaya yaklaşımı bir “facia” ! Bu yorum ve yaklaşım, bırakın sol’u, merkez sağdaki ilkeli bir demokrat’ ın bile kabul edemeyeceği cinsten. İşte, zurnanın zırt dediği yer burası ! 5. “Ergenekon” davasıyla ilgili olarak oldukça “sığ ve sağ” bir yaklaşımı benimseyen Gazete Yönetimi, davaya ve duruşmalara “kerhen” yer veriyor. Müdafaa hakkı “kutsal” olmasına rağmen, sanıkların, hattâ Balbay’ ın savunmalarına bile doğru dürüst yer vermiyor. Halbuki, iddialar, manşetten sunuluyor ?! 6. Emre Kongar’ ın, Alev Çoşkun’ un, İbrahim Yıldız’ ın, Hikmet Çetinkaya’nın Ergenekon davasıyla ilgili görüşleri, son derece, muğlak, “ama” lar la dolu ve “kaypak” sağ yazarlarla aynı paralelde ! Güya “çaktırmıyorlar”, ama, görünen köy de kılavuz istemiyor. Kongar, Mehmet Barlas’la bir çok konuda uzlaşmaya başladı. Hocanın, anladığım kadarıyla, her akşam NTV de boy göstermek pek hoşuna gidiyor. Bu imkânı kaybetmemek için de tescilli bir işbirlikçiyle ‘muhteşem’ bir uyum ve uzlaşma sergiliyor. 7. Ergenekon davası, baştan sona, DÜZMECE ! Elle tutulan bir yanı yok. İddianameler “tel-tel” dökülüyor. Cumhuriyet Yönetimi, bu durumda dahi, kıvırıyor. Düzmece davadaki bir kısım iddiaları kabul ediyor, Mehmet Barlas gibilerle uzlaşıyor. Balbay hapiste olduğu için davada haksız yönler olduğunu “kerhen” ifade ediyor. Balbay’ ı bir salıverseler, bugünkü Cumhuriyet Yönetiminin ‘Ergenekon’ sorunu da kalmayacak ! Ülkenin bekâsıyla ilgili bu “düzmece” dava ile ilgili haberleri, başka bir ülkede görülen önemsiz bir dava gibi, iç sayfalarda küçük, küçük, verecekler. Bence, burada da görünen köy kılavuz istemiyor. Hiç kimse, Cumhuriyet Yönetimin bu “utanç verici, ilkesiz, Cumhuriyet’in tarihine yakışmayan, Nadir Nadi’ nin kemiklerini sızlatan” tutumunun eleştirilerle değişeceğini beklemesin.. Bunlar, danışıklı, ince, ince hesaplanmış şeyler.. 8. Bugün, emperyalizmin değirmenine su taşıyan ve köktendincilerle işbirliği yapan bir çok yazar, maalesef, geçmişte Cumhuriyet gazetesinde çalışmışlardı ve sol gösterip, sağ vuruyorlardı. (İsimleri tek tek saymaya gerek yok. Hepsi, maşallah, her gün medya da boy gösteriyor)..Görüldüğü kadarıyla, eğer, Cumhuriyet bugünleri atlatabilirse, gelecekte de “emperyalizmin değirmenine su taşıyan, işbirlikçi, eski Cumhuriyetçiler kervanına” bugün gazetede çalışan başkaları da katılacak. Asıl amaç, tabii ki gazetede kalıp “bizim Cumhuriyetçileri” etkisizleştirip, usul-usul kapı dışarı etmek. 9. Gönül isterdi ki, düzmece “Ergenekon” davasından sonra, Cumhuriyet, “Sözcü, Yeniçağ ve Aydınlık” gibi ilkeli ve sağlam duruş sergileyerek tirajını arttırsın, Atatürk ilke ve Devrimlerinin yılmaz savunucusu olduğunu dünya aleme ilân etsin. Maalesef olamadı ! Bundan sonra olur mu ? Çok zor ! Bugünkü “ kaypak sağ” genel yayım politikasını değiştirecek kuvvette ilkeli ve yürekli yazarlar’ ın ve yöneticilerin Cumhuriyette “azınlıkta” olduğunu düşünüyorum. Bugüne damga vuranların ise, Cumhuriyet tükenene kadar, işgâl ettikleri mevkilere yapışacaklarını zannediyorum. 10. Görüldüğü kadarıyla, Sözcü, kuvvetli, ilkeli ve yürekli yazar kadrosu ve bunlarla uyumlu gene yayım politikasıyla, 2000’ li yılların ilk yarısında, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunuculuğunu Cumhuriyet’ten alacaktır. Hattâ, “almıştır” diyebiliriz. İlhan Ağabey’ in kulakları çınlasın ! Benim “Pencerem” den görünen “Cumhuriyet” , maalesef, bu durumda ! Sevgiler & Selâmlar A. Cüneyt Yüksel --------------------------------------------------------------------------------------------- Sayın İbrahim Yıldız Sayın Güray Öz
Sn. Deniz Banoğlu'nun aşağıdaki yazısına aynen katılıyorum. Saygılarımla Mehmet Kunt Konu:Ankara Temsilciliğine yeni atama Gazetemiz Cumhuriyet’in yayın politikasına ilişkin bir süredir izlemekte olduğumuz kimi yenilikler ,değişiklikler ve okurların zaman zaman ilgisiyle tepkisini çeken yazılardan sonra, Ankara Temsilciliğine yapılan atama acaba bu bağlamda son noktayı mı koymuştur? Gibi bir düşünce ne yazık ki Cumhuriyet okurlarının kafasında oluşmuştur. Ankara Temsilciliğinin Balbay’ın tutuklu hali nedeniyle boş kalması , gazetenin iç politikası ve belki de gelecekte hukuksal açıdan doğabilecek pürüzler nedeniyle bir endişe yaratmış olabilir.Ve belki de böyle bir atama gerektiği için yapılmış da olabilir. Ancak bu başka şekilde ve başka yollardan uygulamaya konulabilirdi. · Örneğin gazete kendi içinde bunu halledebilir,Balbay’ın adı orada kalabilir ve hukuksal açıdan doğabilecek boşluklar karşısında yine gazetenin uygun gördüğü ama ismi kendisinde mahfuz bir kişiyle bu sorun halledilebilirdi. · Ya da atama,VEKALETEN adı altında yapılabilirdi. Balbay özgürlüğüne kavuştuğu anda tekrar görevinin başına geçerdi. Çünkü bütün Cumhuriyet okurları için Balbay gazetenin bir simgesiydi ve biliyoruz ki,ve siz de biliyor olmalısınız ki,Balbay’ın tutuklanması ve bütün çabalara karşın tahliyesinin engellenmesi gazetenin yıpratılmasına dönük bir girişimdir.Aynen Sayın İlhan Selçuk’un durumu gibi. Balbay’ın bunca desteğe,bunca yakınlığa gazeteci dostlarının ve gazetenin bunca desteğine gereksinimi olduğu bir anda tek başına bırakılması affedilir bir durum değildir.Balbay’ın sorgulamasının yapıldığı günlerde (ki en son benim bulunduğum Cuma günüdür) yaptığı savunmasının dahi Cumhuriyet gazetesinde, yeteri kadar ve anlamlı başlıklarla yer almamasının arkasındaki neden acaba bu ATAMA ile ilgili gelişmeme midir? Cumhuriyet gazetesi bir dönüşüm mü yaşamaktadır ? Diye okurlar düşünmektedir.
En üzücü olan ise kanımca şudur: · Balbay’ı Ankara temsilciliğinden almakla, mahkemeden önce gazete onu yargılamış olmaktadır. · Balbay’ın daha uzun süre özgürlüğüne kavuşmayacağı adeta bu atama ile belgelenmiştir · Gazeteyi yok etme çalışmalarına bu atama ile adeta yol açılmış,,işbirlikçi yandaş medyanın eline koz verilmiştir.(Taraf’ın haberi buna acı bir örnektir ve daha devam edecektir) · Yıpratma ve yok etmek isteyenler bu atama ile emellerine kısmen ulaşmıştır. · Tüm muhalefete karşın ülkemizin geleceği adına dimdik ayakta durmasını istediğimiz Cumhuriyet yenilgiyi,teslimiyeti kabullenmiş görünecektir. · Bir süredir yayınları konusunda tepkili olan Duygusal Cumhuriyet okurları büsbütün gazeteye sırt çevirecektir. Çok
talihsiz,üzücü bir durumdur bu.Yazacak başka şey bulamıyorum. Dileğim, pek çok alanda tersine bir dönüşümü yaşayan ülkemizde, CUMHURİYET GAZETESİNİN CUMHURİYET REJİMİNİN SAĞLAM KALESİ olmayı sürdürmesidir. BALBAY ADINA GAZETEMİZ VE ÜLKEM ADINA ÜZGÜNÜM VE TEPKİLİYİM Deniz Banoğlu Mehmet Kunt
|