Kaynaklar ve İhtiyaçlar İçinde Suyun Önemi - Av. Ergun Özgen
SU FAKTÖRÜ DE enerji ve diğer ham madde kaynakları gibi bu politik hedeflerin başında bulunmaktadır. Amerikan ve Avrupa şirketlerinin önümüzdeki on onbeş yıl içinde su kaynaklarının %65 / 70 ni ele geçirmeleri ön görülmektedir. Şirketler bu işi Dünya Bankası ile birlikte yürütmektedir. Su işletmecisinin Türkiye'nin siyasal arenasında dolaşan hareketçilerle ne işi var dememek gerekiyor.Açık toplumlaşan her ülkede başta enerji,maden ve su işletmeleri yabancıların eline geçmektedir... cialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupondiscount card prescription discount coupon for cialis prescription drugs discount cardsoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
|
Dünya nüfusunun yaklaşık 6 milyara ulaştığı, bunun, bir milyarının yaşama standartlarının olmasına karşılık kalan kısmının giderek yoksullaşmakta olduğu ,mevcut kaynakların ise, gelişmiş ülkelerin kontrolunda bulunduğu çeşitli yorumlarda ifade edilmektedir.
Gelişmiş olan ülkelerin başında yer alan ABD'nin ham madde kaynaklarına olan ihtiyaçları örnek olarak ana hatları ile ifade edildiğinde,
(Tüketmekte olduğu demirin %34 nü, Boksitin %88,nikelin %92 ni, manganezin %99 u, kromun %100 nü, tungustenin %25 ni, bakırın %21 ni, Çinkonun %24 nü, kurşunun %28 i , kalayın %66 ı, tabii kaucuk ve tropik ürünlerin %100 nü, şekerin %40 nı..ithal etmektedir...Claude Julien Amerikan İmparatorluğu.sf.279)
Dünya nüfusunun %4,5 oluşturan ABD,%26 i. petrol olmak üzere, dünya kaynaklarının ortalama %30 yakın bir bölümünü kullanmaktadır.Aynı şekilde AB'de gelişmiş ekonomisi ile, ABD'den sonra da, Japonya gibi gelişmiş ekonomiler de aynı şekilde muhtelif kaynaklara artan biçimde ihtiyaç duymaktadır .
ABD tek kutuplu dünya stratejisinde dolar kontrollu küresel etkinliğini sürdürebilmek aynı zamanda, EKONOMİK, POLİTİK, ASKERİ, KÜLTÜREL VE YÜKSEK TEKNOLOJİK GÜÇ parametrelerinin sürekliliğini sağlıyabilmek için, küresel düzeyde ihtiyaç duyulan kaynakları da denetiminde tutmak durumundadır..
Politik hedefleri
içinde ABD'nin yaklaşımları hatırlandığında, ·Dünya enerji kaynaklarının kontrolu, ·Dünya su kaynaklarının kontrolu, ·Dünya haberleşme sistemlerinin kontrolu, ·Liberal ekonomi modeli içinde sermaye akışlarının sağlanması için, demokratik siyasal yapılara destek verilmesi, ·Terörizme karşı ittifaklar içinde ortak eylem stratejilerine destek verilmesini ön görmektedir.
ABD'nin soğuk savaş döneminin sona ermesinden sonra ağırlıklı olarak görüntüye gelen uygulamalarına dikkat edildiğinde, dünya enerji kaynaklarının çoğunda kontrolu sağlanmıştır. National Security Agency (NSA) aracılığı ve Echelon sistemleri ile de, küresel düzeyde dünya haberleşme araçlarını kontrol etmekte olduğu, demokrasiye geçmemiş ülkelerde olaylara destek vererek bu ülkeleri de liberal ekonomiye dahil etmek amacıyla hedefleri içine almakta bulunduğu, küresel düzeyde ortaya çıkmakta veya çıkarılmakta olan terörist eylemlere karşı ise harekete geçtiği güncel olaylarda izlenmektedir.
İfade edilen hususlar dışında konunun "SU "ile ilgili cephesine gelindiğinde ve olaya gene küresel düzeyde bakıldığında, bu kaynağın da ,dünya ihtiyaçları içindeki öneminin her geçen gün artmakta bulunduğu, birçok çevrede dikkate sunulmaktadır!...
Gezegenimizin 2/3 nü kaplamakta olan denizlerin çeşitli nedenlerden dolayı giderek kirlenmeleri de ekosistemde ortaya çıkan tehlikeler içindedir. Denizlerdeki kirlenmelerin endüstriyel atıklardan başka, çeşitli kimyasal döküntülerin de katılmasıyla mevcut tehlikenin boyutlarını büyütmektedir.
(.Denizlere akan kirletici maddelerin; %10 u deniz taşımacılığından, % 10 u sıvı sanayi atıklarından, %5 i petrol platformlarından, %5 i çeşitli katı atıklardan, %30 u kanalizasyonlardan, %20 i tarım ilaçlarından, %20 i de hava kirletici maddelerden oluşmaktadır..National Geographıc Türkiye Eylül 2002 Eki..)
Dünyanın dört bir
yanında insanlar suyla ilgili sorunlar yaşamaktadır.
(Mevcut tatlı su kaynaklarına göre,%68.7 in buzulların, %31,1 i yeraltı sularının %0.8 in permafrost,%0.4 ünün de yer üstü ve atmosfer sularının oluşturduğu görülüyor".. "Yer üstü ve atmosfer sularının dağılımına göre, %67.4 ü tatlı su göllerinin, %12,2 i toprak rutubetinin, %9.5 atmosferin, %8.5 sulak alanların, %1.6 nı ırmakların, %0.8 kadarının da biota oldukları anlaşılıyor". " Çekilen sularla ilgili olarak, %69 tarıma, %21 sanayi alanlarına, %10 da ev kullanımında tasarruf edildiği görülüyor". Coğrafyanın sağladığı imkanlara göre su kaynaklarının genel dağılımı ise, " %97,5 in tuzlu su alanları, %2.5 de tatlı su kaynakları oluşturuyor". National Geographıc Türkiye Eylül 2002 Eki..)
Ifade edilen değerlerden de anlaşıldığı üzere, insanlığın kullanabilir tatlı su kaynaklarının coğrafyanın geneline göre,sınırlı değerler ifade ettiği anlaşılmaktadır.Dünyada yaşayan ve yoksulluk sınırında bulunan 48 ülkenin nüfuslarının önümüzdeki 50 yıl içinde en az üçe katlanacağı da analiz içeriğinde yer almaktadır.
(.Dünyada halen 25 ülkede büyük su sıkıntısı yaşanıyor. Önümüzdeki yıllarda bunun artacağına kesin gözüyle bakılıyor. Günümüzde kişi başına 7bin250 metreküp olan elde edilebilir su miktarının 2025 yılında 4bin800metrekübe düşeceğine dikkat çekiliyor.Cumhuriyet 25 Mart 2004)
Genel durum içersinde yukarıda ifade edilen değerler dikkate alınarak, konu Türkiye'nin su ihtiyacına göre analiz edildiğinde ise,farklı değerlendirmeler içinde aşağıdaki hususlar görüntüye gelmektedir.
Türkiye'de nüfus artışından dolayı kişi başına düşen içilebilir su miktarında görülen azalma yıllara göre şu şekilde olmuştur.
·1955 yılında 8509 m3 olmuştur. ·1990 yılında 3626 m3 olmuştur. ·2025 yılında 2186 m3 olacağı tahmin edilmektedir. (Yeni Bir Hidrostrateji Harp Ak. Yay. sf.41)
.4/8 Ekim 1993
tarihleri arasında Devlet Bakanı Mehmet GÖLHAN ise, Orta Doğu'da
işbirliği ve Kalkınmanın Bir Unsuru olarak SU adlı konuşmasında,...
.( Her iki rakam grubu İsveçli Hidrolojist Malin FALKENMARK'ın yeterli su miktarı olarak literatüre dahil ettiği 10000m3 miktarının oldukça altında kalmaktadır.Yeni Bir Hidrostrateji Harp Ak.Yay.sf.41)
Türkiye'nin coğrafi
imkanlarına bakıldığında, baraj gölleri hariç su kaynağı olarak
kullanabileceği irili ufaklı 60 civarında göle sahip bulunduğu görülür.
Çeşitli ülkelerde sınır aşan sular nedeniyle ihtilaf nedeni olanların genel dökümü ise şu şekilde görülmektedir.
-Hindistan ile Bangladeş arasında Ganj Nehri dolayısıyla, ·ABD ileMeksika arasında Rio Grande nenri nedeniyle, ·Guatemela ile Meksika arasında Usumacinte,Suchiate ve Grijalva nehirlerinden doğan sorunlar nedeniyle, ·Lesotho Krallığı ile, Güney Afrika Cumhuriyeti arasında, Senqu Oranj sularından ötürü, ·Swaziland ile Güney Afrika
Cumhuriyeti arasında Komati
nehri nedeniyle sorunlar olmuş , anlaşmalar ve protokollar ile suların kullanımı ve paylaşımları esasa
bağlanmıştır..
Türkiye ile ilgili olarak sınır aşan sular nedeniyle ihtilafa neden olan veya olabilecek durumda bulunanlar ise şu şekildedir.
·Türkiye ile Yunanistan arasında, Meriç nehri nedeniyle, ·Türkiye ile Bulgaristan arasında Meriç ve Tunca nehirleri nedeniyle, ·Türkiye ile, Gürcistan, Ermenistan, ve Nahcivan arasında ayrı ayrı " Çoruh,Posof çayı, Kura Nehri, Arpaçay, Aras Nehri" nedeniyle, ·Türkiye ve İran arasında, Aras, Sarısu,Karasu nedeniyle, ·Türkiye ve Irak arasında Dicle ve Fırat Nehirleri nedeniyle, ·Türkiye ve Suriye
arasında, Fırat,Asi Nehri, Afrin, çağçay suyu ve Kuveik
suyu nedeniyle zaman zaman ihtilaflar olmuş ve
anlaşmalara bağlanmıştır.
Görüldüğü üzere,Türkiye'nin coğrafi konumu itibariyle, ihtilaf alanları içinde sınır aşan suların da hiçbir ülkede olmadığı şekilde çok geniş bir periferi bulunmaktadır.Bu da ülke güvenliği ile ilgili sorunlar arasında dikkate alınması gereken ayrı ve önemli bir diğer faktördür.
Kullanılabilir su
kaynaklarındaki kirlenmeler dikkate alındığında, Orta Doğu'da bol su
kaynaklarına sahip tek ülke olarak Türkiye, stratejik bakımdan kuvvetli
bir pozisyona sahip olmaktadır. Bölge nehirlerinin büyük çoğunluğu
Türkiye'den doğmakta ve bu da Türkiye'ye kaynaklar üzerinde
etkili bir kontrol sağlama olanağı vermektedir.
Seyhan ve Ceyhan nehirlerinden
akan su miktarı ortalama günde 39 milyon m3 olup, bunun 23 milyon m3
kullanılmakta, 16 milyon m3 denize dökülmektedir.
Arap ülkelerinin
yüzeydeki su kaynaklarının toplamı 296 milyar m3.
Türkiye'nin yıllık ortalama su
potansiyeli 196 milyar m3 olarak hesaplanmıştır..2010
yılında bir diğer görüşe göre Türkiye'de kişi başına 2000m3 suyun
düşeceği var
sayılmaktadır
Suriye'nin, Fırat
üzerinden saniyede 500m3 su alması
kararlaştırılmış durumdadır, bunun %58 Irak'a bırakılacaktır, bu
faraziyeye göre hesaplanan su potansiyeli, 21,64
milyar m3/yıl olarak hesaplanmaktadır..Kişi
başına düşen su ise "çeşitli kaynaklara
göre" 1800 ile 3000 m3/yıl olarak
değerlendirilmektedir.
Yaklaşık 80 milyar
m3/yıl su potansiyeli olan Irak'ın, kişi başına düşen 5500 m3/yıl su
kapasitesi ile
bölgenin su kaynakları bakımından
zengin bir ülke olmasını gerektirmektedir.
Dicle nehrinin toplam
yıllık ortalama doğal akım
miktarı " 48.67" milyar m3 . Bu potansiyelin %52. Türkiye'de
oluşmaktadır.
Fırat ve Dicle
Havzalarının yıllık ortalama toplam potansiyeli 85.26 milyar m3. Bu
potansiyelin 56.60 milyar m3. ü Türkiye
sınırları içinde oluşmakta olup, müşterek havzanın %67 ni teşkil
etmektedir..
Görüldüğü üzere Türkiye uluslararası sözleşmelerden doğan vecibelerini yerine getirerek kendi topraklarından çıkan suların tasarrufunda komşuluk ilişkilerini gözetmektedir.Ancak küresel sorunlar dikkate alındığında, kullanılabilir su kaynaklarında ki daimi kirlenme ve artan ihtiyaçlarla, kaynaklar arasındaki ilişkide,ters orantılı bir durum devam etmektedir.Orta Doğu'daki su sorunu ile ilgili yorumlar içinde konunun ileriye yönelik hassasiyetine yer verilmekte olduğu da izlenmektedir!.
"Su
Savaşları" kitabının yazarları John Bulloch ve
Adel Darwısh'in tesbitlerine göre,Arap
ülkelerine ulaşan suların
%85nin Arap olmayan ülkelerden
gelmesidir.
Farklı bakış açıları içinde yapılan değerlendirmelerin ve rakamsal değerlerin, birbirine yakın sonuçlar verdiği görülmektedir. Türkiye'nin GAP yatırımlarını gerçekleştirmesini takip eden süreçte, terör eylemlerinin giderek hız kazandığı zaman aralığının suya yatırım yapıldığı dönemle örtüştüğü de hatırlanacaktır.
Olaylara tekrar genel hatları ile bakıldığında, yukarıda da ifade edildiği üzere, KAYNAKLAR VE İHTİYAÇLAR yalnız bölge ülkelerinin değil, ESAS OLARAK KÜRESEL GÜÇLERİN POLİTİK HEDEFLERİNDE YER ALMAYA BAŞLAMIŞTIR..
SU FAKTÖRÜ DE enerji ve diğer ham madde kaynakları gibi bu politik hedeflerin başında bulunmaktadır.
Amerikan ve Avrupa şirketlerinin
önümüzdeki on onbeş yıl içinde su kaynaklarının %65 / 70 ni
ele geçirmeleri ön görülmektedir.
Genel manzara içinde,ve güncel olaylar kapsamında, mahalli idareler yasası ile, merkezin vesayet yetkisinin daraltılması veya tamamen kaldırılması söz konusu olması durumunda, muhtemel gelişmelerin neler olabileceğinin, yukarıdaki örneğe göre değerlendirilmesi mümkündür.Bu bağlamda, Türkiye'nin yakın gelecekte neler ile karşılaşabileceğini de tahmin etmek hiç de zor görünmemektedir!..
DARALAN KAYNAKLAR İLE
ARTAN İHTİYAÇLARIN durumu doğru analiz edilmeden aceleci kararların
sonuçları ülkeye ve topluma büyük yükler getirebilecektir!..
|