|
(Açık İstihbarat : Bu yazının yazarı ve kaynağını
bilen okurlarımızın bildirmesini rica ediyoruz. )
Siyasi güç merkezlerinin değiştiğine inanan bazı zevat yeni güç merkezlerinin yanında olabilmek için birbirinin sırtından atlamaya başladı uzun zamandır.
Düzen değiştikçe kimlik değiştiren kadrolar şimdi de AKP'nin paçasına öyle bir yapıştı ki, hayretler içerisinde kalmamak mümkün değil. Bunlar iktidara ve çevresindeki güç merkezlerine nasıl yaranacağını şaşırdı.
Daha önce; geçmişin Marksistleri ile Siyasal İslamcılarının, liberalizm ve muhafazakar demokrasi kavramlarının harmanlanmasında buluştuğunu zaten ifade etmiştik. Geçmişin ülkücülerinin!!! içerisinden de bu koroya katılan bir zevatın olduğunu görmezden gelemeyiz.
***
Evet bunlardan bazıları da var ki, siyasi ve sosyal hayata ülkücü camia içerisinde merhaba dediler.
Paranın asla itibar görmediği bir ideolojik cenahın içerisinde bir fikir ve dava adamı olarak yaşamak zaman içerisinde bunlara yük gelmeye başladı. Aradıklarını bulamadılar.
Kendilerine yeni bir rota arayışına girdiler. Bu arayışları içerisinde önce "güç ve iktidar" mevhumu, ardından "para ve şöhret" mevhumu ile tanıştılar. Değerlerini nakde tahvil etmek konusunda hiç tereddüt etmediler.MHP'nin hiçbir mensubuna vaat edemeyeceği "para, kibir, şöhret ve lüksü" onlara kim vaat etmişse onların yanına koştular.
Sahiplerinin sesi, düzenin adamı, yeni sistemin bir parçası olmaktan çekinmediler.
Eleştirmenin maliyeti karşısında, itaat etmenin mükâfatı daha cazip geldi onlara...
Devlet BAHÇELİ'nin ifadesi ile medyada eski MHP'li kontenjanından yer tutan bu zevat birkaç yıldır "liberal" ya da "muhafazakâr demokrat" olduklarını kabul ettirmek için söylemedik söz, yazılmadık yazı, atılmadık takla bırakmadılar.
Her birinin eski MHP'li olarak anılması karşısında; nezaketimiz gereği yazdıkları yazılar, ağızlarından çıkanlar ve kendilerine kıble ararken yaptıkları yanlışlar adına özür dilemekten başka bir şey gelmiyor elimizden...
***
Bir tanesi çıktı oldukça iddialı bir röportaj da verdi.
Dedi ki
"Ben Türkeş'i hiç sevmedim. Ben hiç MHP'li olmadım"
Haklı o hiç MHP'li olmadı. Türkeş'i de hiç sevmedi. Zaten danışmanlığını yaptığı ÇİLLER'i de sevmemişti, DYP'li de olmamıştı.
Susurluğun arkasında durabilmek için söylenen
"Bu vatan için kurşun atan da, yiyen de şereflidir"
sözü de ona ait değildi. Şimdi de AKP'li değil, Başbakan'ı sevmediğine de eminiz. Yazı yazdığı Zaman Gazetesini de sevmiyor muhtemelen.. Neyi sevdiğini aslında çok iyi biliyoruz. Hani demiş ya "Ben hiç MHP'li olmadım" diye,
İyi ki hiç MHP'li olmayacağım dememiş. Belli mi olur MHP İktidarında da MHP'li olmak isteyebilir. Tabi kabul görmeyeceğini bilmesi isabetli olacaktır.
Bir diğeri var ki hızına yetişmek mümkün değil.
Ülkücü olarak başladığı siyasi hayatında savruldukça savruldu. Bugünlerde eleştirdiği askeri vesayetin çok yoğun yaşandığı 28 Şubat sürecinde, DSP'den milletvekili adayı olmuştu. Pek hatırlanmaz, hatırlatılmaz.
Mehmet Bekaroğlu onunla ilgili değerlendirmesinde
"Bakın, bu Şamil Tayyar tipi insanlara her dönemde rastlanır. Bilmiyorum, siz bu Tayyar'ı ne kadar tanıyorsunuz? Bu adam 28 Şubat'ta darbe şakşakçısıydı. 28 Şubat sonrasında yapılan 1999 seçimlerinde ara dönem partisi DSP'den milletvekili adayı oldu. Sonra bir başka 28 Şubat partisinden aday adayı oldu"
ifadelerine yer vermişti.
Bu beyefendi daha sonra da AKP'den aday olmak için başvurdu. Yani her şey oldu ama hiçbir şey olamadı siyasette. Geçenlerde bizi şaşırtan, korkutan, ürküten ve üzen bir açıklaması olmuş.
Bir soru üzerine ben hala "ülkücüyüm" deyivermiş. Ricamız o ki, en azından bunu yüksek sesle ifade etmesin. Belki hala şahsına itibar edenler vardır da koskoca bir camia zan altında kalabilir, ayıpları MHP hanesine yazılabilir.
Aslında ABDURRAHİM KARAKOÇ'u da yazmaktı niyetim ama Mete KILIÇ Bey benden önce davranıp yazdı.
Söylediklerinin üzerine eklenecek ya da çıkarılacak hiçbir şey bulunmuyor.
Bir tek şu soru var aklımda acaba Sayın Karakoç'un aile efradından birileri önümüzdeki seçimlerde AKP'den aday olabilir mi mesela?
Daha önce pek başarılı olmayan bu adayın bir sonraki seçimdeki adaylığını şansa bırakmak istemiyor olabilir mi acaba Sayın Karakoç?
Yakında zaten seçim var Akkoç, Karakoç anlaşılır!!
***
Saydıklarımız ve sayamadıklarımız seçişlerini yaptılar artık!!
Her seçiş aynı zamanda bir kaybediştir, umarım unutmazlar!!
Kazandıklarının muhasebesini kendileri eminim tutacaklardır ama kaybettiklerinin hayatın içerisinde nakdi bir bedeli olmadığını da bilmelidirler.
Zira insana gerçek itibarı HİÇ BİR SİYASİ İKTİDAR VE HİÇ BİR OTORİTE VEREMEZ.
|