Kuşatmayı Nasıl Yarabiliriz?- Bülent ESİNOĞLU
Osmanlının dağılma sürecinde en etkin rolü alan Ermeniler gene etkin bir şekilde sahnededirler. Kürt ayrılıkçıların tarikatlar ile bütünleşerek verdikleri savaş 1878 yılına çok benzemektedir. Çare; düşmanı ve birlikte olduğu güçleri halkımıza anlatmak. Halkımızın tam desteğine sahip olmak. Emperyalizmin hiçbir ülkeye demokrasi getirmediğini, emperyalizmden demokrasi gelmeyeceğini halkımıza anlatmak. Seçimler yolu ile bu kuşatmadan kurtulmanın bir yanılgı olduğunu halkımıza anlatmak. Sandığı onların koyduğunu sandıktan kendilerinin çıkacağını bilmek. coupons for cialis 2016 blog.nvcoin.com prescription drug cardssitagliptin phosphate and metformin hydrochloride sitagliptin phosphate monohydrate melting point sitagliptin phosphate side effectskamagra kamagra 100mg kamagra gel
Yaklaşık on yıldır, gelmekte olan dış ve iç tehdidi anlatmaya çalıştım.
Özelleştirme/mülksüzleştirme ile birlikte, dış güçlerin Türkiye’yi
federasyonlaştırma tehditlerinin eşzamanlı yürütüldüğünü, bunların her
ikisine birlikte karşı durmadan mücadelenin hayal olduğunu söyleyip geldik.
Sorunu yalnızca laiklik sorununa indirgeyerek, her türlü beladan sadece
ordunun gayretleri ile çıkılabileceği kolaycılığının netice vermeyeceğini
yazdım. Yazdık.
Şimdi geldiğimiz yer neresidir derseniz; halkımız kuşatıldı, devletimiz
kuşatıldı, ordumuz kuşatıldı.
Peki, bizim yapacak hiçbir şeyimiz yok mu?
Bazı çakma solcuların, kendilerine göre yaptıkları çözümlemeler sonunda* “
devrimler çağı kapandı”* deyip teslim mi olalım?
Öncelikle, bu kuşatmayı yarmak için meselenin yalnızca bir AKP ya da siyasi
iktidar meselesi olmadığını bilmememiz gerekir. Evet, siyasi iktidarın
emperyalist güçler ile yaptığı işbirliği kuşatmanın ana unsurlarından
biridir.
Ama olay sadece bu değildir.
İç tehdit ile dış tehdit artık tekleşmiştir. Emperyal güçler arasında,
Türkiye’nin parçalanması konusunda Osmanlıda olduğu gibi bir fikir birliği
oluşmuştur. Osmanlının dağılma sürecinde, 1878 yılına kadar, dış güçler
Osmanlının dağılması konusunda bir türlü anlaşmaya varamamışlardı. Fransa ve
İngiltere bir denge siyaseti gütmüşken, Çarlık Rusya’sı hemen parçalayalım
görüşündeydiler. 1878 Berlin Konferansında hepsi birden *“tamam
bölüşelim”*dediler.
Sonra aralarında, hangi toprak kimin olsun konusunda bir anlaşmazlık oldu
ama paylaşma konusunda tam bir mutabakat oldu.
Amerika ve Avrupa’dan yükselerek gelen dış tehdidin içerden gelen iç tehdit
ile eşzamanlılığı, bize kendi aralarında tam bir mutabakat olduğunu
göstermektedir.
Osmanlının dağılma sürecinde en etkin rolü alan Ermeniler gene etkin bir
şekilde sahnededirler. Kürt ayrılıkçıların tarikatlar ile bütünleşerek
verdikleri savaş 1878 yılına çok benzemektedir.
Çare; düşmanı ve birlikte olduğu güçleri halkımıza anlatmak. Halkımızın tam
desteğine sahip olmak.
Emperyalizmin hiçbir ülkeye demokrasi getirmediğini, emperyalizmden
demokrasi gelmeyeceğini halkımıza anlatmak. Seçimler yolu ile bu kuşatmadan
kurtulmanın bir yanılgı olduğunu halkımıza anlatmak. Sandığı onların
koyduğunu sandıktan kendilerinin çıkacağını bilmek.
Bizim temel sorunumuzun şimdi demokrasi olmadığını, yurdumuzu bu kuşatmadan
kurtarmak olduğunu bilmemiz gerektiğini anlatmak.
Kendi halkımızı emperyalizmin elinden almadan hiçbir savaşı
kazanamayacağımızı bilmeliyiz.
Türk ulusu bunu bir kez yaptı. Tüm dünyaya örnek oluşturdu. Gene yapacaktır.