|
08 Mart Pazartesi günü Taraf aşağıdaki manşetle çıktı :
"Erdoğan'ın Yatak Odasını
Dinlediler"
Haberde; Vatansever Kuvvetler Güç Birliği
Hareketi (VKGBH) ile ilgili dava dosyasında yeralan bir konuşmaya
dayanarak, Erdoğan'ın yatak odasının bile dinlendiği iddia ediliyor.
VKGBH üyeleri Zeki Balaban ile Halit Bozdağ arasında geçen ve
dava dosyasına giren görüşmede , "Başbakan'ı yatak odasına kadar
dinlemişsiniz" ifadesi sonrasında ikili arasında geçen
konuşmada, tarafların yatak odasını değil, Başbakan'a ait 506'lı bir
numarayı dinletmekten sözettikleri anlaşılıyor.
Taraf'ın
manşetinin altındaki spotun başlığı ise;
"Kartlardan
Dinleme Var"
Taraf; manşette Başbakan'ın yatak
odasına, spotta, cebindeki telefona işaret ediyor.
Başbakan'ın
dinlendiği iddiaları ise yeni değil. Jandarma'daki teknik istihbarat
dairesinin dağıtıldığı günlerden bugüne 2000'li yılların
başlarının en gözde Ankara şehir efsanesi, "Ergenekon"
sürecinde de defalarca dile getirildi, iddianamelere girdi.
Taraf'ın bu kadar eski bir iddiayı; bir dava dosyasından
kes-yapıştır kitap yazan bir gazetecinin (Yeni Şafak Gazetesi Ankara
Haber Müdürü Abdülkadir Selvi) kitabına dayandırarak; hem de iki
ne idüğü meçhul kişinin konuşmasını teyit etme ihtiyacı bile duymadan
bu şekilde manşete taşımasının arkasında manşet bulamama sıkıntısı
yatmadığına eminiz.
Taraf; hizmet ettiği odaklar adına açıkca
Başbakan'ı tehdit ediyor.
Başbakan'ı bel altından vuruyor.
Taraf'ın bu Başbakan'ı ilk tehdit edişi değil.
Tayyip
Erdoğan'a; "Ergenekon" sürecinde geri adım atmaması yönünde Fehmi
Koru'dan; Ali Bayramoğlu'na kadar telkinde bulunan çok oldu ama onu
açıkca tehdit eden tek kişi vardı:
Ahmet Altan
Bülent
Arınç'a suikast iddiası paralelinde "kozmik oda" günlerini yaşadığımız
günlerde; 07 Ocak 2010 tarihli "Ergenekon ve Ankara" başlıklı
yazısından aynen okuyalım:
Hükümetin içinde gerçekten de böyle bir “kanat”
varsa ve iktidar bu yaklaşım doğrultusunda davranırsa, bu onların
“intiharı” olur.
Siyasi bir intiharı kastetmiyorum.
Fiziksel bir yok oluştan söz ediyorum.
.......
Eğer Ergenekon soruşturmasını
savsaklar, kendi içlerinden bazı adamların laflarına uyarak “orduyla
iyi geçinip” yargıyı kozmik odalardan geri çekerlerse, o “arabalar”
evlerinin önünde patlar.
O arabaları patlatacak çok adam
bulunur o zaman.
Bugün birçok “patlatıcı” yakalanma
korkusuyla geri duruyor.
Yakalanmayacaklarını,
korunacaklarını anladıkları anda harekete geçerler.
Siyasi suikastlar arka arkaya
gelir.
... Aklı varsa, o “dost öğütlerinde”
patlayan arabaların sesini duyar. Unutmasın ki Ergenekon’u
soruşturmak, ordunun içindeki “tuhaf” yapıyı ortaya çıkarmak,
sadece Türkiye’yi değil, kendisinin ve arkadaşlarının
hayatını da kurtaracak.
| Görüldüğü üzere; bir yazı
içerisinde ülkenin başbakanına üç kere "ölürsün" deme lüksüne
sahip Ahmet Altan'ın; babasının malı gibi kullandığı Taraf gazetesinin
manşetini bu sefer de Erdoğan'a bel altından vurmak için kullanması
eşyanın doğasında gizli.
Hatta dikkatli gözler için, o manşette,
Erdoğan'a çok daha derinden iletilen bir mesajda sözkonusu. Bu şekilde
Ahmet Altan; Erdoğan'ın özel hayatı ile bugüne kadar çeşitli imalarda
bulunan ve "Ergenekoncu" olmakla suçlanan Yalçın Küçük'le aynı çizgide
buluşuyor.
Eski "Gladio" ; yeni "Gladio"'ya dönüşüp; yeni
kalemşörler bulurken daha çok garabete tanık olacağız.
Açık
İstihbarat
|