|
08 Mart'ı 09 Mart Salıya bağlayan gece Star'da yayınlanan Arena programında Uğur Dündar ve "soruşturmacı gazeteci" (!) Nedim Şener 'in konuğu Zeki Alasya ve Metin Akpınar idi.
Suya sabuna dokunmadan muhalif görüntü vermenin en şık yollarından biri olsa gerek, gece boyunca eleştirel boyutta bir kabare havasında gündem yorumlandı. İzleyenlerin içi neşe ile doldu.
Her programında yaptığı üzere "Ergenekoncu" olmadığını kanıtlamaya çalışan Uğur Dündar'ın bu şen şakrak muhalif programında satır arasında sarfettiği bir cümle "Ergenekon" sürecinin baştan kurgulanan bir tertip olduğunu savunanların tezini destekledi.
"Ergenekon" sürecinde atılan çamurlara manşetten; dava sürecinde bu çamurların nasıl temizlendiğine ise arka sayfalarda iki üç satırla şahit olduğunuz için bu davanın taraflarının en önemli tartışma konularından birinden haberdar olmayabilirsiniz.
Bu davanın sanıkları başından beri "Ergenekon" sürecinin, baştan planlı bir tertip olduğunu ve Ümraniye'de bulunan bombaların sadece bu işi fitillemek için kullanıldığını savunuyorlar.
Savcılık kanadı ise bu iddiayı yalanlıyor ve Ümraniye bombaları ile doğal bir süreç başladığını ve sonrasında yaşananların çorap söküğü gibi sıra peşi sıra geldiği; ortada bir tertip olmadığı iddiasında. Öyle ki; savcılık, "Ergenekon" isminin sanıklarda çıkan belgelerde olması sonrası bu ismin kullanılmaya başlandığını iddia etmekte.
Halbuki; "Ergenekon" örgütüne üye olduğu iddia edilen sanıkların kendi aralarında yaptığı tek bir konuşmada tek bir "Ergenekon" ismi geçmemekte.
Keza; savcıların içinde "Ergenekon" ismi geçiyor dediği belgelerin ilk Aslı Aydıntaşbaş ve Fehmi Koru'nun elinden yayıldığı yine mahkeme sürecinin ortaya koyduğu gerçekler.
Yaşanan sürecin; Ümraniye'deki bombaların bulunması ile gelişen tesadüfi bir süreç değil, baştan tertipli bir süreç olduğu iddiasının bir çok kanıtını ortaya konuldu bugüne kadar.
En çarpıcılarından bir tanesi; Ümraniye'deki bombaların bulunduğu sırada çekilen görüntülerdi.
Mahkemede de izlenen bu görüntülerde , aramayı yapan polislerin,
"Hele bu bir Ergenekon olsun, ........."
şeklinde hakimler aleyhine ağır küfürler ettiği duyuluyordu.
Bu sürecin isminin baştan "Ergenekon" olarak tespit edildiği ve tertiplendiğini savunanlar açısından, Ümraniye'deki bombaların aranma görüntüleri fazlası ile net.
Bir diğer kanıt ise Uğur Dündar'ın ağzından yukarıda belirtilen program sırasında çıktı.
Kendisinin nasıl "Ergenekoncu" olmadığını, aksine bu sürece nasıl destek verdiğini anlatmaya çalışırken Uğur Dündar şunları söyledi:
"Ümraniye'deki bombalar bulunduğunda, muhabirimi yollayıp ilk haberleştirmeye çalışan benim. Ama o zaman Savcı Öz bana, "bekleyin Uğur Bey daha çok ünlü insanlar gelmeye başlayacak. O zaman haberleştirirsiniz" dedi."
Gördüğünüz üzere; yüksek karakterli ve üstün akıllı büyük savcı Zekeriya Öz, aynen Ümraniye'deki bomba aramalarını yapan polisler gibi, daha o günden bu sürecin büyüyeceğinin, "daha çok ünlü insanların" içeri alınacağının farkında.
"Ergenekoncu" olmadığını kanıtlamaya çalışırken, "Ergenekon" sürecinin içyüzünü ortaya koymak adına önemli bir deşifrasyonda bulunan Uğur Dündar istemeden de olsa önemli bir "soruşturmacı gazeteciliğe" imza attı.
Açık İstihbarat
|