|
Her şey "değişim" kavramı içerisinde ve Türk devleti
dıştan zorlanan bir plan dâhilinde çözülmeye mahkûm ediliyor.
Kurtlar Vadisi gibi televizyon dizileri
ile böylesine hukuk dışı bir yapılanma iç ve dış menfaat çevreleri
tarafından hem özendirilmekte hem de
desteklenmektedir.
Çünkü OECD istatistiklerine göre; Avrupa ve Amerika
gibi kıtalardaki batı ülkelerine oranla en küçük devlet Türkiye
Cumhuriyeti”dir.
Kendi devletlerini güçlü ve büyük tutan batılı
emperyal ülkeler sıra Türkiye”ye gelince, Osmanlı İmparatorluğu”nun
bugünkü mirasçısı Türkiye”yi daha da küçültmenin yollarını
aramaktadırlar.
Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan
reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi
olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan
içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif yönlendirmesi
yapmaktadırlar.Böylesi dış merkezli bir emperyalist oyuna
bütünüyle Türk toplumu alet edilmek istenirken Türk ekonomisinin köşe
başlarını tutan kadrolarla medyada etkili olan işbirlikçi mandacı
gruplar, ülkemizi böylesi bir maceraya doğru el birliği ile
sürüklemektedirler. Yüzyıllar önceden hazırlanmış bir
plan ve bu doğrultudaki proje uğruna büyük bir ulusal kurtuluş savaşı
vererek kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir.
Bu gerçek artık saklanamayacak kadar açık ve net bir biçimde
Türk kamuoyunda kesinlik kazanmıştır.Hiç kimse cumhuriyet
yıkıcılığı ya da Türkiye düşmanlığı yaptığını kabul etmiyor.
Değişim sözcüğünün sihirli görünümünün arkasına sığınan ikinci
cumhuriyetçiler, maddeci işbirlikçiler, alt kimlikçi federasyoncular,
ılımlı İslamcı görünümlü şeriatçılar, emperyalizm ve Siyonizm ile her
türlü işbirliğine açık olan oportünistler (fırsatçılar) koalisyonu
elbirliği ile Atatürk”ün cumhuriyetine saldırmaktalar ve kültürel alt
kimlikçilik dış desteklerle hortlatıldığı gibi kayıt dışı ekonominin
sağladığı olanaklarla yeraltı ilişkileri doğrultusunda birçok mafya ve
benzeri hukuk dışı çıkar örgütlenmelerinin de gündeme geldiği
görülmektedir. Böylesine olumsuz bir süreç
içinde ülkenin birliği ve bütünlüğü tehlike altına sürüklenmekte,
yetmiş beş milyonluk bir milletin gelecek güvencesini sağlamakla
görevli Türk devleti her gün biraz daha gerileyerek devre dışı
kalmaktadır. Bu aşamada Türkiye”yi yöneten bir zihniyet, yeni
dönemin plan çalışmalarında devletin küçültülmesini ana hedef olarak
ilan etmektedir. Bu tür bir hedef belirleme, şimdiye kadar yarısı
tasfiye edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geri kalan diğer
yarısının da tasfiye edilmek istendiğinin en açık göstergesidir.
Sürekli olarak dış baskılarla iyice küçülmüş olan Türkiye
Cumhuriyeti devletinin geleceği ile ilgili planlama çalışmalarına
devletin küçültülmesi ana hedef olarak belirlenirse, bu gelecekte
Türkiye Cumhuriyeti”nin ulusal ve üniter yapısının ortadan kaldırılmak
istendiğinin en açık göstergesi olarak anlaşılmasıdır.
Batı ülkelerinde devletin
ekonomideki ağırlığı ortalama olarak yüzde 40 ya da 50 oranında
olmasına rağmen, Türkiye”deki devletin ekonomideki büyüklüğü son
yıllarda yüzde 20”lerden yüzde 10”lara doğru küçülmüştür.
Avrupa Birliği sürecinde yani bir
Yugoslavya modeli yaratarak Türkiye”nin ülkesini bir Sevr haritasına
dönüştürmek isteyenler, bu doğrultuda devletin küçültülmesi için
sürekli olarak baskı yapmaktadırlar. Avrupa Birliği”ne paralel olarak
IMF ve Dünya Bankası gibi uluslar arası kuruluşlar da Türk devletinin
küçültülmesi için devletin yetkili organlarını baskı altında
tutmaktadırlar. Kabuk devlet suçlamaları ile medyadaki
papağanlarını Türk devletinin üzerine süren emperyal merkezler kendi
devletlerini daha da büyütmenin arayışı içindedirler. Bu
doğrultuda dünyanın her bölgesini sömürge durumuna düşürürlerken,
Türkiye”yi de iyice küçülterek çeşitli eyaletlere bölebilmenin çabası
içindedirler. Büyük Avrupa, Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail gibi dünyanın
merkezini içine alacak bölgesel federasyon planlarına Türkiye”nin
ülkesini merkez yapmak isterlerken, bu ülkenin üzerinde kurulu bulunan
Türk devletinin ortadan kaldırılmasına giden yolu açmak
istemektedirler.Demokrasi, küreselleşme, değişim gibi sihirli
sözcüklerle Türk Devleti yavaş yavaş ortadan kaldırılmakta, gelecekte
bir dış destekli federasyona giden yol açılmaya çalışılmaktadır.
Batılı merkezlerin hepsi bu doğrultuda çalışırken,
Yugoslavya”dan sonra dünyanın merkezinde kurulmuş olan Türk devleti de
tasfiye edilmek istenmektedir. Son yıllarda reform adı altında gündeme
getirilen bütün yasal düzenlemelerinin devletin merkezi gücünü ortadan
kaldırdığı, parçalı bir yapıyı ortaya çıkarabilmek üzere merkezin
yetkilerinin sürekli olarak yerel yönetimlere devredildiği artık iyice
görülmektedir. Tablo kesin hatları ile belli olduğuna
göre, Türk devletinin geleceğine bir büyük ulusal kurtuluş savaşı
vermiş olan Türk milleti karar verecektir. Türk milleti ulusal ve
üniter cumhuriyet devleti tasfiye edilirken, bu gidişe bir dur
diyecek, ulusal egemenliğine sahip çıkarak yeni yüzyılda da bağımsız
Türkiye Cumhuriyeti”nin çatısı altında yaşamını sürdürecektir. Artık
devleti ve cumhuriyeti ortadan kaldırmakta olan bu reform görünümlü
deforme sürecine Türk Milleti acilen "dur"
demelidir. Not: Bu yazı, bir kamu hukuku profesörünün
Türk kamuoyuna uyarısıdır.
|