Siyaset2 Mart 2010 00:00

Köşe Yazarları Korktunuz mu? - Savaş Süzal

Geçen hafta içinde Turkuaz gurubu diye tarikatçıların ABD Kongresinde düzenlediği toplantıya gittim beni içeri almadılar. Tartışmadım bile, ayrıldım. Önceden bildirmeme rağmen listede adım yoktu, sordukları kişilerde olumlu yanıt vermedi. Beyaz Saray, Kongre ve Dışişleri Bakanlığına ait basın akredite kartlarımı göstermeme rağmen toplantıya sokulmadım. ABD’de bir gazeteci bir toplantıya kaydını yaptırmamış olsa bile basın kartını gösterince içeri alınır. Bu durum basın mensuplarına andıç uygulamasından şikâyet eden tarikatçıların örnek bir uygulaması. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciediscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisclaritin mazilo speeddatingmixers.co.uk claritin mazilorenovation vejle site renova

Köşe Yazarları Korktunuz mu?

Savaş Süzal - Haber Gazete

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

02.03.2010


Tayyip Erdoğan’ın gazeteciler hakkında yaptığı konuşmayı dinlerken gülmemek için kendimi zor tuttum. Başbakan gülmeden espri yapabilen bir adam. Halkımız şimdiye kadar gelmiş geçmiş en komik bu politikacısının hakkını yiyor. 

Bir gün önce demokratikleşme diyor ardından herkes her istediğini yazamaz diye bas bas bağırıyor, patronları tehdit ediyor.  Erdoğan’ın İmam hatipteki ve Akademideki hocalarını da merak etmiyor değilim yani. Adamı demokrasi diye kandırıp faşizmi öğretmişler.  

          Yanındaki yağcılarda her halde, “sayın başbakanım demokrasilerde basın ve ifade özgürlüğü temel öğedir. O olmazsa demokrasi olamaz” demeye korkuyor. 

Tayyip Beyin okumayı sevmediğini biliyoruz. Ama bazı cahil yağcılar patronlarının her gün büyük bir gaf yapmasına neden oluyor. Bence gizli gizli altını oyuyorlar.  Neyse yakında durum uluslar arası insan hakları ve özgürlükleri savunan kurumların raporlarına konu olur inşallah.  

Geçen hafta içinde Turkuaz gurubu diye tarikatçıların ABD Kongresinde düzenlediği toplantıya gittim beni içeri almadılar. Tartışmadım bile, ayrıldım.

Önceden bildirmeme rağmen listede adım yoktu, sordukları kişilerde olumlu yanıt vermedi. Beyaz Saray, Kongre ve Dışişleri Bakanlığına ait basın akredite kartlarımı göstermeme rağmen toplantıya sokulmadım.

ABD’de bir gazeteci bir toplantıya kaydını yaptırmamış olsa bile basın kartını gösterince içeri alınır. Bu durum basın mensuplarına andıç uygulamasından şikâyet eden tarikatçıların örnek bir uygulaması.

Ben, Washington’da özellikle Kongre binası çatısı altında ki bu uygulamayı kongre gazeteciler cemiyetine duyurdum. Sanırım herkese açık olan ABD Kongresinden bu gurup bir daha salon kiralayamaz.        

          Gelelim Washington’da olup bitenlere.

ABD içerde ekonomik kriz ve genel sağlık sigortası ile boğuşuyor. Ekonomide düzelme belirtileri var. Örneğin ev fiyatları yükseliyor. Büyüme beklenen düzeyde. Federal Rezerv faiz hadlerini artırma hamlesine başladı.

Ama işsizlik sorunu henüz halledilmiş değil, muhalefet ve halk sabırsızlık içinde Obama’yı değerlendiriyor.  Büyük bir olasılıkla gelecek yılki Meclis ve senato üçte bir yenileme seçimlerinde Demokratlar sandalye kaybecek.  

Ancak, Obama ve partisi bu yıl içinde genel sağlık sigortasını gerçekleştirebilirse ABD’de sağlık hizmetlerini yoksul halka kadar uzatmış olacak. Bu da oy oranını ve hatta ikinci dönem başkanlık seçim şansını artırabilir.  Tabii bu bir yıl içindeki gelişmelere bağlı.

ABD şu aralar dış politika açısından iki konu için ilgileniyor. Bunlardan birincisi Afganistan ve Irak’tan çıkması, ikincisi İran ile tepişmeden anlaşmak ve orta doğuda barışı sağlamak. Amerika İsrail’in dolduruşlarına da bu bakımdan gelmemeye çalışıyor.

Afganistan’da Taliban ile el altından pazarlıklar devam ediyor. Aynı şekilde Saddam’ın ordusunda görev yaptıkları için atılan subaylar, Bağdat hükümeti tarafından yeniden göreve çağrıldı. ABD bir an önce bu ülkelerden askerlerini çıkarmaya çalışıyor.

Yani ABD’nin yeni düzeni Irak ve Afganistan’da tutmadı. Bizde tutmuş gibi görünmesine rağmen, bence yakın zamanda Ampul planının da bizde tutmadığı anlaşılacak ve şimdilik yakıp yıktıkları sistemden geri kalanlarla anlaşmak için çaba harcayacaklar. Bu konuda işaretler var. Şimdiden yalaka ve yardakçılara duyurulur.  

Ermeni soykırımı burada sıcak gündem maddesi.

Ermeniler CBS televizyonun itibarlı programı “60 dakika”da konuyu işlediler. Programın sunucusu bile öylesine yanlı bir programda soru sormadı sanki inandığı bir davayı savunan avukat rolü oynayarak Türkleri suçladı. Ermenilerin eski yalanlarına yenileri eklendi.  

Bu konuyla mücadele için Ampul takımı Washington’a iki heyet yolladı.

Birincisinde Murat Mercan ikincisinde AB’nin adamı ve Alman Marşal Vakfının eski temsilcisi AKP’li Suat Kınıklı var. 

Ben bu heyetlerin Amerika’da normal mevsim sonu indirimli alışverişler dışında siyasete bir etki yapacağına inanmıyorum.

Bırakın onları Ankara’dan Başbakan gelse artık ABD üzerinde etkisi kalmadı. Zira artık Türkiye resmen ABD’nin ve AB’nin siyasi nüfuzu altında, işgal edilmiş, kukla bir hükümetle idare edilen esir devlet. Irak ve Afganistan’da kurdurdukları hükümetler bile bizimkilerden onurlu.  

Türkiye’nin dibe inişi hızlandı. Dibe vurmamız için bir iki katman kaldı. Dibe vurunca nasıl olsa yukarı çıkmaya başlayacağız. Hiç olmazsa yukarı çıkarken Türkiye’nin başında bunlar olmayacak.

















Açık İstihbarat @ 2010