|
Tayyip Erdoğan'ın ; dün itibarı ile yaptığı duyuru , erken
seçimin örtülü ilanıdır. Bu aynı zamanda Erdoğan'ın en
yakınındaki isimler aracılığı ile siyasi vertigoya sokulacağı sürecin
başlangıcıdır.
Erdoğan; Mart ayı sonuna kadar kısmi Anayasa
değişikliği ile ilgili paketlerini Meclise sevkedeceklerini duyurdu.
Sözkonusu değişiklik paketi ile ilgili sözün gündeme düşmesi
ile birlikte; muhalefetin de desteği ile, kamuoyu algısı bu
referandumu bir "AKP'ye evet/hayır" referandumu olarak
algılayacak şekilde şekillendirilmeye başlandı.
Bu algıyı
Tayyip Erdoğan'ın "hodri meydan" olarak göreceği ve bu
şekilde yönlendirilebileceği açıktır.
Geçenlerde "Tecrübe
Konuşuyor" programında Bülent Arınç bir rapor çıkardı ve "bunu
Başbakan bile henüz görmedi" vurgusu ile ellerindeki son anketin
kapağını gösterdi ve bu ankete göre oylarının %40 civarında olduğu ile
övündü.
Erdoğan'ın görmediği şeyleri görme AKP'de çok
az isme nasip olan bir lüks. AKP'yi oluşturan trionun bir
ayağında Arınç varsa, diğer ayağında da Gül mevcut.
Bu iki
ismin Erdoğan'a; Meclis'in devrede olduğu iki kritik süreçte nasıl
çalım attıkları, çarığına nasıl çakıl taşı olarak girdiklerini
hatırlayın.
Irak tezkeresinin Meclis'ten geçmemesinde; Gül'ün
sahne önünde ve arka planda farklı oynamasının rolü olduğu hep
konuşuldu. Keza; Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde, Erdoğan'ın Gül
dışında bir adaya oynama alanını Bülent Arınç daralttı.
Bu iki isim; sistemin (bunu istediğiniz gibi okuyun)
Tayyip Erdoğan'ın yanında konuşlandırdığı manivelalardır.
Düşmanını köşe yazarlarında, dışarıda arayan Erdoğan'ın en yakınına
bakması gerektiğini hatırlatan isimlerdir.
Ve önümüzdeki
süreçte; Erdoğan'ı seçime sürükleyecek olan da bu iki isim olacaktır.
Arınç'ın rolü ; Erdoğan'ın kendisine güvenmesi
gerektiğinden daha fazla güvenmesini sağlamak, frenlerinin ayarları
ile oynamaktır.
Elinde tuttuğu ve "Erdoğan'ın bile
görmediği" kamuoyu yoklamaları, Erdoğan'ı seçime ikna yolunda
şişirilen yoklamalardır.
Gül'ün rolü ise;
Erdoğan'ın siyasi vertigoya sokulacağı süreçte, "aklı selim"
temsilcisi olarak, sistemle "dış bacağı güçlü ama daha
laik" adam olarak masaya oturup, yeni siyasi dizaynın
altına imza atma olacaktır.
Gül ; tabiki bunu, kendisine
pastadan bir dilim almadan yapmayacaktır. O dilim; Cumhurbaşkanlığı
süresinin üzerindeki tartışmaların (5 sene mi, 7 sene mi) rafa
kaldırılarak, 2014 yılını görmesinin sağlanmasıdır.
Erdoğan'ın
Mart ayı sonu itibarı ile TBMM'ye sevkedeceklerini duyurduğu anayasa
değişikliği paketinin genel kurula inmesi ile ilgili oylanmalarının
tamamlanması süreci en iyimser tahminle bir ay sürecektir.
Bu
dönemde; siyasi polemik , özellikle bu gibi süreçlerde en kritik
görevlere talip MHP gibi partilerin katkıları ile "hodri
meydan" kıvamına çok rahatlıkla gelebilir. MHP'nin dışarıdan
yapacağı katkı; içerden Arınç ve gibilerinin Erdoğan'a özel divanlarda
yapacağı "yürü çocuk, bu bizim davamız, bu günler için
buradasın" söylemleri ile desteklendiğinde; Erdoğan'ın,
"seçim zamanında yapılacak" söylemlerinden "er meydanına"
çekilmesi zor olmaz.
Görünürde geçecekmiş gibi gözüken Irak
tezkeresini Meclis'ten geçirmeyen AKP içi dinamikler; Anayasa
değişikliğini referandum götürmek için gerekli 330-366 bandını
temin ettiği takdirde, referandum kaçınılmaz olur.
Bu durumda
iki olasılık mevcut olur:
1) Erdoğan;
referandum sandığının yanına bir de erken seçim sandığı koyulmaya ikna
edilir
2) Referandumdan çıkacak %50'nin
üzerinde bir oy Erdoğan'a "AKP'nin oyu" olarak satılır ve
referandumun hemen sonrasında bir erken seçime ikna edilir.
Erdoğan'ı erken seçime ikna etmek; 2012 yılını, daha
kontrollü bir siyasi tablo ile karşılamak isteyenlere zaman
kazandırmak adına önemlidir.
2012 yılını; bir
Cumhurbaşkanlığı seçimi kargaşası ile birlikte yaşamak istemeyecek
olanların, Gül ile pazarlığa oturacakları konu başlığı da açıktır.
Bu güçler; Gül-Erdoğan dengesinin bütün psikolojik kodlarına
en ince ayrıntısına kadar hakimdir ve sonuna kadar bu kodları
kullanacaklardır.
Gül'ün görev süresi üzerindeki tartışmaların
kaldırılması karşılığında; Erdoğan'ın kontrol dışı çıkışlar
yapabildiği tahtından, yemeği paylaşması gerekeceği masaya
oturtulması herkesin işine gelebilir.
Bu tablo;
Çankaya'daki süresini uzatacak Gül'ün de, AKP'de Erdoğan sonrası
dengelere oynayan Arınç'ın da işine gelir.
Erdoğan'ın dünkü
sözleri , bu dinamikler eşliğinde okunduğunda; Türkiye'nin en "iyi"
ihtimal yazın, en "kötü" ihtimal sonbaharda bir erken seçim sandığı
ile karşı karşıya kalacağının ilanıdır.
Açık
İstihbarat
|