|
Yeniçağ gazetesi manşetten büyük harflerle
soruyor:
"Kim
bu 35 Amerikalı?"
CHP Milletvekili Ali Rıza Öztürk
soruyor:
"5 Kasım 2007 Erdoğan-Buş Oval Ofis görüşmesinden
sonra Ankara'ya gelen 35 kişilik üst düzey ABD subay ya da
istihbaratçıları, üç aylığına Türkiye'ye gelmiş oldukları iddia
edildiği halde, bunlar geriye dönmüşler mi? Dönmemişlerse neden
dönmemişlerdir?" İçişleri Bakanı Beşir Atalay cevap
veriyor:
"Bende bir bilgi yok o konuda, bir bilgim
yok" Konuşma şöyle devam ediyor:
ÖZTÜRK: O
zaman "yok" deyin
ATALAY: Bilgim yok ki cevap
vereyim
ÖZTÜRK: İçişleri Bakanı olarak sizin bilginiz
yok???
ATALAY: Bak, o konuda bir bilgim yok, size vereceğim bir
cevap yok.
ÖZTÜRK: Kimin bilgisi olacak Sayın
Bakan?
ATALAY: Yani geldiyse, gelmediyse
bilmiyorum.
ÖZTÜRK: Yalansa tekzip et, değilse
açıkla.
Bu konuyu bile bilmeyen bir Bakana Kamu Düzeni ve Güvenliği'nin emanet
edilmesini kamuoyunun takdirine bırakıyorum. CHP
Milletvekili Atilla Kart soruyor:
"Bu 35 kişi konusu çok
önemli. Islak imzadan darbeye geldik. İhbar mektupları postaneden
gönderiliyor. Ama kim? MİT bilmiyor, İçişleri bilmiyor, Dışişleri
bilmiyor. Türkiye illegal bir karargahtan mı
yönetiliyor?" Sağır sultanın duyduğu Amerikalı
istihbarat subaylarından Sayın Bakan'ın haberi
yok. +++++++++++++++++++++++++++++++++ Aydınlık
Dergisi, Bakan Atalay'ın bilmediği (!) 35 CIA ajanının yerini
açıklıyor:
Emniyet Genel Müdürlüğü
............................. bürosu
(Açık İstihbarat : Dört sebepten
dolayı Aydınlık'ın yayınladığı uydu fotoğrafını ve tam adresi
yayınlamıyoruz:
1) CIA'yi ve kendi ülkesine karşı bu örgütle
çalışmayı sindirebilen zihniyeti işaretlerken; kendi kurumlarımızı ve
bünyelerindeki namuslu personeli işaretlememek adına
2) Bu tarz
bilgi sızdırmalarında; bilgiyi sızdıran odağın, "doğru bilgi, yanlış
adres" prensibi çerçevesinde bilgiyi doğru, adresi yanlış vererek,
hedefindeki kurumla sızdırdığı odak üzerinden sembolik mesajlaşma
yöntemi kullanma olasılığını gözönüne alarak
3) Sözkonusu
adresle ilgili farklı iddialar olması ve nihayetinde önemli olanın
adresin ne olduğu değil, bu tarz bir karargahın varolduğu gerçeği
olduğunu düşündüğümüzden
4) Açık
İstihbarat'ın; ilgili kurumlara ve yöneticilerine
bütün eleştirilerine rağmen; prensip gereği kendi devletinin
kurumlarını ve çalışanlarını güvenliklerini ve gizliliklerine zarar
verecek operasyonel/taktik düzeyde asla deşifre etmeme
politikasına sahip olmasından. Bu politika yabancı devlet
kurumları/birimleri ve ilgili çalışanları/ajanları için geçerli
değildir.)
Ergenekon tertipleri, operasyonlar,
silah cephane gömme işleri, sahte belgeler, 5000 sayfalık darbe
planları burada
hazırlanıyor. +++++++++++++++++++++++++++++++++ 5
Kasım 2007'de Oval Ofis'teki buluşmada Tayyip Erdoğan, Buş'tan
Ergenekon'un düğmesine basılması talimatını aldı.
Yandaş
gazeteci Fehmi Koru, Yeni Şafak'taki köşesinde bunu açıkladı, Kanal 7
TV'de tekrar etti. Ergenekon tertibinde, yani Türk
Ordusu'na saldırıda Emniyet içindeki Fethullahçı ekibe yardımcı olmak
üzere 35 üst düzey CIA-Pentagon yetkilisi Ankara'ya
geldi. Aydınlık Dergisi, 16 Mart 2008 tarihli sayısında
bu olayı haberleştirdi.
35 kişilik ekip, başında bir
Amerikalı Tümgeneralin bulunduğu ODC ile irtibat halinde çalışmaya
başladı.
Daha sonra ..................
yerleştiler. ++++++++++++++++++++++++++++++++++ Genelkurmay,
18 Mart 2009'da İçişleri Bakanlığı'na "Özel Büro'nun Faaliyetleri"
başlıklı bir yazı gönderdi.
Yazıda, Amerikan
ajanlarının yetki ve görev sahası dışına çıkarak bazı yerel
yöneticileri ziyaret ettikleri, bilgi istedikleri
bildirildi. 28 Mayıs 2008 tarihli Bartın Halk Gazetesi,
Bartın'ı ziyaret eden Jason White adlı bir Amerikalının kimliğini
açıklıyor.
Bir Emniyet yetkilisinin verdiği bilgiye göre,
rütbesi yüzbaşı ve kendisine Terörle Mücadele Şube Müdürü eşlik
ediyor. Bu sadece buzdağının görülen bir kısmı. Adamlar tüm yurtta
faaliyet gösteriyor. Örneğin Poyrazköy'de kazılar
başlamadan 17 gün önce ABD Konsolosluğu'na ait bir aracın askeri
bölgede dolaşıp fotoğraflar çektiği ve bu durumun jandarmaya ihbar
edildiği belgelendi. Bu konu, kabul edilen iddianameye de
girdi.
Poyrazköy'de bulunan silah ve mühimat üzerindeki parmak
izleri SAT Gurup Komutanlığı'ndaki tüm personelin parmak izleriyle
karşılaştırıldı. İzlerin 203 personelin hiç birisine ait olmadığı
ortaya
çıktı. ++++++++++++++++++++++++++++++++++ Atilla
Kart şöyle diyor:
"Bilmiyorum ne demek? Kendisi Bakan değil mi?
Sorumluluğunun bilincinde değil mi? Taşeron bir Bakan mı?
Bu
uzmanların sayısının 35 olduğu ifade ediliyor. Ancak bu sayı 85'e
çıktı mı, bilmiyoruz, açıklanmalı.
Bunlar illegal bir
karargahta mı görev yapıyorlar, Türkiye'yi kimler
yönetiyor.
Soyut darbe iddiaları, yargıya baskı gibi son
günlerde sıkça tartışılan konuların cevap anahtarı işte bu sorularda
gizli
|