|
Herşeyden önce, TİAK nedir bilmeyenler için kısaca açıklayalım
istiyoruz.
TİAK, Televizyon İzleme Araştırma Kurulu IAA
Uluslararası Reklamcılık Derneği şemsiyesi altında 1992 yılında
oluşturulmuş Reklam verenler, Reklamcılık ve TV yayın kuruluşları
katılımıyla oluşturulmuş bir Birleşik Endüstri Komitesidir.
Bu
komitenin ana amacı tüm ülkedeki binlerce işverenin milyarla ifade
edilen reklam bütçeleri en etkin biçimde kullanması, pazarlama
politikalarına yön verebilmesi, reklam ve medya ajanslarının doğru
hedef kitlelerine ulaşabilmesi, ülke ekonomisinin yaşam kanallarından
reklam ve pazarlama endüstrisinin gelişmesine hizmet etmektir.
Komite, sistemin işleyişini ve verileri kontrol eden
denetçiyi de atamaktadır. AGB`nin tepki alması üzerine,
açtığı son ihale ile atadığı denetçi TNS Piar dır.
TRT Genel
Müdürü`nden Türkücü İbrahim Tatlıses`e hatta sokaktaki simitçiye kadar
herkesin hışımla üstüne gittiği AGB, artık reyting ölçümünde söz
sahibi değil...
Reyting ölçümlemesi için yaklaşık 20 yıl
aradan sonra Televizyon İzleme Araştırma Komitesi(TİAK) tarafından
düzenlenen ilk ihaleyi kazanan TNS Piar, böylece AGB`nin 20 yıllık
tartışmalarla ve `şaibe` söylentileriyle yıpranan iktidarına da son
verdi...
Peki ama 3,3 milyar dolarlık reklam sektöründe
yaklaşık 1.8 milyar doların paylaşılmasındaki tek ölçüt olan reyting
ölçümleri bu yeni dönemde nasıl yapılacak? İhale süreci nasıl
gerçekleşti? TNS Piar, 20 yıllık AGB`nin elinden ihaleyi nasıl söküp
aldı?
Ya da gerçekten aldı mı? Bizler bir oyunun parçası
mıyız? İşte tüm bu soruların cevabını tümgazeler.com olarak araştırdık
ve ortaya gerçekten de düşünülmesi gereken bir tablo çıktı. Şimdi bu
tabloyu sizler için sunuyoruz.
Şimdi biraz geçmişe
dönelim
Önce bu ihale sürecini kısaca hatırlayalım isterseniz.
Pazarlama sektörünü yakından takip edenlerin hatırlayacağı
üzere, TİAK uzun zamandır yerden yere vuruluyor.
İbrahim
Tatlıses ölçümlerin manipüle edildiğini haykırdı.
TRT Genel
müdürü elinde denek listesi ile "Gizli olması gereken denek
listeleri ortalarda dolaşıyor. TİAK`ın ölçümleri artık
güvenilmezdir" diyerek basın toplantıları düzenledi. Pek çok
yapımcı ve yönetmen, TİAK`ı eleştiri bombardımanına
tuttu.
Televizyon kanallarının büyük çoğunluğu, 1.8
milyar doların paylaşılmasındaki tek ölçüt olan reyting sisteminin
patronları AGB ve TİAK`a isyan etti.
Bu son
tartışmalar her defasında canla başla AGB`yi savunan TİAK içinde
bardağı taşıran son damla olmuş ve TİAK AGB`nin yanı sıra GFK ve TNS
PİAR`ın da katılacağı bir ihale düzenleyeceğini duyurmuştu.
İşte o ihale geçtiğimiz günlerde sonuçlandı ve dünyanın 34
ülkesinde yıllardır reyting ölçümleri yapan TNS Piar reytinglerin yeni
patronu oldu. TİAK`ın açtığı ihaleyi kazanan TNS Piar adlı şirket 2011
yılından itibaren TV ölçümleri yapacak.
Ancak söz konusu
reklam sektörünün neredeyse tümünü etkileyen böylesi önemli bir ihale
olunca, tumgazeteler.com olarak, ihalenin perde arkasını araştırmadan
duramadık. Şimdi konuyu kısaca böyle hatırladıktan sonra gelelim TNS
Piar`a.
Reytinglerin yeni patronu: TNS
PİAR
Piar araştırma 1975 yılında kurulmuş
Türkiye`nin ilk araştırma şirketlerinden biridir.
1994-2000
yılları arasında Piar, dünyanın önde gelen araştırma gruplarından biri
olan TNS`nin modelli çözümlerinin Türkiye lisansörü olmuş, ek olarak
1997 yılından beri devam eden "Türkiye basın izleme araştırmasını da
yine bu yakın ilişkinin bir sonucu olarak Piar-TNS konsorsiyumu
yapmaya hak kazanmıştır.
TNS PİAR, 2000 yılından bu yana 80
ülkede 15.000`den fazla çalışanı ile faaliyet gösteren TNS grubuna ait
bir kurum olarak özellikle tüketici, finans, teknoloji, sağlık,
otomotiv, medya, perakende sektörlerinde ve sosyal siyasi
araştırmalarda uzmanlaşmış ekipleri ile faaliyetlerini sürdürmektedir.
TNS grubu, 29 Ekim 2008 tarihinde sonuçlanmış bir
anlaşma çerçevesinde WPP`nin bilgi, iç görü ve danışmanlık bölümü olan
"Kantar Grup"un bir parçası olmuştur. Kantar Grup, yani
KMR. Püf noktası: Eski ölçümcü AGB ile yeni ölçümcü TNS`in sahibi
aynı!
Buraya kadar her şey normal. Şimdi sürekli ismi
geçen WPP`yi bir tanıyalım.
WPP, dünyada 106 ülkede iletişim hizmetleri alanında faaliyet
gösteren bir şirketler grubudur. Grubun şirketleri reklam, pazarlama
veri hizmetleri, öngörü ve danışmanlık, halkla ilişkiler ve kamu
işleri alanlarında faaliyet göstermektedir.
Nielsen ise;
ACNielsen aracılığıyla pazar konumları ve pazarlama enformasyonu
alanında, Nielsen Media Research aracılığıyla medya enformasyonu
alanında, Net Ratings ve Buzz Metrics aracılığıyla çevrimiçi
istihbarat sektöründe, Billboard, The Hollywood Reporter ve Adweek
aracılığıyla ticaret fuarları ve ticari yayınlar alanlarında faaliyet
gösteren uluslararası bir enformasyon ve medya şirketidir.
Halka açık olmayan Nielsen`in merkezi New York da
bulunmaktadır. Şirket, 100`den fazla ülkede faaliyet göstermektedir.
Nielsen, Türkiye`de Nielsen Araştırma Hizmetleri Ltd. Şti.
(Nielsen Türkiye)`yi ve AGB Türkiye`yi kontrol etmektedir. Bu
şirketlerden sadece AGB Türkiye, televizyon izleyici ölçüm hizmetleri
(TAM hizmetleri) pazarında faaliyet göstermektedir. AGB Türkiye, AGB
NMR tarafından kontrol edilmektedir. AGB NMR`ın kontrolünde Nielsen,
WPP ile %50-50 ortaklığa sahipti
Bu şirketlerin haricinde AGB
NMR`ın %50 hissesi WPP`ye aittir.
AGB NMR, Nielsen ile WPP
arasında 28.02.2005 tarihinde imzalanan Ortak Girişim Sözleşmesi ile
%50-50 ortaklık seklinde oluşturulmuş bir girişimdir. Şirket, AGB
Türkiye`yi kontrol etmekte ve TAM hizmetleri pazarında faaliyet
göstermektedir. TAM hizmetleri, ulusal çapta aralıklarla veya sürekli olarak
yapılan televizyon izleyicisi tahminlerini kapsamaktadır.
Yani TİAK`ın çok iyi bildiği gibi TNS firması 2008 yılında
AGB`nin de bağlı olduğu WPP grubu tarafından satın alınmıştır.
Özetle görülüyor ki her iki şirkette WPP grubuna
bağlıdır
Mossad bağlantısı
AGB`nin eski sahibi, basın kralı olarak bilinen ve dünyada sayısız
yayın organından oluşan dev bir kartelin sahibi Robert Maxwell idi.
James Bond filmlerine ilham kaynağı olan, şaibeli ölümüyle
beraber pek çok sırrı ve tartışmayı ardında bırakan Maxwell`in MOSSAD
ajanı olduğu yolundaki iddialar hala canlılığını koruyor.
WPP`nin sahibinin ise, İngiliz Yahudiler listesinde
rastladığımız bir isim, Martin Sorrell olması, TİAK`dan Nuri
Çolakoğlu ve AGB`nin başındaki isim Kadriye Arzu Eder`in de musevi
asıllı olmaları, bize manidar geliyor.
Medyanın bağımsızlığının
gelirine, gelirinin alacağı reklamlara, alacağı reklamların da reyting
ölçümlerine bağlı olması, istihbarat örgütlerinin bu alanı kontrol
istemelerinin mantıksız olmadığını düşündürüyor.
Bu da bize,
Yönetmen Osman Sınav`ın bir röportajında söylediği "Reytingleri
kontrol eden ülkeyi kontrol eder" sözünü hatırlatıyor.
Söz
konusu reklam pastası olunca dut yemiş bülbüle dönen "bir kısım" Türk
Medyası`nın aksine, tumgazeteler.com olarak "Reyting dosyası"nın izini
sürerek siz okurlarımıza duyurmaya devam edeceğimizden emin
olabilirsiniz. Robert Maxell hakkında basında çıkanlar Aşağıda, Robert Maxell hakkında Türk ve Dünya basınında çıkmış
haberlere ait bir derlemeyi sunuyoruz (Bu derlemenin orjinal linki
aşağıda belirtilmiştir)
Basın kralı olarak bilinen ve dünyada
sayısız yayın organından oluşan dev bir kartelin sahibi Robert
Maxwell`in şüpheli ölümü,
"Bu da Mossad`ın oyunlarından
biri mi?" sorusunu akla getirebilecek karmaşadaydı.
"Maxwell öldürüldü mü, yaşıyor mu?" Bu sorulara
gerçek cevabı yalnızca İsrailli yetkililer verebilir. Karmaşanın
boyutunu görebilmek için ise dönemin gazete başlıklarından, Maxwell
olayı hakkında genel bir bilgi edinmek faydalı
olacaktır:
"Maxwell`in ölümünü resmen açıklanmasından 45
dakika önce gazetesine bildiren Jerusalem Post polis muhabirinin
kimliği hala gizli tutuluyor. Gazetenin bir yazarı olan Fettman, bu
gazetenin olayı 45 dakika önceden nasıl bildiği sorusuna cevap
veremiyor." (Sabah Gazetesi, 13 Kasım 1991)
"Robert Maxwell yükselişinden itibaren sır dolu bir
kişilikti. Nasıl zengin olduğunu da kimse bilemedi, nasıl öldüğünü
de." (Para, 17 Kasım 1991)
"İngiltere`de yayınlanan
Sunday Sports gazetesinde KGB istihbaratına dayanılarak, denizde
boğulan kişinin Maxwell`in kullandığı dublör olan Andreas olduğu ve
Maxwell`in katılmadığı bazı toplantılara bu kişinin gönderildiği
belirtildi." (Meydan, 16 Kasım 1991)
"Maxwell`in ölümü muamma." (Hürriyet, 7 Kasım
1991)
"Basın Baronu`nun sır dolu ölümü." (Para, 17 Kasım
1991)
"Maxwell`in ölümünde büyük sır." (Cumhuriyet, 7 Kasım
1991)
"Maxwell ölümü muamma." (Meydan, 14 Kasım 1991)
"Maxwell`in ölümü tartışılıyor." (Meydan, 13 Kasım 1991)
"Kalp krizinden öldüğüne inanılmıyor! Maxwell`in sırrı
çözülemedi." (Hürriyet, 11 Kasım 1991)
"Kaza değil, kalp krizi değil." (Sunday Mirror, 15 Aralık
1991)
"Maxwell`in ölümü de yaşamı ve yaptıkları gibi bir muamma
şimdilik... Kalp krizi mi? Cinayet mi? Yoksa gizli örgüt parmağı mı?"
(Nokta, 24 Kasım 1991)
"Maxwell ölmedi." (The Guardian, 15 Kasım 1991)
"Maxwell ölmedi." (Sunday Sports, 15 Kasım 1991)
"Basın kralı ölmedi mi?" (Tercüman, 16 Kasım 1991)
"Maxwell ölmedi." (Türkiye, 16 Kasım 1991)
"Maxwell yaşıyor mu?" (Günaydın, 16 Kasım 1991)
"Maxwell`in hayatta olduğu iddia ediliyor." (Meydan, 16 Kasım
1991)
"Maxwell yaşıyor mu?" (Yeni Asya, 16 Kasım 1991)
Maxwell`in İsrail`deki kutsal Zeytin Dağı`nda hahamlar
tarafından düzenlenen cenaze töreni.
"Maxwell`in ölümündeki esrar aydınlanmak bir yana daha karmaşık
bir niteliğe büründü." (Hürriyet, 14 Ocak 1992)
"Maxwell`in hayatta olması çok muhtemel. Kendini öldü
göstermek için kullanabileceği bir benzerine sahip olduğunu
biliyorduk. Kanarya Adaları`nda denizden çıkarılan cesedin zehirli
gazla kalp krizi geçirtilerek öldürülen Andreas olduğu ve çalışanların
emekli sandığından 426 milyon sterlin çaldığı öne sürülen
Maxwell`in, Güney Amerika`da gizli bir yere gitmiş olmasının
kuvvetli bir ihtimal olduğu kaydedildi." (Sunday Sports,
15 Kasım 1991)
Bütün bunlar, işin içinde garip bir şeyler döndüğünü
gösteriyordu. Maxwell`in öldüğünü "ispatlamak" için İsrail`de gizli
bir otopsi yapıldı:
"İsrail`de gizli otopsi... Maxwell`in cesedine ölümünden 4
gün sonra Tel Aviv`deki sağlık enstitüsünde gizli bir otopsi yapıldı.
Otopsi İsrailli doktorlar tarafından yapıldı. Otopsiyi yapan İsrailli
doktorlar diş yapısından cesedin Maxwell`e ait olduğunu
söylediler." (Hürriyet, 14 Ocak 1992)
"The Guardian gazetesi ceset üzerinde yapılan diş ve parmak
incelemelerinin, cesedin Maxwell`e ait olduğunu kanıtlayamadığını
belirtti. Ayrıca cesede yapılan otopside Maxwell`in kulağına
benzemeyen bir kulak yapısı saptandı." (The Guardian, 15 Kasım
1991)
Mossad ajanı Maxwell İsrail için iyi bir
dosttu.
"Şamir: `İsrail can dostunu yitirdi`." (Hürriyet, 7 Kasım
1991)
"Bir Çek Yahudisi olan Maxwell`in cenaze töreni görkemli bir
şekilde Kudüs`te yapıldı. Cenaze törenine dönemin İsrail Devlet
Başkanı Haim Herzog, Başbakanı İzak Şamir ve çok sayıda Yahudi
katıldı.
Sorular:
1. Her zaman yanında bir sekreter bulunduran Maxwell, yatına
neden yalnız başına bindi?
2. Akşam yemeğinden yatına gece 22.00 `de döndü. Kaptanla en
son ertesi sabah 04.45`te konuştu. Bu kadar süre içinde Maxwell ne
yaptı?
3. Yata herhangi biri, kimseye görünmeden girebilir miydi?
4. Kaybolduğu anlaşılınca kaptan neden İspanyol makamları
yerine Londra`yı haberdar etti? Neden denizde hemen bir arama
başlatılmadı?
5. Kaybolduğu neden ancak 54 metrelik yatın 3 kez aranmasından
sonra anlaşıldı?
6. Adli Tıp uzmanları yatı inceledi mi?
7. Yatta daima 4 kişi devriye gezerdi. Neden kimse, Maxwell`in
denize düştüğünü görmedi, duymadı?
8. İngiliz-İsrail Dostluk Derneği toplantısında bir konuşma
yapması gereken Maxwell bunu niye iptal etti? Düzenleyiciler neden
iptal kararını toplantıya bir saat kala açıkladılar?" (Cumhuriyet, 15
Kasım 1991)
Acaba bu şüpheli ölümün nedeni ne idi? Kayboluşundan
bir süre önce Seymour M. Hersh, "The Sampson`s Option" adlı kitapta
Maxwell`in Mossad ajanlığını açıklamıştı.
Görev yapma
alanı bitip aynı zamanda deşifre olan Maxwell garip bir ölüme doğru
yol aldı.
İngiltere`de yayınlanan Business Age dergisi
Maxwell`i Mossad`ın öldürdüğüne dair yabana atılmayacak kanıtlar öne
sürdü.
İngiltere`de yayınlanan Business Age dergisinin
yazarlarından Kevin Cahill yönetimindeki bir gazeteci ekibi İspanya,
İsrail, ABD, Kanada ve İrlanda`da yaptıkları araştırma ve
röportajlardan sonra Robert Maxwell`in Mossad`ın denetimindeki eski
ajanlarca öldürüldüğü sonucuna vardılar.
Bu arada ünlü
Pulitzer ödüllü Amerikalı yazar Seymour Hersch"The Sampson`s Option"
isimli kitabını yazmış, Maxwell ile Mossad arasındaki organik bağları
ifşa ederek Maxwell`in sahip olduğu Mirror Grubu`nun borsada büyük
ölçüde değer kaybetmesine yol açmıştı.
Hersh
kitabında Maxwell`in kısa süre içerisinde iflas edeceği kehanetinde de
bulunmuştu.
Kitabın yayınlanmasından sonra basın imparatorunun
İsrail için olan önemi bir anda kayboldu. İşin ilginç yanı, Maxwell`in
cesedinin bulunmasından üç gün önce 2 Kasım 1991`de İsrail kabinesine
yakın bir yetkilinin Hersch`e Maxwell`in safdışı edilmek üzere
olduğunu söylemiş olmasıdır.
Maxwell`in kullanılma fikri
dönemin Başbakanı İzak Şamir`den gelmişti, ama operasyon tamamen
Mossad`ın kontrolü altındaydı.
Şartların değişmesi ile İsrail
ile Sovyetler Birliği arasında para akışını sağlayan Maxwell`in bir
değeri kalmamış, üstüne üstlük kendisine verilen paraların bir kısmını
hesabına geçirmiş ve geri ödenmesi istenince de şantaj yapmaya
kalkmıştı. Bütün şartlar Maxwell`in aleyhine gelişmişti. Otopsi yapmak
isteyen birçok doktorun isteği her nedense Maxwell`in ailesi ve
avukatlarınca geri çevrildi. İsrail`de yapılan gizli otopsiden sonra
Maxwell Kudüs`te devlet töreniyle gömüldü.
Business Age dergisi konuyu şöyle açıklamıştı:
"2 Kasım 1991`de, Robert Maxwell`in cesedinin Kanarya
Adaları`nda bulunmasından üç gün önce İsrail Kabinesine yakın bir
kaynak, Seymour Hersch`e Maxwell`in ortadan kaldırılacağını söyledi.
Patolojistlere ve İspanyol yargı otoritelerine göre Maxwell`in
ölümü cinayetti. Fakat neden öldürülmüştü?
Doğu Bloğunda ve
tüm dünyada şirketler ağı vardı. Maxwell İsrail`e her para
sağladığında bir kısmını da kendine ayırıyordu. Bu rolü nedeniyle
önceki borçlarını ödemenin gereksiz olduğunu düşünüyordu.
İsrail parasıyla Maxwell milyarder konumuna geldi. Maxwell
İsrail`deki birçok kuruluşa borçluydu ve onlar Maxwell`e ödemesi için
baskı yaptıkça, o da bunları açıklamakla tehdit ediyordu.
Bir
İsrail-Amerikan fonu olan Ora Vakfı`ndan para almıştı. Ayrıca
İsrail`in kendisine 80`lerde Mirror`u kurması için verdiği borçları da
ödeyemiyordu. Böylece Maxwell`e operasyonlarında ve Mirror Grubu`nun
kurulmasında yardım eden eski Mossad görevlilerini ölümle tehdit
ediyordu. 80`lerde Maxwell, İsrail`in Sovyetler Birliği ile olan
ticari bağlantısıydı... İsrail`e jetiyle yaptığı garip ve sık
ziyaretler hiçbir zaman açıklanamadı.
Çek Yahudisi
olan Maxwell`i kullanma fikri Başbakan İzak Şamir`indi, fakat bunun
idaresi çoğunlukla Mossad`ın elindeydi. Maxwell`in rolü parayı
dolaştırmaktan ibaretti, özellikle Doğu Blokuna. Maxwell İsrail`den
yıllarca büyük miktarlarda para borç almıştı ve geri
ödememişti.
İsimleri kanuni nedenlerle
saklanan İsrailli görevliler Sicilya`da Katanya`ya giderek mafya
bağlantılı iki kiralık katil tuttular. Bu, 1980`lerin başında
Avrupa`daki cinayetler için Mossad tarafından uygulanan standart
programdı. Bu iki adam önceden de Mossad için çalışmıştı ve iyi
tanınıyorlardı. Bu Katanyalı kiralık katillere işin resmi bir Mossad
görevi olduğu izlenimi verildi.
Zaman kısaydı. Bunun
nedeni 68 yaşındaki Maxwell`in iş imparatorluğu çökmeden
öldürülmesiydi. Durumunu savunması engellenmeliydi; ayrıca İsrail
ajanlarına yaptığı tehditleri gerçekleştirmemeliydi. Maxwell 31
Ekim`de yat gezisine çıkmaya karar verince katillerin eline düştü.
İsrail istihbaratı Maxwell`in tüm uluslararası iletişimlerini dikkatle
izliyordu. Hayatı boyunca Maxwell`in faaliyetleri çeşitli gizli
servislerce takip edilmişti:
Mossad, MI-6, KGB, CIA, Doğu
Bloku`ndaki diğer gizli servisler. 4 Kasım`da Maxwell uydu telefonuyla
bazı yerleri aradı ve bunlar Kanaryalar`daki CIA merkezinden ve
Kıbrıs`taki üssü ile İsrail`deki Mossad tarafından dinlendi."
Maxwell öldü ama, cevapsız birçok soruyu da hiç şüphesiz
beraberinde götürdü.
Haber hakkında daha detaylı bilgi için bağlantılar
http://www.wpp.com/wpp/companies/companydetail.htm?id=102
http://www.kmr-group.com/article.asp?nid=27 http://209.85.229.132/search?q=cache:p692ndEDX50J:investing.businessweek.com/research/stocks/snapshot/snapshot.asp%3Fcapid%3D854634
agb kmr kantar&cd=5&hl=tr&ct=clnk&gl=tr TNS nin bağlı olduğu WPP nin grup şirketi Kantar grup: http://www.wpp.com/wpp/companies/companydetail.htm?id=101 Martin Sorrell: http://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Sorrell Robert Maxell http://freethought2.blogcu.com/basin-krali-mossad-ajani-maxwell-in-sir-dolu-olumu_11447421.html
|