Teknoloji25 Şubat 2010 00:00

Schröendinger'in Eylemi - Güray Öz

Kavramlar zamanın direngen çocuklarıdır. Çünkü onların oluşması ve nihayet insanlığın or­tak birikiminin değeri haline gelmesi uzun bir za­man içinde gerçekleşir. Bu nedenle aradaki an­layış ve nüanslara rağmen bir kavramı dile ge­tirdiğinizde, onunla bir fikir yürüttüğünüzde in­sanlar sizi anlarlar.Kavramlar zaman içindeki uzun yürüyüşlerin­de, tarihin nasıl bir tarih olduğunu da anlatırlar. Saflar o kavramlarla anlaşılır.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify idippedut.dk abilify

Schröendinger'in Kutusundaki Eylem


Güray Öz - Bilim ve Ütopya

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

25.02.2010


Kavramlar zamanın direngen çocuklarıdır. Çünkü onların oluşması ve nihayet insanlığın or­tak birikiminin değeri haline gelmesi uzun bir za­man içinde gerçekleşir.

Bu nedenle aradaki an­layış ve nüanslara rağmen bir kavramı dile ge­tirdiğinizde, onunla bir fikir yürüttüğünüzde in­sanlar sizi anlarlar.

Kavramlar zaman içindeki uzun yürüyüşlerin­de, tarihin nasıl bir tarih olduğunu da anlatırlar. Saflar o kavramlarla anlaşılır.

Kısacası siz onları keyfinizce eğip bükemezsiniz. “Dün böyleydiler ama bugün başkadırlar, dünkü anlam değişti bugün başka anlamlar yüklüdürler” dediğinizde, kavramlar mı değişti yoksa siz mi değiştiniz, biraz durup düşünecek­siniz.
 
Bugünlerde postmodern savrulmanın bilinçli ka­lemşorları kavramları altüst etmeyi keyiflerince kul­lanmayı pek seviyorlar.

Belli bir yöntemleri de var doğrusu.

Öncelikle kendileri için kullanılabilecek ve tam da cuk oturacak kavramları, hızla tersyüz ederek hasımlarına yöneltmeyi pek seviyorlar.

“Faşizm” ya da “nasyonal sosyalizm” kavramı bunlardan biridir.

Bu kavramları eski arkadaşla­rına, yeni hasımlarına karşı bir silah gibi kullan­mak isteyenler, ne anlama geldiğini, bu kavramın, kavramların tarih içindeki yerini ve neyi anlatmak istediğini bilmiyorlar mı?

Kuşkusuz biliyorlar. Faşizmin ya da nasyonal sosyalizmin sosyalizmle değil, kapitalizmle iliş­kili kavramlar olduğunu ve onun en barbar ha­lini anlattığını da iyi biliyorlar. Okumuş, zama­nın bir behrinde hatmetmişlerdir. Ama şimdi o kav­ramları savruldukları ve “iyi bir yer” diye tanım­ladıkları köşelerinde, iyi yerlerini korumak için, es­ki dostlarını karalamak için kullanmakta hiçbir sa­kınca görmüyorlar.

Çok da önemli değildir.

Kavramlar zaman içinde gelişirken, tarif eder­ken tarif edilenlere de direnirler.
 
Ama yeni kavramların devreye girmesi, oluşması ve zaman içinde heyecanlı bir yolculuğa çıkma­sı mümkündür.

Bilim kendi kuşku dolu yolculuğunda zengin­leşerek ilerlerken, ondaki kuşkuyu geri dönme­nin işareti zannedenlerse, ortaya çıkan yeni kav­ramları, bulguları, teorik çıkarsamaları postmo­dern savrukluğun verdiği cüretle rasgele kullan­maktan geri durmuyorlar.

Kuantum mu tartışılıyor, en âlim “kuantumcu” onlardır.

Anladıklarından değil, anlamasalar da kulaktan dolma edindikleri sığ bilgiyi kısır siyaset tahsille­rinin içinde kullanabileceklerine ve yeni felsefe­lerinin her şeyi mubah kıldığına inandıklarındandır.

Bilmedikleri ya da anlamadıkları, bilimin birikimindeki diyalektik süreçtir. Kopernik'ten Newton'a, Einstein'den zamanımızın bilimsel bilgisine yükselen spirali anlamaya, kapılandıkları siyaset kalıpları izin vermez.

O zaman yalnız kediyi değil, akıllarına estiği gi­bi, canlarının istediği gibi olmasını istedikleri bel­geleri, durumları, kavramları Schrödinger'in ku­tusuna koyuverirler.

Oradan bir bilinmezliğin, bir idealizmin çıkacağına ve kendilerini kurtaracağına fena halde inanırlar.

Oysa öyle bir şey çıkmaz o kutudan. Ne kapitalizmlerini, ne faşizmlerini, ne de muhafazakâr dünyanın yaratılış teorisini besleyecek bir şey çıkar. Sürekli hareket eden, ha­reketin, eylemin tetiklediği belirsizliğin içinden bilim çıkar.

Bilim geçmişi kutsamaz, geleceği müjdeler.

Kedi canlıdır, potansiyel eylemin sahibi düzenek eyleme geçmeye, öldürmeye ya da yaşatmaya elverişlidir.

Kavramlarla oynayıp durmayın. Eski arkadaşlarınızı yeni ve onursuz hayatlarınızı kurtarmak için karalamaya çabalamayın.

Sizin üzerimizde kalıyor attığınız çamur.
 
Schrödinger’in kutusunu açtığımızda kediyi ya ölü bulacağız ya diri.

Unuttuğunuz kutunun içinde gelişen eylemdir.

Belirsizliği, kuşkuyu ya da bilimi tetikleyen de eylemdir zaten.

(Eylül 2009)

Açık İstihbarat @ 2010