|
Turkiye siyasi, ekonomik ve sosyal olarak yeniden sekilleniyor.
Yeni Turkiye’nin kodlari, eski Turkiye’de sakli.
Bu kodlar, 1950 sonrasi kucuk Amerika hayali ile
Turkiye’nin ordusunu ve dis siyasetini Washington merkezli hale
getirmesi ile baslamistir. Her alinan yardim, ABD ve NATO’ya
gonderilen her subay, her askeri antlasma ulkemize bir eksi deger
olarak geri gelmistir.
ABD baskani Dwight D.
Eisenhower doneminde tohumlari atilan, John F. Kennedy ve Lyndon B.
Johnson ile yogunlasan karmasik, kompleks ve karanlik iliskiler
zinciri icinde imzalanan her askeri, siyasi ve kulturel antlasma
Turkiye’yi biraz daha bataga gommustur.
Baris Gonulluleri yani
Peace Corp/Turk olarak adlandirilan ve John F. Kennedy’nin 1961
yilinda baslattigi ve CIA’in destekledigi bu plan cercevesinde
yuzlerce baris gonullusu Turkiye’ye gonderilmis, bu baglamda ise
Turkiye’den lise ogrencisi olarak AFS (American Field Service)
bursu ile yuzlerce Turk ise ABD’de egitime gelmislerdir.
Ilk baslarda tamamen masumane bir goruntu veren bu karsilikli
degisim, ilerki yillarda kendisini istihbarat faaliyetlerinde onemli
gorevlerde bulunan kisilere birakmistir.
CIA’in Orta Asya ve Turkiye masalarinda
calismis bulunan Ozbek asilli Ruzi Nazar CIA istasyon sefi olarak 1959
yilinda Turkiye’ye atanmis ve 1969 yilina kadar Ankara ABD elciliginde
calismistir.
Nazar sonrasi ABD’nin Ankara ve Istanbul
calismalari Graham Fuller tarafindan idare edilmistir.
Fakat 1960-1980 arasi Turkiye’de Baris Gonullusu,
gazeteci veya ziyaretci ogretim gorevlisi olarak bulunan kisilerin bir
cogu ABD’ye dondukten sonraki gorev yerleri Amerikan istihbarat
kuruluslarina yakin yerler olmustur.
Kürt konusunda
calisan Robert Olson, Abdullah Ocalan’i Sam’da en son ziyaret eden
Amerikali Michael Gunter, 1973-79 arasi Turkiye’nin Guney Dogusunda
yasayan ve Amerikanin Sesi Radyosunun Kurtce bolumunu kuran Michael
Chyet ve daha burada adlarini saymakla bitiremeyecegimiz bir
suru “baris gonullusu” veya kendi deyimleri ile “arkadaslar”.
Emperyalizm aglarini yavas yavas orerken, soguk savas
ve Sovyetler tehlikesi uzerine yogunlasan TSK ise aldigi askeri
yardimlar ve siyasi destekler ile her zaman Turk ic politikasinda tek
hakim unsur olarak kendisini 1980’lerin ortasina kadar kabul ettirmis
ve ABD’nin destegi ile darbeler yapmis ve demokrasiyi askiya almistir.
Fakat TSK ile ABD arasindaki balayi, Sovyetlerin cokmesi ve
Kurt Milliyetciliginin PKK olarak yeniden ortaya cikmasi ile
bozulmustur.
1984 Semdinli ve Eruh baskinlarinda yeni mezun
olmus askerler veya 80’lerin basinda yuzbasi ve binbasi rutbesindeki
asker yillarca PKK ile mucadele de 12 Eylul 1980 oncesinde olmayan bir
sekilde ABD’ye karsi tavir alir konuma gelmistir.
PKK ile
mucadele askerin siyasi yapisini degistirmis, eski muttefiki veya
“arkadasi” sorgular konuma gelmistir.
1980’lerin basinda
askeri okullardan tegmen olarak mezun olanlar, 1990’larda yarbay veya
albay; yuzbasi ve binbasi olanlar ise General rutbesine yukselmisler,
TSK’de siyasi görüsler degismis, ABD karsitlari 2000’ler ile
onemli gorevlere gelmeye baslamislardir.
Bazilari
Ordu komutani, istihbarat
baskani, J5 veya J3’un basina gelmisler, Plan Prensipler Daire
Baskanligi veya Harp Akademileri komutanlari artik acikca ABD’yi
elestirmeye ve alternatif aramaya baslamislardir.
TSK’deki, PKK ile mucadelede 1980’lerden itibaren
yukselen anti-Amerikanci bu degisimi cok iyi analiz eden “arkadaslar”
da Turkiye siyaseti icinde diger siyasi ve dinsel yapilara yonelik
“dost” edinme surecine girmislerdir.
Bu alternatif
TSK’ya karsi bir alternatif degil, fakat TSK’nin evcilllestirilmesine
yonelik bir cozumdur.
Yani kalici bir alternatif degil, fakat
TSK’yi kurum olarak “ele gecirmeye” baslamis, daha cok ABD’ye PKK
konusunda kizginliklari olan subaylarin tasfiyesine yoneliktir.
Bu tasfiye sonrasi iliskiler yine normallesecek ve bugun
subaylara karsi Amerikan destekli operasyonlari yapanlar ise zaten
zaman asimi ile elimine edileceklerdir. Sirtlarini ABD’ye yaslayarak
bugun operasyonlari yapanlara ABD zaten guvenmemektedir.
Cunku
“arkadaslar” kendilerine gercek dost degil, gelismekte olan ulkelerde
kullanabilecekleri kisi, kurum ve guruplar aramaktadirlar.
Kisi, kurum ve guruplar ise seytana ruhunu satan
Goethe’nin Faust’u gibidirler. Kaybeden her zaman Faust
olacaktir.
Bugun TSK’yi demokrasi baglaminda
elestiren ve darbecilikle suclayanlarin bir kisminin niyetleri samimi
degildir.
Cunku bunlar yabanci istihbarat orgutleri
ile yakin iliskileri olan, TSK’yi elestirirken Pentagon ve CIA’ye
bagli calisan Jamestown vakfinda yazi yazan, Neoconservative Hudson
Enstitusude calisan ve Amerikan Harp Akademilerinde calisip AK
parti’ye ABD’de fikir danismanligi yapan kisilerden olusmaktadir.
Bu kisi ve guruplarin hic birisi Amerikan emperyalizminin
Irak’ta ve Afganistan’da yaptiklarini elestirmemistir, elestiremez,
cunku insan para aldigi yerden emirde alir.
Ote
yanda, TSK’deki degisim, Ergenekon operasyonu ile durdurulmus,
alternatif arayanlar ise “Arkadaslarin” Turkiye mumessilleri
tarafindan tasfiye edilmislerdir.
TSK’deki tasfiye sureci 4
Temmuz 2004’te Irak’in Suleymaniye kentinde cuval hadisesi ile
baslamistir.
Artik Turkiye’de universiteden yeni mezun
genc Amerikali Baris Gonulluleri degil, Amerikan istihbarat
kuruluslarinin profesyonel calisanlari ve onlarin Faustlari
bulunmaktadir.
Daha once belirttigimiz gibi Turkiye
karanlik bir limana dogru yol almaktadir. Bu liman bagimsizlik,
ozgurluk ve demokrasi limani degil, emperyalizm limanidir.
Turkiye’de bazi askerlere karsi yapilan son operasyonlar,
ABD’nin Turkiye’ye empoze etmeye calistigi Afganistan’da daha aktif
rol almasi, Irak’ta Kurt devletini kabul etmesi, ve kendi icindeki
“asirilari” tasfiye etmesi ile dogru orantilidir.
Su
ana kadar, Ergenekon operasyonu sonucu polis tarafindan iceri alinan
butun yuksek rutbeli subaylarin hemen hemen tamami Genel Kurmay
Baskanliginin bilgisi dahilinde evlerinden alinmistir.
Baska soze gerek var mi!
1950’ler de bizlere
vaat edilen kucuk Amerika olma hayali gerceklesmistir. Bugun
Turkiye’nin geldigi veya getirildigi siyasi ve sosyal travma
demokrasi, darbe, Islamcilar, AK Parti, Fethullahcilar gibi muglak
terimler ile aciklanamaz; buyuk resmi gormenizi tafsiye ederim,
cunku resim Washington’da sakli.
|