AB24 Şubat 2010 00:00

Kapitalizm ve Avrupa Finansal Krizi - Tevfik Bir

Demek ki Soros 10 yil oncesinden bu olasiligi, hem de sistemin icinden biri olarak, gormustur. Soros bunu gordugune gore Sistem de bu krizi muhakkak ongormustur. Goz gore gore buzdagina carpilmasi, pek akil alacak bir sey olmasa gerek. Bu da "paranoyak" olarak nitelenen bazi analistlerin "2008 finansal krizinin cikmasina ABD bilerek izin vermistir. Bundan daha cok cikar elde edecektir. Kapitalist sistem kendini yenileyecek, Sistem sermayeye daha cok hukmedebilecektir" yorumlarina hak verir niteliktedir.coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardscialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon cardsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgclaritin mazilo claritin tablete claritin mazilo

Kapitalizm ve Avrupa Finansal Krizi

Tevfik Bir - Blog

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

24.02.2010


Yahudi asilli ABD vatandasi George Soros, Sistem'in (Sistem sozcugu burada, dunyayi yoneten guc merkezi olarak anilmaktadir) en etkili aktorlerinden biridir. Bundan 12 sene once yani 1998 yilinda sarf ettigi cumleye bakalim

"Kuresel kapitalist sistemin kendi kendini yok etmesini onlemek istiyorum."

George Soros bos konusmaz. Demek ki boyle bir tehlike gormustur. Kuresel kapitalist sistemin lokomotifi ABD olduguna gore, sistem bugun ABD etrafinda dondugune gore, demek ki Soros ABD'nin kendi kendini yok etme olasiligini analiz etmis ve buna uyari olarak dillendirebilecek derecede inanmistir.

Bazi uzmanlara gore "Kuresel kapitalist sistemin cokusu" olarak nitelenen, ABD kaynakli kuresel finansal krizin 2008 yilinda ciktigina sahit olduk.

100 yil once Titanic'e batmaz denmesine inat geminin batmasi misali, batmaz denen ABD'li kuruluslarin bir gun icinde sulara gomuldugunu gorduk.

Demek ki Soros 10 yil oncesinden bu olasiligi, hem de sistemin icinden biri olarak, gormustur. Soros bunu gordugune gore Sistem de bu krizi muhakkak ongormustur. Goz gore gore buzdagina carpilmasi, pek akil alacak bir sey olmasa gerek. Bu da "paranoyak" olarak nitelenen bazi analistlerin

"2008 finansal krizinin cikmasina ABD bilerek izin vermistir. Bundan daha cok cikar elde edecektir. Kapitalist sistem kendini yenileyecek, Sistem sermayeye daha cok hukmedebilecektir"

yorumlarina hak verir niteliktedir.

2010 itibariyle de ozellikle Yunanistan, Portekiz ve Ispanya ile siradaki digerleri "sanki yeni bir vaka" imis gibi konusulur ve bu ulkelerde yasanan gelismeler an be an takip edilir oldu. Kuresel finansal harita ve Avro para birimi bu ulkelere endekslenir oldu.

Halbuki biliyoruz ki bu olayin temelleri 1997 yilina dayanmaktadir. 2010 Yunanistan ve Avro krizinin, Sistem'in baska bir operasyonu oldugunu dusunulmektedir. Aksi dusunce, Yunanistan ve AB uye devletlerinin dunyanin en aptal ve en ongorusuz devletleri oldugu gorusunu verir.

Peki o halde Turkiye'nin AB kapisinda ne isi vardir?!


* * *


17.Haziran. 1997 AB Konseyi toplantisinda İstikrar ve Büyüme Antlasmasi (IBA) uzerinde calisilmis ve bunun ayrintilari aciklanmistir. Bu antlasmaya gore, üye ülke bütce açigi ulkenin Gayri Safi Yurt Ici Hasila'sinin (GSYIH) %3'unu asamayacaktir.


01.Ocak.1999 itibariyle Avro kaydi para olarak uygulanmaya baslar, 01.Temmuz.2002' den itibaren de Avro artik AB'nin resmi parasi haline gelir. Bu uygulama ile birlikte IBA'nin da onemi artmistir.


Bu onemli, istikrar saglayici IBA cercevesindeki kurallara uyulmazsa ne olacaktir?

Ulke, Avrupa Komisyonu ile AB Ekonomi ve Maliye Bakanlari Konseyi tarafindan turlu yaptirimlara ve cezalara maruz kalabilecektir.


Ancak bu %3'luk kuralin ciddi sikintilar yarattigi bilinmekteydi.

Bu, 2010'nun sorunu degildir.

Ornegin 1999 yilinda Italya, butce acigini %3'un uzerinde vermis ve rakamlarla oynayarak (ki biz buna resmi evrakta sahtecilik de diyebiliriz) bunu dusuk gostermistir.

Daha sonra Almanya, Portekiz ve Fransa'nin benzer yontemlerle rakamlarla oynadiklari aciga cikmistir. Rakamlarla oynanmasa dahi 2002 yilinda beri AB'nin kurucu iki buyuk unsuru Almanya ve Fransa'nin bu kurali duzenli bir sekilde astigi gorulmektedir.

Her ne kadar bu iki ulkeye 10 milyar Avro'ya varan miktarlarda ceza verilmesi onerilse de Sistem tarafindan bunun engellendigi gorulmektedir. Zaten AB'nin ic yapisi da buna izin vermemektedir.

* * *

2004 yilinda inanilmaz bir olay daha aciga cikmistir. Yunanistan'in 1997 yilindan beri Komisyona sahte rakamlar sundugu anlasilmistir. Yunanistan bunu Avro bolgesine kabul edilmek icin yapmistir.

Buna karsin komisyon Yunanistan'a ceza vermemis yalnizca uyarmistir!

2004 yilinda akil almaz genislemeyle kendi sonunu hazirlayan AB'ye, yeni uye devletler de her gun yeni baltalar vurmaktadir. Neredeyse hepsi her sene buyuk butce aciklari vermektedir. Bu, AB icin icinden cikilmaz bir hal almaya baslamistir.


* * *
Netice olarak, 1997 yilinda maliye alanindaki aciklari ve bunalimlariyla bas etmeye calisan ve birlik icerisinde sikintiya dusmemek icin rakamlarda sahtekarlik yapan bir Yunanistan ve Yunanistanla baslayan, diger ulkeler tarafindan kolayca benimsenen bir gelenek gormekteyiz.

AB ise bu problemlere karsi yaptirim uygulamayan, sorunlari duzeltici onlemler almayan, sanki bugun yaratilmaya baslanan yada varligi artik iyice idrak edilen AB finansal krizinin olusmasina neden olan, vurdumduymaz baba rolunu oynamaktadir.

Yunanistan'in olaganustu butce aciginin 10 yili askin suredir bilinmesine ragmen bunun yeni ogrenilmis bir bilgi gibi lanse edilmesi ve kuresel panik havasi yaratilmasi; bununla buyuk oyunculara yeni alim firsatlari saglamak icin borsalarin asagi cekilmesi; yillarin dunya ihracat birincisi Almanya'nin 2009'da bu liderligini Cin'e kaptirmasi ve liderlik koltugunun geri kazanilmasi adina, Avro bolgesi ihracatinin tekrar yukseltilmesi icin Avro'da bir deger dususu yaratilmasi. ..

1997 yilinda Yunanistan, 1998 yilinda da George Soros, bu finansal krizleri 10 sene oncesinden haber vermelerine ragmen Sistem ve neo-liberal duzen buna karsi neden bir onlem almamistir, bu yikici krizleri neden engellememistir, gercekten de bu krizlerin cikmasindan Sistem yarar mi saglamaktadir, bunlari sorgulamak gerek.




 

Açık İstihbarat @ 2010