|
Birinci Afganistan cihadında Amerika ve İngiltere Rusya'ya karşı
Komünizmin gelişmesini ve yayılmasını engellemek için çeşitli gruplara
destek vermekte idi. Destekle birlikte bölgedeki grupların arasına fitne tohumları
ekilmiş mezhepçilik, milliyetçilik ve bölgesel taassubculuk
Rusya'ya karşı mücadele veren Müslümanların arasını açmıştı. Savaşın
bitmesi ile Afganistan kan gölüne dönmüş; hırsızlık, tecavüz, gasp ve
uyuşturucu kaçakcılığı artmış ülke savaş ağalarının eline
geçmişti.
Kardeş kanı dökülürken tüm dünya Müslümanları
kanı durdurmak yerine Afganistan'a sırtını döndü. Medrese
kökenli talebe hareketi bu zulüm ve kargaşanın içinde mücadeleye
başladığında, "Rusların kovulmasına rağmen İslami bir devlet
yönetiminin kurulamadığını.. Bununda; kargaşanın bitirilerek
olacağını ve bunu kendilerinin öncülüğünde başlayacağı"
açıklaması ile bu mücadele bir çok mücahid lider tarafından
desteklenmiştir. iktidarı ele geçiren bu harekete de ''Taliban'' adı
ile adlandırılmıştır.
Taliban hareketine muhalif olanlar kuzey
ittifakıyla hareket ederken Rus-Afgan savaşına katılmış bir kısım
mücahid ise bölgelerine çekilmeyi tercih
etmiştir.
Amerika ve İngiltere destekli Pakistan hükümetleri
,Afganistan'da gelişip taban bulan Taliban Hareketine ilk başlarda
seslerini çıkartmamışlardı.
Şüphesiz ki bunun arkasında
Taliban hareketini kullanabilecekleri ve Afganistan'da kendileri ile
beraber çalışacak bir hükümet kurulması beklentisi içine girmeleriydi.
Süreç içerisinde Taliban hareketi resmi hükümet olarak iktidara
geldiğinde şeriat mahkemelerini kurarak bir çok sorunu hızlı bir
şekilde çözmeye başlamıştı, artan hırsızlık gasp ve tecavüz
olaylarını bitirme noktasına yaklaştırdı .
Taliban farklı
ülkelerden Afganistan'a gelip yerleşen burada eğitim kampları
açan mücahidlerin kamplarını birleştirerek silahlı eğitimi ve medrese
eğitimini düzene sokma çabasında kısmen de olsa başarıya
ulaştı.
Taliban Uyuşturucu ekimini ve sevkiyatını
yasakladı .Uyuşturucu trafiğinin sağlanması ve bundan yarar sağlayan
ABD'nin umutları çıkarılan kanunlar ve uygulamalar
sonucunda boşa çıktı.
Ortadoğu'da Irak, Lübnan ve
Suriye'ye karşı yapılacak müdahalelerde Afganistan'da kurulan Taliban
orjinli devletin eğitimli askerlerinin olması ve burada silahlı
güçlü bir yapının bulunması İsrail ve Amerika'nın çıkarlarının
baltalanması anlamına geliyordu. 11 Eylül saldırıları bahane edilerek El kaideye karşı
Afganistan'a bir müdahale yapılacaktı ama Amerika bu
bataklığa tek başına dalmak istemiyordu. Dünyada sivil
saldırıların artmasında El kaidenin parmağı var diyerek dünya
halklarını ve Müslümanlarını Afganistan'a yapılacak
müdahaleye ikna etti.
Müdahale
yapıldığında resmi hükümet Taliban idi fakat dünya milletleri bunu
görmezden geldi.
Afganistan'da sanki sadece El-kaide varmış ve
El-Kaide terör eylemleri ve katliamlara girişiyormuş gibi göstererek
Tüm dünya ve Müslümanlar adeta medya organları ile uyuşturulup
uyutularak Afganistan'da yapılan katliamları görmezden gelecek hale
getirilmişlerdir.
Tüm bunlar olup biterken NATO
güçleri de sadece El-Kaide'ye karşı mücadele ediyormuş
gösterildi.
Afganistan'ın başına kukla bir hükümet
getirildi. Kukla yönetimin yanına da bir dönem
Rusya'ya karşı mücadele eden Müslümanlardan yerleştirildi. Bu
beraberlikle hükümet halkın gözünde meşrulaştırılmaya
çalışıldı.
İşgalden önce son resmi hükümet Taliban
hareketi olduğu için işgalci NATO güçlerine karşı halk ve yabancı
mücahidler Taliban bayrağı etrafında birleşti. El-Kaidede silahlı
harici güçlerden teşkil olduğu için , Taliban saflarında beraber
hareket etmeye başladı. El kaidenin Taliban'a bağlı bir yapı
olduğu görmezden gelindi.
Taliban hareketi içinde
ağırlıklı olarak Hanefi mezhebine bağlı iken El-Kaide tekfirci
ve harici gösterilerek Sunni halkın El-Kaide'ye yani bağlı
olduğu Taliban'a bir anlamda Afganistan'a destek vermesi
engellendi. İşgale karşı duranlar Afganistan'da Müslüman kanı
akıtıldığını söyleyenler: El-Kaideci olarak anıldı. Bu insanlar
silahlı , bombalı saldırı yapacakları iddiasıyla göz altına alınarak
ceza evlerine gönderildi. Bu ve benzeri gözaltılar zaten
Afganistan'da akan kanı görmek istemeyenlerinde ekmeğine yağ
sürdü.
Ama şu her zaman göz ardı edildi ve halklar
kandırıldı. Türkiye NATO'ya üye olması hasebi ile Afganistan'a belirli sayıda
asker gönderdi. Uluslararası diplomasi karşılığı Türkiye
biz savaşacak asker yollamıyoruz, sadece eğitim, lojistik
ve geri hizmet maksadı ile asker yolluyoruz diye beyanda
bulunmuştur.
Oysa işgale uğramış bir ülkenin
topraklarında ileri yada geri , silahlı yada silahsız nasıl bir
güç yollarsanız yollayın bu işgal
güçlerinin tarafında olmanız anlamına gelmektedir. Buda
orada akan Müslüman kanında vebalin bulaşacak olması
ve bu işte apaçık parmağınızın var olduğu manasına
gelmektedir. Afganistan'da mücadele eden Taliban'dır. El-Kaide ise Taliban'a
bağlıdır.
NATO ise her daim olduğu gibi burada
işgalcidir .
Bu günlerde Helmand bölgesinde geniş caplı
bir operasyon yapılıyor. NATO güçlerinin ve Afgan
askerlerinin ortaklaşa başlattığı operasyonda; sivil halk kara
kışın ortasında şehirlerini terk etmeye başladı.
Kışın sert geçtiği Afganistan'ın Helmand
bölgesinde yeni bir insanlık dramı başlamıştır. İnsanlar
sersefil ne yapacaklarını şaşırırcasına sığınacak yerler
aramaktadırlar. Bu başlayan Harekat ile sivil kayıplarda
oldukça fazladır.
Operasyonun kışın
başlatılmasındaki sebep acaba halkı bezdirmek miydi?
Yoksa Taliban' a halkın verdiği desteği mi kesmek idi ? Soğuk
havada başlayan bu operasyonda işgale karşı direnen Taliban
savaşçıları elbette kayıplar verecektir ve hedefledikleri
cennete inşallah gireceklerdir Fakat buna rağmen
katledilen sivil halkın vebalini kim
ödeyecek.
Bu operasyon bize Felluce'yi
hatırlatıyor. Hani işgal güçleri yerli işbirlikçilerle
toplu olarak Iraklı Müslümanları katletmiş kimyasal silah kullanmış ve
halkı çölde zor şartlarda yasamaya mahkum etmişti. Buradan sesleniyoruz NATO Afganistan'da işgalcidir ve Müslümanların
kanını dökmektedir.
Bu gün Helmand'da başlayan
katliamda NATO ve Türkiye'nin de eğitimcisi olduğu Afgan askerleri
ortak olarak hareket etmektedir. Türkiye'nin böyle bir
kirli savaşta NATO İle birlikte yetiştirdiği Afgan
askerlerinin Müslüman kanı dökmesini istemiyoruz ve bir an önce
Türk askerlerinin geri çekilmesi konusunda tüm kamuoyunun hükümete
gerekli uyarıları yapmasını bekliyoruz. Türkiye'de işgale karşı koyanlar El -Kaideci yaftalamasıyla
göz altına alınmakta toplumda terörist gibi gösterilmektedir.
Afganistan'da Taliban'a destek olacak , işgale karşı
koyacak kamuoyunun direnci kırılmaya çalışılmaktadır. İşgale karşı
duranları ceza evlerine doldurarak El kaideci denmesi hasebi ile
baro avukatlar dahil bu davaları almaya korkmakta ve bir anlamda
gayri resmi işgalcinin susturma politikasına maruz
kalmaktadırlar.
Türkiyeli Müslümanları da bu
konuda uyarmak istiyoruz, bu şekilde keyfi tutuklamalar olduğu
sürece Afganistan'da ve Dünyanın pek çok yerinde Müslüman kanı
akmaya devam edecektir.
|