|
Türkiye İyi Beslenebiliyor mu?
Ancak ülkemiz sahip olduğu tarım potansiyeline rağmen dünyada
iyi beslenemeyen ülkeler arasında sayılmaktadır.
At-Eşek
etinin piyasaya çıkması etin pahalı olması sonucu mu?
Fevzi Çakmak
Arkasından basına sızan haberlerde pretosto gösterisi
yapan öğrenciler hakkında soruşturmanın açılması daha fazla ses
getirdi."çok az et
kebaplık olarak satılmış""Hindistan'dan kaçak olarak getirildiği belirlenen 370 kilo bufalo
eti ile 160 kilo kokmuş tavuk eti"
Neden eşek-at etti yedirilmek isteniyor?
Devlet özelleştirme
süreci ile Et Balık Kurumu kelepir fiyatına satıldı ve vatandaşın
hayvanları ve et ürünleri alınamaz olmuştu.
At-eşek etti yeniliyor
mu?
Dünyanın En Pahalı Eti Türkiye'de mi
yeniliyor?
Geçen aylarda bulunduğum bir çok Avrupa ülkesindeki
reyonlardaki et fiyatlarının bizim gibi dünyanın 8. büyük tarım
ülkesine göre daha ucuz olması beni şaşırttı.
2008 yılında 19 TL
olan et fiyatı bugün 30 TL sınırını aşmıştır.
Canlı Hayvan
İthali Çözüm mü?
Et Balık Kurumu Neden Kapatıldı ve Sonra
Neden Yeniden Kamulaştırıldı?
"canlı hayvan ithaline izin verilmeli"
Ne yapmalı?
Yeniden
hayvancılığı özel önem verilmeli. Güney Amerika, Avustralya, Yeni
Zelanda'nın ve Arjantin'in hayvancılığa verdiği öneme benzer önlemler
alınabilir.
Et Balık Kurumu
yeniden etkinleştirmeli ve piyasadaki düzenleyici rolü
araştırılmalıdır.
Yayla yasağı kaldırılmalı ve vatandaşların
kırsalda hayvancılık yapmasının önü
açılmalıdır.
10/02/2010
İyi beslenmeyen bir toplum hiçbir sorununu
çözemez.Türkiye
sahip olduğu coğrafya, iklim ve tarım potansiyeli nedeniyle insan
beslenmesi için uygun koşullara sahiptir ender ülkelerden biridir.
Özellikle gıdaların besin elementi ve vitamin
içeriğinin düşük olması, ekmek kalitesinin düşüklüğü toplumun sağlık
ve düşün hayatına olumsuz etki edeceği kaçınılmazdır. Gıda üretimi,
dağıtımı ve bozulan gelir dengesi ve diğer nedenlerden dolayı köylere
ve kırsal kesime göre kentlerin hayvansal gıda kaynakları yönünden
daha kötü beslendikleri biliniyor. Son yıllarda bir taraftan
artan et fiyatlarının yüksekliği, diğer taratan sağlıksız kesilen
hayvanlar ve at-eşek eti ile toplum sağlığı ciddi şekilde
etkilenmektedir. Sağlıklı bir toplum için herkesin günlük gereksinim
duyduğu minimum hayvansal gıdaları sağlıklı et ve et ürünlerinde
sağlanması için devletin önlem alması gerekir.Son
yıllarda Adana kentinin yakasını bırakmayan bir sorun kaçak at-eşek
etinin piyasaya sürülmesidir. Sorun eskiden Kayseri'ye mal
edilirdi çünkü at-eşek eti ile sucuk yapımı ilişkilendirilirdi. Gerçi
geçmişten beri değişik lokanta, kafeterya, kasap ve benzeri
işyerlerinde bu etlerin satıldığı söylenirdi ancak Adana'da peş peşe
kaçak at-eşek etinin vatandaşa yedirilmesi, bazı ahırlarda yaşlı
eşeklerin bulunması kadar etkili olmamıştı. Özellikle Çukurova
Üniversitesi öğrencilerinin kaldığı Kredi Yurtlara bağlı yurduna ve
bazı hastanelere söz konusu etlerin aynı firma tarafından sağlanması
konunun boyutunun genişlediğini gösteriyor. Üniversite öğrencileri
üniversite içinde pretosto gösterisi yaptılar.
Adana valisi Sayın İlhan Atış ifadesi ile kamuoyunun tepkisini
hafifletmeye çalıştıysa da Adana kentini at-eşek eti yemekle bilinir
olma 9 Şubat tarihli gazetelerde Gaziantep zabıta ekiplerinin
yakaladıklarını yazıyordu.
Bu haberler okununca doğal olarak sağlıklı gıda bulma
konusundaki kaygı ve güvensizlikler daha da artmaktadır.
Bir
tarım ülkesi olan Türkiye'de hayvancılığın uzun zamandır ihmal
edilmesi, Güney doğuda terör nedeniyle başlayan göç, ithal edilen et
bugünlerde yaşanacakların habercisiydi. 1980'li yıllarda dışarıdan
hayvansal ürünlerin ithal edilmesi ile kendiliğinden ülkemiz
hayvancılığı bir anda ekonomik olmaktan çıkmıştır. Kısa sürede
vatandaş hayvanlarını elden çıkardı ve kentlerin varoşlarına taşınarak
kısa sürede yoksullaşmışlardı. Bürün bunların sonucunda bugün et fiyatları
Avrupa Ülkelerinden daha pahalıya gelince doğal olarak bazı
sahtekârlar da yaşlı, hasta hayvanları toplayıp ucuz et üreterek
pahalıya satma yoluna gitmişlerdir. 72 milyonluk nüfusu ile
ülkemizin et ihtiyacı karşılanamadığı için son yıllarda kırmızı et
açığı nedeniyle fiyatların bir yılda yüzde 50'den fazla arttığı ATO
başkanı Sinan Aygün tarafında açıklanmıştır. Aygün, fiyat artışlarının
yaşandığı dönemlerde bazı kiBirçok toplumda at-eşek eti yeniliyor ancak ülkemiz
insanın alışık olmadığı ve beslenme kültüründe olmayan bu tür etlerin
topluma isteği dışında yedirilmesi hiçbir şekilde kabul edilemez.
Hiçbir topluma istemediği bir etin bu şekilde yedirilmesi yanlış. Söz
konusu etlerin yaşlı, hasta ve hijyen koşullarından uzak ortamda
ahırlarda kesilmesi ile sunulması başlı başına sağlık sorununu gündeme
getirmiştir. Maalesef ülkemizde çoğu insanın tüketim
alışkanlığı ile satın alma konusunda hassas olmadığı bilindiğinde
insana bu şekilde sağlıksız et yedirilmesi kabul edilemez.
Ülkemizde hayvan sayısının azalması ile başlayan
arz talep dengesi beraberinde et fiyatlarını aniden artırdı.
Gazete
haberlerinde göre Almanya'da etin kilosu 7 dolar, Romanya'da 5 dolar,
Bulgaristan'da 3.5, Avusturya'da 2.5, Brezilya'da 2 dolar iken
Türkiye'de 16 dolar değerindeymiş.Geçen
yıldan bu yana %50-60 oranında arttığı belirtiliyor. Yaşanan
gelişmeler ve eldeki mevcut hayvan potansiyeli ile talebin
karşılanması dikkate alındığında et fiyatlarının daha da aratacağı
söyleniyor. Basına yansıyan haberler Rusya'nın Türkiye'den
beyaz ithal etme isteği ve bu durumun arz talep dengesinin
değişebileceği yönündedir. Türkiye'nin beyaz et üretimi 1.250 .000 ton
olan ülkemizin artan ihracat talebi beyaz et fiyatını artırabilir.
Türkiye'deki beyaz etin fiyatının da artacağı beklenmesi
kırmızı et ile beyaz et arasındaki fiyat farkını 4-5 katından daha
farklılaştırabilir. Yoksulun protein ihtiyacı bugün ancak beyaz et ile
karşılanıyor. Toplumun ucuz et alamaması toplum sağlığı için
ciddi sorun yaratabilir. Et fiyatlarının artması ile birlikte süt
ineklerinin kesilmesi ile süt fiyatının da artacağının habercisi.
Yeterli protein tüketemeyen ülkemizin elindeki biricik et ve
ürünlerinden yararlanması ciddi bir sağlık ve gelecek
konusu.Dünyanın en pahalı eti yeme konumuna gelmemizin temeli
usun erimli bir tarım politikamızın olmamsı ve ilgisiz
özelleştirmelerin ciddi payı bulunmaktadır. Tam da böyle dönemlerde canlı hayvan
ithali gündeme gelmektedir. Canlı hayvanların bir kısmı et için bir
kısmında damızlık amacı ile getirtilmiştir. Ülkemiz bilimsel
çalışmalarla önem verip yerli ırkları geliştirip toplumun ihtiyaç
duyduğu et üretimini sağlamak yerine, dışarıdan bu bölgeye adaptasyon
sorunu olan hayvan ithaline yönelmiş. Çok yüksek fiyatlar ile alınan
hayvanlar ülkemize adapte olmakta zorlanmış, kimi telef olmuştur.
Halen ülkemizin arzu edilen ölçüde belirlenmiş bir politikası ne yazık
ki yok. Et fiyatlarının artması ile
başlayan tartışmada Et Üreticileri Birliğinin yaptığı açıklamada
ifadesi kullanıldı.
Bu açıklama 1980'li yıllarda ithal edilen peynir ve et sonrası
hayvancılığımızın zarar görmesi ve arkasında Et Balık Kurumunun
Özelleştirilmesi ile başlayan et ve ürünlerinin fiyatlarının bugün
geldiği yeri bir kez daha gündeme getirdi. Ülkemiz
özelleştirme çerçevesinde önce Et-Balık Kurumunu özelleştirdik sonra
Et Balık Kurumu yeniden özelleştirmeden çıkarıldı. Ancak bugün
piyasadaki rolü %1 kadar olup arz talep dengesini düzenleyecek konumda
değildir. Özellikte Doğu ve Güneydoğuda bir taraftan
hayvancılık desteklenirken, diğer tarafta halka ucuz et sağlanıyordu
diğer tarafta vatandaşın ürettiği hayvan ürünlerini soğuk hava
depoları ile kışlık gıda depolamasına yardımcı olmaktaydı. Şimdi o
gelenek ortadan kalktı ve vatandaşın et ve et ürünleri ile beslenmesi
vahşi piyasanın kurallarının vicdanına kalmıştır.Bizim gibi
tarımsal nüfusu geniş olan ve halen nüfusunun yarısından fazlasının
kırsaldan beslendiği ülkelerde tarıma dayalı özelleştirmelerin
getirisi ve götürüsünün iyi hesaplanması gerekir. Et Balık Kurumu,
Tekel, Şeker Fabrikaları ve diğer tarıma dayalı Kamu İktisadi
Teşebbüslerin günümüz koşullarında özelleştirilmesinin bugün yarardan
çok ülkemize ve onunla ilgili geçimini sağlayan kişilere zarar
vermiştir. Et-Balık Kurumunun özelleştirilmesinin verdiği zararın
etkisi bugün yüksek et fiyatı toplumun yeterince beslenememesi ile
yaşanmaktadır.Sonuç olarak bir tarım
ülkesi olan ülkemizin hayvancılıkta gerilemesi sonucu et fiyatının
artması, topluma sahtekârların at-eşik eti yedirmesi ülkemizin
büyüklüğüne yakışmıyor. Sorun bir bütün olup, sebep sonuç
ilişkisi içinde dün alınan bazı politik kararlar bugün et fiyatlarının
artmasına ve bunun sonucu sahtekârların at-eşek eti satması noktasına
kadar getirmiştir. Bu durum toplumun belenmesine olumsuz etki etmekte
bunun yansıması toplumun verimliliğine mutlaka etki
edecektir.Yapılması gereken, ülkemizin öncelikle bir tarım ve
gıda politikasının oluşturulması. Tarım bakanlığı ile Sağlık
bakanlıklarının birlikte sağlıklı toplum stratejileri programı
hazırlamaları mutlaka sağlanmalı.Belirlenecek makro projeksiyona
ve hedefe uygun stratejiler hayta geçirilmelidir. Bunun için
mutlaka insanımızın günlük et ve protein ihtiyacı dikkate alınarak ona
uygun ihtiyaç planlanması yapılmalı.Hayvan yetiştiriciliğinde belirli
fonların ve verginin azaltılması ve hibelerin yapılması önemli
olabilir.Yerli ırkların iyileştirilmesi çalışmaları için
bilimsel çalışmalarla önem verilmeli ve ihtiyaç duyan büyük
işletmelere destek sağlanmalıdır. Gerekirse arz talep dengesi
piyasayı düzenleyecek bağımsız özerk Et Balık Kurumu gibi bir birim
yeniden organize edilebilmelidir. Bu konuda gerekli denetimlerin yapılması da
gözden kaçırılmamalıdır. Türkiye'nin et ihracatı takvimi
yeniden düzenlenmeli.Bu arada dışarıdan içeriye kaçak et
girişi ve işlenmiş et ürünlerinin girişi
engellenmelidirÜlkemize girecek toplumun alışık olmadığı kaçak
et pazarına müsaade edilmemelidir. Meracılık ile hayvan
yetiştiriciliği paralel düşünülmeli. Çayır mera alanlarının korunması
veya genişletilmesi konusunda yasal düzenleme
yapılmalı.Unutmayalım iyi beslenmeyen bir toplum
hiçbir sorununu çözemez. , Çarşamba,
Adana
|