İstihbarat22 Şubat 2010 00:00

Allah Allah! Başbuğ'a Bu Kıyağı Kim Yaptı? - Kadri Gürsel

Ama doğal olarak atlamadılar... Umumiyetle küçük haberlerle geçiştirdiler. <BR><BR>Bu gazetelerden ikisinin,<EM> &#8220;Arınç&#8217;a suikast hazırlığı emrinin Başbuğ tarafından verildiği&#8221;</EM> şeklinde bir algı yaratmak arzusuyla, ellerindeki &#8220;mal&#8221;ı epeyi zorladığını yine de not edelim...<BR><BR>Kafamı karıştıran, &#8220;mal&#8221;ın kime ait olduğu... <BR><BR><STRONG>Son iki yılın flaş haberlerini üreten malum istihbarat ajanslarına mı, yoksa sahada yeni bir üslup deneyen başka bir oyuncuya mı?<BR></STRONG><div style="display:none">cialis walgreen coupon <a href="http://driverblog.suddath.com">cialis discount</a> cialis coupon</div><div style="display:none">discount card prescription <a href="http://racindirt.com/store/">discount prescription coupons</a> prescription drugs discount cards</div>

Allah Allah! Başbuğ'a Bu Kıyağı Kim Yaptı?

Kadri Gürsel - Milliyet Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

22.02.2010









“Orgeneral Başbuğ istese, kendisi ve TSK için bundan daha etkili bir halkla ilişkiler operasyonu yapamazdı...”







“Bülent Arınç’a suikast girişimi”





“Adamlar hataları istismar ediyorlar. Bu önemli. Burada hata var”



“Hata”

“Bunlara ben görev verdim”











“Nedir yapılan: Daha görev yaptığınız yerin karakteristiğini bir kere tam bilmeniz lazım yani. Bölge hassas bir bölge ve bir yığın adam var orada. (...) Uzun süre o görevi yapıyorsunuz; izleniyorsunuz yani. Anlamanız lazım. Anlayamıyorlar.”

“Ve bu hata istismar ediliyor, kullanılıyor”



“Arınç’a suikast hazırlığı”



“Kozmik odaya nah girerdiniz”

“Biz lütfettik de girdiniz” Askerin incinmiş gururunu tamir ediyor.



“Her şeyin bir zamanı var”

“Asimetrik psikolojik harekât unsurlarını gerçekten ayrıntılı, kapsamlı olarak biliyoruz (...) Şimdilik ortaya şikâyet ediyoruz. Tabii ki her şeyin zamanı, yordamı (var).”



“telekulak mağdurları”







“yandaş medya”



“Arınç’a suikast hazırlığı emrinin Başbuğ tarafından verildiği”



Son iki yılın flaş haberlerini üreten malum istihbarat ajanslarına mı, yoksa sahada yeni bir üslup deneyen başka bir oyuncuya mı?


Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un, 25-27 Ocak tarihlerinde NATO toplantısı için bulunduğu Brüksel’de gizlice kaydedildiği belirtilen konuşmasını okuyunca, hiç de bazıları gibi şoke olmadım... Ama kafam karıştı. Ve dedim ki kendi kendime, Böyle düşündüm, çünkü sızdırılan konuşmanın içeriğinde kendisinin ve TSK’nın aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir unsur yoktu. Aleyhine olmak şöyle dursun, o metin lehte unsurlar içeriyordu...Nedir bunlar?Bir: Başbuğ, olarak yansıtılan ve “Kozmik Oda”ya girilmesiyle sonuçlanan olayla ilgili konuşuyor... Diğer bir tema da ordudan dışarıya bilgi sızması...20-25 kadar kurmay subaya hitap ettiği belirtilen Başbuğ, diyor. olarak nitelediği olay, “Ankara Seferberlik Kurulu Bölge Başkanlığı”nda görevli iki muvazzaf subayın Ankara’nın Çukurambar semtinde, Arınç’ın evi civarında gözaltına alınmış olmaları... diyor Başbuğ... Allah Allah! Arınç’a suikast hazırlığının en üst düzeydeki komutan tarafından astlara ifşa edilmesi midir bu?Tabii ki hayır... O iki subay, ifadelerinde “köstebek” olmasından şüphe edilen bir albayı izlediklerini söylemişlerdi. Başbuğ’un sözleri de o ifadelerin doğru olduğu yönünde bir izlenim yaratıyor. Şöyle o sözler:Öncesinde ise demiş Başbuğ...Genelkurmay Başkanı, iddialarının, o iki subayın verdiği kozun kullanılması neticesinde TSK’ya karşı düzenlenmiş bir komplo olduğunu ima ediyor.Dinlendiğinden habersiz, doğal bir ortamda konuştuğu varsayıldığı için de sözlerinin potansiyel etkisi güçlü...İkinci lehte unsur, Başbuğ’un, şeklindeki “doğal” ifadesi...“Nah girerdiniz”, demek... Duyulmasında TSK açısından zarar değil, fayda olan sözler...Üçüncü lehte unsur, “TSK’ya karşı yürütülen psikolojik harekât”la ilgili konuşurken, demesi...Bu ifadeler de alt kademelere güven vermeye yönelik...Orgeneral Başbuğ’un da arasına katılması elbette nahoş bir durum... Peki, bu olayda TSK’nın itibarını gerçekten de zedeleyen bir faktör var mı? Bence yok. Bir kere “ortam dinlemesi” Türkiye’de ve bir TSK karargâhında değil, yurtdışında, “yabancı sahada” yapılmış. Konuşmanın içeriği zaten sorunlu değil...Brüksel konuşmasında TSK’yı ve Genelkurmay Başkanı’nı zor duruma düşüren, sürmekte olan operasyonlar ve dava süreçlerinde “karşı taraf”ın eline koz veren önemli unsurlar olsaydı, bunu köpürtür, “mal”ın üzerine balıklama atlardı... Ama doğal olarak atlamadılar... Umumiyetle küçük haberlerle geçiştirdiler. Bu gazetelerden ikisinin, şeklinde bir algı yaratmak arzusuyla, ellerindeki “mal”ı epeyi zorladığını yine de not edelim...Kafamı karıştıran, “mal”ın kime ait olduğu...
Açık İstihbarat @ 2010