Millileşememiş Dava : Kıbrıs - Emre Özet
Jeolojik yapısı itibariyle, Anadolu’dan kopma bir toprak parçası olan Kıbrıs, halkıyla da Anadolu’dan kopma bir toprak parçasıdır. Buna rağmen tüm “milli dava” yaftalarına rağmen bir türlü milli hassasiyet gösteremediğimiz bir davadır. Her şeyden önce stratejik önemi çok büyüktür. Atatürk 1930’larda Antalya’da bölgenin işgal edildiği varsayımına dayanan bir tatbikatta, genç subaylara soruyor: cialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon carddiscount drug coupons site printable coupons for cialisabilify link abilifycialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
|
Buna rağmen tüm “milli dava” yaftalarına rağmen bir türlü milli hassasiyet gösteremediğimiz bir davadır. “Yeninden bir İstiklal Harbi verecek olsak, ikmal yollarımız nerden geçer?” “Beyler Kıbrıs’a dikkat buyurunuz. Kıbrıs düşman elindeyse ikmal yollarımız tıkanmıştır.” Kıbrıs’ın
yakın tarihinde, tüm sorunların başlama tarihi 1955
yılıdır.1914’lerden 1955’e kadar adada İngiliz egemenliği ve yönetici
olarak başında İngiliz valisi vardır. 29 Ağustos 1955’te, Londra’da görüşmeler başladı. Toplantıya Türkiye’den Fatin Rüştü Zorlu, İngiltere’den Mac Millan, Yunanistan’dan Stefanopulos ile Kıbrıs’tan cemaat liderleri Dr. Fazıl Küçük ve Makarios katılır. Yunan
tezi İngilizlerin gitmesi ve bağımsızlık yönündedir. Türk tezi ise
oldukça karışıktır. Ancak gelişen olayların etkisiyle Kıbrıslı Türkler “Volkan” adıyla bir savunma teşkilatı kurarlar. Artık parola bellidir “Ya taksim, ya ölüm!” Bu sebeple Türklerde Rum-İngiliz gerginliğinde artık bir taraf olarak yerlerini alırlar. Uzun uğraşlar sonucunda Türk ve Rum tarafı anlaşır. 16
Ağustos 1963’ta Kıbrıs bağımsız olur. 21
Aralık 1963’te Rum polisi iki Türk’ü öldürmesi adada yaşanan ilk
kıvılcımlardı. Ardından etnik bir soykırım başladı, bir gecede 103
Türk köyü tahrip ve imha edildi. Yüzlerce insan öldürüldü. Artık
Türklere yapılan tacizler, yaralamalar, cinayetler günlük hayatın bir
parçasıdır. 15
Kasım 1983’te KKTC kurulur. Kısacası yüz yıllardır Kıbrıs Türklerinin yaşadığı topraklarda, kurduğu devlet işgal toprağı olarak gösterilip tanınmakta, üstüne üslük Rumlara peşkeş çekilmeye çalışılmaktadır. AB Türkiye’yi her zaman işgalci kuvvet olarak görmektedir. Avrupa Parlamentosu Genişleme Çalışma gurubu 2000 yılında hazırladığı ‘Türkiye ve Avrupa Birliği ile ilişkiler raporu’ Kıbrıs hakkında şöyle demektedir: “Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin topraklarının %37’sini yasadışı bir biçimde işgal etmektedir. Gerileme süreci 31 Mart 1988 tarihinde başlatılmıştır ve 10 Kasım tarihinde aralarında Kıbrıs’ın bulunduğu ilk ülke gurubu ile katılma görüşmeleri başlamıştır. Üyelik, adanın tümünü kapsamalı ve adayı bölen anlaşmazlığa barışçıl bir çözümün bulunması sürecini hızlandırılmalıdır.”(10.02.2000) Oyun
çok basitti. Irak işgal sonrası iki mezhep ve bir etnik guruba
bölünürken, Kıbrıs’ta birbiriyle sorunlar yaşamış iki halk, yaratılmak
istenen ‘Kıbrıslılık’ menşei altında birleştirilmeliydi. Geçmişte akıl
almaz durumlar yaşansa bile. Rauf Denktaş Kıbrıslılık hakkında şöyle
düşünüyordu: Kıbrıs
üzerinden hala propagandalar yürütülmektedir. Türk
halkı safça iyi niyet gösterisinde bulunduğu halde, ambargoyu kaldırma
gibi taahhütlerin hiç birisi yerine getirilmedi.
Rauf
Denktaş AB yetkililerine Peki, Kıbrıs neden önemli? Türkiye,
Yunanistan ile Ege’de 12
mil sorunu yaşamaktadır. Kıbrıssız
bir Türkiye tehdit altına girer.
|