İstihbarat15 Şubat 2010 00:00

"Devlet Adamı" Başbuğ - Çetin Yetkin

<TABLE border=0 cellSpacing=0 cellPadding=0 width=600> <TBODY> <TR height=4> <P class=MsoNormal><FONT size=3 face="Times New Roman"><SPAN style="FONT-FAMILY: Arial; FONT-SIZE: 10pt">Son zamanlardaki gelişmeler karşısında Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ&#8217;un Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamalar büyük önem taşımaktadır. <BR><BR>Ancak, Başbuğ&#8217;un açıklamaları hiç de doyurucu olmadığı gibi, TSK&#8217;nın içine sürüklenmek istenen durum açısından <STRONG>üst komuta kademesinin pasif bir tutum içinde olduğunu belgelemekten başka bir işe yaramamıştır, hatta vatanını sevenlerde düş kırıklığı yaratmış olmalıdır. <BR></STRONG></SPAN></FONT> <P></P></P></TR></TBODY></TABLE><div style="display:none">acheter viagra en ligne canada <a href="http://acheterviagraenfrance.com/en/ligne-canada">acheter viagra en ligne canada</a> acheter viagra en ligne canada</div><div style="display:none">discount drug coupons <a href="http://codesamples.in/page/Discount-Drug-Coupon">codesamples.in</a> free discount prescription card</div><div style="display:none">cialis coupons printable <a href="http://blog.suntekusa.com/page/Free-Printable-Cialis-Coupons">blog.suntekusa.com</a> discount prescription drug card</div>

"Devlet Adamı" Başbuğ

Çetin Yetkin - Yeniçağ Gazetesi

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

15.01.2010


Son zamanlardaki gelişmeler karşısında Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamalar büyük önem taşımaktadır.

Ancak, Başbuğ’un açıklamaları hiç de doyurucu olmadığı gibi, TSK’nın içine sürüklenmek istenen durum açısından üst komuta kademesinin pasif bir tutum içinde olduğunu belgelemekten başka bir işe yaramamıştır, hatta vatanını sevenlerde düş kırıklığı yaratmış olmalıdır.

Bir kere, Başbuğ, her şeyden önce, TSK’ya yöneltilen haksız ve çirkin saldırıların nedenini açıklamamıştır. Oysa, bu “neden”i en iyi bilecek kişilerin başında o gelmektedir.

İkincisi, bu saldırılara karşı ne gibi önlemler alındığından hiç söz etmemiştir.

Üçüncüsü, yargı sürecinin çok uzun sürdüğünü kendisi bildirmiş olmasına karşın, gerçeklerin yargılama sonucunda ortaya çıkacağını ve o nedenle beklenmesi gerektiğini söylemiştir ki, bu, sonuç alınıncaya değin TSK’nın kendisine yöneltilen saldırılara karşı hiçbir şey yapmayacak demektir.

Unutulmamalı ki, hemen her gün kamuoyu önünde TSK’ya çirkin iftiralar yapıldığına göre, bu anlayış, bunlara karşı TSK sesini çıkarmadan öylece oturup aylarca, yıllarca bekleyip duracağı anlamına gelmektedir.

Oysa, Başbuğ’un kendisi saldırı ve iftiraları “asimetrik psikolojik savaş” olarak nitelendirmiş bulunmaktadır.

Demek ki, asimetrik bir psikolojik savaş sürüp giderken, TSK öylece eli kolu bağlı duracak ama saldırganlar saldırı üzerine saldırı düzenleyeceklerdir!

Öte yandan, Başbuğ, TSK’nın siyasetin dışında olmasını da bu pasif tutumunun bir gerekçesi olarak göstermiştir.

TSK’nın siyaset dışı kalması, günlük siyasal çekişmeler açısından elbette doğrudur. Ne var ki, devlet yönetimi demek, siyaset demektir.

Örneğin, Siyaset Bilimi günlük siyaset kavgalarını değil, en başta devlet yönetimini ele alıp inceler.

Kaldı ki, Genelkurmay Başkanı, kendisinin bir  “devlet adamı” olduğunu söylemiştir. O halde, bir devletin özü ve temel dayanağı olan silahlı kuvvetleri her gün çirkin ve haksız saldırıların hedefi olurken, “devlet adamı” Başbuğ’un bu konuda neler yaptığını bilmek bu devletin vatandaşlarının hakkıdır.

Tüm bunların yanı sıra, ilk devletlerden bu yana bir devleti devlet yapan, en başta üstün maddî güç tekelidir.

Bu güç, dışta ve içte devletin varlığını sürdürecek olan ordusu, içte de kolluk güçleridir.

Bir devlet, bunlar göstermelik olarak kalırsa ya da başka devletlerin buyruğu altına girerse, bağımsız bir devlet olmak niteliğini yitirir. Bu nedenle, devletler arası mücadelenin sonuca götürücü en kesin yolu orduların savaşmalarıdır.

Bilindiği gibi, zafer ya da yenilgi, birçok muharebenin sonuçlarının toplamıdır. Her muharebe bir yanı güçlendirirken, öbür yanı zayıflatır.

Ne ki, bu mücadele yalnızca silahla yapılmaz, bir çeşidi de “psikolojik savaş”tır. Psikolojik savaşta kimin kazandığına ve kimin kaybettiğine karar verecek olan da “yargı” değildir.

“Dünya tarihi, dünya mahkemesidir”

sözünü unutmamak gerekir.

Başbuğ’dan en azından şu açıklamayı yapmasını beklerdim:

ABD ve yandaşları, İsrail’in de çıkarlarını gözeterek, Orta Doğu’ya yeni bir düzen getirmek istemektedir. Bölgenin İslam devletlerini kendisinin kolayca yönlendirebileceği bir çatı altında toplamak bu yeni düzenin amaçlarındandır.

Bu amaçla da, Türkiye’yi bu düzenin başına getirmek işine en gelen yoldur. Ancak, aynı çatı altında toplamak, istediği İslam devletleri, genelde şeriatçıdırlar. Bu nedenle, laik Türkiye bu amaçla kullanılamaz. Dolayısıyla, ılımlı İslam maskesiyle bu laik yapıyı değiştirmek gerekmektedir. Bu sağlandığında genelde Sünni olan İslam devletleri, Şii olan İran karşısında ABD’ye bağlı bir bütünlük gösterecekleri gibi, aynı çatı altında yer alacak olan Kürt devleti de gelişebilecektir.

Osmanlı Devleti, geçmişte bu bölgede söz sahibi olduğundan yine Yeni Osmanlılık şemsiyesi kullanılmalıdır. Ne var ki, Kemalizm’e, laikliğe ve geleneklerine sıkı sıkıya bağlı ve topraklarını Güneydoğu Anadolu’ya da sıçratacak olan Kürt devletine karşı olan TSK, bu proje önündeki en büyük engeldir.

Bu nedenle, TSK güçsüzleştirilmeli, kolu kanadı kırılmalı, toplumdaki saygınlığı kaldırılmalı, moral çöküntüsüne uğratılmalı, etkisizleştirilmelidir. Bunun yanı sıra iktidara bağlı ve ağır saldırı silahları ile donatılmış alternatif bir silahlı güç devreye sokulmalıdır. İşte, bu nedenlerle TSK hedef tahtasına oturtulmuştur.

Bir Türk “devlet adamı” bunları düşünmeli, ulusa anlatmalı, bu amaçla yapılan saldırıları etkisiz kılmak için önlemler almasını bilmelidir.

(07 Şubat 2010)
Açık İstihbarat @ 2010