|
Bu arkadaşımız Alman politikacısı olmasına rağmen,
Almanya’nın iç ve dış politikası hakkında pek sık yazı yazmaz. Onun
yazılarının konusunu ağırlıklı olarak Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti oluşturduğunu görmekteyiz.
“Almanca bile bilmediğini”
Deniz Feneri skandalı
konusunda doğal olarak yazamaz diye düşünüyorum.“Milletvekili dostları”
Bu konuların başında Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni dağıtmakla görevli Mehmet Ali Talat’a
destek gelmektedir.
AKP politikasına karşı olmak, cumhurbaşkanı olduğu
ülkenin bağımsızlığının ilan edildiğini öğrendiğinde “kederinden
ağladığını” söyleyen KKTC’nin yıkıcı Cumhurbaşkanı, dostu Mehmet
Ali Talat’ı da üzer.
Bu
buluşmaya dostunun dostu dostudur da diyebiliriz.
“Ağca, Dink,
Ergenekon ve Kıbrıs“
Aydınları peşine
takarak Silivri Zindanı’na giden ve “beni de alın” kampanyasında ilk
sıralarda yer alan rahmetli babası ile bu konuda hiç mi konuşmadı?
“KKTC’de ‘Ergenekon bağlantılı’ şahıs ve
çevrelerin olduğunu ‘Sağır Sultan’ da duymuş olmalı diyen”
“Onunla bu iş olmuyor”
Ancak
beni üzer. Üzerlerinden yıllarca politika yaptığınız Mahir Çayanların
ve benim komşu köylüm Sinan Kazım Özüdoğruların kemiklerini
sızlatıyorsunuz.
Not:
Devrimcilikten, Alman Yeşiller Partisi’ne, oradan da
Alman Sosyal Demokrat Partisi’ne transfer olan bir arkadaşımız vardır.
Buna bir itirazım yok,
yazmak istediği konuyu mutlaka kendisi seçecektir, şu konuyu yaz
diyecek hakkımız yok. Kim bilir, yazdığı bu konular belki de Alman
politikasının kapsamındadır.Almanya merkezli bir skandal olan
Deniz Feneri ile ilgili Türk kökenli bir Alman politikacısı olarak
neler yaptığını gerçekten bilmek isterdim. Zira Türkiye’den
Deniz Fener skandalı ile ilgili araştırma yapmak için Almanya’ya gelen
bir milletvekilinin konu edinerek,
onun çalışmasını küçümsüyordu. Aksi
taktirde TBMM’ni ziyaret edip, orada Eğemen Bağış’ın uzun süre
misafiri olup da görüşmüş olduğu ne
dereler kendisine! TBMM gittiğinde bir daha hiç misafir
ederler mi? Benimki de laf, Almanca biliyorsunuz, Türkiye’den
gelen milletvekilinden Almanya’da kolunuz daha uzun, elinizi tutan mı
var diye sorsam, beni ciddiye alır mı bilmem. Ha bir de onun mahalle
baskısından korkarak, elindeki şarap bardağını saklayarak, şarabını
yudumlayan dostu Ertuğrul Günay’a ayıp olmaz mı? Yoksa bir
dönemin efsanevi gençlik hareketinin önde gelenlerinden olan dostumuzu
kim tutardı ki!Türkiye ile ilgili yazılarında bu arkadaşımızın
AKP’nin işçi düşmanı, emperyalizm işbirlikçisi politikasını eleştirme,
ona karşı durma yerine, şüphesiz yazmayı çok sevdiği konuları
gündemine taşıdığını görmekteyiz. Mehmet Ali Talat da dostudur.
Mehmet Ali Talat’ın da Recep Tayyip ile dostluğunu hani şu meşhur
telefon konuşmasıyla Aydınlık Dergisi ortaya çıkarmıştı da, onu
yayınlayan dergiden Ufuk Akkaya ve Deniz Yıldırım apar topar
“Ergenekon” tertibine katılmış, Silivri zindanına atılmışlardı.
Mehmet Ali Talat’ın arkadaşı
olmak, Recep Tayyip’in de arkadaşı olmak anlamına gelir. Eğemen Bağış,
Ertuğrul Günay, Mehmet Ali Talat ve diğer milletvekili dostları
üzerinde dostluk yolu Recep Tayyip Erdoğan ile buluşmakta. Şimdi bu arkadaşımız Kıbrıs’daki Ergenekon uzantısını
konusunu defalarca köşesine taşımış olmasına rağmen, şimdilik o
konunda herhangi bir soruşturma başlatılmamış olması onun yegâne
üzüntüsünü oluşturmaktadır. Bunun için de adlı yazısında Kıbrıs’daki Ergenekon’a da
müdahale edilmesini istiyordu. Kendisi Ergenekon tertibinin
nasıl başlatıldığını bilmiyor anlaşılan. O değerli aydınımız babasının anlatmış olduğu konular
onun için hiç mi inandırıcı olmadı? Türkiye’de Ergenekon
tertibinin başdanışmanın MİT ve CIA’cı Mehmet Eymür olduğunu sağır
sultan duydu. Anlaşılan o duymamış. Kendisi neden Mehmet Eymür ile
aynı yerde yer almak ister, anlamış değilim. Iraklı
kardeşlerimizin katledilmesine ülkemizin topraklarından kalkan
uçakların sebep olması anlamına gelecek olan 1 Mart tezkeresine hayır
diyenler değil mi Silivri Zindanında çile dolduranlar! Amerika
politikasına karşı duranların isimleri tespit edilerek, hayatlarında
bir araya gelmemiş yurtsever aydınlarla, katilleri bir örgüt
içerisinde bir araya getirip, sadece mahkeme süresi bile bir ceza olan
sürece dâhil etmediler mi? İddianamelerin de CIA’nın
elemanları Tuncay Güney ve Mehmet Eymür’ün açıklamalarına
dayandırmadılar mı? Bununla da topluma korku salarak, saltanatlarını
devam ettirmek istediklerini nasıl göremezsiniz? Bu korkuyu,
bu tehdidi şimdi de KKTC’ye taşınmasını istiyorsunuz. Daha sonra da
yurtdışına taşımak istersiniz herhalde. Bu konuda
ısrarlıysanız, arkadaşımızdan artık kesinlikle bunların kimler olduğunu
yazmasını istemek hakkımızdır. Siz lütfen bu isimleri sıralayın, ondan
sonra korkmayın, o isimlere göre F tipi savcılar senaryolarını
hazırlar. Bu isimlerin kimler olması gerektiği konusunda
KKTC’nin yıkıcı Cumhurbaşkanı dostunuz M. A. Talat’a da seçim
öncesinde sorabilirsiniz. O kesinlikle KKTC’nin kurucu
Cumhurbaşkanı’nı Rauf Denktaş’ın
diyerek adını verecektir. Rauf Denktaş’tan başka hangi
vatanperver ve yurtsever olabilir? Kıbrıslı Türklerin sorunlarını ve
haklarını savunan nice dostlarımız vardır, onların isimlerini de
listenize alabilirsiniz. Bu talebinizle Türkiye’de Ergenekon
tertibinde almış olduğu başdanışmanlığıyla KKTC’nin Mehmet Eymür’ü
olursunuz. Bundan mutluluk duyar mısınız bilmem. Kızıldere’de Mahir Çayan ve
arkadaşlarının katledilmesini kendi işi olduğunu kitabında övgüyle
anlatan Mehmet Eymür ile yollarınızın Ergenekon tertibi saçmalığının
KKTC’de de araştırılması talebinizle buluşmaktadır. CIA’nın tetikçisi,
Kızıldere katili Mehmet Eymür arkadaşınızın arkadaşı, dostunuzun dostu
olarak sizin de dostunuz ve arkadaşınız olmaktadır. KKTC’de de
Ergenekon araştırılsın gibi taleplerinizle gladyo tetikçiliği
yapmayın, biz sizi o efsanevi gençlik örgütünün bir zamanlar önemli
kişileri arasında bulunduğunuzdan ve kendisini rahmetle andığım
değerli babanız Demirtaş Ceyhun’dan dolayı severiz. Zira o
değerli ve yiğit yazın adamımızın yadigârısınız. Gelin ne Kızıldere’de
katledilenlerin ne de babanızın kemiklerini sızlatın.
Geçtiğimiz yazılardan birinin başlangıcına iki
dörtlük şiir eklemiştim. Bu şiirin yazarı Ozan Feyzi (Feyzullah
seçkin) olduğunu da belirtmiştim. Ozan Feyzi (Feyzullah seçkin)
ozanların tohumunun sık atıldığı Şarkışla Emlek yöresinin yaşayan
ozanlarındandır. Yazmış olduğu şiirler günden güne daha güzelleşmekte,
olgunlaşmakta ve bize en güzel meyvelerini sunmaktadır. Yazılarıma
uygun olacak şiirlerini yazılarıma eklemek istediğimi, Âşık Veysel,
Âşık Ali İzzet Savaş, Âşık Devrani gibi ozanların damarından beslenen
değerli ozanımıza ilettiğimi ve kendisinden de izin aldığımı belirtmek
isterim. Kendisine teşekkür ederim. Ozan Feyzi’nin diğer şiirlerini
tanımak isteyenler şiirin altında belirtilen internet adresine
girebilirler. Ayrıca Sarissa Yayınevi’den çıkacak „Deli Poyraz“ adlı
şiir kitabını da ilgilenenlere öneririm. GERÇEK
IRMAĞINDAGerçek ırmağında çağlar coşarız,Gafile akacak
suyumuz yoktur.Kâmilin peşine düşer koşarız,Cahile bakacak
duyumuz yoktur.Pir Sultan Abdal'ı söyler anarız,Gerçeğin
deminden içer kanarız.Bazen asılırız bazen yanarız,İnsanı
atacak kuyumuz yoktur.Gidip diyanete ulanmak gibi,Fetvayla
akıldan bulanmak gibi.Kerbelâ çölünden sulanmak gibi,Gaflete
dalacak huyumuz yoktur.Hocanın dedenin esmeden yeli,Kemali
ararız densek de deli.Doğruyu söylerken değiliz veli,Göklere
salacak buğumuz yoktur.Feyzi'yim meydanda açık
pazarız,İnsanız insanla dostuz hazarız.Böyle yapılandık böyle
yazarız,Yalanla takacak tuğumuz yoktur.Ozan Feyzi
(Feyzullah Seçkin)
http://feyzullahseckin.sitemynet.com
|