|
Vatana ihanete farklı bakış.
Üreticiyi desteklemek için
2004'te ithalat vergilerini yükseltti. Bir ton pirinç ithal edene 800
kilo yerli üreticiden alma mecburiyeti getirdi.
Amerika,2005'te
Dünya Ticaret Örgütü(WTF)'ne "Türkiye benden Pirinç almıyor"
diye dava açtı ve 1 milyar dolar tazminat almaya hak
kazandı.
Pirinç ithalatına kısıtlamalar nedeniyle Türk
çiftçisinin bu karlı çıkışı da böylece baltalanmış
oldu. Amerika,yüksek gümrük vergisi uygulanarak yurda girişi
engellenen farklı tarım ürünlerindeki kısıtlamaların hakıkında da dava
açacağını söylüyordu.
Gelelim süt üretimimize...
Kaynaklar yıllık 13,5 milyon ton
süt üretimimiz olduğunu söylüyor.
Fakat AB
normları;sağlıklı,hijyen şartlarını sağlayabilen,kayıtlı süt
üretimimizi gerçek üretim olarak değerlendirilmektedir.
AB
tarafından bu miktar 4 milyon ton olarak kabul
edilmektedir.
Özetle yaklaşık % 29'u kayıtlı.Kalan %
71'lik kısmı kayıt dışı.
Uluslararası Sütçülük
Federasyonu (IDF)'na henüz kabul edilen Türkiye artık dünya süt
üretimindeki yerini almalıdır.
Bu da kayıt dışı olan kısmın
kayıt altına alınmasıyla olur.
Eğer ki kayıt altına alınabilir
ise Türkiye 13,5 miyon tonluk üretim ile,dünya sıralamasında ilk 15
arasına girmiş olacaktır. Gelelim et üretimimize...
Ne yazık ki 1980'den bu yana
Türkiye et üretimi sürekli batlalanmıştır.
Bunda tüm
hükümetlerin sanki el birliği yaparcasına çabaları görülmektedir.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de et
üretimi;
YILLAR
2005 2006
2007
2008
2009
Sığır
Eti,(kg)
33.475 21.602
183.779 266.305
29.972 Canlı
Koyun(Baş) -
32.190
-
37.351 80.750 Koyun-kuzu
Eti,(kg) 25.522 15.707
192.297 17.732
2.522
Görüleceği üzere korkunç bir yok ediş planı
işlemektedir.
Bu kurban bayramında Türkiye'de yaklaşık
300.000 adet hamile inek kesilmiştir.
Bu da devletin resmii
kayıtlarında mevcuttur.
Bunun gerekçesi ise yine diğer
ürünlerde olduğu gibi devletin denetim görevini yapmamış olmasından
kaynaklanmıştır.
Düşününüz ki İslami kurallarla yönetilen bir
ülke olsaydık;devlet eliyle tanrının kurallarını yok etmiş bir devlet
olacaktık.
Gerçi tanrının kurallarının uygulayıcılığına soyunan
AKP gibi,diğerleri de aynı sömürü düzenini yine tanrının kendilerine
verdiği yetkiden kaynaklandığını söylemekte hiç bir sakınca
görmemktedirler. Tıpkı,tütün üretiminde ve pazarlanmasına Türk çiftçisi yerine
yabancı tütün ve sigara tekellerinin desteklendiği
gibi.
MHP'nin ortağı olduğu 57.Hükümet, çıkardığı Tütün Yasası
ile yabancı sermaye egemenliğinin tekelleşmesine adeta sebep
olmuştur.
Elbet ki salt tütünde değil, et ve süt piyasasının
düzenlenmesinde etkin rol oynayan kurumlar,DYP-SHP hükümeti
marifetiyle özelleştirerek ortadan kaldırmıştı.
Yine hükümette
rol alan MHP bu konuda hiçbir çözüm üretmediği gibi şimdi tekel
işçisine her ortamda destek vermekte ve bu anlaşılmazlık milletin
hafızasından sanki silinmiş gibi görülmektedir.
Milliyetçiliğin
yabancı tekelleşmeyle ikame edildiği bir Türkiye kimin
mirasıdır?
Ne yazık ki 12 Eylül darbesinin bir
mirasıdır.
Bu nedenle acilen yargılanmalıdır.
İşte darbe
denen onursuzluğun Türkiye Cumhuriyetine vurduğu büyük yıkımlardan bir
kaçını sıraladık.
Bu nedenle cunta kesinlikle hukuk önüne
çıkartılmalı,özellkle de 12 Eylül'ün yarattığı tüm hükümetler acilen
yargılanmalıdır.
Bu ülkeyi yasalarla;olmaz ise bakanlar kurulu
kararı ile,olmaz ise de yönetmelikler, vs...lerle dünya
tekellerinin sofrasında ziyafete dönüştürenler hiç gecikmeksizin
yargılanmalıdır.
Aksi halde AKP giderse,başkası gelip bu soygun
düzenini değiştirmeyeceklerdir.
Yeni parti kurmak çözüm
olmadığı gibi,yaratılan soygun düzeninin örtüsü olarak kullanılmaya
devam edildiğinin bir belgesidir.
(09 Şubat
2010)
|