Altan'ın Muzaffer Tekin'le Tanışması Engellenmeli
Yaşar Büyükanıt bunu birinci elden tecrübe etmişti. Zamanında yanından çalışan ve Şemdinli olayları sırasında ismi geçen astsubay için; "tanırım; iyi çocuktur" ifadesini kullanıp, kullanacağına pişman oldu. Bu tek cümlelik kefillik Büyükanıt'a pahalıya mal oldu. Yandaş basın bu cümleyi sakız gibi çiğneyip durdu ve hala çiğnemeye devam ediyor. ...Kefil olmanın bedelinin bu kadar yüksek olduğu süreçte; "Ergenekon" vakanüvistlerinden ensestfil Ahmet Altan, Selimiye'de başlıklı 9 Şubat 2010 tarihli yazısında bakın kime nasıl kefil oluyor:coupons for cialis 2016 coupons for prescription drugs prescription drug cardsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardnaproxennatrium go naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
|
Kefil olmanın bedeli; aklın, vicdanın ve hukukun askıya olduğu dönemlerde normalden daha ağır olabilir.
Okuyanda, ifade almaktan çok, komşu ziyaretini anımsatan bu diyalog üzerine sayfalarca psiko-analiz yazılabilir. Bir albayın uzun boylu, yakışıklı ve genç olmasının bu kadar vurgulanmasını, ensest dahil bir çok cinsel sapkınlığa sempatik yaklaştığı anlaşılan Altan'ın özel dünyasına havale ediyoruz. Kamuoyunu ilgilendiren kısım; "Ergenekon" sürecinin köşesine yerleştirilen isimlerinden biri olan Ahmet Altan'ın ; gazetesine sızdırılan belgelerle ilgili ifadeye çağıran ve hayatında ilk kez gördüğü askeri savcıya bu şekilde methiye düzerken içine düştüğü çelişki. Ahmet Altan; sözkonusu askeri savcıya, hangi tecrübelerine dayanarak; "örnek gösterilmesi gereken subay" sıfatını yakıştırıyor? Eğer; onun bu sıfat lütufkarlığı bu kadar normal ise; Yaşar Büyükanıt'ın yanında mesai harcayan bir astsubay için, "tanırım, iyi çocuktur" demesi niye yadırganıp, binbir komploya malzeme ediliyor? Eğer; birisini bir kere tanıdıktan sonra onu aşırı şekilde övmek Ahmet Altan sözkonusu olduğunda normal bir davranış ise; "Ergenekon" iddianamelerinde onlarca insanın beşeri diyalogları örgütdaşlıklarının kanıtı olarak medyaya malzeme oluyor? Ahmet Altan'ın ; tek tanışma üzerinde bir albayın zarefetine, yakışıklılığına ve uzun boyluluğuna bu kadar methiyeler düzüp , etki altında kalması "Ergenekon" süreci açısından da ciddi bir zaafa işaret etmekte. Altan'ın "Ergenekon" sürecinde insanları yaftalamak konusundan en önemli kıstasının "tanışıklığı olmak" olduğunun bir başka kanıtı da ; "Ergenekon"'dan içeri alınan Tijen Mergen'le ilgili takındığı tutum. Doğan gazetecilik icra kurulu üyesi Tijen Mergen, bir çok insanla beraber klasik dalgalardan biri ile içeri alındığında, Taraf'la beraber yandaş medya bildik yayınları yapmıştı. Fakat daha sonra Ahmet Altan; "Kürtler, Fenerbahçe, Sedat, Tijen" başlıklı 19 Nisan 2009 tarihli yazısında Tijen Mergen için neler yazıyor :
Gördüğünüz üzere; Ahmet Altan; "tanıdığının tanıdığı" sözkonusu olduğunda hukuku hatırlayabiliyor. Hatta; "biri adını ortaya koyarak bir şey söylüyorsa aksi kanıtlanana kadar ben ona inanırım" derken içine düştüğü çelişkinin ve ikiyüzlülüğün farkında değil. "Ergenekon" duruşmalarında insanların adlarını ortaya koyarak, haklarındaki onlarca iddiayı tek tek yalanlamasını yok sayıyor. Çünkü Altan; onları tanımıyor. Onları tanıyanları da tanımıyor. Onlardan bir kulplu cam fincanda çay içmişliği de yok. Bu sanıkların bir çoğu ; Altan'ı etkileyecek cinsten uzun boylu, yakışıklı ve genç de değiller. Yalnız; "Ergenekon" sanıkları açısından umut kaybolmuş değil. "Ergenekon" sürecini yönetenlerin; Ahmet Altan'ın şans eseri de olsa Muzaffer Tekin ile tanışmasını engellemesi gerekiyor. Altan'ın; Muzaffer Tekin'in herkesin üzerinde mutabık kaldığı zarifliği ve nezaketine muhatap kalması durumunda; içindeki bütün düğümlenmelere rağmen, Tekin'i "Türk ordusunun başında nasıl subaylar olsun derseniz, örnek gösterilecek bir subay" ifadeleri ile övgülere boğması içten bile değil. Hele bir de kulplu bardakta çay ikram edilirse Altan'ı tutabilene aşkolsun. O noktada Altan'ın ; "bu insanlar isimlerini ortaya koyarak, biz örgüt değiliz diyorlarsa , aksi kanıtlanana kadar ben onlara inanırım" cümlesini kurması içten bile değil. Buradan "Ergenekon" sürecini yönetenleri, Muzaffer Tekin'i ve eşi Müge Hanım'ı; Altan'ın çelişkilerle ve kara deliklerle bezeli psikolojisi konusunda uyarıyoruz. Olmaz demeyin...."Ergenekon"'da bu da olur. Açık İstihbarat |
|
Açık İstihbarat @ 2010 |