Siyaset10 Şubat 2010 00:00

Bir Hukukçunun Tercüme-i Hali - Orhan Bursalı

Savunduğu “yargı toplumsallaştırıldığı zaman, toplumun yargısı olabilir” görüşüne uygun raporu vermiş! Can, yasa/hukuk devleti ve buna dayalı bir adalet sistemi değil, toplumun yargıç rolünü de üstlendiği veya paylaştığı bir yeni sistem savunuyor! Toplum “evet yasalara göre, sen bu adamı hapse atacaksın, bu partiyi kapatacaksın… ama biz ne hapis istiyoruz ne kapatma…” diyorsa eğer (ki her toplumda bunu diyecek azınlık veya çoğunluk her zaman vardır!), yargıç, toplumsallaşmanın gereği olarak, bu sese kulak verecektir.discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis forum cialis bez recepta cialis bez receptabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plus

Bir Hukukçunun Tercüme-i Hali

Orhan Bursalı - Cumhuriyet Gazetesi 

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

10.02.2010


Duvarına,

“Adaleti cennette alacaksınız, bizden alacağınız karardır,”

biçiminde bir yazı asılı.

Yargı ve yargıç toplumsallaştırılmalı, yargı toplumdan kopuk olamaz, iddiasında! Yoksa yargı diktatörleşirmiş!

Anayasa Mahkemesi raportörlerinden Osman Can karşınızda!:

“Yargı ile toplum arasında çok ciddi mesafe ortaya çıktı… Böyle adalet dağıtmak, mümkün değil. Hiç kimseyi tanımadan dost ve düşmanı anlayamaz yargıç. Düşünün, bu yargıçlar, parti ve dernekleri kapatacak, toplulukları şu ya da bu yönden mahkûm edecek. Ondan sonra da mahkûmiyetin adil olmasını bekliyoruz”

diyor.

Ne demek bunlar?

Tercüme etmeli, çünkü düşüncelerinin bir kısmını karanlıkta tutuyor!

***

Yargıç karar verirken, örneğin bir derneğin veya bir partinin, fiillerine, programlarına, eylemlerine değil de neresine bakacak?

Ona göre, yargıç, davalı derneğin, partinin vb. başkanıyla, üyeleriyle konuşmalı... dahası, toplumun fikrini de almalı… öyle karar vermeli!

Peki yasalar, maddeler?

Can, yeni bir yargıçlık öneriyor: Yasaları at bir kenara, siyasal görüşüne, edindiğin izlenime ve çıkarsamalarına göre hüküm ver!

AKP’nin kapatılması davasında, raporunu yazarken, anlaşıldığı kadarıyla, böyle davranmış:

“Ben onları tanırım, iyi yurttaşlardır; partilerinin kapatılmasına ve bu kişilerin siyasal yasaklı hale getirilmesine gerek yoktur!”

Savunduğu “yargı toplumsallaştırıldığı zaman, toplumun yargısı olabilir” görüşüne uygun raporu vermiş!

Can, yasa/hukuk devleti ve buna dayalı bir adalet sistemi değil, toplumun yargıç rolünü de üstlendiği veya paylaştığı bir yeni sistem savunuyor!

Toplum “evet yasalara göre, sen bu adamı hapse atacaksın, bu partiyi kapatacaksın… ama biz ne hapis istiyoruz ne kapatma…” diyorsa eğer (ki her toplumda bunu diyecek azınlık veya çoğunluk her zaman vardır!), yargıç, toplumsallaşmanın gereği olarak, bu sese kulak verecektir.

***

Osman Can, yargının siyasallaştırılması gerektiği tezini de ileri sürüyor:

“Hiçbir şey siyasetin üstünde olamaz, çünkü siyaset üstü iddialar diktatörlük heveslerini besliyor…”

Bunu söyledikten sonra bir sonuç üretiyor:

Madem hukuk siyaset dışı olamaz, o halde meşru bir dayanağı olmalıdır, burada en iyi ve meşru alet ise, seçilmiş/çoğunluk partisidir!

Yargıçların, savcıların, mahkemelerin geniş bir şekilde siyasiler tarafından atanmasını/seçilmesini savunması da, buna uygun düşüyor!

Meclis’te çoğulcu siyasal görüş, (buradaki örnekte AKP!) mutlaka hukukta, yargıda söz sahibi olması gerekmektedir ona göre!

Yani, bu son derece parlak hukukçumuz (!), rakiplerini çok daha iyi tepelesin diye, iktidarda sahip olduğu müthiş güç yetmiyormuş gibi, yargıyı da, siyasal çoğunluğun hizmetine vermektedir!

“Yargı tarafsız ve bağımsız olamaz, hepsinin siyasal bir bakışı ve felsefesi var”

biçiminde peşin bir yargı/dogma belirlerseniz...

Yargının dayandığı ve dayanması gereken Anayasa’ya, yasalara, hukuk devletine ve hukuk ruhuna, insanlığın bu alandaki kazanımlarına ve çağdaş hukuka esaslı bir tekme atarsanız...

Varacağınız yer siyasallaşan bir yargı, yargıyı tepe tepe kullanan daha otoriter bir siyasal iktidar talebidir!

Osman Can, bir sürü gevezelik, boş söz ardında, bunu istiyor! Ve iktidar yandaşı medya tarafından da göklere çıkartılıyor!

***

Bu kişiyi, Sabih Kanadoğlu ile çıkarıldığı bir TV programında kısmen izledim (Karşı Görüş, Balçiçek Pamir, HaberTürk).

Yargının iktidar çoğunluğuna dayandırılması, Meclis’teki temsile göre yapılandırılması görüşü karşısında, Sabih Kanadoğlu, “Yani RTÜK gibi mi?” diye soruverdi! Bu, Osman Can’ı bitiren soruydu!

Osman Can, evet, bir hukuk RTÜK’ü oluşturmak istiyor.

Meclis’teki temsiliyete göre, durmadan yapısı değiştirilecek bir “yargı/hukuk sistemi” öneriyor!

TV’de karşımda, “bilgi ukalalığı”na yeltenen, itildiği yeri hazmedememiş, tartıştığı kişi karşısında epey saygısız, çağdaş hukuk ve normlar karşısında, çağdaş hukuk adına ilkel hukuku dayatan, dayattıkça da “Can, Kanadoğlu’nu bitirdi!” biçiminde, başka ilkellerden alkış alan bir kişi vardı!

Kurduğu yeni dernek de yargıçlara-savcılara bu ilkellikleri dayatacaksa ve dernek aracılığıyla yargı sistemini, siyasetin ve AKP’nin otoriterliğine peşkeş çekecekse hele… çok tehlikeli bir işe kalkışıyor demektir!

Vay ülkemin başına!



 

Açık İstihbarat @ 2010