Siyaset8 Ekim 2004 00:00

Millî yas, millî kuvvetleri yaratmak zorunda - Selcan Taşçı

Bizim yapamadığımızı aklımızın ermediğini, gücümüzün yetmediğini yapabilen herkese de ''nihai hedef'' uğruna destek vermeliyiz... *** Türkiye''de görev yapan Alman ve Amerikan Büyükelçileri ile sabıka dosyası hayli kabaran Fener Rum Patriği''ni ''istenmeyen adam'' ilan eden ve amacı bu ülkeye kast eden herkese, "çek elini ülkemden" mesajını ulaştırmak olan bir mektup kampanyası başlatıldı.Ben www.acikistihbarat.com adresinde rastladım. Kampanya çerçevesinde, Türkiye''de devlet organlarını felçli olduğundan şüphe etmeyen tüm Türk vatandaşlarının bu istenmeyen zat''lara ve önlem alması için de ''paşa''lara mektup gönderme imkanı var.levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetescialis manufacturer coupon drug coupon drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisnaproxennatrium go naproxen kruidvatcialis forum cialis prodaja cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenaoxcarbazepine dosage click oxcarbazepin

Beklenen oldu ve medya tüm kuvvetlerini, 6 Ekim 2004 tarihini ''millî bayram'' ilan etmek için seferber etti.

Türk Milleti''nin kaderini tayin eden bir çok günün, olayın ve kişinin anılmasında, bile birinci sayfalar böylesine posterleştirilmemiş, puntolar bu kadar boy atmamıştı! Dün dik ve millî bir duruş sergileyen, herkesin kafasında? oluşturan tek kurum vardı: YENİÇAĞ! Gazeteyi elime aldığımda irkildim.

O simsiyah boşluğa doğru yuvarlanırken, benim ortağı olduğum ne kadar çok değerin, bana sorulmadan gizli-kapaklı peşkeş çekildiğini, ülkemden, geleceğimden, varlığımdan nasıl yoksun bırakıldığımı gördüm. Birinci sayfanın tam göbeğinde bir şey daha gördüm.

Defalarca devletsiz kalan bu milletin, egemenlik ve yeni bir bayrak için döktüğü tonlarca kanın aksini...

Yani tüm yollarım çıkmaza sokulduğunda neyi feda edebileceğimi. Ülkenin tüm kalelerini, tersanelerini, ordularını, üniversitelerini, gazete-televizyonlarını, kürsülerini, çarşısını, pazarını, hatta sokaklarını ve en çok iş yapan köşe başlarını tutmaya çalışan işportacıların ''ne alırsan 1 kuruşa'' şeklindeki beleşçiliğinin, ne 6 Ekim''i, ne de bundan sonra ki ilk tezgâh durağı olan 17 Aralık''ı, ''Millî bayram'' yapmamıza yetmeyeceğini göstermek zorundayız. Prof.

Dr.

Erol Manisalı''nın geçtiğimiz günlerde AB konulu konferansında vurguladığı ve bu pişkinliğin de artık net olarak tasdik ettiği gibi Türkiye''nin dizginleri ''gayrı millî Türkiye''nin elinde.

Acilen bu ''gayrı millî Türkiye''yi başımızdan def etmeliyiz.

Bunun için artık birbirimizle değil, hepimize birden kastedenlerle uğraşmaya başlamalıyız.

Millî olan tüm kuvvetleri acilen, her platformda, altında bir ''Çapanoğlu'' aramadan bir araya getirmeliyiz.

Konuşmakla yetinmeyip, ortaya tedavisi kesin sonuç verecek bir ''kurtuluş reçetesi'' koymalıyız.

Artık ilaçla, hapla iyileşmeyecek kadar kangren hale dönüşmüşse, kolumuz bacağımız demeden kesmeliyiz.

Bizim yapamadığımızı aklımızın ermediğini, gücümüzün yetmediğini yapabilen herkese de ''nihai hedef'' uğruna destek vermeliyiz... *** Türkiye''de görev yapan Alman ve Amerikan Büyükelçileri ile sabıka dosyası hayli kabaran Fener Rum Patriği''ni ''istenmeyen adam'' ilan eden ve amacı bu ülkeye kast eden herkese, "çek elini ülkemden" mesajını ulaştırmak olan bir mektup kampanyası başlatıldı.

Ben www.acikistihbarat.com adresinde rastladım. Kampanya çerçevesinde, Türkiye''de devlet organlarını felçli olduğundan şüphe etmeyen tüm Türk vatandaşlarının bu istenmeyen zat''lara ve önlem alması için de ''paşa''lara mektup gönderme imkanı var.

Bu mektuplardan birincisi, ABD Büyükelçisi Edelman''a! Edelman''ı, "PKK ve yan unsurlarına gün geçtikçe alenileşen ve büyüyen bir destek vermekle, yasaları ve yasa koruyucuları çeşitli yollarla etkilemekle, etnik gruplara yönelik bölücü provakasyonlarda bulunmakla, ekonomi ve tüm diğer alanlarda güç simsarı olmakla" suçlamış olacak ve "bu ülke insanının toprağına yatırım yaptığı her gelecek damlasını kemirmeye çalışan çekirge sürüleri"ni, gerekirse "oğlunuzu, dualarınızı, emeğinizi, kaleminizi ve canınızı esirgememe" konusunda uyarmış olacaksınız.

Mektuplardan ikincisi, Kars Belediyesi''ni ziyaretinde, "Azerbaycan Hükümeti Karabağ''dan vazgeçerse kapı açılır" diyen Alman Büyükelçisi''ne! Kendisine bu ülkenin asıl sahiplerinin kim olduğunu hatırlatacaksınız. Üçüncü mektup, Atatürk''ün ifadesiyle ''nifak yuvası'' olan kurumun başındaki Patrik Efendi''ye! AB''nin gönüllü Türkiye denetçisi görevini de başarıyla sürdüren! Bu zat''a yaşadığı şehrin ''Konstantinapoli'' değil İstanbul olduğunu ve isminin başında ''ekümenik'' unvanı taşımadığını izah edip gördüğü rüyadan uyandıracaksınız. Ve son mektup Türk askerine! "Vatan! Sana! Canım! Feda!" diye yemin edenlere, bu ülkenin ''kırmızı çizgilerinin'' gerekirse emperyalist müttefiklerine karşı da korunmasına cesaret vermek için.