|
Turkiye
Turkiye ile Amerika’nin yakinlasmasinin
temelleri, 1947 yilinda ABD kongresinde Turkiye uzerine yapilan gizli
oturumda saklidir.
Incirlik uzerinden CIA’in Ukrayna, Romanya ve Polanya’daki
gizli hapishanelerine goturulur
“ABD
Dışişleri Bakanlığı'nda 28 Mayıs'ta yapılan gizli
bir toplantıda, Türkiye'nin parçalanma sürecine girdiği
değerlendirmesi yapıldı. Bu değerlendirmeye bağlı olarak Kuzey Irak'ta
ve ülke ismi belirtilmeksizin bölgede kurulacak Kürt Devleti'ne Türk
Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), AKP'nin, sermaye çevrelerinin ve
medyanın tepkileri araştırıldı”
“Gizli Toplanti"
“28 Mayıs'ta ABD Dışişleri Bakanlığı'nda düzenlenen, beş
uzmanın katıldığı 'gizli' toplantıda Kerkük'ün Kürtler'e bırakılması
ve Kürt Devleti konusunda AKP hükümeti ile TSK'nın neler düşüneceği,
tepkilerinin ne olacağı tartışıldigini”
“Toplantıya katılan beş uzmandan
üçünün Musevi asıllı olduğu, birinin Ulusal Savunma Enstitüsü'nde Irak
uzmanı oldugu, birisi adı az bilinen bir üniversitede öğretim üyesi ve
bir zamanlar PKK lideri ile görüşme talebinde bulunduğu ve diğerinin
de ABD Kongresi'nde bir komisyonun yetkilisi olması dışında fazla
bilgi vermek istemiyoruz,”
“Toplam 25 kişinin katıldığı gizli toplantıda, ABD Harp
Akademileri Öğretim Üyesi Judith Yappe, ABD Dışişleri Bakanlığı eski
Kürt uzmanı Henri Barkey, Clinton döneminin Beyaz Saray danışmanı Alan
Makovsky ve CFR'den Steven Cook sunuşlar yaptılar.”
“Gizli toplantıda Erdoğan'ın en yakınındaki isimlerin
Kürt milliyetçiliği bilincinin yüksek olduğu, bunlardan Mir Dengir
Fırat'ın parti içindeki ikinci adam ve siyasi işlerden sorumlu olduğu,
ikinci yardımcı Adana Milletvekili Ömer Çelik'in de Başbakan üzerinde
büyük bir etkiye sahip olduğu, üçüncü yardımcının da iş dünyasıyla
ilişkileri düzenleyen Cüneyt Zapsu olduğu belirtildi.
Gizli
toplantıda ayrıca İlnur Çevik ve Cengiz Çandar'a göre AKP hükümetinin
Kürt Federasyonuna karşı olmadığı, asker ve MGK zorlamalarıyla Kürt
etnik federasyonuna karşı çıkmak zorunda kaldığı ifade
edildi.”
Delil, kendi ayagi ile Ankara’ya gelmis ve Ali
Nihat Ozcan adli emekli yarbay vasitasi ile Turk askeri birimleri ile
bulusmustu.
“ABD Kerkuk sinavinda”(4)
Bu
makalede ve haberde ilk defa yapildigi iddia edilen bu toplantiya
katilan besinci kisinin, yani Hakan Yavuz’un adi geciyordu.
“Konu: Türkiye'nin
Irak'ın geleceği konusundaki muhtemel politikaları. Yer: ABD Dışişleri
Bakanlığı. Tarih: 28 Mayıs 2004”
“ABD, son günlerde, Irak'taki muhtemel gelişmeler
karşısında Türkiye'nin verebileceği tepkileri saptamaya çalışıyor.
Örneğin, Kerkük'ün Kürt etnik federasyonu içinde kalmasına Türkiye ne
der? Nasıl tepki verir? Hükümetin tavrı ne olur? Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin tepkisi ne olur? Medya, iş dünyası nasıl bir tutum
alır? ABD-Türkiye ilişkileri ne hale gelir?”
“Turk Amerikan iliskilerine darbe vurmak isteyenler"
“Bugünkü Milliyet gazetesinin
manşetinde, ABD Dışişleri Bakanlığı'nda Kerkük’ün geleceği konusunda
toplantı düzenlendiğini iddia eden bir haber yeralmaktadır. Sözkonusu
haberde, bu toplantıya Amerikan hükümet yetkililerinin yanı sıra kuzey
Irak konusunda uzmanlaşmış bazı isimlerin de katıldığı ileri
sürülmektedir.
Buna benzer haberler daha önce “Akşam” gazetesi
ile “Aydınlık” Dergisi'nde de yeralmıştı. İddialara konu olan böyle
bir toplantı yapılmamıştır. Esasen, toplantıda bulunduğu iddia edilen
şahıslardan bazıları, o tarihte Amerika Birleşik Devletleri’nde bile
değildi. Bu tarz haberler ABD’nin Türkiye ve Irak politikasını yanlış
yorumlama çabası olup, Türk-Amerikan ilişkilerine zarar vermeyi
amaçlamaktadır. Basın mensuplarına, ABD Dışişlerini ilgilendiren
konularda kaynağı meçhul haberleri yayınlamadan önce, doğruluğunu
Büyükelçilik basın bölümünden teyit etmelerinin önemini
hatırlatırız.”
“Hesap”
“ABD Büyükelçiliği toplantı yapılmadı diyor ama,
toplantıya katılan Türk Akademisyen, Utah Üniversitesi Öğretim Üyesi
Dr. Hakan Yavuz'la görüştüm ve bu toplantının yapılıp yapılmadığını,
kendisinin bu toplantıya katılıp katılmadığını sordum. Yanıtı şu oldu:
"Bu toplantı yapıldı. Ben de katıldım. Bu toplantıyla ilgili
bazı haberler Washington'da da basına yansımıştı. Milliyet'teki kadar
detaylı olmamakla birlikte Türk basınında da bu toplantıdan söz eden
haberler yer aldı."
Oysa
maalesef ki yapmislardi ve herkes asilsiz bir haberin maalesef ki daha
buyuk olan bir operasyonun bilerek veya bilmeyerek bir parcasi haline
gelmislerdi.
“Bu tür toplantılar Amerika'da
yapılır; bunu biliyorum. Bildiğim bir başka şey daha var: Henri
Barkey'in, yapılmışsa bile, o toplantıda olmadığı. Çünkü, Henri
Barkey, o tarihte, yani 28 Mayıs'ta Türkiye'deydi. Kendisiyle
Türkiye'deyken ben de görüşmüştüm. Bir insan, 28 Mayıs'ta hem
Türkiye'de, hem de Washington'da aynı anda herhalde olamaz.“
“Ben haberi ABD'den biriyle
telefonla görüşerek yazmadım. Yazımı, bu toplantıya katılan Utah
Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Hakan Yavuz'la, Milliyet'in Ankara
Bürosu'ndaki odamda görüşerek yazdım. Dr. Yavuz, 21 Haziran 2004
Pazartesi günü, beni, Ankara'da, büromda ziyaret etti. O gün Ankara'da
bulunan Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Yılmaz da odamdaydı. O da Dr.
Hakan Yavuz'la tanıştı,”
“Basinda Yeni bir Andic mi"
"lutfen bu olayi unutalim, beni rahatsiz etmeyin"
"Bunların tümü yalandır. Böyle bir toplantıya
katılmadım, dile getirdiğim söylenen yorumların hiçbiri bana ait
değildir. Sayın Çandar'la yıllar önce ABD'de bir kez karşılaştık.
Sayın Barkey'i birkaç aydır görmedim. Ben asla Türkiye uzmanı olmadım,
uzmanıymış gibi de yapmadım. Türk basınında adım yanlış biçimde ilk
kez geçmiyor. Ne yazık ki bu entelektüel ahlaksızlıklar yüzünden Türk
basınına karşı kendimi bezgin hissediyorum.
Sayın Hakan
Yavuz'u çok daha dikkatle dinlemeliydiniz: Evvelce de yapılmayan
toplantıların yapıldığını iddia etmiş ve kişilere, onlara ait olmayan
sözler atfetmiştir"
“Hakan
Yavuz'u bulup birkaç kez konuştum. İlk konuşmamızda "Ben Fikret Bila
ile hiç görüşmedim. Telefonda da başkası konuşmuş"
"Beni bu işe neden çekmek istiyorlar anlamıyorum"
Bir sonraki konuşmamızda ise, ısrarla sormama
rağmen, Bila ile Ankara bürosunda görüşmesine, telefonda konuşmasına
ilişkin her yanıtı kaçamak oldu.Ertesi gün beni bir daha arayıp
"Lütfen bu konuyu unutalım, benim için kapanmıştır" diye ricacı olması
üzerine hayretim arttı.”
Hakan Yavuz’u Genel Kurmay’a lanse eden Ali Nihat
Ozcan, Hakan Yavuz icin bir yakinina, “benim ustlerime karsi
guvenirliligimi sarsti” demek ihtiyaci hissetmisti.
"Washington'daki Gizli
Toplanti"
28 Mayis 2004 tarihinde Hakan Yavuz
tarafindan yapildigi iddia edilen bu toplanti acaba 4 Temmuz 2003
tarihinde Kuzey Irak’ta Turk ordusunun basina gecirilen cuvalin devami
miydi?
http://www.habergazete.com
http://ankara.usembassy.gov/PRESS/PR0622t.htm
http://www.ndu.edu
gundeminde uzun tartismalar yaratan
konularin topluma ne derece dogru yansitildigi daima bir muamma
olmustur. Merak edilen gercekler, bazen hicbir zaman acikliga
kavusturulamadigi gibi, bazen cok gec de olsa su yuzune cikmaktadir.
Bugun islemeye karar verdigimiz konu da, gec de olsa ortaya
cikan bazi gercekleri toplumumuz ile paylasmak adina bulunulan bir
calismadir. Gelismekte olan ulkelerin bir cogu, Turkiye
gibi emperyalizmin kulturel ve siyasi somurusu altindadir. Somuru ve
emperyalizm sadece ekonomik olarak kendisini gostermez, daha vahsi bir
sekliyle sosyal ve siyasi alanda da yapilanir. Iste esas tahrip
edici etkisi de toplumda kendisini bu alanlarda gostermesi ile baslar.
En guvenilir bildigimiz kurumlar, kisiler, liderler bir bir yipranir,
sanki her defasinda yikanan gomlegin parlakligini kaybetmesi gibi,
esas tanimlarindan uzaklasir, gunluk kavgalarin icinde kimlik
degistirirler. Ikinci dunya savasinin akabinde
Sovyetler ve Sosyalizm histerisinin ortaya cikmaya basladigi bu
yillarda Turkiye’ye duyulan ihtiyac neticesinde istihbarat ve askeri
alanda bazi iliskilerin dogmasina yola acar. Fakat bu iliski
gelistikce ve yillar gectikce emperyalist guc kurumlarin icinde
orumcek misali oyle bir ag orer ki, kimin hangi ulusal cikar adina ne
yaptiginin izi surulemez bir konuma gelinir. Bizim cocuklar adina
darbe yapilir, solcular ve sagcilar idam edilir, ulusal cikarlar adina
Incirlik ussunden kalkan ucaklar Irak’taki Muslumanlari bombalar, Irak
ve Afganistan’dan kacirilan, suclarini bile bilmeyen insanlar,
. Ve buna itiraz
eden bazi subaylara goz dagi vermek icin, Turk ordusunun basina cuval
gecirilir. Oysa TSK, Turkiye’de belki de ABD ile en icli disli
kurumlarin basinda gelmektedir. Iliskileri sadece NATO
baglaminda degil, Turk Silahli Kuvvetlerinin egitimi, donanimi,
finansal desteklenmesi ve Jusmat’a kadar varan cok derin iliskileri
icerir. 2 Haziran 2004 Gunu
Washington’da yayinlanan, gazeteci Savas Suzal’in editorlugunu yaptigi
Habergazete adli internet sitesinde bir haber yer alir (1). Bu
haberde isimler verilmeden, 28 Mayis gunu Washington’da ABD Disisleri
bakanliginda gizli bir toplanti oldugu iddiasina yer veriliyordu.
Toplantinin konusu ise bir hayli ilgincti. 13 haziran
gunu Aydinlik dergisinde bu toplanti ile ilgili ayrintilara deginilen
bir baska habere yer verildi. Habere gore (2). Irak savasinin yogun
bir sekilde surdugu, Turk-Amerikan iliskilerinin son elli yilda en
kotu durumda oldugu, siyasi bir krizin yasandigi boylesine sikintili
bir donemde bu haber bir hayli yanki yapmisti. Kuzey Irak’ta
faaliyet gosteren Turk askeri birimlerinin ABD tarafindan, bilhassa da
neoconlar tarafindan istenmedigi asikardi. Barzani ve Talabani
onderliginde, ABD desteginde bir Kurd Devleti'nin kurulma
senaryolarinin yapilmasi asamasinda, bahsi gecen yapida ilginc bir
toplantinin yapilmasi gayet dogal olup, gazetecilerin de bunu kendi
sutunlarina tasimasi kadar normal bir durum soz konusu olamazdi.
Aksam gazetesinden Guler Komurcu bu haberi Savas Suzal’in
sitesinden alarak kendi kosesinde basligi
ile yayinladi (3). Guler Komurcu, Savas Suzal’a dayandirarak
yazdi.
Fakat ilginc olan bir nokta vardi ki; kimse haberin kaynagini
yazmamisti. Ne Guler Komurcu, ne de Savas Suzal bu gizli oldugu iddia
edilen toplantiya katilanlarin isimlerini vermislerdi. Sadece
Guler Komurcu, kosesinde diyerek, diger uzmanlarin
isimlerini vermeden gecistirmisti. Fakat toplantiya katildigi iddia
edilen butun isimler Aydinlik dergisinin 13 Haziran sayisinda
yayinlandi. Toplam bes kisinin sunus yaptigi bu gizli toplanti
ile ilgili Aydinlik dergisinde su satirlar yer aldi,
Bes
kisinin katildigi iddia edilen toplantinin Aydinlik dergisi dort
kisisinin ismini vererek yayinlamisti. Peki besinci kisi nicin
yayinlanmamisti? Ayrica bu yapildigi bile supheli toplantida
yine ilginc kisilerin isimleri geciyordu. Guler Komurcu’ye
gore Toplantiya katilan besinci kisi, 11 haziran gunu
Turkiye’ye gitti ve takip eden hafta Ankara’ya vardi.
Ankara’da zaten bu toplanti ile ilgili bilgi almak isteyen
Turk devlet birimleri mevcuttu, cunku onlar da bazi seylerden
suphelenmisler ve gelismelerin gercek yonunu ilk agizdan dinlemek
istemislerdi. Cunku bu haber yabana atilacak bir bilgi parcasi
degildi ve Turk Devleti'nin Irak politikalarinda degisiklik
yapilmasina neden olabilecek hassasliktaydi.Amerikan Disisleri
bakanliginda nicin boyle bir toplanti yapilmisti, nicin Turk Silahli
Kuvvetlerinin tepkisi olculmek istenmisti, acaba Turkiye’nin cok
hassas oldugu Kuzey Irak’da bir Kurd devletinin ilan edilmesi asamasi
mi, Amerika tarafindan planlaniyordu? Zaten Turk devlet
yetkililerinin askeri ve istihbarat birimlerinin buyuk bir cogunlugu,
Amerika’nin taninmasi planlanan bir Kurd Devleti'ni, Turkiye’yi bolmek
icin destekledigine cok uzun bir suredir inaniyorlardi. Yalnizca
gerekli olduguna inandiklari ve bir turlu kanitlayamadiklari delilleri
bir araya getirmek istiyorlardi. Oysa simdi aradiklari cok
uzakta degildi. Yine bir iddiaya gore, haberin kaynagi Ankara’da
karargahta donemin ikinci baskani Ilker Basbug ile bulusmustu.
Bulusmada, yapildigi iddia edilen toplantiya katildigi iddia
edilen besinci kisiyi, TSK yetkilileri oneme alarak dikkatlice
dinlemisler, not almislar, alinan notlarin askerlere yakin, daha guclu
bir basin gurubu ve yazari vasitasi ile kamuoyuna duyurulmasina karar
vermislerdi. Bu amacla Milliyet gazetesinden Fikret Bila ile
Hakan Yavuz, yine emekli askeri bir yetkilinin gozetiminde
bulusmuslar, Fikret Bila bu toplanti ile ilgili cok ilgilendigi icin,
yazmaya karar vermisti. Fikret Bila Milliyet gazetesindeki
kosesinde 22 Haziran gunu baslikli bir makale kaleme aldi. Fikret Bila yazisinda; olarak haberi veriyor ve
sorularina
yanit aramaya calisiyordu. Fakat diger bir ilginc gelisme de
ayni zamanda Ankara’da ki Amerikan Elciligi'nde yasaniyordu.
Bila'nin yazisindan sonra ABD Elciligi, bu konu ile ilgili bir
basin aciklamasi yapma ihtiyaci hissetmisti (5). Amerikan
Elciligi, yapildigi iddia edilen bu toplantiyi reddettigi gibi,
diye
suclamada da bulunuyordu. Ankara’daki Amerikan Elciligi'nin
basin bildirisi soyleydi: Elbette emperyalizmin sozune inanmak
aymazlikti, fakat acaba sorusu sorulabilir miydi? Hepsinden
ilginc olan bir baska konu ise, toplantiya katildigi iddia edilenlerin
isimlerin hepsi, bir agizdan, boyle bir toplantiya katilmadiklarini
soylemeye baslamislardi. Henri Barkey, toplantinin yapildiginin iddia
edildigi 28 Mayis gunu degil Washington’da, Amerika’da bile olmadigini
belirtiyordu. Fakat Fikret Bila, 23 Haziran tarihli
(6) baslikli yazisinda boyle bir toplantinin
yapildigini Hakan Yavuz’a dayandirarak yaziyor ve Amerikan
Elciligi'nin basin aciklamasina yer verdikten sonra soyle diyordu:
Bila daha sonraki gunlerde de bu
toplantinin yapildigini israrla savunmayi surdurdu, cunku
Bila’yi Hakan Yavuz yani haberin kaynagi ile tanistiran
kisilerin hata yapmadiklarini dusunuyordu. Toplantiya katildigi iddia edilen
kisiler yogun bir sekilde bu toplantida bulunmadiklarini iddia
ettikleri gibi, diger gazetelerin yazilarinda konu ile ilgili haberler
yer almaya baslamisti. Kuresel demokrat Cengiz Candar
ise 24 Haziran’da Ilicak’larin Tercuman’inda yazdigi yazida (7), Henri
Barkey kaynagina dayali olarak boyle bir toplanti yapilmadigini
vurguluyor ve de Bila’nin haberinin dogru olmadigini soyluyordu.
Cengiz Candar, daha sonra Henri Barkey ile gorusmesine
dayanarak soyle yaziyordu: Bu satirlarin yazarinin Cengiz Candar ile ayni goruslerde
oldugu dusunulemez, fakat Candar bu sefer dogru soyluyordu. Barkey,
Hakan Yavuz tarafindan yapildigi iddia edilen bu toplantida degildi,
cunku kendisi gercekten Turkiye’deydi. Ote yandan Fikret
Bila, hala kendi haberinin dogrulugunu savunmaya calisiyordu, 26
Haziran tarihli yazisinda ise diyerek kendi kaynagi olan
Hakan Yavuz’u desifre ediyordu (8). Washington Gizli Toplanti
haberini kendi siyasi ve kisisel cikar hesaplari icinde kullananlar mi
vardi? Tercuman Gazetesi'nden Nazli Ilicak, haberi kendi
kosesinde, (9) basligi ile yazdi
ve 28 Subat donemine benzer bir andic olabilecegini iddia ediyordu.
Oysa ne bir andic, ne de herhangi bir gizli plan vardi. Bir
Turk atasozunundeki gibi ‘bir delinin kuyuya attigi tasi, kirk akilli
cikaramiyordu. Kuresel demokrat Cengiz Candar’in yazdigi
gibi bir komplo teorisi degil, aslinda cok basit bir dezenformasyon
mevcuttu. Cengiz Candar ve Nazli Ilicak da, Fikret Bila vasitasi ie 28
Subat’in kuyruk acisi kini ile, yeldegirmenlerine Kizilelma koalisyonu
diye saldiriyorlar, kendilerince, guzel bir firsat yakalamis
olduklarini saniyorlardi. Milliyet gazetesi icin haber olaya
donusmus ve vahim bir hal almisti. Bu nedenle Milliyet’in Ombdusmani
Yavuz Baydar okur temsilcisi olarak bu haberi arastirmakla
gorevlendirildi. Hakan Yavuz’a ulasmayi denedi, fakat Hakan Yavuz
Antalya’da tatilde ve telefonu da kapaliydi. Baydar, israrli
arayislari sonucunda bir kac kez Hakan Yavuz ile telefonda
konusabildi. Kisa konusmalar sonrasinda HakanYavuz, Baydar’a,
cevabi ile
konuya noktayi koymak istemisti. Fakat Yavuz Baydar olaydan
suphelenmisti. 28 Haziran tarihli Milliyet’teki okur temsilcisi
kosesindeki yazisinda Baydar (10), hayali toplantiya katildigi iddia
edilen ABD’de Ulusal Savunma Universitesi (11) ogretim uyesi Judith
Yappe’nin kendisine gonderdigi notu yayinliyordu. Bu notta
Yappe, diyordu. Baydar, ayni
yazisinda Hakan Yavuz icin ise sunlari soyluyordu: dedi.
diye
ekledi. Akabinde Yavuz Baydar,
Milliyet’teki okur temsilciligi gorevinden iki ay sonra ayrildi.
Sarsilmakta olan yalnizca kendi guvenirliligi olmayip, temsil
etmekte oldugu kurumun da guvenilirliginin sarsildigini soylemeye
cekinmisti belki. Ayni kisinin Amerika’ya vize basvurusu
Amerika’nin Ankara Konsoloslugu tarafindan beklemeye alindigi gibi, bu
kisiye, size vize verilebilmesi icin Washington’a danismamiz gerekiyor
denilmisti. Askerlere yakin bir gazeteci olarak bilinen Fikret
Bila’nin guvenirliligi de bu olayla sarsilmis oldu. Aydinlik, Milliyet
ve Habergazete bu haberi bir daha kullanmadi. Eger
izlemisseniz, Usual Suspects (12) filmindeki Keyser Soze kim idi
gercekten? Bu toplanti oldu mu, olmadi mi? Gizli oldugu
iddia edilen toplantinin olup olmadigina simdi siz karar verin.
Ayni Usual Suspects filminde Keyser Soze'in kim olduguna
seyircinin karar verdigi gibi, bu gizli toplanti olarak adlandirilan
gazetecilik faciasina da, bir hayalperestin asparagas haber
tutkunlugunun, iki ulke iliskilerini ne sekilde etkileyebilecegine ve
de gazetecilerin nasil yanlis yonlendirilebilecegine toplumumuz cok
dikkat etmelidir. Yine dikkat edilmesi gereken bir baska husus
daha vardir. Bu husus da; Pentagon kelimesinin gectigi yerde esas
durusa gecenlerin, Genel Kurmay duzeyinde yankilar bulabilecek
dezenformasyon icerikli yorumlarindaki dayanilmaz hafifligi, siglikla
bagdastirmakta zorluk cekenlerin bilinmez cekinceledir.
Hepsinden onemlisi ise; olarak anilan bilgi kirliliginden hemen sonra,
Ergenekon olarak adlandirilan operasyonun, kivilcimi yakalamis olup
olmayacagidir. 1) Savas Suzal’in editorlugundeki
internet sitesi, 2) “ABD
Disisleri Bakanligin’da Gizli Toplanti,” Aydinlik Dergisis, 13 haziran
2004, sayi 882. 3) Gizli Toplanti, Guler Komurcu, Aksam Gazetesi,
8 Haziran 2004. 4) “ABD, Kerkuk Sinavinda,” Fikret Bila,
Milliyet Gazetesi, 22 Haziran 2004. 5) 6)
“Hesap” Fikret Bila, Milliyet Gazetesi, 23 Haziran 2004. 7)
“Basinda Guven;Basinda Dezenfermasyon” Cengiz Candar, Tercuman
Gazetesi, 24 Haziran 2004. 8) “Haber ve Kanitlar” Fikret Bila,
Milliyet Gazetesi, 26 Haziran 2004. 9) “Basinda Yeni Bir
Andic mi?” Nazli Ilicak Tercuman Gazetesi, 25 Haziran 2004. 10)
“Washington Toplantisi” Yavuz Baydar, Milliyet Gazetesi, 28 Haziran
2004.11) National Defense University, 12) The Usual
Suspects, (1995) Gabriel Byrne, Kevin Spacey, ve Stephen
Baldwin.
|