Yükselen millî dalga neden ırkçılık değil? - Hasan Ünal
Yükselen millî dalga bir Türk ırkçılığı mı? Bu soruya kısa ve kesin cevap vermek gerekirse, ‘hayır’ demek gerekir. Çünkü bu coğrafyada Türk milliyetçilik hareketleri hemen hemen hiç bir zaman ırkçı özelliklere bürünmedi. Irkçılık Kıta Avrupasının ürettiği bir illet olup, çoğunlukla orta ve kuzey Avrupa ülkelerini etkilemiştir.naproxennatrium site naproxen kruidvatbuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusoxcarbazepine dosage bilie.org oxcarbazepin
Meseleye tarihi ve analitik bir açıdan bakmak lazım. Osmanlı coğrafyasından ayrılarak bağımsız devletler haline gelen hemen bütün Balkan ülkelerinde (Arnavutluk istisna) toplumsal birlikteliği sağlayan ortak payda her zaman din olmuştur. Bunun sebebi de büyük ölçüde Osmanlı millet sistemidir. Toplumları dinlerine göre gruplandıran Osmanlı millet sisteminden on dokuzuncu yüzyılda siyasal manada milletler oluşturma çabalarında bu dini birliktelik çok önemli bir rol oynamıştır.
Örneğin Yunan bağımsızlık mücadelesinin liderlik kadrosunun önemli bir kısmı Hıristiyan Arnavutlardan oluşmaktaydı. Osmanlı’nın Mora yarımadasında kalması için mücadele eden Müslüman nüfusun önemli bir kısmı da Türklere ilaveten Müslüman Arnavutlar idi. Bu yüzden bazı araştırmacılar Yunan isyanını bir tür Arnavut iç savaşı diye düşünegelmişlerdir. Bağımsız bir ülke haline gelmesinin ardından Hıristiyan Arnavut nüfus Yunanistan’ın içindeki politik kültürün oluşmasına ciddi katkılarda bulunmuştur. Bugünkü Yunanistan’ın dörtte birinden fazlasının bu Hıristiyan Arnavut toplumundan oluştuğu tahmin edilir. Bunlara Arvanides denilir.
Bu insanlar aslında herkesten daha fazla Yunandır. Yunan siyasi ve toplumsal kültürünün adeta bel kemiği gibidirler. Bunların Arnavut kökenli olduklarını anlamak sadece soyadlarındaki Yunanca takıları çıkarıp geri kalanına bakmakla mümkün olabilir. Yunanca dili başka dillerden ödünç aldığı kelimeleri takılarla kendisine benzettiği için ilk anda bu da pek kolay anlaşılamayabilir. Bugünkü Yunanistan’ın önemli siyasi ve kültürel simaları bu Arnavutlardan oluşur. Çok önemli müzik sanatçıları arasında bunlara rastlanır.
Bu türden benzerlikler Hıristiyan Ulahlar arasında da görülür. Bazı gruplar hariç Slav Ortodoks unsurlardan da kendi isteğiyle Yunanlılığı kabul etmiş büyük topluluklar vardır. Bu yüzden ülkenin kuzeyi ile güneyi arasında renk ve genetik unsurlar itibariyle farklılıklar olduğu ilk bakışta dikkati çeker. Bu yüzden de Yunanistan, Hıristiyanlar arasında ırki farklılıklar dolayısıyla azınlıklar oluşmasına müsaade etmez. Sadece Batı Trakya Türkleri Müslüman oldukları için azınlıktır. Tıpkı bizim Müslümanlar arasında azınlık kabul etmememiz gibi...
Aslında Yunanistan’a dair yaptığımız bu analizler Balkanlar’ın tamamı için geçerlidir. Sırbistan ve Bulgaristan bu esaslara göre oluşturulmuştur. Tek istisna kendi insiyatifi ile kurulmayan ve ortak paydası din birliği olmayan Arnavutluk devletidir. Kaldı ki, kuzeydeki yani Kosova ve Makedonya Arnavutları arasındaki ortak payda da büyük ölçüde İslâmdır. Osmanlı millet sistemi bu toplumların sosyal yapılarını belirlediği gibi, bizim ortak paydamızın da din birliği üzerinde oluşmasını sağlamıştır.
Pek çok farklı ana dil konuşan ve Müslüman oldukları için Hıristiyan komşuları tarafından ‘Türk’ kabul edilen Balkan ve Kafkas kavimleri kendilerini Ezan’ı Muhammediye’nin okunduğu Anadolu topraklarında bulmuşlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin oluşturmaya çalıştığı milletleşme sürecinin otomatik parçası haline gelmişlerdir. İslâm gibi evrensel iddialarını hiç bir zaman kaybetmeyen bir dinin hakim olduğu bu kültür coğrafyasında ırki kökenlerden dolayı farklılıklar oluşması ve ırkçılığın veya etnik milliyetçiliğin yeşermesi mümkün olamamıştır. Türkiye’de Müslümanlar arasında bir tek ırkçılık olmuştur. O da son zamanlarda Orta ve Kuzey Avrupa’dan her manada beslenen Kürt ırkçılığıdır. Türk üst kimliği etnik değil; tamamen kültürel bir yapı üzerinde oturur ve hep böyle olagelmiştir. Etnik ve ırki yorumlar yakıştırma ve zorlamadır.
Bu konuya inşaallah Perşembe günü devam edeceğiz...