Siyaset2 Şubat 2010 00:00

Sinan Aygün Yaşıyor mu? - Atilla Turhan

Sahi, Sinan Aygün niye sustu? Neden ortalıkta görünmüyor? Yaptığı araştırmalarla birçok çarpıklığı ortaya çıkaran ve iktidarı rahatsız edici sert konuşmalar yapan Sinan Aygün, Ergenekon davasından dolayı tutuklanıp serbest bırakıldıktan sonra sessizliği tercih etmiş ve artık konuşamaz olmuştu.Daha doğrusu susturulmuştu!, Gözaltına alınıp götürülürken tek suçum ATATÜRKÇÜLÜK diye bağırmıştı. Şimdi ne Atatürkçülük kaldı, ne de ekonomistlik. renovation vejle site renovaarcoxia 90 mg wikipedia site arcoxia cena

Sinan Aygün Yaşıyor mu?

Atilla Turhan - Marmara TV

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

02.02.2010



Ben yaşadığından endişeliyim.

ATO, Ankara Ticaret Odası Başkanı, Sinan Aygün eskiden haftada bir, çeşitli açıklamalar yapardı. Gözaltına alınıp çıktıktan sonra tık yok.

Neden?

Her ay ekonomik verileri yayınlayan ATO Başkanı Sinan Aygün nerede?
Niçin sustu?

Sahi, Sinan Aygün niye sustu? Neden ortalıkta görünmüyor?

Yaptığı araştırmalarla birçok çarpıklığı ortaya çıkaran ve iktidarı rahatsız edici sert konuşmalar yapan Sinan Aygün, Ergenekon davasından dolayı tutuklanıp serbest bırakıldıktan sonra sessizliği tercih etmiş ve artık konuşamaz olmuştu.

Daha doğrusu susturulmuştu!,

Gözaltına alınıp götürülürken tek suçum ATATÜRKÇÜLÜK diye bağırmıştı. Şimdi ne Atatürkçülük kaldı, ne de ekonomistlik.

Her gün ekranlarda açıklama yaparken gördüğümüz, köşe yazılarını gazetelerde okuduğumuz Sinan AYGÜN bugün nerede?

Bilen var mı? Artık eskisi gibi sesi çıkıyor mu? AKP'yi ve hükümeti eleştirebiliyor mu?

Sayın Aygün neden sustu?
Niçin eskisi gibi hükümete ve ekonomiye eleştiriler getiremiyor?

Bilindiği gibi Sinan Aygün, Ergenekon davasından dolayı gözaltına alınıp bırakılmadan önce her gün bir televizyona çıkıp, AKP'nin ve hükümetin yaptığı yanlışları anlatıp dururdu, eleştirdi.

Ekonomiyi anlatırdı, ekonomin kötüye gittiğini, üyelerinin kötü durumda olduğunu haykırırdı.

Esnafın, tüccarın, kepenk kapatmalarından, iflaslardan, işsizlik yüzünden intiharlardan, bahsederdi,  icralardan, hacizlerden bahsederdi.

Kredi kartı mağdurlarından bahsederdi, onların sorunlarıyla, dertleriyle uğraşırdı. Bankalara, hükümete kafa tutardı.

Ergenekon Davasından gözaltına alınıp bırakıldıktan sonra kayboldu. Ya ağzına öyle bir biber sürdüler ki, dili tutuldu konuşamıyor, ya vergi, ceza, inceleme deyip, korkuttular susturdular, ya da para verip, kredi verip, yumuşattılar, yandaş yaptılar, bal tutturup, parmak yalattırıyorlar.

Yani ağzına biber, parmağına bal sürdüler her halde.

Bırakın siyaseti, AKP'yi, hükümeti, artık ekonomiye dahi karışmıyor, eleştirmiyor.

Ne enflasyona, ne işsizliğe, ne vergiye, ne asgari ücrete, ne esnafın derdine, ne de üyesinin sorunlarına ağzını açıp bir kelime dahi etmiyor.

Hatırlarsanız  AKP  hükümetin başına geldiğinde, en büyük  eleştiri  okları  ATO  Başkanı  Sinan  Aygün tarafından  gelmekteydi.

Sinan  Aygün konuşmalarında tamamen vatandaşı uyarıcı  açıklamalar  yapar, toplumun menfaatlerini ön planda tutan, vatandaşı aydınlatıcı ve uyarıcı bilgiler verirdi. 

Ben size o tarihlerdeki konuşmalarından birkaç örnek vereyim.

Bakın Sinan Aygün  03.12.2006 tarihli açıklamasında ne diyor; 

Hükümetin iddia ettiği gibi ekonomide pembe bir tablonun bulunmadığını belirten Aygün, Türkiye`de bugün kriz şartlarının 1994 ve 1999 yıllarından daha fazla oluştuğunu ifade etti.

Aygün`ün hükümete verdiği karnedeki notlar şöyle sıralanıyor:

Büyüme ve kişi başına gelir artışında "zayıf",
Enflasyondan "iyi",
Mali disiplinden "pekiyi",
Dış ticaret, cari açık, işsizlik, satın alma gücü "zayıf",
Borçlanma "zayıf",
İstihdam ve işsizlik "zayıf",
Gelir artışı "zayıf"
Suç oranlarındaki artışı önleme "zayıf",

Aygün,

"AK Parti politikalarının milli ölçüyü yansıtmadığını söyleyebilirim. Ama Ak Parti politikaları içerisinde reel sektörünü canlandırıcı, üretimi artırıcı, esnaf ve sanatkârın önündeki engelleri kaldırıcı frenler var. Eğer AB'ye teslimiyetçi politikalarla devam edeceksek, AB demek milli demek değildir. "

Türkiye'ye 3 milyar dolar yabancı sermayenin geldiğini, bunların da 'batan geminin malları' zihniyeti ile Türkiye'yi tercih ettiğini belirten Aygün, kendisinin bile Türkiye'den kaçmayı düşündüğünü söyledi.

Aygün, IMF'yi ekonominin terör örgütü olarak nitelendirdiği konuşmasında,

"Ha IMF ha Usame Bin Ladin, hiç fark etmez. O bir türlü can alıyor, diğeri başka bir türlü. IMF 224 bin esnafın kepenk kapatmasına sebep oldu. Türkiye'de bu krizlerden dolayı onbinlerce vatandaş ölmüştür diye düşünüyorum".

Sinan Aygün o zamanlar AKP'yi ve hükümeti, Avrupa Birliği ile ilgili olarak ta şöyle eleştiriyordu.

"301'inci madde'nin AB ülkelerinin kanunlarında olmadığı kocaman bir yalan,
birçok AB ülkesinin yasasında da benzeri maddeler bulunurken AB'nin Türkiye'yi 301'inci madde için baskı altında tutmasında iyi niyet göremiyorum"

"Ermenistan meclisinin 301'inci maddenin kaldırılması talebi tesadüf olamaz"

"Türklüğe hakareti serbest bırakacak bu değişikliğin ardından AB'nin Türkiye cumhuriyetini korumasız bırakacak başka değişiklikler de isteyeceğini tahmin ediyorum"

Bir zamanlar Sinan Aygün böyle konuşuyordu. Şimdi bırakın hükümeti, AKP'yi, Avrupa Birliğini dahi eleştirmiyor.

Ama ne yapsın, baktı ki, bir tarafta icra, hapis, ceza, tutuklama, gözaltı,  hükümeti eleştirirse eza, cefa, sussa para, kredi, yani zevk ü sefa,

Ne yapsın o da herkes gibi kolay ve faydalı olanı seçti her halde.

Konuşmak zorunda kalanlar da artık suya sabuna dokunmuyor, eleştiri yapmaktan kaçınıyor!

Biz bundan ne anlıyoruz; AKP'nin "sindirme ve susturma politikasının" devam ettiğini ve hedefine ulaştığı sonucuna varıyoruz.

Muhalifleri birer birer susturuyorlar!

Geçen dönem Başbakan Erdoğan'ın yardımcısı olan Sayın Abdüllatif Şener de aynı görüşte...

Bu gidişle çok geçmez, sessiz, suskun ve korku toplumu haline geleceğiz.

Konuşmayan Türkiye daha mı iyi olacak?

Demokrasimiz böyle daha çok mu gelişecek?

Bize konuşan Türkiye lazım.

Susturulmuş, bastırılmış toplumlar, çağdaş uygarlığa ulaşamazlar.

Bizim de Bandırma'da konuşmamızdan, yazmamızdan rahatsız olanlar var, konuşmamızı, yazmamızı istemiyorlar, sorularımıza cevap vermiyorlar, veremiyorlar..

Ama biz Bandırma'da konuşmaya ve yazmaya devam edeceğiz.




Açık İstihbarat @ 2010