Tarih/Kültür28 Ocak 2010 00:00
Padişahların Gücü - Kutlu Altay Kocaova
Üç olay… 20 Mayıs 1622 akşamı şehîd edilen II. Osman. 28 Temmuz 1808 târihinde şehîd edilen III. Selim. 4 Hazîran 1876’da şehîd edilen Sultan Abdülazîz.. Üç pâdişâh, üç isim ve üç tarih. İkisi yeniçeri eseri, biri yeniçeri özentisi, meşrûtîyetçi Genç Osmanlılar’ın eseri. naproxennatrium site naproxen kruidvatsymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenasitagliptin phosphate and metformin hydrochloride gedave.ro sitagliptin phosphate side effects
|
Osmanlı… Kimilerine göre bir asr-ı saâdet, kimilerine göre bir
asr-ı mutlâkıyet. Osmanlı’nın asr-ı saâdet olduğunu söyleyenler bir
yana, biz, Osmanlı’nın bir asr- mutlâkıyet olduğunu söyleyenlerle
ilgili bir beyin idmanı yapacağız. Osmanlı Beyliği, Devleti ve İmparatorluğu, 623 yıllık tarihinin
tamamında, dünyanın en dikkat çekici devlet yapısı olmayı başardı.
Medeniyet alanında Türk ve İslâm uygarlığının zirvesi oldu. Yönetim
alanında ciddî eleştiriler ve hatalar olsa da, bu kadar uzun süre bir
devleti yaşatmayı başarmak, yönetim alanında da oldukça başarılı
olunduğunun göstergesi. Osmanlı’ya klasik bir bakış açısı ile bakacak olursak, şöyle diyebiliriz. Pâdişâhların, kesin, güçlü ve otorite olduğu, tartışmasız bir mutlâkıyetin egemen olduğu; çoğu zaman dinin kullanıldığı, şerîatla yönetilen bir devlet. Peki, gerçekten böyle mi? Yani Osmanlı pâdişâhları, çok mu güçlü? Bunun belli dönemler (Yavuz, II. Mahmûd gibi) hâricinde böyle olmadığı net bir biçimde görülmektedir. Eğer disiplinsiz bir grup olan Yeniçerilerin emriyle pâdişâhlar, sadrâzamlarını öldürebiliyorsa ve hatta pâdişâhlar öldürülebiliyorsa, demek ki pâdişâhlar, o kadar da güçlü değil. Üç olay… 20 Mayıs 1622 akşamı şehîd edilen II. Osman. 28 Temmuz 1808 târihinde şehîd edilen III. Selim. 4 Hazîran 1876’da şehîd edilen Sultan Abdülazîz.. Üç pâdişâh, üç isim ve üç tarih. İkisi yeniçeri eseri, biri yeniçeri özentisi, meşrûtîyetçi Genç Osmanlılar’ın eseri. Üçü de devleti, kendileri yönetmek istedikleri için şehîd edildi. II. Osman ile III.Selim’in amacı, serseri yuvası olan yeniçeri ocağını kaldırmaktı. Ayrıca II. Osman’ın devleti, devşirmelerden ayıklama, yani Türkleştirme, tek eşlilik gibi, o dönemin şartlarında radikal sayılabilecek fikirleri vardı. Sultan Abdülazîz, meşrûtîyete karşıydı. Bu fikrin, zararlı olduğunu düşünüyor ve bu yüzden de kabul etmiyordu. Daha sonradan Osmanlı-Rus Savaşı’nda (93 Harbi), Meclis-i Mebûsân’a giren Sırp, Bulgar, Rumen, Rum, Arnavut ve Ermeni kökenli bazı milletvekillerinin faâliyetlerinin, bizi nasıl zor duruma soktuğu görüldü. Ayrıca I. İbrahim ile IV. Mustafa’nın tahttan indirilmesi ve indirildikten sonra idâm edilmeleri ve ayrıca V. Murat ile II. Abdülhamid’in tahttan indirilmeleri de Osmanlı’da pâdişâhların durumu ile ilgili önemli noktalardır. Asıl devlet gücünü ele geçiren devşirmeler, pâdişâhları, oğullarına düşman hâle getirebildiler. Avrupalıların “Muhteşem” dediği, Kânûnî Sultan Süleyman bile bu yüzden iki oğlunu öldürebildi. Aynı şekilde II. Bayezıd ile kardeşi Cem Sultan arasındaki mücâdelede devşirmelerin rolünün, iki kardeşten fazla olduğu bilinen bir gerçekliktir. Öldürülen pâdişâhların yanında, pâdişâhlara yeniçerilerin
emriyle öldürtülen 44 sadrâzamda işin cabasıdır.
İstedikleri zaman isyân eden, sadrâzam öldürten, istediklerini almak için pâdişâha saldıran ve hatta öldürebilen yeniçerilerin (devşirmelerin) ülkesinde, mutlâk bir pâdişâh yönetiminden söz etmek mümkün değildir. Genelde tarih kitapları, bunları zayıf pâdişâhların zayıflıklarına yormaktadır. Ancak Çaldıran Savaşı’nda Yavuz Sultan Selim gibi bir hükümdârın çadırına ateş etmek neyle açıklanabilir? Gerçi Yavuz, olayın ardından konuşması ve eylemiyle gücünü kanıtlamıştır. Ancak yeniçerilere bu gücü kim ve ne vermiştir? Bu önemli bir sorudur. Kânûnî’nin ölümünün ardından tahta geçen II.Selim’i önce İstanbul surlarının önünde durdurup, şehre sokmamak; istediklerini alıp, şehre soktuktan sonra da, aldıklarını az bulup, Topkapı Sarayı’na sokmamak neyle açıklanabilir? Osmanlı tarihinin büyük bir kısmı, güçler arası çatışma ile
geçmiştir. Bu bir tarafta devleti ve memleketi temsil eden hükümdâr, diğer tarafta ise devlet yönetimini temsil eden devşirmeler (yöneticiler ve kapı kulu askerleri) şeklindedir. Devletin son elli yılında da devreye, Avrupa’da eğitim görmüş, Mithat Paşa gibi yöneticiler başta olduğu Genç Osmanlılar (ve devamı İttihât Terâkki) girmiştir. Bunlarda yeniçerilerden geri kalmamak için Sultan Abdülazîz’i öldürmüş, yerine V. Murat’ı geçirmiş, onu da beğenmeyince, onu da indirip (bu sefer öldürmeden) II. Abdülhamid’i başa getirmişlerdir. II. Abdülhamid’le beraber pâdişâhlığın otoritesi yeniden sağlanmıştır. Ancak bu bile II. Abdülhamid’i tahttan indirilmekten kurtaramamıştır. * * * Cumhuriyetin güzellikleri cumhuriyetle yaşanır. Bunun için bir öncekini kötülemenin gereği yoktur. Burada kastımız olanların anlatılmaması değil, olanların doğru anlatılmasıdır. Okullarda Osmanlı’yı bir yandan güzel anlatıp, bir yandan da “astığı astık, kestiği kestik” bir dönem olarak anlatmanın sorunları, bugün yaşanıyor. Osmanlı’yı salt din ağırlıklı bir mutlâk monarşi olarak
göstermenin yanlışlığı ve aldatıcılığı ortadadır. Osmanlı’yı devşirmeci ideolojinin hâkim olduğu bir devlet yerine, dinî mutlak bir yönetim olarak sunarsanız, gün gelir, dinî değerleri yüksek olan ama yeteri kadar yüksek olmayan insanlar, kurtuluşu Osmanlı’da ararlar ve cumhuriyet yalnız kalır.
|
|
Açık İstihbarat @ 2009
|