Bülent Arınç AKP'nin Emine Ayna'sı mı?- Tuncer Bahçivan
Suikast girişimi” gerçekte varmış, sanki yapan kişiler de kesin belliymiş gibi konuşuyor. Bir de itham ettiği taraftan yani Genelkurmay’dan da geçmiş olsun bekliyor iyi mi? Demek istediğim, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç, mevcut gergin durumun düzelmesini asla istemiyor. Her gün yeni bir polemik başlatıyor. Çünkü varlık nedeni bu. Tıpkı Emine Ayna gibi, beyniyle değil hormonlarıyla düşünüyor sanki. Bu ülkenin daha çok çekeceği var. İnsan konuşmayı çok erken yaşta öğrenir. Ama susmayı öğrenmesi için ömrü yetmez.acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canada acheter viagra en ligne canadanaproxennatrium zygonie.com naproxen kruidvatrenovation vejle renovation skive renova
Bülent Arınç, uyduruk suikast girişiminden nemalanmayı sürdürüyor. Tam ortalık duruluyor. Kurumlar arası bunalım düzeliyor diye seviniyoruz bombayı patlatıyor. Alın işte en son TRT-1 konuşması…
Sanki olay gerçekmiş gibi bir de “ihtimaller” üzerinde tepinip duruyor: “…En azından bana karşı işlendiği iddia edilen bir olay, suç ya da suça yönelik gelişme, bir icra başlangıcı varsa ve kişiler belliyse, o kişiler o kurumların mensubu iseler, belki o kurumdan birisinin, ‘Sayın Başbakan Yardımcım geçmiş olsun. Böyle bir olay var ama..hayır böyle bir arama olmadı…”
“Suikast girişimi” gerçekte varmış, sanki yapan kişiler de kesin belliymiş gibi konuşuyor. Bir de itham ettiği taraftan yani Genelkurmay’dan da geçmiş olsun bekliyor iyi mi? Demek istediğim, Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç, mevcut gergin durumun düzelmesini asla istemiyor. Her gün yeni bir polemik başlatıyor. Çünkü varlık nedeni bu. Tıpkı Emine Ayna gibi, beyniyle değil hormonlarıyla düşünüyor sanki. Bu ülkenin daha çok çekeceği var. İnsan konuşmayı çok erken yaşta öğrenir. Ama susmayı öğrenmesi için ömrü yetmez.
AFGANİSTAN VE CIA OLAYI
Biliyorsunuz geçen 30 Aralık’ta Afganistan’da CIA, tarihinin en önemli kayıpları verdi. Kost kentinde bulunan FOB Chapman (Forward Operating Base), Türkçesi ‘ileri operasyon üssünde’ saldırıya uğramıştı. Bir Türkle evli Ürdün’lü Balavi adlı doktor intihar bombacısı, 7 CIA bir Ürdün gizli servisi GID ajanını öldürmüştü.
Üste ölen ajanlardan biri üssün şefi ve El Kaide konusunda en iyi analistlerden biriydi. Bu üs Afganistan-Pakistan sınırındaki tüm operasyonlara istihbarat sağlıyor, hedef tesbiti yapıyordu. Pakistan içlerine sık sık insansız uçaklarla yapılan saldırlar da buradan yönetiliyordu. Dolayısıyle El Kaide, kendine yapılan saldırının merkezini biliyordu ve tam 12’den vurdu. Üstelik, intihar bombacısı Balavi, olaydan bir yıl önce, “El Kurasani” takma adıyla Pakistan’daki Taliban yapılanması TİT’e (Tehrik-i Taliban Pakistan) gönderilmişti. Balavi burada Taliban lideri Hakemullah Mesud tarafından devşirildi ve doldurulup “”hedefe geri” yollandı. CIA bölgede tarihinin ne büyük tokadını yedi.
Ürdün’lü bombacı Balavi, Irak’ta öldürülen ünlü El kaide lideri El Zarkavi ile ayni bölgedendi. Buna rağmen CIA ve ortağı Ürdün gizli servisi GID ona güvenmişti. (Ya da Balavi bu güveni kazanmıştı). CIA en büyük hatayı buluşma yeri olarak üssün merkezini seçmekte yaptı. Oysa bir ajan için en büyük hata elemanı kendi mekanında kabul etmektir. Özellikle de düşman topraklarda! Balavi üsse girer girmez düğmeye bastı ve kendini patlattı.
Dünyaca ünlü strateji kuruluşu Amerikan Stratfor’dan George Friedman ve Scott Stewart olayın ardından bir analiz yayınladılar. Friedman diyor ki, “ABD istihbarat savaşını kaybederse askeri alanda da kaybeder”. Biz de geçmiş olsun diyoruz. Çoktan kaybetti bile. O topraklarda Büyük İskender, İngilizler ve Ruslar savaşı kaybetti. Amerikalıların 2001’den beri ele geçiremediği Afganistan’ı Ruslar 5 ayda tamamen kontrol altına almıştı. Pakistan sınırındaki Tora Bora’yı ise sadece 4 günde almışlardı. Ruslar Afganistan’ın dibindeydi. Buna rağmen Ruslar savaşı kaybetti ve çekildi. Ayni şey 10 bin küsür km uzaktan gelen ABD’nin de başına gelecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın.
“ERGENEKON” VE POLİSLER
Son bir ayda tam 4 kez karşılaştığım polisler “abi gazeteci” olarak bana “Ergenekon” davasını sordular. Sonra da davayı eleştirdiler. İnsanların suçunun ne olduğunu bilmeden bu kadar içeride tutulmasını, davaya “Ergenekon” adının verilmesine anlam veremediklerini belirttiler. Olacağı buydu, onlar da bu ülkenin çocukları. Bazıları malum nedenlerle hatalı davranmış olabilir. Ama ezici çoğunluk Türk Milletinin öz çocuklarıdır onlar. Sorgulamaları doğaldır ve de haklarıdır.