|
Fransızca konuşan ülkelerin ortak devlet televizyonu TV5Monde
internet sitesinde, Haiti depremi konulu bir “küresel blog” (*)
açıldı.
Dünyanın dört bir yanından gazetecilerin gerek Haiti,
gerekse kendi ülkelerinde yaşanan depremlere değgin makalelerle
katıldığı bu blog’da benim iki yazım dışında, romanım “Bir Gün
Gece” nin kapağı ve özeti yayınlanıyor, üç
gündür...
Romanın Fransızcasını (**) okuyan TV5Monde’un Yazı
İşleri Müdürü, telefonda: “Sen bir kâhinsin!” dedi.
“Haiti’ye çıkarma yapan ağır silahlı Çin ve Amerikan
ordusunu görünce, İstanbul’da olacaklara dair öngörülerinin gerçeği
yansıttığını anladım. Üstelik böyle düşünen bir ben değilim. Sınır
Tanımayan Doktorlar’ın eski başkanı Rony Brauman ile yaptığımız
röportajı oku. Sanki sen konuşuyorsun!”
Rony Brauman,
dünyaca ünlü bir tropikal pataloji uzmanı. Haiti’ye ilk varan
doktorlar arasında. Hemen röportaja baktım.
Yardım furyasında
adaya çıkarma yapan “yabancı ordular”ı şöyle yorumlamış Rony Brauman:
“Büyük güçlerin art niyeti, kuşkusuz stratejik
mevziler tutmak. Örneğin Haiti’ye yardımın yanı sıra asker
gönderen Çin, rakibi ABD’nin arka bahçesini eşeleyerek, süper güç
olarak varlığını gösteriyor. Doğal felaketler,
diplomatik ve stratejik oyunlara çanak tutar.
Felakete uğrayan ülke ne kadar zayıf düşer ve
zayıflarsa, yabancı güçler arasındaki rekabet de o kadar artar.
İstisna yoktur, doğal felakete uğramış, dışarıya açık ve zayıf
ülkelerin, kaderidir bu.
Bugün Haiti’ye yardımla
birlikte ağır silahlı askerler gönderen Çin, 1974’te uğradığı büyük
deprem felaketinde sınırlarını bu yüzden kapadı, kimseden ne yardım
aldı, ne de dışarıya bilgi sızdırdı. Kaç kişinin öldüğünü
bile bilemedik o depremde, bir milyon kişiden söz
edildi...
Doğal felaketin bir parçasıdır siyasal hegemonya
oyunları. Yardıma koşan ülkenin STK gibi davranması beklenemez, bir
devlet yardımının arkasında mutlaka o devletin çıkar hesapları
vardır.”
***
Bu röportajdan bir gün sonra ABD’nin
şimdiki başkanı Obama, yanına eski başkanlar Bush ve Clinton’ı da alıp
hamasi bir “Haiti’ye yardım” söylevi çektikten sonra,
depremin altında kalan talihsiz adaya 7 bin 500 asker gönderdi,
sevgili okurlar.
ABD, kendisinden önce deprem
bölgesine varan ağır silahlı askerleriyle Çin Halk Cumhuriyeti’nin
verdiği “mesajı” almıştı.
Venezuela Başkanı Chavez,
ABD’nin Haiti’yi işgal ettiğini söylerken haklı.
Zaten başta
Fransa, AB ülkeleri de protesto ediyor, ama ABD, arka bahçesi Haiti’yi
Çin’e yediremez elbet. Önümüzdeki günlerde küçük adadaki Amerikan
askeri sayısının 10 bine çıkması bekleniyor.
“Ben söylemiştim!”
demekten nefret ederim, fakat bu kez, Haiti’de olup bitenler ve bundan
sonra olacaklar İstanbul depreminden sonra Türkiye’nin başına
geleceklerin, bire bir doğrulaması.
Dolayısıyla kendimi
tutamayacağım: Ben bunların hepsini nedenleri ve sonuçlarıyla yazdım,
sevgili okurlar!
Haiti’nin zavallı tarihçesini, ABD’nin etki
alanında tarımının, ekonomisinin, devletinin nasıl bitirildiğini,
ABD eliyle kurulan işbirlikçi iktidarların soygun, yolsuzluk
düzeni ve bu düzenin yarattığı çeteleşmeyi bilseniz,
Türkiye’nin son yıllarda hızlanan “değişim” ivmesiyle varacağı
konumun, minyatür bir repliği olduğunu
anlarsınız.
***
Haiti, 9 milyon nüfusuyla İstanbul’dan
bile küçük bir ülke.
Ne var ki, daha dün Vatan Gazetesi’nde
Alman bilimcilerin, “zararı inanılmaz boyutlarda 3 deprem
olacak,” dedikleri koca İstanbul, kıyaslanmaz zenginliğine
rağmen, Haiti’den daha sağlam çıkmayacak, deprem sırasında aynı yıkım,
sonrasında aynı sahneler, aynı talan ve yağma, daha büyük çapta
yaşanacak.
Ve bugün Haiti devleti nasıl çöktüyse, nasıl rakip
yabancı devletlerin bir nüfuz savaşı alanına dönüştüyse, Türkiye de
bir Marmara depreminin altında kalacak, belki de bağımsızlığını
yitirecek.
Dünyanın her yanından, gazeteci arkadaşlarımdan
mesaj yağıyor, üç gündür. Yabancılar, benim Bir Gün Gece romanıyla ne
söylemeye, Türkiye’yi tehlikeye karşı uyarmaya çalıştığımı
anladı.
Ya uyarının muhatabı ve önlem almazsa yıkılacak olan
devletin yetkilileri, onlar anladı
mı?
|