Siyaset26 Nisan 2005 00:00

DEVLET KENDİNİ AYAĞINDAN VURDU!

Türkiye, Kuzey Irak’la, bir “Türk-Kürt” çatışmasının baş aktörü haline getirilmek istenilen PKK terör tehdidiyle, Kıbrıs’la, AB talepleriyle kuşatılmışken, Ankara bilmem kaçıncı türban krizine gömüldü. Bir anlamda, derin krizin aktörü haline gelen devletin kurumları, kendi devletini ayağından vurdu. Üstelik kendisini her nedense “İslamiyet’in Ruhbanı” olarak görme meraklısının bol olduğu konjonktürde başlatılan tartışma sanırız “birilerini” çok sevindirecek. cialis forum cialis bez recepta cialis bez receptamicardisplus 80/25 mg click micardis plus 80 12.5 mg

 

          SABAH DEVLET TÖRENİ


Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, Yüksek Mahkeme’nin 43. kuruluş yıldönümü törenlerinde türban konusunda oldukça sert çıktı. Anayasa’daki laiklik maddesine vurgu yaptı ve buradan hareketle hangi değişiklikler yapılırsa yapılsın türbanlıların yasaklı halinin devam edeceğini söyledi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet sezer, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Tayip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile Kuvvet komutanları ve Yüksek yargı mensupları törendeydi. Yani “Devlet” törendeydi.


              AKŞAM DEVLET KRİZİ


Anayasa Mahkemesi 43. Kuruluş yıldönümü törenlerine gün içinde damgasını vuran türban krizi gece resepsiyona da yansıdı.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, türban konusundaki çıkışını resepsiyonda da sürdürdü. Bumin, "Türbanlı öğrencilerin talebi... Türbanlı öğrenciler geldi birkaç gün önce... 23 Nisan tarihli Yeni Şafak ve Milliyet gazetelerine bakın... Görev sürem dolsa da dolmasa da onunla ilgili yok... Konu net açık yoruma ihtiyaç yok. Bırakın siyasiler gazeteciler kamuoyu değerlendirsin... Buna bir nevi ikaz diyebilirsiniz..." dedi.


Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin ve eşinin ev sahipi olduğu resepsiyona katılam oldukça düşüktü. TBMM Başkanı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Yargıtay temsilcisinin yanı sıra üst düzey yargı mensupları resepsiyona katılanlar arasındaydı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile kuvvet komutanları katılmadı. Bakanlar Kurulu üyeleri'nin hemen hemen tamamı, Milletvekillerinin yine hemen hemen tamamının resepsiyona katılmaması dikkat çekti. TBMM Başkanı Arınç resepsiyona 20 dakika geç gelirken 15-20 dakika kaldı ve ayrıldı.


               KUZUDAN BUMİN'E TEPKİ


TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan kuzu ise konuşmasının zemin ve zaman olarak hiç de doğru bir konuşma olmadığını çözümlerin bu konuşmalarda önünün tıkandığını ifade etti.


   NURİ OK'UN YÜCE DİVAN’A KATILMAMASI


Nuri Ok ise gazetecilerin Yüce Divan'a katılmamasıyla ilgili soruyu cevaplandırırken. "İç planlama yapmak zorundayız. Çok yoğunluk var. Savcılığın da programı dolu. Mütalaa aşamasına kadar vekil Yüce Divan'a katılacak mütalaadan sonra ben katılacağım" dedi.
Gün içindeki türban krizinin dalgalandırdığı Ankara, gece de resepsiyonda yukarıdaki tartışmaları yaşadı.


              ÖNEMSİZ KONULAR


Anayasa Mahkemesi gibi bir ülkenin temel kurumu olan bir Yüksek Mahkemenin kuruluş yıldönümünde hiç gündeme gelmeyen ya da özellikle getirilmeyen konular da vardı. Önce digimedya olarak bu önemsiz konuları hatırlatalım:


-Türkiye’nin Kuzey Irak’ta günden güne ete kemiğe büründürülen Kürt devleti oluşumuna karşı hem sessiz hem de görüntü itibariyle çaresiz. Talabani bütün Irak’ın, Barzani ise Kuzey Irak’ın “Patronu” konumunda.


-PKK terörü şekil ve nitelik değiştiriyor. Artık bu terör örgütüne hamilerinin verdiği yeni görev, tezgahlanmaya çalışılan bir Türk-Kürt çatışmasının baş aktörlüğüdür. Bu konudaki istihbari bilgiler resmi kurumlara iletildiği halde bunlar tartışılmamaktadır.


-Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye özellikle Türkiye’nin Üniter yapısına dönük talepleri Başbakan Tayip Erdoğan tarafından bile itiraf edilmiştir.

NOT= Anayasa Mahkemesi Başkanı bu sözleriyle hükümete mi yardımcı olmak istedi diye iyice düşünmemiz gereken bir konu olduğuna inanıyorum.  Çünkü ne zaman halkın  manevi değerleriyle ilgili kimi kurumlar açıklama yaparsa,ertesinde halkın tepkisi ters orantıda gelişerek yine  eşeltirilen yapıya yaramakta..Ne yazıkki bu durum dünlerde de böyleydi... Her askeri darbe sonrası alınan kararlar,devletin  devamlılığı esasına dayalı olan kanunlar, kapatılan partiler yahut eleştirilen konu daha da büyüyerek  halkın tepki oyunu çekmedimi? Mazlumları iyi oynamasını bilenler bugün bu sayede iktidar koltuğunda değilmi? BUMİN'in bunu bilemeyecek olması sözkonusu değilken; bence bu tarz çıkışı neden yaptığını değil, sonuçlarını konuşmalıyız..Üstelik Ermeni yasası ABde hızla yasalaşırken ve ülkemize olan baskıların arttığı dönemde... Ayrıca farkedilecektirki;  bu dönemde, içimizdeki Danimarkalılar teker teker ''Ermeni Soykırımını yaptığımızı'' söyleyerek halkı kulak aşinası yapmaya başladılar... Sizce?