Sinemacılardan Yasa Tasarısına Karşı Bildiri
Değerli Sinemacı, Değerli Sinema Dostları,Kültür Bakanlığı'nın, devlet memurlarından oluşan, tepeden inme,sözümona bir Sinema Kurumu oluşturmak üzere hazırladığı vesinemacıların onaylamasını istediği Sinema Kurumu Yasası'na karşı sinemacıların imzasına açılan bildiri, söz konusu yasa taslakları ile birlikte SİNESEN'in aşağıdaki adresindedir:cialis manufacturer coupon cialis coupons and discounts drug coupon cardrenovation vejle renovation skive renovaarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cena
|
SİNEMACILARIN, T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI'NCA HAZIRLANAN "TÜRKİYE SİNEMA MERKEZİ BAŞKANLIĞI KURULMASI HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI"NA YÖNELİK GÖRÜŞÜ
1. GEREKÇE "Türkiye Sinema
Kurumu" kurma çalışmaları neredeyse 40 yıl öncesine giden ve şüphesiz
ki Türkiye sinemacılarının özlem duyduğu bir süreçtir. Sinemacılar
bunun için, bakanlık bürokratları ve üniversitelerle bir araya
gelerek, sinema sanatının temel sorunlarını çözecek "Türkiye
Sinema Kurumu" yasa taslağı hazırlamışlardı. Türkiye Cumhuriyeti yeni kurulduğunda "Sinema Sanatı" daha rüştünü ispat edebilmiş bir sanat değildi. Sinema bu yüzden savaştan yorgun ve yoksul çıkan yeni devletin muasır medeniyetler seviyesine çıkma projesi içinde yer alamadı. Fakat sinemayı
"tehlikeli bir gösteri" olarak gören daha sonraki iktidarlar,
sinema sanatı için pek bir şey yapmadı. Tam tersine, onu kontrol için
İtalya'dan Mussolini döneminde yapılmış sansür yasasını getirdiler. Bu
korku II. Dünya Savaşı sonrası biçimlenen iki kutuplu dünyada daha da
arttı. Türk Sineması'nın bugünkü zaaflarından birisi, kendi sivil toplum kuruluşlarının zayıflığıdır. Bu zayıflığın temel nedeni ise, 12 Eylül askeri darbesi ile sendikası ve sivil toplum örgütleri kapatılmış sinemacılardan çok, devletindir. Bunun en büyük etkisi sendikal alanda olmuş ve Sinema Emekçileri Sendikası ancak 1992 yılında yeniden açılabilmiştir. Fakat aradan geçen yıllarda sinema sektörü, her geçen gün TV kanallarının ağır çalışma koşulları içinde, sendikal bilinci edinemeyen ve sürekli değişen sektör çalışanlarıyla dolmuştur. Hareketli görüntünün
1980'li yılların ortalarında dijitalleşmesi ile birlikte sinemanın
üretim tarzı da değişti. Bu değişim dünyanın bütün ülke sinemalarında
aynı anda bir krize dönüştü. Tüm ülke sinemacıları kendi devletlerinin
kapısını çalarak koruma yasaları ve destek fonlarının kurulmasını
istedi. Bilindiği gibi, sanat/sinema ve devlet yakınlaşması son kertede çelişkili bir yakınlaşmadır. Sinemaya Bakanlık bünyesi içinde biriken fondan maddi desteğin sağlanmaya başlaması, sinemamızın zaten güçsüz ve dağınık sivil toplum kuruluşlarını devlete karşı daha bir ürkek kıldı. Onların bu zayıflığını iyi bilen Bakanlık bürokratları onların yerine düşünmeyi görev bilmeye başladılar. Bilindiği
gibi, Avrupa Birliği, uzun zamandır ülkemizden Fikri (ve Sınai)
Mülkiyet Hakları konusunda daha hızlı, sivil ve radikal adımlar
atmasını bekliyor. Bakanlık ve sektör
arasında çıkan bu çelişki, 2009 AB İlerleme Raporu'nun çeşitli
yerlerinde, hem yasalar hem de hükümetin sivil toplum kuruluşlarıyla
ilgili eksiklikleri olarak zaten belirtilmektedir. "İcra alanında, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı'nın eş başkanlığını yürüttüğü üst düzey Fikri ve Sınaî Mülkiyet Hakları Koordinasyon Kurulu, Kasım 2008 ve Şubat 2009'da iki kez toplanmıştır. Kurul'un amacı, fikri mülkiyet haklarının korunması düzeyinin iyileştirilmesi amacıyla ilgili kurumlar arasında işbirliğini teşvik etmektir. Hal böyle olmakla birlikte, fikri mülkiyet hakkı sahipleri toplantılarda gerektiği üzere temsil edilmemişlerdir." "...Türk Hükümeti, bu soruna çözüm bulma yönündeki gayretlerini, fikri mülkiyet hakları konularıyla ilgili çevrelerle işbirliği içinde yoğunlaştırmalıdır." "Şu ana kadar Türkiye, fikri mülkiyet hakları konusunda diyalog mekanizması kurulması için Komisyon tarafından Nisan 2008'de yapılan öneriye istekli yaklaşmamıştır. Komisyon'la fikri mülkiyet hakları konusunda bir diyalog mekanizması kurulması ve Türkiye'nin buna başarılı bir şekilde katılması, bu faslın kapanış kriterlerinden birisini teşkil etmektedir." "Türkiye bunları fikri mülkiyet hakkı sahipleriyle yakın işbirliği içinde ele almalıdır. Türkiye'nin, Komisyon'un önerdiği şekliyle fikri mülkiyet hakları konusunda bir diyalog mekanizmasına katılması çok önemlidir." İlerleme raporu
Sinema/TV alanında çalışma koşullarının ne kadar kötü olduğu
konusundaki verilere ulaşamadığı için, sadece korsan yayıncılık vb.
konulardaki kısmi başarıları anmaktadır. "Sosyal koruma alanında ilerleme olmamıştır. Sosyal güvenlik tarafından sigortalı insanların oranı %80'in altındadır ve bu rakam düşmektedir. Etkin planlama, koordinasyon ve sosyal korunma tedbiri, sosyal yardım ve sosyal hizmet(ler!) hâlâ yetersizdir. Bu durum, çoğu zaman hizmet ve sosyal yardımların objektif ve şeffaf kriterler olmadan keyfi dağıtıma (uygulamalara!) yol açmaktadır. Bu sorunlara çözüm bulması beklenen sosyal yardım ve primsiz ödemelere ilişkin taslak yasa henüz kabul edilmemiştir. Sosyal korumanın dışında bırakılmışlara yönelik yeni sosyal güvenlik reformunun etkisi henüz belli değildir. Bu alandaki hazırlıklar erken bir aşamadadır." Yukarıda verdiğimiz alıntılardan, Sinemacıların, İlerleme Raporu'nun arkasına saklandığı anlamı çıkarılmamalıdır. Raporu öne çıkarmamızın nedeni, yıllardır kendileri için bir yasa çıkarılmasını isteyen Sinemacıların seslerinden çok, her yıl yayınlanan bu raporların bizi zorunlu olarak bu sürece sokmuş olmasıdır. 2. İTİRAZLARIMIZ Biz aşağıda imzası olan Sinemacılar, Bakanlık'ın "onaylamamız" için gönderdiği "Telif Hakları Genel Müdürlüğü" ile "Sinema Merkezi Başkanlığı" kurulmasını öngören yasa taslaklarına aşağıdaki nedenlerden dolayı karşı olduğumuzu kamuoyuna duyururuz. 1- Gönderilen ilk taslakta, "...merkezin başkanını bakan atar" ve madde 5/2'de; "Başkan; Başkanlığı mevzuat hükümlerine, hükümet programına ve bakanlar kurulunca belirlenen stratejilere uygun olarak yönetip değerlendirir" denmiştir. Bu taslağın zihniyetinde, günlük siyasete güdümlü bir sinema merkezinin varlığı açıktır. 2-Taslakta sinema filmlerinin üretimine yönelik, çalışanların hakları ve çalışma koşullarına ilişkin bir sistemden hiç bahsedilmemiştir. Sinema İş Yasası ile ilgili çalışmaların ivedilikle başlaması gerekmektedir. 3- Türkiye sinemasının, özel ve kamusal fonların oluşturulmasını yönetecek bir finans örgütüne (sinema bankası), sayısal verilerin doğru olarak toplanması için bir gözlemevine (observatoire) ihtiyacı vardır. İlerleme Raporu'nda, "...mali saydamlığı artırmaya yönelik önlemler ertelenmiş hatta geriye gitmiştir", saptaması varken Taslaklar'da bakanlıkların fonlar üzerindeki etkisini giderecek hiçbir madde bulunmamaktadır. 4- Yabancıların ülkemizde film çekme koşulları yeniden düzenlenmeli, yasalarda gerekli değişiklikler yapılarak, Türkiye vatandaşı çalıştırma ve sendikalı olma zorunluluğu kotalarının da konulması gereklidir. 5- Meslek birliklerinin birleştirilmesi hususu Bakanlık bürokratlarının öznel yorumudur ve Batı ülkelerindeki ve Avrupa Birliği'ndeki teamüllere aykırıdır. Bu yüzden kurulmuş ve kurulacak olan kurumların korunması ve desteklenmesinin gerekliliği, demokratik bir zorunluluktur. 6- Taslaklar sürekli "Sinema" alanını dikkate almakta, oysa hem sinema alanında çalışanları, hem de bu alandan çok daha büyük ekonomik döngünün oluştuğu televizyon sektöründeki sorunları gözardı etmektedir. 7- Sinema alanının Bakanlık etkisinden çıkarılması zorunludur. Yasanın bu şekilde kabulü diğer kültür sanat alanları için de cesaret verici kötü bir örnek olacaktır. 8- Ülkemizde, sanat eserini açıklamanın temel mantığı, yaklaşık 50 yıldır Avrupa merkezli "sanat eseri" tanımıdır. Oysa bu taslak ile tanım ABD merkezli "ticari meta" tanımına kaymıştır. Taslak, bu haliyle, Türkiye Sinema Merkezi kurumunun işleyişinde devletin ağırlığını arttırarak, "ticari meta" tanımı ile dahi çelişkili hale gelmiştir. Bu durum sinemanın bir sanat olarak varoluşunu tehlikeye sokacaktır.
|