|
Telefon dinleme ne ki?
Bilemediniz on bin,
bilemediniz elli bin kişinin telefonu izleniyor. Ankara şimdi daha
büyük bir işe soyundu. Halkın tamamının cebindeki para günü
gününe izleniyor.
Kimin nesi var, nesi yok, Ankara’da
kayda geçiyor.
Ankara’da bilgisayarın başına oturan devlet
görevlisi, (diyelim ki)
“Ali Rıza Kardüz Bey’in nesi var,
nesi yok?”
diye meraklandı. Önce bilgisayardan Ali Rıza
Kardüz’ün vatandaşlık numarasını buluyor. Bunu yazıp düğmeye
basıyor...
Ali Rıza Kardüz’ün nesi var, nesi yok ekrana
dökülüyor.
Üzerine kayıtlı kaç ev, arsa var, ne zaman almış
kaça almış, otomobilinin markası ne, kaç yıllık, bankada ne kadar
parası var, ne kadar aylık alıyor, kiradan eline ne geçiyor, ne kira
ödüyor, hangi kredi kartıyla, nerede, ne kadar harcama
yapmış, kendine son aylarda neler almış, hesabından kime ne
kadar para göndermiş, ne kadar dövizi, ne kadar hisse senedi var?
Hepsi... Ama hepsi ekranda görülüyor.
Sanmayınız sadece
Ali Rıza Kardüz gibi saf ve bakir Türk vatandaşları izleniyor.
Hayır, bu ülkede yaşayanların tamamı, Cumhurbaşkanı’ndan yeşil
kart kullanıcısı Kezban Hanım’a kadar herkes izlenmekte.
Kişilik ‘mahremiyeti’ yok oldu
Böyle bir
şey dünyanın hiçbir yerinde yok... Türkiye’de var...
Başka ülkelerde böyle bir izleme gündeme gelse kıyamet
kopar. İnsan haklarına, kişinin özel hayatına saygısızlık
olarak bu önlenir. Kötü kullanımı halinde insanların hayatı büyük
risklerle karşılaşacağı için buna kimse izin vermez.
Bu
uygulama bu yıl eylül ayında başladı.
Bilindiği gibi, Emekli
Sandığı, Bağ-Kur, SSK hep birlikte Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)
şemsiyesi altında toplandı. SGK kanunu ile bu 3 kuruluşa üye
olmadıkları için sağlık yardımlarından yararlanamayan yaklaşık 20
milyon insanımız için “Genel Sağlık Sigortası” imkânı
getirildi.
”Genel Sağlık Sigortası”ndan, imkânı olmayanlar
bedava yararlanıyor ama imkânı olanlara aile geliriyle bağlantılı
biçimde her ay belli bir aylık prim ödemek zorunda. Kişi başı aylık
geliri 212 TL’den fazla olanların primi aylık gelirine göre
belirleniyor.
28 Eylül 2009 tarihinde Resmi Gazete’de
“5510 Sayılı Kanun’un 8’inci Maddesi’nin 7. Fıkrasının Uygulanması
Hakkında Tebliğ” başlığını taşıyan bir tebliğ yayımlandı.
Başlığından hiçbir şey anlaşılamayan bu tebliğin neler
getirdiğini Sosyal Güvenlik uzmanı Ali Tezel gazete yazılarında ve TV
programlarında anlatmaya çalıştı ama kimse ya anlamadı ya da
umursamadı. Halkımız tehlikeyi anlayamadı
Bu tebliğe göre,
parasal işlemlere aracılık eden tüm kuruluşlar, işleme konu vatandaşın
kimlik numarası ile birlikte işlem konusunu SGK’ya hemen bildirmek
zorunda.
Bunu yapmayan görevli cezalandırılıyor.
Örneğin su, gaz, elektrik faturası ödendi. Hemen SGK’ya
bildirilecek.
Örneğin İddia’dan 20 TL ikramiye kazanıldı.
Hemen SGK’ya bildirilecek.
Örneğin cep telefonu faturası
ödendi, bankaya kredi kartı taksiti ödendi, bankadan teyze hanıma
havale çıkarıldı, mevduat hesabından 50 TL çekildi, bütün bunlar
SGK’ya hemen bildirilecek.
Tarladan 100 kg fındık, 500 kg
buğday satıldı.
Bunlar hesaba kaydedilecek. Tapuda ne işlemler
yapıldı, otomobil için ne vergi ödendi, bütün bunlar Ankara’nın
ekranında görülecek.
Ankara’da iyi niyetli veya kötü niyetli
bir kişi (veya bilgisayarlarda bilgi hırsızlığı uzmanı olmuş kötü
niyetli kişiler) insanların cebindeki parayı saati saatine
izleyecek.
Sadece bu kadarla da kalmıyor, tebliğ SGK’ya
gerektiğinde hesaplardan “prim borçlarını bilgisayarla
tahsil” imkânı veriyor.
SGK görevlisi geçecek ekranın
başına, “Ali Rıza Bey borçlu. Bankada hesabında para var”
diyerek, pattt... diye banka hesabını bir başka hesaba aktaracak...
Ne denebilir ki? “Vatana millete hayırlı
olsun!”
|