|
(Açık İstihbarat
: Bozuk saatler enstitüsündeki saatlerde ara sıra
doğruyu gösterebiliyor. Bu yazı da onlardan
biri)
------------------------------------------------------------------------------------------------
Kelimelerle başlar kavga; dil bazen her şeydir.
Anlatayım...
İbranicesi “Yehuda ve Şomron,”
Arapçası “El Yahudiyye ve Samara”dır, Türkçeye ise daha
ziyade “Yudea ve Samarya” diye aktarılır.
Tevrat’ta
da bu isimle geçer, 1967’den beri İsrail devletinin resmî
terminolojisinde de.
Ürdün Nehri’nin Batı kıyısında kalan ve
tam ortasında Kudüs’ün (kişinin meşrebine göre, Yeruşalayim’in ya da
el-Kuds’un) yer aldığı topraklardır burası. Yudea, Kudüs’ün
güneyinde yer alır; Samarya kuzeyinde...
Ve bölgenin,
İsrail’in bu toprakları “işgal” ettiğini kabul eden herkesin
dilindeki adı “Batı Şeria”dır bugün. İsrail’de, mesela, Likud’un ve
diğer sağ kanat partilerin taraftarları buraya “Yehuda ve Şomron”
derler inatla ama İşçi Partililerden, solculardan, liberallerden
“Hagada Hama’aravit” yani Batı Şeria ya da kısaca ve “işgal” imasını
içinde taşıyan “haşehatim” (topraklar) kelimelerini işitirsiniz.
(Açık İstihbarat
: "Dil bazen herşeydir" diyen Çongar'ın işgal
gerçeğini nasıl tırnak içine aldığına dikkat. İsrail'in işgallerine
karşı bu diplomatik hassasiyeti, Türklerin "soykırım" yapmadığını
kabul edenlere karşı göstermesini de bekleriz. İsrail'e
tırnak, Türkiye'ye pençe atarak ne demokrat, ne gazeteci
olunur. )
Zira, sadece Arap-İsrail kavgasında
değil, İsrail’in İsrail’le bitmez tükenmez mücadelesinde de
kudretlidir kelimeler... Arapça ile İbranicenin farkından ibaret
değildir ayrışmanın sesi; esas fark, barışın dili ile savaşın dili
arasındadır.
Moldova’nın başkenti Kişinev’de doğan ve
“Evet Lubovitz” olan adını, Sovyet rejiminin Yahudilere karşı
ayrımcı politikasından payını alıp yirmi yaşında ailesiyle birlikte
İsrail’e göçtükten sonra, Avigdor Lieberman’a çeviren şahıs
da İsrail’de savaşın ve işgalin dilini konuşanlardan biri bugün. Bu
şahıs, maalesef İsrail’in dışişleri bakanı ve maalesef her geçen gün
biraz daha “meşum ve meczup” bir karaktere dönüşüyor.
Lieberman’ın konuştuğu “işgal dili” Türkiye ile İsrail
arasındaki yeni gerilimin de nedenleri arasında. Lieberman, kurucu
lideri olduğu Yisrael Beyteynu (Evimiz İsrail) Partisi’ndeki
sağ kolu ve Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’a, Türkiye’nin
Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u “aşağılama” talimatını
veren kişi. Ve, öyle anlaşılıyor ki, bu talimatın arka planında
Lieberman’ın Türkiye’den, özelde de AKP hükümetinden
hazzetmemesinden daha fazlası var.
İsrail’in “sağcı”
Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, İsrail İşçi Partisi’nin lideri
ve ülkenin Savunma Bakanı Ehud Barak’la fena halde kavgalı...
İki koalisyon ortağının kavgası, ideolojik tercihlerinin ve
güncel politikaları arasındaki farkların ötesinde bir meseleye
dayanıyor”; meselenin İbranice adı, “Hamerkez Haüniversite Ariel
Beşomron.”
Türkçesiyle, Samarya Ariel Üniversite
Merkezi.
Yani, Batı Şeria’daki bir yüksekokuldan
bahsediyoruz. Aslında burası, halihazırda İsrail devletine ait en
büyük yüksekokul... Gelin görün ki, İsrail topraklarında değil,
Samarya’da, işgal altındaki topraklardaki en büyük Yahudi
yerleşimlerinden biri olan Ariel’de kurulu.
1982’de İsrail
Bar İlan Üniversitesi’nin Batı Şeria’daki kolu olarak açılan okul,
2007’de adını “üniversite merkezi” olarak değiştirdi; amaç
“üniversite statüsü” almaktı, okulun diplomalarının
“üniversite diploması” olarak tanınmasıydı.
Ama bu hiç
gerçekleşmedi; dönemin başbakanı Ehud Olmert fikre olumlu baksa
bile, İsrail’in YÖK’ü diyebileceğimiz konsey, Yeşil Hattın öteki
tarafında bir okula bu statüyü tanımayı reddetti. Ret kararında,
Samarya’da bir İsrail okulunun “üniversite” olarak
kurumsallaşmasına olanak tanınmasının, yerleşimlerin ve işgalin de
kurumsallaşmasına, dolayısıyla kalıcılaşmasına katkı yapacağı
kaygısı rol oynadı.
“İki devletli çözüm” fikrini kâğıt
üstünde kabul etse bile, Batı Şeria’daki Yahudi yerleşimlerini
durdurmaktan kaçınan mevcut İsrail hükümeti içindeki “sağcı”
aktörler, başta da Lieberman, Hamerkez Haüniversite Ariel Beşomron’a
“üniversite” statüsü verilmesi için çok uğraştı.
Likud
ağırlıklı, Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyonun genel
mutabakatı da aslında bu statünün verilmesi yönündeydi. Ama
hükümetin ağır topu Ehud Barak, “Şomron” (Samarya) yerine
“Haşehatim” (topraklar) diyenlerin ve “işgalin” yakın gelecekte
bitmesini isteyenlerin sesini dinleyip mutabakata karşı geldi;
Samarya Ariel Üniversite Merkezi’ne “üniversite” statüsü verilmesini
veto etti.
Veto kararıyla küplere binen Lieberman, iki
gün önce Evimiz İsrail Partisi’nin Knesset’teki on beş
milletvekiline, koalisyon ortağı İşçi Partisi’nin bundan böyle
parlamentoya sunacağı bütün yasa tasarılarına karşı oy kullanmaları
talimatını verdi.
Bununla yetinmedi; Ehud Barak’ın
Türkiye ile geçen yılki “Davos dakikası”ndan beri limoni olan
ilişkileri düzeltmeye yönelik ziyaretini sabote etmenin bir yolunu
aradı... Ve çareyi Bakan Yardımcısı Danny Ayalon’u,
Büyükelçi Oğuz Çelikkol’dan yirmi beş santim yüksekte oturtmakta
buldu.
Ahmaklık dozu küstahlık dozundan da fazla olan bu
tuhaf gösteriye dün en sert tepki gösterenlerden biri, Kadima’nın
Knesset’teki üyelerinden Dürzi Arap ve eski Dışişleri Bakan
Yardımcısı Mecelli Vahabi’ydi. “Diplomat Ayalon,
politikacı Ayalon’un yaptığı hatayı hemen düzeltmeli,” diyordu
Vahabi, “Türkiye Büyükelçisi’nden açıkça özür dilemeli. Bundan
böyle de kendi parti politikasını, kendi dilini, ülkenin
politikasının ve dilinin önüne geçirmemeli.”
Vahabi’nin sözlerini okurken, “ne çok İsrail var” diye
düşündüm, “İsrail’e karşı konuşan bir İsrail de var. Ve her
yerde olduğu gibi İsrail’de de savaşın diline karşılık, barışın da
hiç susmayan bir dili var.” |
|
(Açık İstihbarat
: İsrail'de barışın diline dairbu aşırı
iyimser yorumlara karşı, İsrail kamuoyunun Şaron ve Barak gibi
isimlere Gaza katliamı konusunda verdiği ezici desteği
hatırlatıyoruz ve Yasemin Çongar'a soruyoruz : Türkiye'yi de aynen
Şaron ve Barak gibi , orduda çok "hassas" görevler
yürütmüş ve haklarında katliam iddiaları bulunan ordu
kökenli isimler yönetseydi kendi ülkesine karşı da böyle anlayışlı
bir dil kullanır mıydı?
)
|
|