|
Günümüzde "komplo" teorisi tanımı, sistemin işine gelmeyen
alternatif düşünce tarzlarının sistem tarafından marjinalize edilmesi
için kullanılan bir tanım. Halbuki sistemin akredite isimleri ,
işlerine gelen noktada komplo teorisine başvurmaktan geri durmuyorlar.
11 Eylül'ü "komplo teorisi" olarak adlandıran isimler,
sözkonusu kendi devletlerinin içindeki "komplolar" oldu mu, en
inanılmaz hikayeleri "gerçek" olarak lanse ediyorlar.
Neticede "komplo" kimin işine yaradığına bağlı olarak
gerektiğinde "komple teori" olabiliyorlar.
Büyük bir
yaygara ile topluma dayatılmaya çalışılan "domuz gribi"'ne karşı
insanları uyaranların nasıl komplocu olmakla suçlandığını
hatırlayın.
Sonuç ortada. (Bkz: Siz Bu
Haberi Daha Önce Okumuştunuz)
Küstah cahillerin yönettiği
bir dünyada "komplocu" suçlaması ile karşı karşıya kaldığınızda , bu
küstah cahillere karşı yapacağınız tek şey cahilliklerini suratlarına
vurmak olmalıdır.
İşte size , gerçek olduğu ortaya çıkan
"komplo" teorilerinden seçme bir demet....
1) Dreyfus
Davası : Fransız yahudi subay Alfred Dreyfus'un haksız bir
şekilde vatan hainliği ile suçlandığı tarihi duruşmada gerçekleri
örtmek için hükümet büyük çaba sarfetti. Sonunda gerçekler ortaya
çıktı.
2) Mafya : 1960'lara kadar Mafya
kavramı bir "komplo teorisi" olarak sunuluyordu. Organize suç
örgütleri biliniyordu ama ucu CIA'dan politikacılar ve işadamlarına
kadar bir yapının varlığı , üye Joe Valachi'nin polise gerçekleri
anlatması ile ortaya çıktı.
3) MK-ULTRA deneyi
: 1950-70'li yıllar arasında CIA'in yürüttüğü ve
"doğruluk serumu" üretmeye çalıştığı gizli deney Rockerfeller
Komisyonu'nun çalışması sonucu ortaya çıkarıldı. Habersiz denekler
üzerinden test edilen çeşitli ilaçlar sonucunda bilinen ölümlerden bir
tanesi sivil bio-kimyacı Frank Olson oldu.
4)
Mockingbird Operasyonu : 1950'lerden 1970'lere kadar CIA,
yabancı ve yerli gazetecilere Mockingbird Operasyonu altında para
ödeyerek, CIA propagandası yaptırdı. George Orwell'in kitabı "Hayvan
Çiftliği"'nin çizgi filminin de CIA bütçesi ile çekildiği biliniyor.
1975 yılında ABD Senatosu'ndaki Church Komitesi'nin çalışmaları
sonucunda bu operasyon deşifre edildi.
5) Manhattan
Projesi : 1939 yılında küçük bir proje olarak başladıktan
sonra, geliştiği noktada bünyesinde 130.000 kişi çalışıyor ve 2 milyar
dolarlık bütçeye sahipti. (bugünkü değeri ile 22 milyar dolar). ABD'li
fizikçi Oppenheimer tarafından yönetilen proje 25 sene sürmesine ,
binlerce kişi istihdam etmesine ve ABD çapında 30 mekanda
yürütülmesine rağmen, dışarı tek bir bilgi sızmadı, medyada tek haber
yeralmadı. Proje, atom bombasının üretilmesi ile sonuçlandı.
6) Asbestos : 1930-1960 arasında asbestosun
solunum yolları hastalıkları ve kanser ürettiğine yönelik kanıtlar
üretici firmalar tarafından saklandı. Şirket patronlarının yıllarca
sakladıkları gerçek 1962 yılında bilim adamlarının asbestosun
etkilerini kesin olarak ortaya koyması ile deşifre oldu.
7) Watergate : ABD hükümetinin, rakipleri
Demokrat Parti merkezini dinlettikleri 1972 yılında komplo teorisi
olarak dile getirilmeye başlanmıştı fakat bunun Beyaz Saray ile
bağlantısı 1974 yılında Nixon teypleri olarak bilinen ses kayıtlarının
ortaya çıkması ile kesinleşti.
8) Tuskegee Frengi
Araştırması : 1932-1972 yılları arasında ABD Kamu Sağlığı
Kurumu 400 fakir Afrika kökenli ABD'li üzerinde frengi çalışması
yürüttü. Çalışma süresince deneklere tehlikeli ve yetersiz ilaçlar
verilerek ve bazen gözlem süresini uzatmak için tedavi esirgenerek,
hastalık hakkında gözlem yapıldı. Çalışma tamamlandığında 200 kişi
frengi hastalığı sonucu ölmüştü.
9) Northwoods
Operasyonu : 11 Eylül'ü "komplo teorisi" olarak nitelendirip
"ne yani ABD kendi kendine mi saldırdı" diyen küstah cahillerin
öğrenmesi gereken operasyonlardan bir tanesi. 1962 yılında zamanın
Savunma Bakanı McNamara ve CIA tarafından kotarılan planlar, suçu
Küba'nın üzerine yıkmak üzere ABD toprağı üzerinde patlamalar
gerçekleştirilmesi ve bir uçağın kaçırılarak havada patlatılması gibi
unsurlar içeriyordu. Bu eylemler sonucunda Küba'nın işgali için
meşruiyet zemini yaratılacaktı. Bu planlar Kennedy tarafından
onaylanmadı. Kennedy çok geçmeden bir suikaste kurban
gitti.
10) Nayirah'ın Tanıklığı : 1991'deki
Körfez Savaşı öncesinde "Kuveytli Kız" Nayirah'ın ABD kongresinde
yaptığı "göz yaşartıcı" açıklamalar , kamuoyunda Körfez Savaşı için
destek yaratılması için kullanıldı. Nayirah; Irak'lı askerlerin
Kuveyt'te bebekleri kuvözlerinden çıkarıp yere attığı gibi infial
uyandıran ifadelerle tanıklığını anlatmıştı. Sonradan ortaya çıktı ki;
Nayirah, Kuveyt'in ABD elçisinin kızı olarak CIA tarafından oyunculuk
eğitimi verilmiş ve Hill & Knowlton lobi firmasının koreografisi
ile Kongre önünde sahte bir tanıklık sağlanmıştı.
11)
FBI'ın 1960'daki Kontra-İstihbarat Operasyonları : FBI ;
kuruluşundan itibaren, gizli operasyonlar gerçekleştirse de, 1956-1971
yılları arasında gerçekleştiren COINTELPRO (Counter Intelligence
Program) operasyonlarının amacı, "ulusal güvenliği sağlamak, şiddeti
önlemek ve mevcut sosyal ve politik düzeni korumak" olarak
nitelendirilmişti. FBI bu dönemde, siyah panterler gibi siyah kadın
hakları gruplarından, Porto Riko'nun bağımsızlığını savunan gruplara
karşı bir çok grup bünyesine sızarak, bunların marjinalleşmesi ve
bastırılması için operasyonlar gerçekleştirdi. Programı onaylayan FBI
direktörü Hoover'ın FBI ajanlarına talimatı netti : "Bu
hareketleri ve liderlerini, deşifre etmek, engellemek, yanlış
yönlendirmek, itibarsızlaştırmak veya nötralize
etmek"
12) İran-Kontra Skandalı : 1985-86
döneminde ABD hükümeti, İran'daki rehinelerin kurtarılması için İsrail
ile İran arasında gizli silah satışının sağlanması için emir verdi. Bu
operasyon 1987 yılında Kongre tarafından ortaya çıkarılsa da, olay
yarbay Oliver North çerçevesinde döndürülerek, operasyonun
derinliklerine inilmesi engellendi. Bu deşifrasyonla, CIA'in
uyuşturucu ticareti aracılığı ile oluşturduğu kara bütçeler dosyası da
kalınlaşmış oldu.
13) BCCI Bankası Skandalı :
1972 yılında Pakistan'lı Hasan Abedi tarafından Luxembourg'da kurulan
BCCI bankası, 10 sene içinde zirveye ulaştığında, dünyanın 78
ülkesinde 400'ünün üzerinde şubesi olan 20 milyar dolar üzerinde
özvarlığa sahip dünyanın en büyük 7. bankası olmuştu. 1980'lerde bu
banka filmlere konu olacak bir örtülü operasyonun hedefi oldu.
ABD Gümrük Servisi'nin gizli ajanı Robert Mazur'un başrolde
olduğu operasyon; BCCI yöneticilerinin ve dünya çapında iş yapan
uluslararası uyuşturucu tacirlerinin katıldığı bir sahte düğün
operasyonu ile son buldu. Bu dönemde hepsi Mazur ile kişisel dostluk
gerçekleştirmişti. Tampa'da gerçekleşen yargılamada banka yöneticileri
uzun hapis cezaları aldılar ve hükümet yetkilileri ile işbirliği
yapmaları sonucu 1980'ler boyunca BCCI bir çok kurumun incelemesi
altına alındı. Bankanın, birden çok merkezde faaliyet göstererek,
denetimden kaçma özelliği, 1990'ların başında küresel bankacılık
sisteminin yeniden organize edilmesi yolundaki tartışmalarının da
ateşleyicilerinden biri oldu.
14) CIA'in Los
Angeles'taki Uyuşturucu Şebekesi : Pulitzer Ödüllü gazeteci
Gary Webb; San Jose Mercury news gazetesinde "Karanlık
Müttefiklik" (Dark Alliance) başlıklı üç bölümlük seri haberini
yayınladığında tarih 1996 yılının Ağustos ayı idi. Haberde,
Nikaragualı uyuşturucu tacirlerinin Los Angeles'ta bir kokain satış
şebekesi oluşturduklarını ve buradan sağladıkları gerlirle
Nikaragua'da kontra-gerilla güçlerinin finanse edildiği
belirtiliyordu. Webb; bütün bu operasyonun CIA'in bilgisi dahilinde
yürüdüğünü ve sınırdan uyuşturucu geçişine izin verildiğini
belgelemişti.
15) Tonkin Körfezi Vakası :
Kennedy'nin öldürülmesinden sonra, Vietnam Savaşı'nın
derinleştirilmesinde en önemli kamuoyu hamlelerinden biri Tonkin
Körfezi vakası olarak bilinen olayla gerçekleşti.
Raporlara
göre 2 Ağustos 1964'te iki ABD gemisi, Kuzey Vietnam donanmasına ait
iki hücum botla temas sağladı ve bir tanesini batırdı. Bu olay
sonucunda Kongre'den , Tonkin Körfezi yasası çıktı.
Bu yasa
ile Kennedy'nin yerine gelen Johnson'a, "komunist saldırı
tehlikesi altında olan herhangi bir Güneydoğu Asya ülkesine yardım
etme yetkisi veriliyordu". O zamandan bu yana , Tokin Körfezi
olayının aslında hiç gerçekleşmediği yönünde haberler ortaya çıksa da,
hiç biri 2005'in Ekim ayında New York Times'da yayınlanan haber kadar
"komplo" suçlamasını defetmeye yarayamazdı. Haberde, bizzat
NSA'in tarihçisi Robert J. Hanyok'ın , NSA'in o günkü olaylarla ilgili
istihbarat raporlarını politikacılara sunarken çarpıttığını tespit
ettiği belirtiliyordu.
16) İş Adamları
Komplosu : 1930'ların başında ABD'nin en önemli askeri
figürlerinden biri, Tümgeneral Smedley Butler idi. 17 temmuz 1932'de
binlerce 1. Dünya Savaşı gazisi Washington'da kamp kurmuş ve 1924'te
çıkan bir yasa gereği hakları olan tazminatların ödenmesini talep
etmişti.
Bir onbaşı tarafından liderliği yapılan bu öfkeli
kalabalığı yatıştırmak için çağrılan kişi Tümgeneral Butler olmuştu.
Butler'ın sahneye çıkmasından bir kaç gün sonra o zamanki Başkan
Hoover, General Mac Arthur komutanlığındaki ABD Ordusu süvari
birliklerine emir vererek , bu gazilerin kamp yerlerini
dağıtmıştı. Kendini açıkca Cumhuriyetçi ilan etse de, Hoover'ın bu
davranışı üzerine Butler bir sonraki seçimde Roosevelt'ten yana tavır
koydu.
Aynı Butler , 1934 yılında Kongre'nin
McCormack-Dickstein komitesi önünde ilginç bir tanıklıkta bulundu.
Butler; aralarında Chase Bank, GM, Good Year, Standart
Oil, Dupont Ailesi ve Senatör Prescott Bush (Bush ailesinin dedesi)
'un da bulunduğu bir grup zengin işadamının kendisine yanaşarak,
Roosevelt'i iktidardan düşürecek bir darbe teklifinde bulunduğunu
iddia etti. Butler'ın ismini verdikleri aynı zamanda ABD'nin
İkinci Dünya Savaşı'na girdiği noktaya kadar Nazi Almanya'sı ile sıkı
politik ve ekonomik ilişkilere sahip bir gruptu. Bu komploda adı geçen
herkes ısrarlı bir şekilde böyle bir planın varlığını reddetse de,
Kongre Komitesi komplonun varlığını teyit etti fakat olayın üzerine
gidilmeyerek, unutturuldu.
17) Hitler'i Öldürme
Komplosu (20 Temmuz 1944) : Hitler'i öldürmeye yönelik
20'inin üzerinde plan ortata çıkarılsa da, Hitler'in yakın
çevresindeki 100'lerce kişinin bir şekilde dahil olduğu ve Albay Claus
Von Stauffenberg'in başını çektiği girişim amacına en fazla yaklaşan
oldu. Hitler'in askeri strateji mitinglerine katılmaya hak kazanacak
kadar yükselen Stauffenberg'in planı bu toplantılardan birinde bir
çanta bomba ile Hitler ve iki sağ kolu Hermann Goering ve Heinrich
Himmler'i öldürmekti. Bombayı patlatmayı başardı ama Hitler bu
saldırıdan hafif yaralanarak kurtuldu.
18) Ajax
Operasyonu : Anglo-Iranian Oil Company (AIOC) yıllarca
İran'ın verimli petrol sahalarını İngiltere lehine sömürme işlemi
gördü; ortaklarından biri İran olsa dahi. Bütün bu denge 1951 yılında
AIOC'nin kamulaştırılması ve Musaddık'ın Başbakan seçilmesi ile
değişti. ABD; durumu incelemesi için Roosevelt'in yeğeni Kermit
Roosevelt'i İran'a gönderdi. Roosevelt; İran'daki ABD Büyükelçiliği
bünyesinde İngiltere ile birlikte Musaddık'ı iktidardan indirip
zamanın en acımasız diktatörlerinden biri olan Şah'ı iktidara getiren
darbeyi planladı ve gerçekleştirdi.
19) Snow White
Operasyonu : Scientology tarikatının 1970'ler boyunca ABD'nin
, başta IRS (Vergi Kurumu) olmak üzere 136 kurumuna sızıp, bilgi
sızdırmasına sebep olan operasyon
20) Gladyo Operasyonu
: Zamanımızın en önemli komplolarından. "Ergenekon"
operasyonu sayesinde Gladyo hakkında duymadığınız bir şey kalmadı ve
kamuoyuna bu operasyon ile Avrupa ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'deki
Gladyo'nun da deşifre edildiği yalanı yayıldı. Zaman, "Ergenekon"
operasyonunun bizzat "Gladyo" ve yerel uzantıları tarafından yönetilen
bir süreç olduğunu ortaya çıkaracak ve o zamana kadar "Ergenekon
operasyonu ile devlet içinde küresel düzenle (AB-D ve NATO) ile
uyumsuz unsurlar ve dinamikler tasfiye ediliyor" tezini
savunanlar komploculukla suçlanacak.
21) CIA
Suikastleri : "Komplo" tarihine hakim olmak isteyen
birisinin okuması gereken en önemli kaynaklardan biri Church komitesi
raporlarıdır. 1975 yılında Senatör Frank Church tarafından
başkanlığı yapılan İstihbarat Faaliyetleri Kapsamında Hükümet
İcraatlarının İncelenmesi Komitesi ; Watergate skandalı sonrasında CIA
ve FBI'in icraatlarını mercek altına aldı ve bu istihbarat
örgütlerinin istihbarat toplama faaliyetinin ötesine geçtiklerini
tespit etti.
Bu komitenin faaliyetleri sonucunda CIA'in
kalp krizi yaratan silah dahil bir çok suikast yöntemine
başvurduğu ortaya çıktı. Komite; CIA'in öldürme yöntemleri
arasında kanser, araba kazaları, kayak kazaları, intihar, bot kazaları
ve doğrudan silahla suikasti saydı. Bu komitenin çalışmaları kongre
kayıtlarında ve zamanın medya haberlerinde aynen yeralsa dahi, asla
ABD yakın tarihi ile ilgili ders müfredatına alınmadı ve insanlar hala
suikast senaryolarını bu yüzden hala "komplo teorisi" olarak
nitelendirebiliyor.
22) Yeni Dünya Düzeni (New World
Order) : Üzerinden en çok konuşulan "komplo
teorilerinden". Dünyanın; bir kaç elit aile ve onların
oluşturduğu kurumlar üzerinden , tek bir dünya devletine doğru
evrilmeye çalıştığı teorisi zamanla inandırıcılığını arttırmaya
başladı. Küresel elitlerin, gündemlerini küresel kamuoyuna dayatma
araçlarından biri olduğu ileri sürülen Bilderberg Toplantıları'nın
varlığının gittikçe alenileşmesi ve bu toplantılara çağrılan isimlerin
dünya sahnesinde oynadıkları roller Yeni Dünya Düzeni
vizyonunun, sponsorlarının gücünün derecesinden bağımsız olarak, bazı
güçlü elitlerin ortak vizyonu olduğu gerçeği yadsınamaz hale
geldi.
Küresel elitlerin temel platformlarından biri
olan Council on Foreign Relations'in 1970-85 arasında başkanlığını
yürüten ve bugün de onursal başkanlığını yürüten, dünya küresel
elitinin en önemli ailelerinden birinin başı olan David Rockefeller,
2002 yılında yayınladığı Hatıralarım (Memoirs) isimli kitabında şöyle
yazdı (Syf : 405):
"Bazıları benim ve ailemin , ABD'nin
ulusal çıkarları aleyhine çalışan gizli bir kabalın üyesi olduğumu
iddia ederek, ailemi ve beni, daha entegra bir küresel ekonomik ve
politik yapı - tek dünya - oluşturmak için dünyadaki diğerleri ile bir
komplo içinde olan küreselciler olarak suçluyorlar. Eğer
suçlama buysa, ben suçluyum ve bu suçumla gurur
duyuyorum"
23 ) Kennedy Suikasti - Sözü
Edilmeyen Kongre Raporu : Kennedy suikasti araştırmaları
sözkonusu olduğunda hep Warren Komisyonu raporundan sözedilir. Hatta;
JFK'nin Kennedy suikasti üzerine çektiği filmde, bu raporlardan
sözederken, Kennedy suikasti üzerine çok daha kapsamlı araştırmalar
içeren ve "büyük ihtimalle" CIA ve mafyayı içeren bir komplo
olduğu sonucuna varan 1976-1979 tarihleri arasında faaliyet gösteren
ABD Kongresi Suikastler Komitesi raporundan sözetmez. Kennedy
ve Martin Luther King suikastlerini incelemek üzere kurulan bu
komisyon her bir suikast için hazırladığı raporda, bu suikastlerin
arka planını aydınlatmıştır.
Komisyon raporunda Kennedy
suikastini gerçekleştiren ve tek tetikçi olduğu iddia edilen Oswald'in
ABD Ordusu günlerinden başlayarak CIA ile bağlantıları; Sovyetlere
karşı üstlendiği görevlerden sonra ABD'ye dönüşünde CIA ajanı
Ferrie'nin altında Küba'ya yönelik faaliyetlerini ve bu çerçevede
Fidel tarafından tasfiye edilen Küba'lı gazino patronlarının
oluşturduğu mafya ile bağlantılarını aydınlatır.
Kennedy suikasti ile ilgili tanık olabilecek bir çok
isim bu komiteye ifade vermelerinin hemen öncesinde ya suikaste kurban
gitmiş ya da şüpheli şekilde ölmüşlerdir. CIA ajanı E. Howard
Hunt ki kendisi aynı zamanda Watergate'de Demokrat Parti ofisindeki
hırsızlığı gerçekleştiren ajandır , ölüm yatağında Kennedy suikasti
komplosuna dahil olduğunu itiraf etmiştir. Kennedy suikastinin tek
tetikçisi olduğu iddia edilen Oswald'in vergi kayıtları bugüne
kadar hala devlet sırrı kapsamında tutulmaktadır.
24) Arkansas'taki CIA Uyuşturucu Şebekesi
: 23 Ağustos 1987'de Arkansas, Little Rock'ın güneyinde iki
genç polis tarafından vurularak öldürüldü. Bunun sebebi gençlerin
polisin koruması altında olan bir uyuşturucu değiş-tokuş
noktasına(drop) tanıklık etmiş olmalarıydı. Bu nokta; Mena,
Arkansas'taki küçük bir havaalanından işletilmekte olan daha geniş bir
şebekenin parçasıydı ve bu şebekenin başında CIA'in denetiminde
çalışan Barry Seal bulunmaktaydı.
Barry Seal'in uyuşturucu
nakliyatları, CIA tarafından Nikaragua'daki kontra-gerillaların
finansmanında kullanılmıştı. CIA 'in bu şebekedeki rolü, CIA
tarafından Seal'a verilen bir uçağın, içindeki silahlarla birlikte
Nikaragua üzerinde vurulması ile ortaya çıktı.
25)
Bohemian Grove : Yıllarca ABD'de elit bir zümrenin ,
Kaliforniya'nın Bohemian Grove isimli bölgesinde özel bir arazide dev
bir baykuş heykeli önünde satanist ayinler yaptığı iddia edildi. Uçuk
bir komplo teorisi olarak damgalanan bu hikayenin doğru olduğu, ABC,
CBS ve NBC gibi kanalların yaptığı haberlerle ortaya çıktı. Aralarında
ABD Başkanları'nın bulunduğu elitlerin katıldığı bu gizli
toplantıların tanıdık bir kuralı var : bu cemiyete kadınlar
alınmıyor.
26) Ataç Operasyonu : 1945
yılında bizzat Başkan Truman tarafından onayı verilen operasyonla ;
ABD, Almanya'nın özellikle roket programında çalışan Nazi
bilimadamlarını kendi bünyesine kattı. Truman'ın açık emirleri, Nazi
militarizmini açıkca desteklemiş veya yönetimde yeralmış isimlerin bu
listenin dışında kalması yönündeydi fakat ABD ordusu bu emre uymarak,
Nazi partinin üst düzeyinde yeralan isimlerine sahte geçmişler
düzenleyerek, ABD'ye getirilmelerinin önünü açtı. ABD'nin füze
programı bu Nazi bilimadamları üzerine inşa edildi.
27)
Yuvarlak Masa (Round Table) : 23 yaşında kaleme aldığı
vasiyetinde kurulacak bir gizli cemiyet ile İngiltere'nin dünya
üzerindeki çeşitli bölgeler (sıraladıkları bölgeler arasında Kıbrıs,
Fırat havzası, Afrika da var) üzerindeki hakimiyetinin bir
federal imparatorluk formatında sağlanması gerektiğini belirtiyordu ve
bu vasiyeti ilginç kılan şuydu : İngiltere'nin ABD'yi topraklarına katması gerektiğini
düşünüyordu.
Bu vasiyet İngiliz
işadamı Cecil Rhodes'a aitti. Rhodes, olgunlaştıkça bu
fikirlerinde değişikliğe giderek dünyanın büyük güçleri arasında
kardeşlik bağını güçlendirmek amacı ile Rhodes Bursu'nu kurdu ve bu
burs çerçevesinde gelecekteki İngiliz, Amerikan ve Alman
liderlerinin Oxford Üniversitesi'nde ücretsiz eğitimini finanse
etti.
ABD'li ve İngiliz elitler arasındaki yakınlaşma
daha sonra öncede sözünü ettiğimiz Dış İlişkiler Konseyi'nin(Foreign
Relations Council) kurulmasına yolaçtı.
28)
Trilateral Komisyonu : 1972 Haziranında , David
Rockefeller, New York'ta Hudson Vadisi'ndeki Pocantico tesislerinde ,
katılımcılarını bizzat seçtiği 250 kişiyi topladı. Bu toplantının
amacı AB, ABD ve Japonya arasında işbirliğini güçlendirmekte ve
davetlilerin hepsi ülkelerinin elit ve finans kesimini temsil
ediyordu. Bir sene sonra Tokyo'da ilk idari toplantısını
gerçekleştiren Trilateral Komisyonu resmi olarak faaliyete geçmiş
oldu.
1975 yılında Kyoto, Japonya'da , Trilateral
Komisyonu'nun özel bir ekibi tarafından hazırlanan "Dünya
Ticaret ve Finansının Yeniden Yapılandırılması için Çerçeve"
başlıklı rapor komisyonda ele alındı. Raporda şöyle deniyordu :
"Barışı korumak, dünya ekonomisini yönetmek, ekonomik
kalkınmayı teşvik etmek ve dünyadaki yoksulluğu kaldırmak için
sağlanacak yakın Trilateral işbirliği , küresel sistemin
yumuşak ve barışcıl evrimini
güçlendirecektir."
Bir başka Trilateral
dökümanında ise şöyle denmekteydi :
" Temel amaç;
daha fazla ulusal egemenlik adına bedel ödemeye hazır olanlardan
kaynaklanacak iç ve dış tehditlere karşı ülkelerin karşılıklı
bağımlılıktan elde edecekleri faydaları koruma altına alarak, dünyayı
karşılıklı bağımlılık adına güvenilir bir yer kılmaktır. Bu
bazen karşılıklı bağımlılığın ilerleme hızını yavaşlatmayı ve bazı
unsurlarını kontrol altına almayı gerektirebilir. Fakat daha sık
olarak, ulusal hükümetlerin uluslararası maddi ve menkul
kıymetlerin ticaretine müdahalelerini kontrol etmeyi
gerektirecektir"
29) Derin Devlet :
Türkiye'nin köşelerine yerleştirilen küstah cahillerin Türkiye'de
"derin devlet" konusunda yazdıklarını okuyorsunuz. Bu
küstah cahillerin en büyük özelliği kendi Devletlerine despot
muamelesi yaparken, başka devletlere "think tank" muamelesi yapması.
Ali Bayramoğlu gibi isimlerin uzun süredir ağzına
doladığı EMASYA planları, bir olağanüstü hal durumunda devlet
sisteminin ayakta kalması için uygulanacak yasal prosedürleri içerdiği
halde, sanki bir sürekli işleyen darbe planı olarak sunuluyor.
Halbuki bu küstah cahiller, ABD'nin "Continuity of
Government"(COG) planlarından haberdar olsalar
bizim Devlet'in diğerlerinin yanında ancak bir dernek derinliğine
indirildiğinin farkına varırlardı. Bu derinlik , bu küstah cahiller
sayesinde daha da aşınmış durumda.
11 Eylül saldırısı
sonrasında ; devreye sokulan bizzat bu planlar olmuştu. ABD
Başkan Yardımcısı'nın "açıklanmayan bir lokasyonda tutulduğu"
duyurularını hatırlarsanız, ABD'nin EMASYA Planlarının ne
kadar ciddi olduğunu görürsünüz.
ABD'nin Derin Devleti
konusunda ortalığa saçılmış bir çok belge ve bilgi bulunmakta. Fakat
özellikle iki kitaba dikkatinizi çekmek isteriz.
"The
Secret Team : The CIA and Its Allies in Control of the United States
and the World" (Gizli Ekip : ABD ve Dünya'nın kontrolünde CIA ve
Müttefikleri)
Bu kitabın yazarı; 1955-1963 yılları
arasında ; CIA'in gizli operasyonlarına sağlanan askeri destek
konusunda Pentagon ile CIA arasındaki temas subayı olarak görev yaptı
fakat CIA bünyesinde görevli olmadığı için gizlilik yemini etmemişti.
Bu kitap başlangıçta bir istihbarat analiz grubu
olarak başlayan CIA'in nasıl kontrol dışı bir operasyonel deve
dönüştüğünü içerden birinin anlatımı ile ortaya koyuyor.
Diğer
kitap ise 1967 yılında Dial Press tarafından yayınlanan "Demir
Dağından Rapor" (The Report from Iran Mountain) . Bu kitapta
sözkonusu edilen çalışmalara katıldığı söylenen ve konunun hassasiyeti
gereği kimliği gizli tutulan Orta Batı eyaletlerinden bir profesörün
kaleme aldığı kitapta, 1963 yılında kurulan özel bir çalışma grubundan
sözediliyor.
ABD'nin en önemli nükleer sığınaklarından Iron
Mountain'de toplanan bu grubun üzerinde çalıştığı soru şuydu :
"Dünyada gerçek barış sağlanırsa ; ABD'nin ne tür
sorunlarla karşılaşacağı"
Grup,
çalışmaları sonrasında sürekli barışın ABD'nin hayrına olmadığı,
savaşın ekonominin itici güçlerinden biri olduğu ve savaşın aynı
zamanda toplumsal şiddeti yönlendirmek adına gerekli olduğu sonucuna
vardı. Raporun önerileri arasında kitleleri korku ile kontrol
etmek için alternatif düşmanlar üretecek şekilde uzaylı istilası ve
kontrol dışı kirlenme konularının işlenmesi de vardı.
US News
& World Report 'ta 20 Kasım 1967'de yayınlanan bir haber, bu
kitapta anlatılan raporun isim vermeyen bir hükümet yetkilisi
tarafından doğrulandığını belirtiyordu. Habere göre Başkan Johnson
raporu okuyunca sinirlenmiş ve raporun örtbas edilmesini
istemişti.
30) Federal Reserve : ABD'nin
merkez bankası olarak bilinen Federal Reserve'ün aslında bir devlet
bankası olmadığı ve ABD'deki belli finans elitlerinin kontrolünde bir
özel banka olduğu gerçeğini dile getirdiğinizde "komplo
teorisi" ile suçlanırsınız. Bu suçlamayı yapanlar ABD tarihinden,
özellikle ekonomik tarihinden haberdar olmayanlardır.
ABD'nin İngiltere'den bağımsızlığını kazanmadan önceki
tarihi sadece mal açısından değil, para açısından da ciddi yoklukların
yaşandığı bir dönemdir. İngiltere, çay, tütün, şeker gibi
kritik maddelerin yanısıra paranın da emisyonunu sıkı kontrol altında
tutuyordu ve bu ülke çapında farklı bankaların kendi kredi
banknotlarını çıkardığı başıboş bir serbest piyasanın oluşmasına neden
olmuştu. İngiltere'nin bu özel para emisyonunu kontrol altına almaya
çalışması ABD'deki dinamikleri geri dönülemez noktaya getirdi ve
ABD'deki ayrılıkçı güçler arkalarında güçlü finansal elitlerin
desteğini buldu.
Fakat ABD'nin kurucu elitleri açısından
merkezi bir merkez bankası, cumhuriyetin kuruluş ilkeleri gereği kabul
edilmesi zor bir kurumdu ve bunun yerine yasal düzenlemeler ve ülke
çapında kurulan ulusal bankalarla para politikası kontrol altına
alınmaya çalışıldı. Thomas Jefferson; merkezi bir bankanın vatandaşlar
aleyhine haksız rekabet yaratacağı ve monopolist güçleri devreye
sokacağı yönünde uyarılarda bulunan isimlerden biriydi.
ABD
1800'lerin sonu ve 1900'lerin başında , bankalar üzerinden parasal
sistemini bir türlü oturtamadığı için bir çok finansal kriz yaşadı ve
en ufak panikte insanlar paralarını çekmek için bankalara koşmaya
başladı. 1907'deki büyük kriz sırasında zamanın büyüklerinden
Knicker Trust Bankası'nın batışında J.P. Morgan ve Chase önemli bir
rol oynadı ve daha sonra Başkan Roosevelt likidite krizini yönetmesi
için J.P Morgan bankasına 25 milyon dolarlık hükümet fonu sağladı.
O zamanki ABD'deki elitlerin ABD politikasını
nasıl yönlendirdiğini bilmek için Jekyll adasını bilmek lazım..
1886 yılında bir grup ABD'li milyoner bu adayı satın
aldı ve kendileri için kışlık mesire ve avlanma mekanına çevirdi.
(Yukarıda anlatılan Bohemian Grove malikanesi ile benzerliğine
dikkat çekeriz) .
1900 yılına gelindiğinde Jekyll
Adası'ndaki bu elit kulübün , aralarında Astor, Vanderbilt, Morgan,
Pulitzer, Gould gibi isimlerinde dahil olduğu üyeleri dünya
varlığının 1/6'sını kontrol ediyordu. Bu kulübe üyelik o
kadar sınırlıydı ki; Winston Churchill ve Başkan McKinley gibi
isimlerin üyelikleri reddedilmişti.
1908 yılındaki
büyük kriz sonrasında, 1910 yılında bu adada gerçekleştirilen bir
toplantıda Federal Reserve yasasının ilk adımı atıldı. Yasa
taslağının oluşumunda Paul Warburg başat rol oynadı.
Federal
Reserve , ABD kamuoyunun merkezi bir bankaya olan muhalefeti gözönüne
alınarak, isminde "Merkez" ismi yeralmayacak şekilde ve 12
bölgesel Federal Reserve üzerinde bir çatı izlenimi verecek şekilde
kuruldu. Kongre tarafından kontrol edilse de, bankanın yönetim kurulu
üyeleri, bankada hisseye sahip özel bankalar tarafından atanıyordu ve
bankanın başkanının görev süresi ABD Başkanı'nın görev süresini aşacak
şekilde belirlenmişti. Bu yolla ; ABD Başkanı'nın Federal Reserve
Başkanı üzerindeki etkisi sınırlanıyordu.
Yasanın
hazırlanmasında başat rol oynayan Paul Warburg ise Avrupa'daki
bankacılık sektörü üzerine uzmandı ve Rothschilds'in çalışma
arkadaşıydı. ABD'ye Kuhn, Loeb and Company şirketinin ortağı
olarak geldi.
Bu şirketin başı;
Rusya'daki komünist devrime 1917 yılında 20 milyon $ değerinde altın
bağışlayarak devrimin başarısını garanti eden Jacob Schiff idi.
ABD'deki finansal elitlerin, ABD
bankacılık sistemini tamamen ele geçirmeleri 1929'daki Büyük Depresyon
ile gerçekleşti. Kriz öncesinde para arzını arttırarak, ülke
çapına yayılmış bankaları büyük bir kredi sarmalına sokan elitlerin bu
hamlesi sonucu ülkedeki menkul fiyatlarında ciddi balonlar oluştu ve
1929 yılında bu balon patladı. Bu aşamada finansal elitlerin
kontrolündeki Federal Reserve para musluğunu açmak yerine, para arzını
kıstı ve bankaların batmasına veya kelepir fiyata Federal Reserve'ün
ortağı olan devlerin eline geçmesine sebep oldu.
ABD
finans sisteminin, küresel elitler lehine konsolidasyonu krizle
birlikte tamamlanmış oldu.
Türkiye'deki krizler sırasında
Merkez Bankası'nın politikaları ve büyük bankaların rakiplerini
bertaraf etmek için oynadığı oyunlar hatırlandığında, elitlerin
oyunlarının mekan ve zamandan bağımsız olarak benzerlikleri göze
çarpıyor.
Açık
İstihbarat
|