Siyaset12 Ocak 2010 00:00

Sahte Milliyetçiler - Uğur Mumcu

"Proleter uluslar"ın tek kurtuluş yolu, uluslararası kapitalizme karşı savaş  vermelerine bağlıdır. Buna, "anti-emperyalizm" diyoruz. Gerçek "milliyetçilik" budur. Üretimi, yabancılara karşı sömürtmemektir milliyetçilik!  "Proleter uluslar"ın milliyetçiliği, ancak ve ancak "antiemperyalist" bir çizgiye oturtulabilir. Bu milliyetçilik anlayışında, ulusallık ve sınıfsallık içiçedir. Kurtuluş  Savaşı'mız ve savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, proleter uluslara özgü "milliyetçiliğin" yirminci yüzyıldaki görkemli örnekleri sayılır. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusabilify link abilifycialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon

Sahte Milliyetçiler 

Uğur Mumcu - Cumhuriyet Gazetesi
(13 Nisan 1979)

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

12.01.2010


Yabancılar ayıp olmasın diye, bizim gibi ülkeler için "gelişmekte olan ülkeler" derler!

Aslına bakarsanız, bizim adımız "az gelişmiş  ülke"dir.

Ünlü Fransız bilim adamı Mourice Duverger, bizim gibi ülkeler için "proleter uluslar" kavramını kullanıyor. Duverger, Türkçe'ye "Politikaya Giriş" adıyla çevrilen özlü incelemesinde:

"Burjuva milletlerle, proleter milletler arasındaki fark, 18. yüzyıl Avrupası'nda aynı ülkenin burjuvazisi ile proleteryası arasındaki fark kadar büyüktür, demektedir. "Proleter uluslar", sanayi devriminin dışında kalan, tarımı ilkel, enerjisi ve makine üretimi yetersiz, buna karşılık ticaret burjuvazisi gelişmiş, ulusal geliri düşük toplumlar demektir."

“Proleter uluslar", gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerin pazarlarıdır.

Gelişmiş ülkeler, proleter uluslar üzerinde, yardım adı altında ekonomik ipotekler kurarlar. Yirminci yüzyılın ilk başlarındaki askeri işgaller, günümüzde ekonomik işgallere dönüşmüştür. Türkiye, böylesine ekonomik işgal altında tutulan "proleter uluslar"ın en başlarında yer almaktadır. 

"Proleter uluslar"ın tek kurtuluş yolu, uluslararası kapitalizme karşı savaş  vermelerine bağlıdır.

Buna, "anti-emperyalizm" diyoruz. Gerçek "milliyetçilik" budur. Üretimi, yabancılara karşı sömürtmemektir milliyetçilik! 

"Proleter uluslar"ın milliyetçiliği, ancak ve ancak "antiemperyalist" bir çizgiye oturtulabilir. Bu milliyetçilik anlayışında, ulusallık ve sınıfsallık içiçedir. Kurtuluş  Savaşı'mız ve savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, proleter uluslara özgü "milliyetçiliğin" yirminci yüzyıldaki görkemli örnekleri sayılır.

Yoksul ülkelerdeki, proleter uluslarda rastlanan bir başka "milliyetçilik", bunun tam tersidir.

Çarpık ekonomik yapıda palazlanan ve çoğu yabancı sermayenin desteğindeki ticaret burjuvazisi ve kurulu siyasal düzen, uyanan anti-emperyalist bilinci yok etmek ya da yozlaştırmak için bir başka "milliyetçilik" akımına sarılır.

Yine Kurtuluş Savaşımızdan örnek verirsek, bu tür milliyetçiler, "Kuvay-i Milliye"ye karşı İstanbul Hükümeti tarafından örgütlenen Anzavur komutasındaki "Kuvay-i İnzibatiye"dir. Anzavur kuvvetleri, yabancı  işgal kuvvetlerinin "milliyetçi" etiketli uzantılarıdır.

Bu milliyetçilik anlayışı, günümüzde daha karmaşık bir niteliğe bürünmüştür. Açık askeri işgalde kimin kimden yana olduğu daha somut biçimde anlaşılırken, bugünkü kargaşa, uluslararası kapitalizmin bu tür "sahte milliyetçilik" duygularını başka başka renklerle sunmaktadır.

Bu milliyetçilik, baştan tırnağa yabancı sermayeden yanadır, ülke içinde ticaret burjuvazisine, dışında yabancı kuruluşlara toz kondurmaz; işçiden, emekçiden değil, işverenden yana tavır alır, alabildiğine din sömürücüsü  ve düşünce özgürlüğü düşmanıdır.

Mustafa Kemal, "Ezilen uluslar, bir gün ezenleri yok edeceklerdir" derken, Asya ve Afrika'da uyanan "proleter ulusların", "anti-emperyalist bilincini", "milliyetçilik duygularını" harekete geçirmek istiyordu.

"Milliyetçilik", Kurtuluş Savaşımızda, bozuk düzenin kalelerine çekilen bayrak değil, anti-emperyalist bilincin ve bağımsızlık kavgasının sönmeyen bir meşalesi olmuştu.

“Sahte milliyetçiler"in elinden bu bayrağı almak, bütün devrimcilerin ortak amacı olmalıdır.

Çünkü, "proleter uluslar"ın bağımsızlık bilinci, anti-emperyalist kavgadan geçer. Çünkü, özünde ulusallık ve sınıfsallığı taşıyan "gerçek milliyetçilik", anti-emperyalist çizginin odak noktasıdır. 

Egemen sınıfların yüzlerindeki "milliyetçilik makyajını" silip atmak, başta işçi sınıfı olmak üzere, yurdunu ve ulusunu seven herkesin görevidir.






Açık İstihbarat @ 2009