Sahte Milliyetçiler - Uğur Mumcu
"Proleter uluslar"ın tek kurtuluş yolu, uluslararası kapitalizme karşı savaş vermelerine bağlıdır. Buna, "anti-emperyalizm" diyoruz. Gerçek "milliyetçilik" budur. Üretimi, yabancılara karşı sömürtmemektir milliyetçilik! "Proleter uluslar"ın milliyetçiliği, ancak ve ancak "antiemperyalist" bir çizgiye oturtulabilir. Bu milliyetçilik anlayışında, ulusallık ve sınıfsallık içiçedir. Kurtuluş Savaşı'mız ve savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, proleter uluslara özgü "milliyetçiliğin" yirminci yüzyıldaki görkemli örnekleri sayılır. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacienew prescription coupons lilly cialis coupon online cialis couponsdiscount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis manufacturer coupon open drug coupon carddiscount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialissymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort a alkohol symbicort cenabuscopan floridafriendlyplants.com buscopan plusabilify link abilifycialis sample coupon cialis coupon card cialis manufacturer coupon
|
Yabancılar ayıp olmasın diye, bizim gibi ülkeler için "gelişmekte
olan ülkeler" derler! "Burjuva milletlerle, proleter milletler arasındaki fark, 18. yüzyıl Avrupası'nda aynı ülkenin burjuvazisi ile proleteryası arasındaki fark kadar büyüktür, demektedir. "Proleter uluslar", sanayi devriminin dışında kalan, tarımı ilkel, enerjisi ve makine üretimi yetersiz, buna karşılık ticaret burjuvazisi gelişmiş, ulusal geliri düşük toplumlar demektir." “Proleter uluslar", gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerin
pazarlarıdır. "Proleter uluslar"ın tek kurtuluş yolu, uluslararası kapitalizme
karşı savaş vermelerine bağlıdır. "Proleter uluslar"ın milliyetçiliği, ancak ve ancak "antiemperyalist" bir çizgiye oturtulabilir. Bu milliyetçilik anlayışında, ulusallık ve sınıfsallık içiçedir. Kurtuluş Savaşı'mız ve savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, proleter uluslara özgü "milliyetçiliğin" yirminci yüzyıldaki görkemli örnekleri sayılır. Yoksul ülkelerdeki, proleter uluslarda rastlanan bir başka
"milliyetçilik", bunun tam tersidir. Yine Kurtuluş Savaşımızdan örnek verirsek, bu tür milliyetçiler, "Kuvay-i Milliye"ye karşı İstanbul Hükümeti tarafından örgütlenen Anzavur komutasındaki "Kuvay-i İnzibatiye"dir. Anzavur kuvvetleri, yabancı işgal kuvvetlerinin "milliyetçi" etiketli uzantılarıdır. Bu milliyetçilik anlayışı, günümüzde daha karmaşık bir niteliğe bürünmüştür. Açık askeri işgalde kimin kimden yana olduğu daha somut biçimde anlaşılırken, bugünkü kargaşa, uluslararası kapitalizmin bu tür "sahte milliyetçilik" duygularını başka başka renklerle sunmaktadır. Bu milliyetçilik, baştan tırnağa yabancı sermayeden yanadır, ülke içinde ticaret burjuvazisine, dışında yabancı kuruluşlara toz kondurmaz; işçiden, emekçiden değil, işverenden yana tavır alır, alabildiğine din sömürücüsü ve düşünce özgürlüğü düşmanıdır. Mustafa Kemal, "Ezilen uluslar, bir gün ezenleri yok edeceklerdir" derken, Asya ve Afrika'da uyanan "proleter ulusların", "anti-emperyalist bilincini", "milliyetçilik duygularını" harekete geçirmek istiyordu. "Milliyetçilik", Kurtuluş Savaşımızda, bozuk düzenin kalelerine çekilen bayrak değil, anti-emperyalist bilincin ve bağımsızlık kavgasının sönmeyen bir meşalesi olmuştu. “Sahte milliyetçiler"in elinden bu bayrağı almak, bütün
devrimcilerin ortak amacı olmalıdır. Egemen sınıfların yüzlerindeki "milliyetçilik makyajını" silip
atmak, başta işçi sınıfı olmak üzere, yurdunu ve ulusunu seven
herkesin görevidir.
|