|
Emperyalist güçlerin TSK düşmanlığının çok sayıda nedeni olabilir.
Ancak, bu nedenlerden öyle birisi vardır ki, Kore Savaşı"nda yaşanmış
olaylarla yakından ilgilidir.
“Beyin Yıkama” kavramı,
propaganda kavramı ile çok yakından ilgilidir.
“Propaganda” kavramı, Latince
Propagare sözcüğünden türetilmiş olup “yeni fidanlar elde etmek
üzere toprağı ekmek” anlamına gelmektedir. İlk olarak
Roma Katolik Kilisesi tarafından sosyolojik bir kavram olarak
kullanılan propaganda, “fikirlerin yayılması” anlamına
gelmektedir ( J. A. C. Brown, Beyin Yıkama, Boğaziçi
Yayınları, İstanbul, 2000, sy. 9).
Beyin yıkamanın biyolojik
etken maddeler kullanarak değişik biçimlerde kolayca
gerçekleştirilebildiği günümüzde, propaganda yoluyla beyin yıkama
yöntemleri de bulunmaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti düşmanlarının
yıllar boyunca dünyada ve ülkemiz içinde işbirlikçileri aracılığıyla
yaptıkları propagandaların temel hedefi, Türkiye"nin
güçsüzleştirilmesi ve bunun için de halkın Türk Silahlı Kuvvetleri"nin
komuta kademesine olan inanç ve güvenin zaafa uğratılmasıdır. Bu
tespitimiz, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından
açıklanan “TSK"ya karşı asimetrik savaş yapıldığı”
değerlendirmesi ile paralel görülmelidir.
Türkiye Cumhuriyeti
düşmanlarının amacı, Türkiye"nin olabildiğince güçsüzleştirilmesi,
mümkünse parçalanarak ortadan kaldırılmasıdır. Bu hedefler, Osmanlı
İmparatorluğu"nun küllerinden ulusal bir devlet yaratan Mustafa Kemal
ve arkadaşlarının Türk halkı ile birlikte gerçekleştirdiği Kurtuluş
Savaşı"ndan bu yana önümüze sık sık çıkan haince emellerdir.
Peki, Türk Silahlı Kuvvetleri"ne düşmanlığın nedeni ve kaynağı
nedir?
Bilindiği üzere, Kıbrıs Barış Harekatı öncesinde Türk
Ordusunun yaşadığı en son savaş, Kore Savaşı olmuştur. Kore savaşında
Türk askerleri, aralarında Amerikan askerlerinin de bulunduğu müttefik
askerleriyle birlikte Güney Kore Cumhuriyeti saflarında
çarpışmışlardır. Bu savaşın haklılığı ya da haksızlığı konusunu
girmeyeceğim.
Bu konuda çok çarpıcı bir örnek vereceğim.
Kore savaşında Kuzey Kore güçleri; 6443 Amerikalı askeri esir
almıştır. Bu esirlerin 5981"i karacı, 235"i havacı, 196"sı deniz
piyadesi ve 31"i denizcidir. 5981 karacı Amerikan savaş esirinin
2643"ü, yani % 44"ü esir düştükten sonra esaret koşullarında ölmüştür.
Geri dönmeyip Çin"de kalanlar ve beyin yıkama faaliyetleri sonucu
karşı taraf adına casusluk yapmayı kabul edenler, bu sayıya dahil
değildir.
Peki, bu bilgi ve rakamları niçin veriyorum? Bakın
size şimdi nasıl bir bilgi daha vereceğim !
Kore savaşında
esir düşen Türk askeri sayısı, 229'dur. Bunlardan ölen sayısı 0
(sıfır)'dır.
Karşı taraf adına casusluk yapmayı kabul
eden hiçbir Türk askeri olmamıştır. Hepsi de sağ salim Türkiye"ye
dönmüşlerdir.
Yukarıdaki bilgileri ve rakamları bir
Türk yazar verseydi, bana inanmayabilirdiniz. Ancak, bu bilgileri, J.
A. C. Brown isimli yabancı bir yazardan aldım.
Yazarın (J. A.
C. Brown) kitabının künyesi ; Techniques
of Persuasion from Propaganda to Brain
Washing, Pelican, Baltimore, Maryland,
1963.
Kitap, yıllar önce Türkçeye de çevrilmiştir. Kitabı
merak edenler için Türkçe kitabın künyesini de vereyim : J. A. C.
Brown, Beyin Yıkama ve İkna Metotları, Boğazici Yayınları, İstanbul,
2000, sy. 222-223.
Kore savaşında diğer bütün ülke
esirlerinden kayıplar olmasına ve düşmanla işbirliği yapan casuslar
çıkmasına karşın, Türk savaş esirlerinin disiplin içinde ve
kararlılıkla hiç kayıp vermemeleri ve asla Kuzey Koreli ve Çinlilerin
beyin yıkma tekniklerine yenilmemeleri, Türk Silahlı Kuvvetleri"nin
gücünü göstermesi açısından (yabancı bir yazarın kitabında) örnek
olarak gösterilmektedir.
Aynı konuda Eugen Kinkead
isimli bir Amerikalı yazar, "Why They Collabrated? (Neden
İşbirliği Yaptılar?)" isimli kitabında, Kore savaşındaki Türk
askerlerinin birbirlerine ortak bağlar ve sadakatle bağlı olduğunu, bu
nedenle Amerikan askerlerinden üstün olduklarını açık biçimde
yazmıştır.
Türk Silahlı Kuvvetleri güçsüzleştirilmeden Türkiye
üzerindeki emperyalist emellerin başarıya ulaşması asla sağlanamaz.
Emperyalist güçlerin Türk Silahlı Kuvvetleri"ne ve Türk
askerine düşmanlığının nedenini şimdi daha iyi anlayabildiniz mi?
|