Zazalar Kürtleştirilmek mi İsteniyor ? - Sinan Sungur
Şark meselesi irdelenirken, konuya bu perspektiften bakılmalı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkını topyekun “Kürt” hanesine kaydeden siyasetçi ve yazarların büyük bir hata içinde oldukları gayet açık. Bunlar bu tutumlarıyla, terör örgütü PKK’nın ve diğer Kürtçü odakların düzmece tezlerine katkı sunduklarının farkında değiller galiba.Bilmeyenler için bir kez daha yineleyelim: Zazalar, Kürtlerden ayrı bir halktır.symbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cenaabilify link abilifycialis walgreen coupon cheap cialis cialis couponcialis sample coupon cialis manufacturer coupon 2016 cialis manufacturer coupon
|
TBMM’de, 10 Kasım 2009 günü “demokratik açılım” kapsamında yapılan konuşmalarda, CHP Milletvekili Onur Öymen’in Dersim (Tunceli) ile ilgili beyanları sonrasında yaşanan tartışmalar ve medya organlarında meseleye getirilen yorumlar, Dersim halkının ve genelde Zazaların etnik kimliği konusunda bir bilgisizliği ve cehaleti de ortaya çıkardı.
DTP ve AKP’li politikacıların yanı sıra, köşe yazarlarının çoğu
da maalesef Dersim olayını, gündemdeki “Kürt açılımı”na katkı
için kullanmaya çalıştılar.
Medya organlarının ve yazılı basının durumu da bundan farksızdı
aslında. Yine her zamanki gibi, “ezilen, katledilen, sürgün
edilen, mağdur edilen Kürtler” edebiyatı sürekli işlendi.
Doğu ve Güneydoğu’da Zazaların, Türkmenlerin, Azerilerin, Arapların, Süryanilerin, Keldanilerin, Ermenilerin, Yezidilerin, ayrıca sayıları az da olsa Çerkez, Çeçen ve Abaza kökenli toplulukların da yaşadıkları unutulmamalı.
Şark meselesi irdelenirken, konuya bu perspektiften bakılmalı.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkını topyekun “Kürt” hanesine kaydeden
siyasetçi ve yazarların büyük bir hata içinde oldukları gayet açık.
Zazalar, Kürtlerden ayrı bir halktır.
Öte yandan, son tartışmalarda tekrar gündeme gelen
yakın tarihimizdeki Şeyh Said (1925) ve Dersim (1937) ayaklanmalarının
Kürtlük/Kürtçülükle hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.
Palu’daki Nakşibendi tarikatı postnişini Şeyh Said’in,
cumhuriyetin kuruluşunun akabinde başlatılan devrimlere tepki
göstererek isyan ettiği mevcut belgelerle sabittir. Seyid Rıza’nın da bir Alevi/Kızılbaş dedesi olarak, Dersim’in geleneksel yapısının değiştirilmesine ve yörede yoğun bir şekilde yapımına başlanan askeri karakolların inşasına yönelik tepkisi söz konusu. Ancak, bilinen bu gerçekler ve unutulmaya terk edilmiş arşiv belgeleri göz ardı edilerek, her iki olaya da çok yanlış bir şekilde “Kürtlük” damgası vurulmuştur. Bugüne kadar maalesef devlet yetkilileri de dahil, akademik kuruluşlar, bilim adamları, aydın ve yazarlar, “Kürt” olgusunu kabul ederken, Zazaları çok haksız bir biçimde ya Kürtlerle özdeşleştirmiş ya da dışlamışlardır.
Zaza olgusu, sosyoloji açısından dışlanmış bir varlık alanı olarak günümüze dek hem aydınlarımız, hem de bazı güç odaklarınca Kürt ekseninin içine itilmiştir. Bu tür bir yaklaşımın alt yapısında iç ve dış güçlerin propagandist eylem biçimlerinin önemli rol oynadığı, bunun da Kürtçü unsurların amaçladıkları “Kürdistan” teorisine güçlü bir alt yapı hazırladığı bilinmektedir.
Diğer taraftan, üniversiteler ve akademik kuruluşlar, bugüne kadar bölgenin demografik yapısını analiz etme ihtiyacını duymamış ve böylece siyasi Kürtçülerin ekmeğine yağ süren bir tutum içine girmiştir.
Bu yöndeki boşluğu fark eden PKK, stratejisini oluştururken bu
hususu göz ardı etmemiştir.
PKK ve diğer Kürtçü unsurlar, öteden beri Zazaları Kürtlerin
bir alt-grubu olarak kabul ederek yanlarına çekmeye çalışmışlardır.
Hükümetin “demokratik açılım” projesi kapsamında yürütülen
çalışmalarda da Zazaların Kürtleştirilmesi yönündeki sakat anlayış
sürdürülmektedir.
AKP hükümetince, “açılım” projesi çerçevesinde Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde okullarda uygulamaya konulması amaçlanan “Kürtçe Dersi” dayatmasıyla, Kürtçe’nin “K”sını dahi bilmeyen yöredeki Zaza çocukları devletin eliyle Kürtleştirilmek mi isteniyor?
Bingöl ve Dersim’de halkın yüzde 90’ı, Elazığ’da halkın yüzde 70’i, Diyarbakır’da halkın yüzde 50’si Zazaca konuşurken, bu illerdeki devlet okullarında okutulması hedeflenen “Kürtçe Dersi” ile amaçlanan nedir?
Devletin imkanları, bölgedeki Zaza, Türkmen, Azeri, Arap, Süryani, Keldani, Ermeni çocuklarına, Kürtlük bilincinin aşılanması için mi seferber ediliyor?
Bu gafilce tatbikata dur diyecek kimse yok mu bu memlekette?
|