|
Son günlerde gazetelerde Domuz Gribi korkusunun abartıldığı yönünde
haberler okuyorsunuz. Avrupa'daki hükümetler , yaratılan histeri
içinde nüfuslarının iki katı oranında alım yaptıkları aşılardan
kurtulmanın yollarını arıyorlar.
Milletler, ülkelerinin
stratejik köşelerine yerleştirilmiş küstah cahillerin dezenformasyonu
sayesinde bir hastalık histerisine sürüklenirken; ülkemizde bu histeri
şovundan bizzat Bakan ağzı ile yaratılan panik havası ile payını
aldı. Aşının kim tarafından ithal edildiği, bu işten
kimlerin ne kadar pay aldığı soruları havada kalırken; Tayyip
Erdoğan'ın kendi bakanına karşı çıkışı bu rant paylaşımında sorunlar
yaşandığının göstergesi olarak algılandı.
Bu konu ile
ilgili haberlerimizi daha önce okudunuz.
Domuz
gribi histerisinin arka planındaki küresel güçleri daha iyi
deşifre etmek adına Küresel İlaç Mafyası'nın
nasıl çalıştığını ayrıntılandırmak gerekiyor.
Domuz Gribi
konusunda küresel ilaç mafyasının nasıl çalıştığı
konusunu deştiğinizde karşınıza kilit bir kaç doktorun ismi
çıkıyor.
Tanıştıralım...
En önemlilerinden biri,
Profesör Albert Osterhaus
2009 yılının başlarında
Hollanda Parlamentosu; Dünya Sağlık Örgütü'nün kilit danışmanlarından
olmakla kalmayıp, aynı zamanda bu ilaç histerisi üzerinden kar
eden büyük ilaç şirketlerinin de danışmanlığını yapan bu şaibeli
doktor hakkında finansal yolsuzlukları ve çıkar çatışması nedeniyle
soruşturma yaptı. Bu soruşturma konusunda uluslararası basında kayda
değer hiç bir haber yapılmadı.
Osterhaus ilk olarak 2003
yılında Hong Kong'da başgösteren SARS salgını sırasında küresel
pandemik furyasının merkezinde yeralmıştı. Bugün Dünya
Sağlık Örgütü Başkanı olan ve kendisinin domuz gribi aşısı
olmadığını geçenlerde itiraf eden Margaret Chan'da o sırada Hong
Kong'da yerel bir sağlık görevlisiydi.
Osterhaus; 1997
yılında Hong Kong'da kuşlarla direk teması olan bir kızın ölmesi
üzerine, H5N1 kuş virüsünün ölümcül bir versiyonunun sahneye
çıktığı yolunda Avrupa'da lobi çalışmalarına başladı ve kuş virüsünün
hayvandan insana bulaşabildiğini kanıtladığını iddia
etti.
Osterhaus yaydığı bu korku senaryolarını bilimsel bir
temele oturtmak için Rotterdam'daki Erasmus üniversitesinde
laboratuvarında kuş dışkısı biriktirmeye ve üzerinde çalışmaya
başladı. Senenin belli dönemlerinde Avrupa'daki kuşların
%30'unun bu virüsün taşıyıcı olduğunu iddia ettiği ve Asya'dan
Avrupa'ya göçen kuşların bu hastalığı taşıyabileceğini öne
sürdü.
Bütün bu paranoyayı yayarken Osterhaus'un bir
bilim adamı olarak unuttuğu temel bir gerçek vardı :
Kuşlar doğudan batıya değil, kuzeyden güneye
göçer.
2003 yılında Hollanda'da bir veteriner
virüsten hastalanıp ölünce Osterhaus istediği fırsatı yakaladı ve
Hollanda hükümetini milyonlarca tavuğu telef etmeye ikna etti. Halbuki
Hollanda'da bu veteriner dışında kimse hayatını kaybetmemişti ve
Osterhaus bu temel gerçeği bile yürüttüğü propagandanın merkezine
yerleştirdi : Ona göre başka kimsenin ölmemesinin sebebi önlem olarak
o kadar tavuğun katledilmesiydi.
O dönemlerde bizde yaşanan
sahneleri ve telef edilen onbinlerce kümes hayvanını
hatırlayın.
Osterhaus 100.000 kuş boku örneği üzerinde yaptığı
inceleme sonrasında , tek bir örnekte bile H5N1 virüsüne
rastlanmadığı gerçeğini ise 2006 Mayıs
ayında gerçekleştirilen Hayvan Sağlığı için Dünya Organizasyonu
Kongresi'nde itiraf etmek zorunda kaldı. (http://polskaweb.eu/vater-der-neuen-grippen-wahrscheinlich-wahnsinnig-673756422645.html)
Öngörüldüğü
üzere kuş gribi ile alakalı dünyada hiç bir kitlesel ölüm vakası
yaşanmamıştı fakat dünya hükümetlerinin aşı stoklamaları sonrasında
milyarlarca doları cebe indiren Roche ve GlaxoSmithKline gibi
firmalar ve danışmanları yeni ufuklara yelken açtılar.
Osterhaus ve mensubu olduğu ilaç mafyasının bir sonraki furya
için imdadına Meksika'da küçük bir köy olan La Gloria yetişti. Bu
küçük köy, ABD'li Smithfield Farms tarafından işletilen dünyanın en
büyük domuz çiftliklerinden birine ev sahipliği yapıyordu ve buranın
köylüleri bu işletmeyi yaşadıkları solunum yolları problemleri nedeni
ile defalarca protesto etmişlerdi.
Nisan 2009'da, bu köyde bir
küçük çocuğun domuz gribi olarak adlandırılan H1N1 virüsü ile
hastalandığı haberi üzerine, Dünya Sağlık Örgütü bizim bakanları
aratmayan bir açıklama yaparak, uluslarası düzeyde kamusal
sağlık acil durumundan sözetti.
Dünya Sağlık Örgütü Başkanı
Margaret Chan 11 Haziran 2009'da meşhur açıklamasını yaptı ve
pandemik alarmı açısından en yüksek seviye sayılan 6.
derecede alarm açıklaması yaptı. İlginç olan Chan'ın aynı
açıklama bünyesinde, bu virüsü kapanların çoğunluğunun, bir ilaca
ihtiyaç duymadan, az bir belirti göstererek hızla iyileştiklerini
belirtmesi idi.
Dünya Sağlık Örgütü Başkanı'nın 6. derecede
alarm ilan etmesinden hemen önce, örgütünün 6. derece alarm
verilmesi için gerekli olan şartlarda yumuşatmaya gittiğinin
ortaya çıkması bu açıklama üzerindeki şaibeleri arttırdı. Dünya Sağlık
Örgütü , yeni pandemik tanımını 2009 Nisan ayında açıkladı. Eski
tanıma göre bir virüsün pandemik olarak tanımlanabilmesi için ; hızla
yayılan, bağışıklık kazanılmamış ve yüksek hastalanma ve öldürme
oranlarına sahip bir virüs olması gerekiyordu. Yapılan yeni tanımla
birlikte, yüksek hastalanma ve öldürme oranları şartı kaldırıldı.
Chan; dünya kamuoyunda endişe yaratan bu açıklamayı,
Dünya Sağlık Örgütü'ne danışmanlık yapan ve aralarında
Osterhaus'un da bulunduğu Stratejik Danışmanlık Uzmanlar
Grubu'nun tavsiyesi üzerine yapmıştı.
Osterhaus'un bir diğer
önemli özelliği, amacını epidemik ve pandemik
grip salgınlarının etkilerine karşı savaşmak olarak açıklayan
Grip Üzerine Avrupa Bilimsel Çalışma Grubu'nun başkanlığını
yapması (European Scientific Working Group on Influenza -
ESWI)
Kendisine bağımsız bir grup havası vermeye
çalışan ESWI'nın finansörleri arasında ise, grip aşılarının
satışından milyar dolarlar kazanan Novartis, Roche, Baxter, MedImmune,
GlaxoSmithKline ve Pasteur gibi firmalar bulunuyor.
JP Morgan'ın tahminlerine göre bu firmaların ESWI'nın
finansörleri arasında yeralan bu ilaç firmalarının yaşatılan grip
paranoyası sonucu kazançlarının 7.5-10 milyar dolar arası olması
bekleniyor.
Osterhaus'un da üyesi olduğu , WHO'ya
danışmanlık yapan Uzmanlar Grubu'nun başkanlığını ise İngiltere'li
bilim adamı Prof. David Salisbury yapıyor. Bu bilim adamı
İngiltere'daki sağlıkla ilgili sivil toplum örgütleri tarafından
aşılar ile çocuk otizmi arasındaki bağlantıyı saklamakla
suçlanmıştı.
Salisbury 28 Eylül 2009 yılında yaptığı
açıklamada, aşılarda kullanılan Thiomersal maddesinin
kullanılması ile ilgili bir risk bulunmadığı yolunda bilim camiasında
net bir görüş olduğunu beyan etmişti. İngiltere'de kullanılan H1N1
aşısı GlaxoSmithKline tarafından üretiliyor ve cıva tabanlı
Thiomersal'ı içeriyor. Aşılardaki Thiomersal maddesinin çocuklarda
otizm yarattığı yolunda artan deliller üzerine , 1999 yılında ABD
Pediatrik Akademisi ve ABD Kamusal Sağlık Müdürlüğü bu maddenin
aşılardan kaldırılması çağrısında bulunmuştu. (Swine
flu vaccine to contain axed additive, London Evening
Standard, 28 Eylül 2009.)
WHO'ya
danışmanlık yapan ve pandemik açıklamasının yapılmasını tavsiye eden
Uzmanlar Grubu'nun bir diğer üyesi olan Dr. Arnold Monto ise aynı
zamanda MedImmune, Glaxo ve ViroPharma şirketlerinin danışmanlığını
yapıyor.
WHO'nun son on sene içinde özel şirketlerle
girdiği özel sponsorluk anlaşmaları sonucunda; dünya milletleri için
kamusal bir görev üstlenmesi gereken bu kurum bugün Birleşmiş
Milletler'den sağlanan bütçesinin iki katını, yaptığı açıklamalardan
kar eden ilaç şirketlerinden sağlıyor.
Grip üzerine
çalışan bağımsız bilimadamlarından oluşan Cochrane İşbirliği
grubu üyesi Dr. Tom Jefferson Der Spiegel dergisine verdiği
demeçte bakın neler diyor :
"Dünya Sağlık Örgütü,
virologlar ve büyük ilaç şirketleri...bunlar beklenen salgın üzerinden
çalışan bir makina inşa ettiler. Çok para, güç, etki alanları ve koca
kurumlar bu makinaya bağlı. Ve bu makinayı çalıştırmaya bu
grip virüslerinden birinin bir mutasyonu yettti."
Dünya
Sağlık Örgütü hakkındaki yolsuzluk ve usulsüzlük iddiaları ile,
dünya milletleri üzerinden yaratılan salgın korkusunun merkezinde
yeralıyor.
Bu örgütün ana finansörleri arasında yeralan ilaç
mafyası üyelerinin Türkiye'deki etkisi de gözönüne alındığında domuz
virüsünün, bazı domuzlardan insanlara yayılmaya çalışan bir korku
virüsü olduğu netleşiyor.
Siz siz olun, bu doktorları ve
patronlarını tanımadan grip virüsü kapmayın.
Açık
İstihbarat
|