"Sırdaş" İsviçre'nin Minare ile İmtihanı - Ceyhun Balcı
İsviçre’nin faşist partileri öncülüğünde yerine getirilen bu koşulla bu kez halkın kararına sunulan konu ise İsviçre’de bundan böyle “minare” yapımına engel olunması! Hepsi dört tane olan İsviçre minarelerinin sayısının dondurulması için üretilen gerekçe ise; “minarelerin bir siyasal simgeye dönüştürülmesi ve bu simge çevresinde toplananların İsviçre demokrasisi ile uyuşmazlıkları!”fusidinezuur voetschimmel click fusidinezuur acnesymbicort turbuhaler 200 6 cena symbicort symbicort cenacleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mgarcoxia 90 mg wikipedia read arcoxia cenacialis walgreen coupon site cialis coupon
|
Avrupa’nın orta yerinde
“evlere şenlik” bir halkoylaması yapıldı bugün! Hepsi
dört tane olan İsviçre minarelerinin sayısının dondurulması için
üretilen gerekçe ise; Neyse ki; önceden yapılmış olanlara dokunulmayacakmış ve minaresiz olmak koşuluyla isteyen istediği kadar cami (minaresiz olarak) yapabilecekmiş. Bir
refah ve huzur ülkesi olarak da tanınan İsviçre bu başarılarını başka
alanlardaki hünerlerinin yanı sıra “sırdaş” olmaya da
borçludur. İster uyuşturucu, ister vurgun isterse ulusunun paralarını kara gün için istifleyen diktatör olsun; İsviçre’ye para getiren her kim olursa olsun sorgulanmaz. Ser verir, sır vermez İsviçre bu konuda. Tersine örnekler olsa da kuralı bozmaya yetmeyecek kadar az sayıda oldukları kesindir. İşte, bu refah ülkesi İsviçre hem refahını hem de dirlik ve düzenini koruma adına kendisi için tehdit olarak algıladığı durum ve gelişmelere kayıtsız kal(a)maz! Bu gerekçe ile de, gerekirse ülkesinde yaşayan başka dinden insanların mabetlerine bile karışma hakkı görür kendinde. Refah ve uygarlık odağı olarak da algılanan İsviçre bu davranışında kendince haklı görünse de; tuttuğu yolun doğruluğu tartışmalı değil midir? İsviçre ve İsviçreli, kendisi gibi olmayan ve her geçen gün kendisinden uzaklaştığına tanık olduğu başkalarından korkar durumdadır. Bu
noktada soru : Şu ya da bu şekilde yurdunu paylaştığı ve süreç içinde yurttaşı da saydığı göçmenlerin bu denli tehdit konumuna gelmesi sürecinde İsviçre’nin ve elbette Avrupa’nın şapkasını önüne koyarak düşünmesi gerekmez mi? Yalıtılan, aynı yurdu paylaştığı İsviçreli ile arasına duvarlar örülen göçmen acaba hangi ruh hali ile davranmaya başlamakta? Herhalde sorun da bu noktada düğümlenmekte! Aynı yurdu, aynı kenti paylaşmak ve biçimsel de olsa oradakiler gibi yaşıyor görünmek yetmiyor olmalı! En önemli şey eksik kalmakta; İsviçreli kendisini aydınlığa taşıyan değerleri koruma refleksini gösterirken bir şeyi unutmakta! İsviçreli, kendi değer yargılarını ülkesinipaylaştığı göçmenlerle paylaşmaktan ısrarla uzak durmakta. Anlaşıldığı kadarıyla, İsviçreli o değerleri kendine özgü olarak görmekte, kendisi dışındakilere yaraştırmamakta! İşte, bu önemli eksik sorun çözmenin olmazsa olmazı olan “nedensellik” bağı kurmayı olanaksızlaştırıyor. Kendisi şimdiki çağı yaşayan İsviçre ve İsviçreli’nin şimdiki çağda ortaçağa tutsak ettiği yığınlarla “yasaklama” yoluyla başa çıkıp çıkamayacağını zaman gösterecektir. Gülünür mü, ağlanır mı bilinmez ama Avrupa’nın orta yerinde refah ve uygarlık beşiği olarak da algılanan İsviçre’de üçüncü binyılın başlarındaki görünüm budur. Umulur ve dilenir ki; Avrupa kapılarında onurunu ve kimliğini yitirme noktasına gelmiş yerli budalalarımız da bu akıl almaz ve onaylanmaz durumdan ders çıkartsınlar! (29.11.2009)
Not :
İsviçre’de minare karşıtı oylamada halkın % 57’si “minare
karşıtlığı” destekçisi olm
|