|
Açılım sürece ve son
dönemlerde artan terör eylemleri, PKK terörünün yeniden mercek altına
alınmasını sağladı. 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü Amerika Araştırmaları
Masası Başkanı Dr. Burak Çınar, son derece önemli tespitlerde
bulunuyor.
Amerikan Özel Kuvvetleri’nin Kuzey Irak merkezli
faaliyetlerini irdeleyen Çınar, hazırladığı raporda, PKK terör örgütü
ile ABD Özel Kuvvetleri arasında ciddi bağlantılar olduğu saptamasını
yapıyor. Yeşil Bereliler olarak bilinen ABD Özel
Kuvvetleri’nin 1990’larda patlak veren Körfez krizi sonrası Güneydoğu
Anadolu Bölgesi’ne yerleştirildiğini hatırlatan Çınar, bu süreçte
terör örgütü PKK’nın ABD Özel Kuvvetleri’nden eğitim alma ihtimalinin
yüksekliğine dikkat çekiyor. Özel Savaş konusunda eğitimli olan
Yeşil Berelilerin, sadece Peşmergelere değil PKK’ya da silah, eğitim
desteği verdiğinin somut delilleri olduğunun altını çiziyor. Çınar ABD
Özel Kuvvetleri-PKK arasındaki şu bağlantılara dikkat
çekiyor:
-
1990’da
patlak veren Körfez Savaşı sırasında Güneydoğu’ya yerleştirilen
Yeşil Bereliler grubunun savaş sonrasında 36.
Paralel’in kuzeyinde oluşturulan uçuşa yasak bölge ile Türk sınırı
arasındaki Kürtleri Saddam Hüseyin rejimine karşı eğitmişlerdir.
Bunun Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda 1992 Nevruz
Olayları ile başlayan ve beş sene kadar devam eden yoğun ve kanlı
çatışma ortamına girmesinin hemen öncesine rastlamış olması dikkat
çekicidir. Kuzey Irak’ta yaşayanlara yapılan insani yardım
harekâtı için oluşturulan Çekiç Güç, Türkiye’nin
Güneydoğu’daki çatışmaları askeri alanda kazanarak, Kürt Sorunu
konusunda siyasi alanda da güçlenmeye başlamasıyla gücünü
kaybetmiştir.
Ancak 2001’de Türkiye’nin ekonomik
çöküşü ve bundan iki sene sonra ABD’nin sağlam sebepleri olmaksızın
Irak’a saldırmasıyla gelen Irak’ın fiilen üçe bölünmesi, Kuzey
Irak’ta tekrar faaliyet göstermeye başlayan Yeşil Bereliler,
buradan İran’a sızarak İran rejiminin gücünü tartmaya başlamışlardı.
Kuzey Irak’ta askeri-siyasi uzmanlar olan Yeşil Berelilerin buradaki
eğitim faaliyetlerine de devam edildi. Ancak Irak’taki savaş ABD’nin
istediği gibi gitmedi ve Amerikan Ordusu 2008’de çekilme sürecine
girdi. Yeşil
Bereliler, PKK’yı da eğitti -
Aynı
dönemde PKK’nın Türkiye içinde, Kuzey Irak’a yakın olan bölgelerde
çatışma ya da mayınlama faaliyetleri yoğunlaşmaya başladı. Bu arada
PKK’nın eline çok sayıda Amerikan yapımı piyade tüfeği
geçti.
Genellikle çatışma bölgelerinde
doğan otorite boşlukları sayesinde bölgeye akbaba gibi üşüşen silah
tüccarları çeşitli yollarla çatışan taraflara yüksek fiyatlarla silah
temin ederek önemli paralar sağlarlar. Bu tüccarların silahlarını
pazarlayabilmeleri için öncelikle üç şeye gereksinimi vardır:
kaynak, çatışma ortamı ve
otorite boşluğu.
Silah tüccarlarında eskiden
yeniye, farklı ülkelerin yaptıkları her çeşit hafif silah ve mühimmatı
bulunabilmektedir. PKK gibi uluslararası düzeyde terör örgütü kabul
edilen bir örgütün bu silahlardan binlercesini tedarik etmesi şüphe
çekicidir.
Amerikan-Kürt koalisyonu sayesinde Kuzey Irak’ta
geniş bir otorite boşluğu olmadığı bir dönemde bunun kaynağı tabi ki
silah tüccarları olamaz. Bu silahların kullanılabilmeleri için bölgede
ya da bölgeye yakın sürekli ve yüklü bir mühimmat takviyesi gerekir
ki, Amerikan Ordusu da zaten bölgededir. Dolayısıyla bölgedeki
tek büyük güç olan ABD’nin PKK’ya silah sağladığı gerçeği de bu
şekilde apaçık ortaya çıkmıştır. Anlaşılan Yeşil Berelilerin
eğitimlerinden geçen ve yardım alan gruplar sadece Peşmergeler
değildiler. ABD-PKK
uyuşturucu işbirliği -
Son
olarak Amerikan Özel Kuvvetleri’nin birçok konuda Amerikan Dış
Haberalma Servisi CIA ile birlikte ortak çalıştıklarını
söyleyebiliriz.
Soğuk Savaş sırasında ABD’nin güttüğü,
Sovyetler Birliği’ni çevreleme stratejisine dâhil olan ülkeler aynı
zamanda CIA’in yönettiği uyuşturucu ticareti yollarını
oluşturmaktaydı. Böylece bu ülkelere kara para zenginliği geliyor, ABD
ise bundan fazlasını hem ekonomik girdi, hem de siyasi destek olarak
kazanıyordu.
Altın Üçgen’den başlayarak batıya doğru uzanan ve
Türkiye’yi de içine alan yol, İran’daki devrim sonrasında sekteye
uğrasa da alternatif güzergâhlarla uyuşturucu ticareti bir strateji
olarak sürdürüldü.
Soğuk Savaş sonrasında da devam ettiğini
düşünebileceğimiz bu proje yüzünden 1980’lerden başlayarak
Türkiye’deki genç kesimde uyuşturucu kullanılmasının yaygınlaşması
günümüzde korkunç boyutlara ulaşmıştı.
Özellikle maddi olanağa
sahip bazı beyinlerin düştüğü bu tuzak sayesinde Türkiye’nin
geleceğinde aktif olarak söz sahibi olabilecek bir kısım genç nüfusun
hedeflendiği söylenebilir. Bununla birlikte PKK’nın Kuzey
Irak’ta ve Türkiye’deki uyuşturucu ticaretinde söz sahibi olması da
açıkça ABD ile bu alanda işbirliği yaptığını
göstermektedir. Burak
Çınar, ABD Özel Kuvvetleri’nin faaliyetlerinin acilen mercek altına
alınması gerektiğinin altını çizerken
“Bu bölgelerin hem
askeri, hem de siyasi faaliyetlerin iç içe geçtiği, istihbaratın
yoğunlaştığı alanları teşkil ettiği”
vurgusunu yaptı.
Çınar şunları belirtti: “Bu
alanlarda konularına göre yerleştirilen uzmanlar konulacağı için Özel
Kuvvetler mensuplarına rastlanacağından, Yeşil Berelilerin
gönderileceği bir yerde stratejik rüzgârların eseceği rahatlıkla
tahmin edilebilir. Çünkü bu askerler bölgedeki grupları
eğitebilir, onları isyana teşvik edebilir, onlara komuta edebilir.
Başka bir deyişle bir ülkeyi parçalayabilecek stratejik etkiyi
hazırlayabilirler.
Bunu Kuzey Irak ve Türkiye arasındaki
jeokültürel ilişkiye bağladığımızda, Türkiye’nin Güneydoğusu’nda
yaşananlarla ilgili bazı taşlar yerine
oturacaktır.”
|