İstihbarat28 Aralık 2009 00:00

Başbakanlık Psikolojik Savaş Merkezi'nin Kurucusu - Ahmet Dursun

Onu da Sn Prof..Vamık Volkan bey'e soralım! Bunun için önce Amerika'ya sonra da "bir yerlerin"psiko-teknik laboratuarlarına girme izninizin olması gerekiyor! Ne diyordu?("Irak'ı doğru düzgün araştırmadan girdiler "bizimkiler" (kimmiş bu sizinkiler Volkan Bey?)sonrasında gördük işte ne işler açtılar başlarına (yine) "bizimkiler"!").discount drug coupons lilly coupons for cialis free discount prescription cardcialis walgreen coupon cheap cialis cialis coupondiscount card prescription racindirt.com prescription drugs discount cards

Başbakanlık Psikolojik Savaş Merkezinin Kurucusu...

Ahmet Dursun - Blog

Açik Istihbarat'in Resmi
E-Posta Grubu
AçikIstihbaratTürkiye'ye Üye Olun
www.acikistihbarat.com

28.12.2009


Biz tarihimizi nedense Amerikalı,İngiliz,Alman vs..olmaz ise kabul etmiyoruz. İşte sorun da buradadır.

Bakınız sizin yapmak istenileni Can Dündar'da yapmıştı.

Lakin eline ne geçti?

Bakalım ne yapmış ve birileri ne istiyormuş?Daha evvel ki yazımı buradan yineleyim.
 
MUSTAFA değil, kitabın asıl adı Ölümsüz Atatürk'tür.

Kitabın adı:Ölümsüz Atatürk Yaşamı ve İç Dünyası
Orjinal isim:Immortal Atatürk A Psychobiography
Norman Itzkowitz,Vamık D.Volkan
------------------

Ölümsüz Atatürk'ü,Norman Itzkowitz ile birlikte yazmıştır.
http://www.ideefixe.com/kitap/kitap_oku.asp

Biyografiler,Vamık Volkan..Bakınız...
http://www.harbiden.gen.tr/biyografi/Vamik_Volkan.html

Asıl ismi Vamık Cemal olmasına rağmen,İngilizlerin Cemal'i D.şeklinde kısaltması ile hem pasaportunda hem de Amerikan kimliğinde artık Vamık D.Volkan olarak bilinen ünlü psikoanalist,1932 yılında doğduğunda Kıbrıs'ta iki toplumlu bir hayat söz konusuydu.

(NOT:Bu nedenle bazı kaynaklarda adını Vamık D.Volkan olarak görebilirsiniz.)

2000 yılında İzak Rabin İsrail Çalışmalar Merkezi "Onursal Rabin Öğretim Görevlisi" unvanını verir Volkan'a.

Vamık Volkan,eski ABD Başkanı Jimmy Carter'ın Merkezi Görüşmeler Ağı'nda (INN) da üye olarak çalışmalar yürütür.

Daha pek çok ödül ve unvana sahip Volkan,Richard Nixon ve Bill Clinton'a danışmanlık yaptığı bilgisinin ise doğruyu yansıtmadığını söylemektedir.

Volkan kendisi için şöyle diyor:

"Bütün gazetelerde her gün yanlışlar çıkıyor. Bilhassa bu, Türkiye'de çok daha fazla. Her konuştuğunuzda yanlış bir şey yazıyorlar. Bir zaman ben Musevi'ydim, bir zaman Rum, bir zaman Ermeni. Bir zaman Beyaz Saray'ın danışmanıyım, bir zaman Bosna'da çalıştım, bir zaman Türkiye'ye 15 sene gelmedim. Her zaman bir şey atıyorlar."

Kimdir bu şahıs:

Amerika'da yaşayan bir profesör.

Başbakanlık Psikolojik Savaş Merkezi'nin kurucusu.

Psikiyatri uzmanı. Kıbrıs kökenli...

"Ölümsüz Atatürk" adlı bir kitabı Türkiye'de yayınlandı.
http://www.gasteci.com/haber7493.htm

Volkan Akıl ve İnsan İlişkileri Merkezi'ni kurar. Politik psikoloji ile ilgilenenleri burada bir araya getirip konuşturur.

Bir süre sonra Politik Psikoloji Derneği kurulur.

O da kurucuları arasında yerini alır. Politik psikolojiye ilgi hızla artar.

Derneğin üye sayısı da binlere ulaşır. Derneğin dördüncü başkanlığına Vamık Volkan getirilir.

Volkan, bu çalışmaları sırasında Sovyet büyükleri ile Amerikan büyüklerini bir araya getirmeyi düşünür.

Başarır da... Sovyet Lideri Mihail Gorbaçov ile tanışır.

Eski Sovyet topluluklarıyla alakalı, aynı Arap-İsrail konusunda yaptığı gibi, 7 sene Ruslarla Baltık ülkeleri arasındaki ilişkilerin gayriresmî diplomasisini yapar.

Estonya ile Ruslar arasındaki sorunları politik psikoloji açısından ele alır. Bunu hem Akıl ve İnsan İlişkileri adını verdiği kendi merkezi hem de Jimmy Carter'ın yönetimindeki merkez adına gerçekleştirir.

Volkan, Saddam'ın Kuveyt'i işgal ettiği 1991 yılında da emirin parasıyla burada incelemeler yapar:

"Sosyal teşhis kondu orada,travma olduktan sonra bir toplumda neler yapılması gerektiğiyle ilgili olarak."

Yugoslavya'nın çöküşünden sonra Boşnaklardan ziyade Hırvatlarla Sırplar arasında bir çalışma yürütür. Buradaki araştırmalar için para çıkmadığından bu süreç uzun sürmez.

Volkan ayrıca,Gürcülerle Güney Osetyalılar arasındaki anlaşmazlıkları da inceler.

1993 senesinde ise FBI,Texas Waco'da, lise terk bir rock şarkıcısı David Koresh tarafından kurulmuş bir tarikatin kendilerine Davidians denilen üyelerine operasyon düzenler.

Volkan,psikoloji ve psikiyatri çalışmaları yapar yanına gelenlerle:

"Bir tek Abdülkadir (Çevik) bu işlerle çok ilgili.O Türk Politik Psikoloji Merkezi kurdu.Ve onların daveti ile,hangi seneydi,onu da bilmiyorum (1994).

Dediler ki politik psikoloji yapıyorsunuz.  Türk büyükleri ile Kürt büyüklerine bir konuşma yapılsın.  Benim kafamda,5-10 kişi bir odaya gireceğiz de konuşacaklar ve bir süreç ortaya çıkacak fikri var. 

Ne safmışım.  Biz 3 kişi geldik Türkiye'ye. Biri,benimle Atatürk kitabını yazan tarihçi Norman Itkowitz,ben ve biri daha.

Benim anladığım,Yıldırım Aktuna'ya bağlı yapılacakmış bu işler. Götürdüler bir yere,baktım 300 kişi.  Bağırıyorlar,çağırıyorlar "Burayı bölmeye mi geldiniz?"

Aktuna da orada oturuyor.Toplantı hemen bitti.Otele döndüm,bana gazeteciler telefon ediyor."Niye geldin? Ne yapacaksın? Korktum vallahi."

Son dönemlerde Batı ile İslam dünyası arasında yaşanan kopuklukla ilgili bir çalışma yapmayı düşünen Vamık D. Volkan, El Kaide ile Bush'un temelde farklı olsa bile düşünce olarak aynı olduğunu söylüyor.

Çünkü; "Ya benim tarafımdasın ya karşı taraftasın" diye sert bir çizgi çekmiş ikisi de diyor.

Peki Fethullah Gülen'in dinlerarası diyalog çalışmalarından haberdar mıydı Volkan?

Konuşmalarında,Türkiye'de özellikle din konusunda incelemeler yapmadığını sık sık vurgulayan Volkan, Tiran'daki bir Türk okulunu gezip,yapılanlardan gurur duyduğunu söylese de bu konuda bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olduğunu da şu sözleri ile ortaya koyuyordu:

"Okuldakiler dediler ki 'Gelin yemek yiyelim' filan.Gidince baktım ki bunlar benim kimliğimde olan Türkler değil.Ben başka türlü yetişmişim.Bunların hanımlarının başları kapalı,yerde oturup yemek yerler.Anlayamadım bunu."

demektedir.

Ayrıntılar için bakınız....
http://www.harbiden.gen.tr/biyografi/Vamik_Volkan.html
*************

                                                                      Bazı yorumlardan:

ÖLÜMSÜZ ATATÜRK

" Ölümsüz Atatürk",Vamık D.Volkan ve Norman Itzkowitz tarafından kaleme alınmış ulu önderimizin psiko-biyografisi."2005 Nobel Barış Ödülü"ne de aday gösterilen Volkan,Virginia Üniversitesinde psikiyatri profesörüdür.

Atatürk,ulusal bir lider olarak kendi vatandaşları için vazgeçilmez,ülküleştirilmiş bir öneme sahiptir.

Atatürk,bir simge ve bir kavram olarak yaşamaya devam etmiştir ve edecektir.
Atatürk ölmemiştir,kalbimizde yaşamaktadır.Bu kitap,ulusu tarafından böylesine ülküleştirilen bir liderin kendi iç dünyasıyla dış dünyası (Kurucusu olduğu Türkiye olarak)arasında oluşan karşılıklı etkileşimi çözümlemeye çalışmaktadır.

Her ölümlü insan gibi Atatürk'ün de özel bir yaşamı,bu yaşamda karşılaştığı güçlükler,travmalar,çatışmalar ve engellemeler vardır:

Mustafa Kemal'in ilk düş kırıklığı,bebeğine yeterli anne sütü veremeyen kederli bir anneye sahip olması dolayısıyla yaşanmıştır.

Anne kederlidir,çünkü Mustafa Kemal'den önce 3 bebeğini kaybetmiştir. Bu durum, Mustafa Kemal'de şöyle bir bilinçdışı arzuya yol açmıştır; yüreği yaralı,kederli anneyi daha verici bir anne olabilmesi için onu bulunduğu kederden kurtarma arzusu.

Bu amaç ülküleştirilmiş ve ülkesini kurtarmaya yönelik bir arzu haline gelmiştir.

Bu iki amaç,M.Kemal'in bilinçaltında birbiriyle bağlantılıdır.

Bu nedenle,19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkışın onun için psikolojik bir anlamı da vardır. Volkan'a göre; ödipal yaşa geldiğinde M. Kemal,annesine ilişkin 2 imgeye sahiptir.

Birincisi;yeterince iyi olmayan kederli bir anne, ikincisi;oğlunu özel bir varlık olarak gören bir anne.

Bunu sonucu olarak M. Kemal,iki benlik duygusu geliştirdi;bir yandan yoksun,bağımlı ve duygusal olarak açtı. Diğer yandan da kimseye benzemeyen özel bir kişiydi ve her şeye kadirdi.

Bu durum,yaşamının ileriki yıllarında da onu etkiledi. Örneğin;sahip olduğu abartılı öz-kavramını destekleyecek,onu takdir edip hayranlık gösterecek kişiler aramaya yöneldi.Ona takdir ve hayranlık göstermeyen kişiler,karşılarında gergin ve sinirli bir M. Kemal buldular.

Ödipal döneminin en yüksek noktasında babasını kaybetmiş olması da M. Kemal için önemli bir travmadır.

M.kemal'in bu noktada baba ile ilgili iki imgesi vardır.

Birincisi,ülküleştirilmiş baba,ikincisi düşkün,kendini alkole vermiş baba imgesi (Zübeyde Hanım, Ali Rıza Bey'in ölümünden önceki son 3 yıl ruhsal çöküntü yaşadığından söz etmiştir).

M. Kemal,kötü baba imgesinden uzak kalmaya çalışarak kendisini ülküleştirilmiş olanla özdeşleştirdi.  Bunun sonucu olarak kendi yazgısını tek başına belirleyebilen bir çocuk olduğuna ilişkin inancı pekişti.

Bu inancının bir sonucu olarak annesinin isteğinin tersine modern bir askeri eğitim almaya karar verdi.

Bu baba ile özdeşleşmeye yönelik bir girişimdi.

Burada bir başka nokta da,idealize edilmiş baba tarafından tespit edilmiş doğrultuda ilerlemezden önce dindar annenin doyurulması temasıdır.

Örneğin;baba batı normlarına uygun Şemsi Efendi İlkokuluna gitmesini ister,ancak,Zübeyde hanım,dini kökenli bir okul olan mahalle mektebini tercih eder.

Ali Rıza Bey önce mahalle mektebine kayıt yaptırıp daha sonra kaydı Şemsi Efendi İlkokuluna aktararak bir çözüm bulur.

M.Kemal'in yaşamının ileriki yıllarında da bu tema göze çarpar.

Örneğin;ailesiyle beraber Müslüman yaşam tarzına uygun gündelik bir yaşam sürerken diğer yandan İstanbul'un batılılaşmış semtlerinde farklı bir kişiliğe bürünebilmektedir.   

Atatürk'ü anlamak,onu bir insan olarak tanımaktan geçmektedir.Bu nedenle Ölümsüz Atatürk (şimdiki adı filme konu olan hali ile MUSTAFA)okunması gereken bir kitaptır.
 
Figen Nas Sağlam,Psikolog
Kaynak:
http://www.psikiyatrivehayat.com/ataturk.htm
************
Türkler ve Yunanlılar,Çatışan Komşular 
http://www.netkitap.com/arabul2.asp?kisiID=12982
***************

Vamık D.Volkan,Kıbrıs:
Savaş ve Uyum–Çatışan İki Etnik Grubun Psikanalitik Tarihi,Everest yayınları.

Akşam gazetesinde köşe yazarlığı yapan Kemal Yavuz ilk kez İslamcı-Ulusalcı ittifakından bahseden kişi olarak öne çıkmaktadır.

Ve bir zamanlar Kızılelma koalisyonu olarak da anılan grubun içine İslamcılar da dahil edilmeye çalışılmıştı. Bunları nereden biliyoruz.

Yeni Furkan dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Sadettin Ustaosmanoğlu,Aktüel dergisinin(17-23 Temmuz 2008)sorularını cevaplarken bu konuya da temas etmiş.

Kendilerine Sultan Galiyevci adını veren ulusalcı ekipten bahsedilir.

Galiyevci ekibin şartları ise şuymuş:

Siz İslam devriminden bahsetmeyecek ve Kemalizme saldırmayacak,ilişmeyeceksiniz,biz de şeriata saldırmayacağız...

"Bu ekibin Attila İlhan'ın fikir örgüsüne yakın durduğu anlaşılıyor.Ustaosmanoğlu,bilmeden şu an Ergenekon davası yüzünden içeride olan zihin kontrolü meselesinde uzman olan Erkut Ersoy'la görüştüklerini de hatırlıyor.

Yine aynı bağlamda,Ümit Sayın'ın da kendilerine karşı bir cinlik yaptığını da düşünüyor.
Zihin Kontrolcülerinin liderlerine gelerek "Kemalizmin felsefesini yaz" dediklerini de ifade ediyor.

Aslında beyin yıkama veya zihin kontrolü ötedenberi bilinen bir husus.

Acaba Hasan Mezarcı gibiler böyle bir ameliyeye mi maruz kaldılar?

28 Şubat sürecinde Kıbrıslı Vamık Volkan'ı da bu işin psikolojik kısmıyla ilgilendiği ileri sürülüyor.

Vamık Volkan çadır modelinde 20 büyük-grup kimliğini, kişinin bireysel kimliğini temsil eden giysisinin üzerinde bulunan, o gruptan olan tüm bireyleri örten bir çadır bezi ve liderin çadırın direği olduğu bir imgeyle tasavvur eder.

Bu çadır bezi,aslında bireyleri biz-lik duygusu altında bir araya getirir,çadırın dışı ile içi arasında bir sınır oluşturur ve dışarıdan gelecek tehdide karşı grubu korur.

Ancak çadır bezinde bir yırtık ya da direğinde bir sarsılma olursa,grubun biz-lik duygusu artar ve bireyler bir çadır altında yaşıyor olduklarını daha belirgin olarak algılarlar.Hatta bu tehlike durumlarında büyük-grup kimliği bireylerin kişisel kimliklerinden daha önemli hale gelir.

Bu model içinde dile getirilmeyen ancak önemli olduğu düşünülen bir boyut da bahsedilen tehdidin niteliğidir. Tehdit, grubun "grup-varlığına" tehlike oluşturabilecek her şey olabilir.

Gerçek bir tehlike olabileceği gibi, aslında olmayan ancak öyle algılanan bir tehdit de aynı şekilde büyük-grup kimliğini ateşleyebilir. Önemli olan o tehditle ilgili algının grup üyeleri tarafından paylaşılıyor olmasıdır.

Bu"Şokları" toplum üzerinden emerek karşı psiko- teknik atakla yanıtlamakta ciddi sorunlarımız var.

Elimizde mevcut birçok olanağı karşı "şok" atak olarak kullanamıyoruz.

Onu da Sn Prof..Vamık Volkan bey'e soralım!

Bunun için önce Amerika'ya sonra da "bir yerlerin"psiko-teknik laboratuarlarına girme izninizin olması gerekiyor!

Ne diyordu?

("Irak'ı doğru düzgün araştırmadan girdiler "bizimkiler" (kimmiş bu sizinkiler Volkan Bey?)sonrasında gördük işte ne işler açtılar başlarına (yine) "bizimkiler"!").

Homeros'un bu dizelerini hep kulaklarıma küpe ettim:

"Ama bir gün tanrılar nefret etti ondan,Aleion ovasında kaldı tek başına,İnsanlardan kaçarak yedi kendi kendini.."

Prof.Dr.Abdülkadir Çevik'in kendini anlattığı yazıda Prof.Dr.Vamık Volkan'dan bireysel ve grup psikoterapileri ile psikoanalitik psikoterapi eğitimi aldığını da söylerken Sayın Volkan hakkında bazı detaylar verdiğini de göreceksiniz.

Bakınız...
http://www.medimagazin.com.tr/mm-prof-dr-abdulkadir-cevik-h-48075.html
---
TÜRKİYE'Yİ KARIŞTIRAN BU ADAM!
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7196.0
---
İçişleri Bakanı Beşir Atalay Psikanalist Vamık Volkan’la bir görüşme yaptı
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7047.0
------
Öcalan'ı ben sorguladım diyen Albay artık konuşacağım dedi.
http://www.toplumsalbilinc.org/forum/index.php?topic=7926.0

                                                                          


 


Açık İstihbarat @ 2009