Sarıkamış'ı Bilir misiniz? - Muzaffer Taşyürek
Bunun için Kayser’in “Alman ordusuna eklenen bir süngü” olarak tasvir ettigi Osmanli neferleri kullanilir. Sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan Osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir. Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914’te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu’ya girerler. coupons for cialis 2016 prescription savings cards prescription drug cardsnaproxennatrium site naproxen kruidvatfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acneabilify idippedut.dk abilify
|
Facialardan söz ederken, Sarikamis’i özellikle dikkate almamiz
gerekir. Ihtiras... Bu kavrami iyi düsünmeliyiz. Kimi kendi ebediyyetini bu atesle yakip kül ederken, kimileri de koca memleketi harabeye döndürebiliyor. Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a
(Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras
demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: Tarih, 16 Aralik 1914. Soguk bir kis günü. Talebesi ögretmenini
azarlamaktadir: Cephelerin ve harp okulunun emektar komutani Hasan Izzet Pasa,
küstahlasan ögrencisine pervasizca cevap verir: Her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi
ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki Enver Pasa, asabileserek
su tehdidi savurur: Bir facianin esiginde, Hasan Izzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir. Çöl atesinden Köprüköy ayazina Çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe “Sarikamis
Faciasi” olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi
insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî
tipinin ortasina sürülürler. “Bu yaz, iki alayimizla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola
koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, Arabistan’in cehennemî
sicagi Köprüköy’deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. Igdirli Ali Çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu
mektubu yazip Istanbul’dan gelecek olan kislik giysileri beklerken,
Karadeniz’de baska bir facia yasaniyordu. “Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. Lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. Yakin zamanda Kafkasya’ya girecegiz. Orada her türlü nimete kavusacaksiniz. Islâm Alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.” Böylece “Turan Fatihi”, “Sarikamis Fatihi” olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür. ‘Üç beyinsizin ugruna üç milyon halk’ Koca bir cihan devleti olan Osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti? Sultan Abdülhamid Han’in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan
uzaklastiran Ittihatçilar, 1914 yazinda Avrupa’da esmeye baslayan
savas rüzgarlarinda Almanlarin yaninda yer alirlar. Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914’te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu’ya girerler. Ziya Gökalp’in “melekler bu milletin kurtulacagini ona
fisildarlar” diye yücelttigi “hürriyet kahramani” Enver Pasa’nin
halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile
Seyhülislam’in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. “Düsman ülkesi viran olacak Türkiye büyüyüp Turan olacak!” Ama Türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir. Devlet-i Ebed Müddet’ten Enverland’a “Turan Fatihi” olmanin hayallerini kuran Baskumandan vekili Enver
Pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi
elinde tutmaktadir. Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerrdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.” Etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri
kalmiyorlardi. Çetecilikleriyle meshur Dr. Bahaeddin Sakir ve
arkadaslari Erzurum’a gelirlerken, yol kavsaklarina “Turan’a
buradan gidilir!” diye isaret levhalari koyuyorlardi.
Zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta Enver’den geri
kalmayan Hafiz Hakki’ydi. Enver Pasa, Hocasi Hasan Izzet Pasa’yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden Hafiz Hakki Pasa’ya verdi. Hafiz Hakki Pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi. Niçin olmasindi? Politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini
yanlis yapmis ve sonuçta “tekerlekli araçlarin geçmesine
uygundur” raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi.
Kardan heykeller 22 aralikta Enver Pasa’nin emriyle 120-125 bin civarinda Osmanli
askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. Bölge çogu senenin
dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. Gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. Adim atmak neredeyse imkansizdir. Askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. Düseni kaldirmamak için emir vardir. Zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. Neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler. 90.000 sehit. Tek kursun atmadan... O yil kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. Ayrica açlik da son haddine ulasmistir. Onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye
1.400 asker kalir. Ölenler, düsmana karsi tek bir mermi
atamamislardir. Diger birliklerin de bunlardan farki yoktur.
Kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. Bazi kaynaklarda
bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. Tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. Oysa Istanbul’a
çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: Enver Pasa inadindan dönmedi. Son bir gayretle Sarikamis’a
yüklenmek istiyordu. Acimasiz emrini verdi: ‘Onlari teslim alamadim. Çünkü...’ Rus Kurmay Baskani Pietroroviç, anilarinda Sarikamis’a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir: “Ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. Omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. Tetige asilmak üzereler. Ama asilamamislar. Kaput yakalari, Allah’in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... Hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. Apaçik!.. Tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama Allah’ina teslimiyetle bakan gözler... Açik, vallahi apaçik!.. Ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. O ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli Mehmed... Sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. Öylesine kaskati kesilmisler. Ve sag basta binbasi Mustafa Nihat. Ayakta... Yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’in huzurunda diz çöküs halinde gibi. Endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. Sol eli boynundaki dürbünü kavramis. Havada donmus, Kale sancagi gibi... Diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. Hayrettir, basi açik. Gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...” Ve Moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle
biter: Ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan Hafiz Hakki
Pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler: Enver Pasa hiçbir sey olmamis gibi Istanbul’a döner. Arkasinda
binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... Birinci Cihan Harbi’nin alevleri, Sarikamis’tan Çanakkale’ye, Galiçya’dan Trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. Ve Akif gözyaslari içinde söyle inler: “Gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim, Elemim bir yüregin payi degil, paylasalim. Karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!” Ihtiras demistik ya! Bazilarinin ihtirasi sadece kendilerini degil, milyonlarca vatan evladini ve tarihin gördügü en ihtisamli cihan devletlerinin birini yakabiliyor. (Semerkand dergisi, 12/2000)
|