Siyaset21 Aralık 2009 00:00

Taraf Gazetesi’ndeki Toplantıya Dikkat!-Meyyal UYGUR

O görüşmenin “gündemdeki konular” bölümünden olduğu anlaşılan “Dersim” işi böylece tamamlandı. Sıra, “demokratik açılım” bölümüne gelmiş olmalı ki, “Taraf  Operasyonu” başlatıldı!..     Toplantıdan sonra ne diyor “kaşarlanmış akademisyen” Doğu Ergil;   “Sistem bir türlü demokratik bir program doğuramıyor, o halde bir ebeye ihtiyaç var, galiba o ebelik rolü de bize düşüyor”!..   levitra and diabetes sexual dysfunction in diabetesfusidinezuur voetschimmel read fusidinezuur acnemicardisplus 80/25 mg micardis haittavaikutukset micardis plus 80 12.5 mg

 

Başbakan Erdoğan Meksika’dan dönerken, milletin önüne, “Ya kardeşlik, ya terör…” şeklinde iki seçenek koydu. Bu, “Ya açılım, ya ölüm”ün kibarcasıydı…Belki de, “Ya istiklâl, ya ölüm” demek istiyordu. Tabii, “istiklâl” bölücülerin, “ölüm” Türk Milleti’nin payına düşmek üzere!..

 

Erdoğan, bu, “kırk satır mı, kırk katır mı”yı kabul ettirmek için ne gibi faaliyetlerde bulunacaklarını açıklamayı da ihmal etmedi. “Bütün ekipleriyle, bu işe inanan tüm insanlarla” ve dahi “medya ve akademisyenlerle” Türkiye’yi adım adım dolaşacaklarını söyleyip, küçücük bir ricada bulundu; “Medyadan duyarlılık bekliyoruz”!..       

 

“Duyarlılık” ne demek efendim, koca bir “karargâh” tahsis edilir icabında. Edildi de.

 

ABD Büyükelçisi Jeffrey’nin, “Apo’nun talimatı” üzre Meclis’te kalmaya karar veren Ahmet Türk’ü “tebrik”inin ardından, karargâhın “asimetrik psikolojik savaş” merkezi  “Taraf”ta toplantıya geçildi. Mekânı da Jeffrey mi işaret etti acaba?

    

Ahmet Türk’ün başkanlığında Taraf Gazetesi’nde toplanıp, 4 saat görüşen şu isimlere iyi bakın…Bakmayın, “aydın ve yazar” denmesine, bunlar, Türk Milleti’nin karnını yarıp, buradan olmayan bir bebeği çıkartamaya çalışacak kasap ebelerdir!..

 

Mehmet Altan, Murat Belge, Şahin Alpay, Doğu Ergil, Altan Tan, Oral Çalışlar, Etyen Mahçupyan, Orhan Miroğlu, Ümit Fırat, Ayşe Kadıoğlu, İrfan Dündar, Ayhan Aktar, Ali Bulaç…

 

Yasemin nerde, Yasemin?!..Ya, DTP’nin Meclis’e dönüşünü, “Öcalan’ın işlevselleştirilmesi fırsatı” sayan Cengiz?

 

“Ebelerin” hepsinin cemazül evvelini biliyoruz da, özellikle ikisi üzerinde durmak istiyorum…

 

İrfan Dündar; Bu zat İmralı’dakinin Avukatı değil mi? Demek ki, atanmış ebeler, Taraf Karargâhında Öcalan’la masaya oturdu.

 

Peki burada oluşturulan “ortak aklı” yani “doğum şekli” kararını yetkililere kim iletecek? Elbette hepsi köşelerinde, millete karşı bir taarruza geçecek, ama resmi bir sözcü de lâzım değil mi?

 

Doğu Ergil’e ne dersiniz?

              

Kasım başında, Avrupa Parlamentosu’nda yapılacak olan “Dersim Soykırımı” toplantısından kısa bir süre önce Başbakan Erdoğan tarafından Dolmabahçe’de ağırlanmıştı ya…Ergil, “Demokratik açılım ve gündemdeki konularla ilgili görüş alışverişinde bulunduk” demişti ya…Ve Ergil ondan sonra Avrupa Parlamentosu’ndaki toplantıya katılıp, “Osmanlı’nın yıkıntıları üzerinde kurulan Cumhuriyet, ulus-devlet inşasında ülkede yaşayan diğer etnik ve dini azınlıkların eritilmesi, yok edilmesi temelinde oldu. Türkler zamanla en üst ırk, diğer etnik ve dini azınlıklar ise, sadece hizmetkâr ve kölelik muamelesine tabi tutuldu. Bütün bu asimilasyon ve katliamlar bir merkezden, devletin en üst düzey mekanizmalarında planlanarak, uygulanmaya sokuldu” saldırısı düzenlemişti ya…

 

O görüşmenin “gündemdeki konular” bölümünden olduğu anlaşılan “Dersim” işi böylece tamamlandı. Sıra, “demokratik açılım” bölümüne gelmiş olmalı ki, “Taraf  Operasyonu” başlatıldı!..  

 

Toplantıdan sonra ne diyor “kaşarlanmış akademisyen” Doğu Ergil;

 

“Sistem bir türlü demokratik bir program doğuramıyor, o halde bir ebeye ihtiyaç var, galiba o ebelik rolü de bize düşüyor”!..   

 

                                   2005’ten Beri Suni Sancı Veriyorlar

 

Ergil’in, “doğum, ebe” sözlerini bir yerlerden hatırlıyorum. Evet, evet 2005 Eylül’üydü. Erdoğan’ın Ağustos’ta Diyarbakır’da, “Kürt sorunu benim sorunumdur” açıklamasını yaptığı, Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’le görüştüğü, Baydemir’in kendisine 18 sayfalık bir rapor sunduğu, Erdoğan’ın, “Kürt sorununa demokratik çözüm önerisiyle risk aldım. Bana destek olun” dediği, Baydemir’in de, “Birlikte yürümeye hazırız” cevabını verdiği,  

 

Keza şimdi önümüze konan “çözüm” paketinin MİT tarafından hazırlandığı ve Türkiye’nin yine böyle karıştırıldığı günlerdi…

 

Baydemir, Erdoğan’la görüştükten kısa bir süre sonra Brüksel’e gider, o raporunu AB yetkililerine de verir. Raporda, “Kürt muhalefeti”nin şu talepleri yer almaktadır:

 

Anayasa’da Kürt kimliğinin tanıması…Gerillalara af ve siyasete katılma imkanı…Kürtçe eğitim…Koruculuğun kaldırılması…Cezaevlerindeki şartların iyileştirilmesi…Seçim barajının düşürülmesi…AB fonlarının bölgeye aktarılması…” 

 

Baydemir’e Brüksel’deki temaslarında şu sorular yöneltilir;

 

“Federal çözüme nasıl bakarsınız?..Öcalan için ne yapabiliriz?..”  

 

Güya Baydemir, bunları cevaplamaz, ama bazı AB yetkilileri şöyle devam eder;

 

“Türkiye’de tansiyon en üst düzeyde ama bu doğum öncesi sancı da olabilir…Eğer Türkiye’nin demokratikleşme dinamikleri sizlerin etki gücünüzle birleşirse, demokratikleşme süreci daha da derinleşecektir…”

 

2005’te başlatılan suni sancılarla, bugün nasıl da “ebelerin tayini ve doğum” aşamasına getirildik değil mi?   

 

                                          Mark Parris ve Ekibi İşbaşında 

 

2005 senesinde bu gelişmelerden önce bir şey daha olmuştu. ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi, CIA’cı Mark Parris, yanına ABD Büyükelçisi Eric Edelman ve meşhur Karen Fogg’u da alıp, 18 Şubat’ta Bebek’te bir lokantada, “MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal, Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Sorosçu Can Paker ve TRT eski Genel Müdürü Cem Duna”yla buluşmuş, kısa bir süre sonra birileri Öcalan’ı görmek için İmralı’ya gitmeye kalkmış, Gemlik’te olaylar çıkmış, peşinden de Erdoğan’ın Diyarbakır çıkartması ve “demokratik açılım” önerileri gelmişti.    

 

Mark Paris, geçen ay da buralardaydı. Üst düzeyde ağırlandı. Enerji Bakanı Taner Yıldız ve Devlet Bakanı Egemen Bağış dışında kimlerle görüştüğü bilinmiyor.

 

İşin ilginci adeta suçüstü yakalanan Enerji Bakanı Yıldız, Mark Parris’i, “Obama’nın Enerji Danışmanı Morningstar’ın Yardımcısı” diye takdim etmesiydi. Evet Morningstar diye biri var, ama Obama’nın değil, Dışişleri Bakanı Clinton’un Enerji Danışmanı. Kaldı ki, Parris’ten sadece 1 hafta sonra Morningstar da Türkiye’ye geldi, aynı görüşme turlarını attı. Dahası ne Beyaz Saray, ne de ABD Dışişleri kayıtlarında Parris’in bir görevi olduğuna dair kayıt yok. Öyleyse bizimkiler Morningstar’la ne konuştular, Parris’le hangi sıfatla, neyi görüştüler? Adam halen Türkiye ve Irak’ta büyük işler peşinde koşan önemli bir ABD şirketinin danışmanı. Acaba ihale işleri dışında, hangi “açılımları” kotardı ki, ekibi tam gaz işbaşında?!..

 

MİT eski Müsteşarı Sönmez Köksal’ın da yeniden piyasaya çıkmasından söz ediyorum. “Devlet herkesle görüşür”müş!..Bu “herkese” Öcalan da dahil mi ki?!..

     

Başhekimi, jinekologları tanıyorduk…Şimdi doğumevi belli oldu…Kasap ebelerin “resmi ataması” da tamam. 

 

Peki bu “doğum” olur mu? O artık bu tümüyle bize, Türk Milleti’ne kalmış bir şey. 

 

Ya hepimizi yok edecek bir hilkat garibesinin kucağımıza verilmesini razı olacağız, ya da “düşük” yaptırmak suretiyle bu “dış gebeliğe” son vereceğiz!..