Dışişleri'ndeki Monşer Zihniyeti ve Nabi Şensoy İstifası - Tuğrul Keskingören
Karen Fogg'un emaillerinde ortaya cikan Isvec Buyukelcisi Selim Kuneralp'in Fogg'a gonderdigi emailde yazdigi; "Sevgili Karen, dünkü mesajimda yanlislikla büyükelçiligin e-posta adresini kullanmisim. Hala geçerli olan eski adresime yazmaya devam etmen gerek. Yoksa senin mesajlarini burada herkes okuyabilir"seklindeki bir aciklamadan kacinmamistir. Boyle bir emaili, eger ki ABD'nin Ankara Buyukelcisi yazmis olsaydi, bugun Seul elcisi olan Kuneralp hemen emekli edilmis, ve hakkinda ulusal guvenligi zaafa ugratmaktan FBI tarafindan sorusturma acilmis olurdu. Bu farklilik bize, Turkiye'nin sahipsizler ulkesi lakabinin yerindeligini hatirlatiyor. cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmacie cialis 5mg prix en pharmaciecialis forum link cialis bez receptasymbicort turbuhaler 200 6 cena blog.phmglobal.com symbicort cena
|
Dunyanin her ulkesinde oldugu gibi, Turkiye'yi temsil eden
elcilik ve konsolosluklar ulkelerindeki secimle isbasina gelmis
hukumete karsi lobi faaliyeti yapamazlar ve yapmamalari gerekir.
Onlarin yasal gorevi yurt disinda yasayan Turk vatandaslarinin
sorunlarina yardimci olmak ve Turk dis politikasinda "Turk
halkinin yararina" ikili iletisimlerde bulunmaktir. Devlet memuru
statusu geregi izlenmesi gereken program budur. Oysa Turkiye Disisleri Bakanligi'nda bulunan monser zihniyete bagli kucuk mutlu bir azinlik, kulturel olarak ne Turk, ne de Islam ile hernangi bir bagi bulunmayan bazi elciler ve elcilik gorevlileri, ne yazik ki halk tarafindan secilmis hukumetlere karsi yurt disinda, bilhassa ABD'nin baskenti Washington'da lobi faaliyeti yapagelmislerdir. Bu gizli ajandanin en son ornegi, AK partiye karsi uzun bir suredir derinden lobi faaliyeti yapan Nabi Sensoy'dur. Gecmiste de bilinen ornekler vardir. Baki Ilkin 1999'da ve Faruk Logoglu da 2001 yilinda MHP'ye karsi ayni politikalari izlemislerdir. Monser zihniyete sahip olan elciler bu tip hukumet karsiti calismalarini ve lobilerini genelde direkt olarak elcilikler ve konsolosluklar uzerinden degil fakat, paravan kuruluslar vasitasi ile yonetirler. Ornegin 1998 yilinda MHP'nin hukumet ortagi olmasi uzerine bu koalisyondan rahatsiz olan donemin elcisi Baki Ilkin, TUSIAD Washington temsilcisi Abdullah Akyuz vasitasi ile 1998 yilinda MHP aleyhine duzenlenen toplantinin organize edilmesinde perde arkasindan onemli bir rol oynamistir. Turkiye Cumhuriyeti Basbakani Bulent Ecevit'in 1999 yilinda Beyaz Saray'da Bill Clinton'i ziyareti sirasinda ise, Nabi Sensoy skandalindan daha onemli bir skandal, Baki Ilkin ve mustesar Huseyin Dirioz tarafindan MHP'li bakan ve milletvekillerine yonelik bulunulmustur. Hatirlanacagi uzere ekonomik acidan cok onemli olan bu ziyaret sirasinda Dunya Bankasi ve IMF ile bir dizi antlasmalar imzalanmis ve Dunya Bankasi'nda calisan Kemal Dervis, donemin "Washington elcisi Baki Ilkin tarafindan" Bulent Ecevit'e lanse edilmistir. Daha sonraki yillarda Kemal Dervis ekonomiden sorumlu devlet bakani olarak Turkiye'ye getirilmis ve Dervis'in dayattigi ozellestirme politikalari sonucu MHP'li Ulastirma Bakani Enis Oksuz istifa etmistir. Genelde monser zihniyeti gudumundeki elciler, kendilerini secenleri ve secilmisleri, egitilmesi ve yonetilmesi gereken bir kitle olarak gorduklerinden, onlar icin hukumetler ve siyasi partiler aleyhinde yurt disinda yaptiklari lobi faaliyetleri gayet normaldir. Cunku Turk halki ile ayri kulturel dunyalara mensupturlar. Karen Fogg'un emaillerinde ortaya cikan Isvec Buyukelcisi Selim Kuneralp'in Fogg'a gonderdigi emailde yazdigi; "Sevgili Karen, dünkü mesajimda yanlislikla büyükelçiligin e-posta adresini kullanmisim. Hala geçerli olan eski adresime yazmaya devam etmen gerek. Yoksa senin mesajlarini burada herkes okuyabilir" seklindeki bir aciklamadan kacinmamistir. Boyle bir emaili, eger ki ABD'nin Ankara Buyukelcisi yazmis olsaydi, bugun Seul elcisi olan Kuneralp hemen emekli edilmis, ve hakkinda ulusal guvenligi zaafa ugratmaktan FBI tarafindan sorusturma acilmis olurdu. Bu farklilik bize, Turkiye'nin sahipsizler ulkesi lakabinin yerindeligini hatirlatiyor. Turkler, Muslumanlar, Kurdler ve tum "onlar" kategorisinde tanimlanan halk, kisacasi beyaz olarak tanimlanmayan herkes sahipsizdir. Cunku halk onlarca, ulkenin zencileri, yonetilmeye ve egitilmeye mahkum bir kitlesidir. Onlarca, Nabi Sensoy kadar Turkiye'nin cikarlarini koruyabilme yetisine sahip degildir "diger hariciler." Onlar herseyi sizden daha iyi bilir ve daha derin iliskileri vasitasi ile Turkiye'nin yararlarini herkezden fazla gozetirler. Fakat bahsi gecen yarari(!) tartismaya asla acmazlar. Acaba Nabi Sensoy’un bu “vatanseverligi” Kaya Pasakay’in ekurisi olmasindan mi kaynaklanmaktadir sorusunu akla getirmektedir. (6 Aralik 2006, Aksiyon Dergisi, http://www.aksiyon.com.tr/detaylar.do?load=detay&link=12243). Baki Ilkin sonrasi donemde Washington'a, 2001 yilinda, Faruk Logoglu atanir. Logoglu Amerikan AFS bursu ile 1960'li yillarda ABD'de okurken, CIA tarafindan kontrol edilmekte (http://www.marxists.org/subject/africa/nkrumah/neo-colonialism/ch01.htm) oldugu soylentileri ile bilinen Baris Gonulluleri (Peace Corp) olarak adlandirilan kurum mensubu kisilerin egitiminde onemli bir rol ustlenir. Turkiye'ye dondukten sonra ise Disisleri Bakanligina girer. Ancak arabesk Turk filmlerinde gerceklesebilecek bir rastlanti misali Logoglu, "kaderin cilvesi" olarak daha sonra burs aldigi ABD'ye Turkiye elcisi olarak tekrar geri gelir. Baris Gonullulerinin bir cogu ise emekli olmus ve Arkadaslar (http://www.arkadaslar.info/) adiyla bir dernek kurmuslardir. Faruk Logoglu "Arkadaslarin" yaptiklari toplantilara katilirken, esi Mimi Logoglu vasitasi ile de Washington'daki Turkiye derneklerini organize etme calismalari icine girmistir. Tek merkezden yonlendirilme calismalarina demek daha dogrudur aslinda. Dernekleri Mimi Logoglu’na yakin Oya Bain, Engin Holstrom, Guler Koknar; lobileri ise Gunay Evinch, Lydia Borland, Dana Bauer (eski CIA gorevlisi) vasitasi ile yeniden yonlendirmeye calisir. Bir benzerini ayni kisiler vasitasi ile Nabi Sensoy 2006 yilindan sonra yapmaya baslar. Turkiye'den Washington'a atanan her Turk elcisi ve esi, Washington'da bulunan kucuk bir guruba mensup kisilerce Turk elciligindeki ve derneklerindeki "seckin gruplara" takdim edilir, baglantilar kurulur. Bu surec bir cesit masonik yapilanmadir. Yani bu surecte yeni elci ile Musevi lobisini ve Washington'daki fisilti erkani tarafindan beltway cetesi olarak tamimlanan "ceteyi" tanistirma operasyonudur. Iste bu ilgi cekici surec sonucu Washington eski elcisi Faruk Logoglu her ay baska bir Musevi dernegini ve sinagogunu ziyaret ederken, hic bir Turk camisini ziyaret etmemesi bu baglamda en guzel ornekleri teskil eder. Faruk Logoglu emekli olduktan sonra, AK parti aleyhinde Milliyet'teki roportajinda(11 Eylul, 2006, Milliyet Gazetesi, http://www.milliyet.com.tr/2006/09/11/guncel/agun.html) Mart tezkeresinin gecmesi icin Amerikali Islam dusmani irkci savas cetesinden Paul Wolfowitz'e "tavsiyem, sizin resmi kanallardan gelen bilgi ve görüslere itibar etmeniz gerektigidir. Böyle yaparsaniz daha kazançli çikarsiniz" tavsiyesinde bulunurken, acaba kimin yaninda hareket etmektedir? Islam dusmani Wolfowitz'in uyesi oldugu Washington Ortadogu Enstitusu(http://www.washingtoninstitute.org/) Turkiye masasi Baskani Soner Cagaptay ise Basbakan Erdogan'in Washington'u ziyaretinden hemen once, yani 7 Aralik 2009 tarihinde Los Angeles Times gazetesinde "Islamci Dis Politikanin Muslumanlara zarar verdiğini" (When Islamist foreign policies hurt Muslims http://www.latimes.com/news/opinion/commentary/la-oe-cagaptay7-2009dec07,0,7721940.story) yazarak, AK partiye agir elestiriler yapmistir. Türkiye'nin Washington elcisi olan Nabi Sensoy'da, bu elit kavrami içinde yerel elit ile küresel elit arasindaki dengeleri koruyan ve sistemin devami için politikalar uygulayarak onlari denetleyen yapisi, derin devlet kavraminda merkez konumundadir. Çünkü ABD'de bir butun olarak yasayan Türkleri solcu, sagci, Islamci Kürtçü olarak fisleyen bir zihniyet ancak derin devlet veya Gladyo mekanizmasi içinde degerlendirilebilir. Türkiye'nin Washington elcisi olan Nabi Sensoy'un etkisi, Türk halkina yonelik degil ama, kendi elitsel çikarlarini korudugu Amerika'daki Türk derneklerinden ATAA'da yasanan baskanlik seçimlerinde de görülmüstür. Sensoy secimle isbasina gelen yönetimi elçilikteki makamina davet ederek, "sizinle devleti arkama alarak ugrasirim" mealinde bir tehdit savururken, Sensoy'un anladigi devlet ile halkin tanimladigi devlet anlayisi arasindaki farki cok iyi görmek lazimdir. Nabi Sensoy'un Washington'dan gidisine uzulen tek bir kesim vardir. Onlar da, yillardir lobi faaliyetleri altinda Turkiye'nin parasini carcur eden, kurduklari dernekler ve kurumlar vasitasi ile besinci kol faaliyeti surduren, "Arkadaslar" gurubunun gonullu uyeleridir. Iste bu gonullu uyelerden bazilari 2004 yilinda ABD Disisleri Bakanliginda Turk kadinlari adina yaptiklari bir toplantida, Recep Tayyip Erdogan'in esinin basortulu olmasindan duyduklari rahatsizligi, Turk kadinini temsil edemeyecegi iddiasi ile dile getirirken (http://www.habervitrini.com/haber.asp?id=139325), bu toplantiya katilan kisiler arasinda Nabi Sensoy'un yakin dostu Turk Amerikan Dernekleri sekreteri Oya Bain'in yani sira, donemin elcisi Faruk Logoglu'nun mustesari Naci Saribas'inda esi de vardir. O kadar ilginctir ki; adeta Nabi Sensoy'un muridleri gibi bir izlenim sergileyen ATAA'ya bagli bu kisiler, Sensoy'un istifasinin ertesi gununde, Basbakan Erdogan ile ayni masada yer alabilmek icin adeta protokolu delen bir toplantida gorunmekten erinmemislerdir (http://www.turkishny.com/headline-news/2/20571--babakan-erdoan-ataa-bakan-evinc-ve-beraberindeki-heyeti-kabul-etti). Kral öldü, yasasin yeni kral zihniyeti de bu olsa gerek. Turkiye'de 2007 Temmuz secimlerinden once yapilan Cumhuriyet mitinglerinin bir benzeri 20 Mayis 2007 tarihinde Washington'da gerceklestirilir. Turkiye'de yapilan mitingler genelde anti-emperyalist ve anti-amerikanci bir tavir sergilerken, Washington'da yapilan miting ise daha ziyade Islam karsiti, ARI hareketininde destekledigi SOROSCU bir renktedir. Fakat bu gosterinin daha ilginc olan yani ise gosteriyi organize edenlerin Nabi Sensoy'un idaresindaki elcilik calisanlari ile olan organik iliskileridir. Daha ilginc yani ise, "hukumetten para aliyoruz, bu mitingde bizim gorunmemiz dogru olmaz" seklinde yorumda bulunan Beltway cetesi mensuplarinin, Basbakan ile bulunduklari yemekten oturu duyduklari mutlulugu aksettiren tebessumleridir. AK Parti'yi kapattirma calismalarini ozel yazismalar ile birlikte yuruttukleri NC milletvekili Virginia Foxx'u da yemege davet etmis olmamalari ise, ilgincin de otesindedir. Bu baglamda anlasilmasi gereken en onemli husus; Nabi Sensoy'un AK Parti'ye karsi olmasindaki nedenler ile toplumun AK partiyi elestirdigi kistaslarin ayni olmamasidir. Recep Tayyip Erdogan'in Washington ziyareti oncesi ABD kongresinde ARI gurubu/hareketi bir toplanti(http://www.todayszaman.com/tz-web/news-193474-ari-sponsors-pro-ergenekon-conference-at-us-congress.html) organize etmistir. Bu toplantiya Turkiye'de yasayan Ingiliz kokenli ve Washington'da Ingiliz istihbaratina calistigi iddia edilen Gareth Jenkins konusmaci olarak katilmis, ve yazdigi Ergenekon raporunu (www.silkroadstudies.org/new/docs/silkroadpapers/0908Ergenekon.pdf) sunarken AK Partinin ve emniyet genel mudurlugu icindeki Fethullahci polislerin "Ergenekon" davasindaki rollerini elestirmistir. Oysa ayni Gareth Jenkins bazi emniyet gorevlilerini, emekli CIA ve pentagon gorevlilerinin calistigi Jamestown Foundation'a lanse eden kisidir. Bu toplantiyi organize eden ARI gurubunun baskanligini ise Nabi Sensoy'un bizzat kendisinin "yakin dostu" olarak tanimladigi, gunun, Turk Disisleri Bakanligi avukati Gunay Evinch yapmaktadir. ARI gurubunun vergi formlarinda Gunay Evinch'in ev adresi gosterilmektedir. ARI gurubunu Washington'da destekleyenlerin basinda ise eski Houston Konsolosu Guler Koknar'in basinda oldugu Turk Kultur Vakfi gelmektedir. Nabi Sensoy ise bu yapilanmada, adeta, merkez yurutme komitesi baskanligi konumunda bir role sahip olarak gorunmekteydi. Bence AK Parti'nin veya Ahmet Davudoglu'nun, Nabi Sensoy'a, patronun kim oldugunu hatirlattigi mesaji cok yerinde olmustur. "Bu memlekette bizim dedigimiz olur" zihniyetine agir bir cevapta bulunulmustur. Hatta Sensoy'un istifasi, bu zihniyete cekilen kilic ustundeki ilk kan goruntusu sergilemektedir. Demokrasilerde patron, secenler ve secilmislerdir. Secilmisler tarafindan atananlar degil. Turkiye'nin sahibi, Turkuyle, Kurduyle, Muslumani, laiki ile bizleriz, halktir, millettir. Ataturk'un ifadesi ile; Egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir. Kendilerini halktan ustun goren, toplumu ise yonetilmesi gereken bir kitle olarak algilayan monser zihniyet degil. Bundan dolayidir ki, AK Parti'nin izledigi politikalara katilmayabilirsiniz, ve nitekim ben de katilmiyorum fakat, monserlere verdikleri yanit olarak, bir daha memuru oldugunuz devlet aleyhi bir siyasi girisim ve lobi faaliyetinde bulunursaniz, Washington'daki "Turkiye" elcisi Nabi Sensoy gibi erken emekli edilirsiniz ikazini, butun partilerin, siyasi ve sosyal guruplarin cok iyi ozumlemesi gerekir diye dusunuyorum. Gazeteci Yilmaz Polat'in Cumhuriyet gazetesinde Nabi Sensoy'un istifasi ile ilgili aktardigi "Hiçbir büyükelçi, emekliligine 2 ay kala, kariyerindeki basarilardan sonra 'ise yaramaz' edalarini, kaprislerini sineye çekmez, çekemez..."(13 Aralik, 2009, Cumhuriyet Gazetesi) cumlesini kabul etmek mumkun degildir. Hangi basaridir bu, neyin basarisidir, halki kucuk goren zihniyetin basarisi midir diye sormak gerekir diye dusunuyorum. Yillardir Washington'da kurduklari dukaliklar ile Turkiye'de darbe yapip, binlerce insani magdur edip, onlarcasini asanlarin hesap vermesi gerekirken, AK parti bu hesapta basta degil en sonlardadir. Turkiye'yi Amerika'ya bagimli hale getirenler AK parti veya Fethullahcilar degil, liyakat nisanlari alanlar ile monser zihniyete sahip olanlardir. Onlari elestirme cesaretini kendisinde goremeyenlerin AK Partiyi elestirmeye haklari oldugunu dusunmuyorum. Daha da otesi, kuresel elitlerin acisini hafifletmeye calismak olarak algiliyorum. Washington'daki beyaz Turklerin monser zihniyeti, AK Partiye karsi bu tip faaliyetlerde bulunurken, unutulmamasi gereken bir nokta ise AK Parti'nin de belli olcutler icersinde Washington'da dayandigi bazi gurup ve kisiler olmasidir. Mesela Recep Tayyip Erdogan'in son ziyaretinde Amerika'daki bazi guruplar ile iletisim kurmasinda lobi yapan isimleride unutmamak gerekir. AK Parti'nin Washington'da dayandigi zihniyetlerden birisi ise, Amerikan Harp Akademilerinde calisan Islam dusmani Wolfowitz'in John Hopkins Universitesinden asistani Omer Taspinar ve Kurt aciliminin Disisleri ayagi olan ve Washington'a elci olarak atanmak istenen, MIT'te dosyasi bulundugu ifade edilen eski Israil elcisi Namik Tan'dir. Namik Tan'in "1994 yilinda Disisleri Bakanligi icin yazdigi" hizmete ozel Kurt raporu ile AK Parti'nin Kurd acilimi arasinda buyuk benzerlikler olmasi ise dikkat cekicidir. Onumuzdeki gunlerde Washington'a atanacak olan elcinin kim olacagi, AK Parti'nin elit seckinlere yonelik tavrindaki samimiyeti arz edecektir.
|