İstihbarat15 Aralık 2009 00:00

Ergenekon Hakiminden “Tarikat” İddialarına Yanıt- Açık İstihbarat Özel

Tutuklu sanıklardan Ulusal Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı Birol Başaran’ın savunması sırasında söz alan kıdemli üye hakim Sedat Sami Haşiloğlu, bazı sanıklar tarafından gündeme getirilen ve çeşitli reddi hakim taleplerine dayanak olarak gösterilen “tarikat bağlantısı” hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Ailesinin “tarikat vakfı” olduğu iddia edilen 4 vakıfla  bağlantıları hakkında bilgi veren Haşiloğlu şunları söyledi: cialis sample coupon prescription card discount cialis manufacturer coupon

Ergenekon davalarına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi hakimlerinden Sedat Sami Haşiloğlu, hakkındaki “tarikat bağlantısı” iddialarına ilk kez yanıt verdi.

İkinci Ergenekon davasının dün (15 Aralık 2009) yapılan 22. duruşmasında beklemedik bir gelişme yaşandı. Tutuklu sanıklardan Ulusal Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı Birol Başaran’ın savunması sırasında söz alan kıdemli üye hakim Sedat Sami Haşiloğlu, bazı sanıklar tarafından gündeme getirilen ve çeşitli reddi hakim taleplerine dayanak olarak gösterilen “tarikat bağlantısı” hakkında ilginç açıklamalarda bulundu. Ailesinin “tarikat vakfı” olduğu iddia edilen 4 vakıfla  bağlantıları hakkında bilgi veren Haşiloğlu şunları söyledi:

“Bu davanın hakimleri olarak sanıklara karşı hep peygamber sabrı gösterdik, Tarikatmış, şuymuş buymuş pek çok iddia gündeme getirildi ama bu eleştir ve suçlamalar belli sınırlar içinde olmalı. Sanık Ergun Poyraz’ın hakkımdaki iddiaları Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na gitti. Ben de iddialara ilişkin savunmamı HSYK’ya gönerdim. Bir hakim olarak aslında böyle bir açıklama yapmak durumunda değilim ama bir hakime karşı insaflı olmaya davet adına yapıyorum.

Ergun Poyraz’ın bahsettiği vakıflar, Turgut Özakman’ın Çılgın Türkler kitabında anlattığı Durak Sakarya’ya aittir. Durak Sakarya, o dönem Erzurum milletvekilidir. Başkentin Ankara’dan taşınması tartışmalarında kendisini Atatürk’e siper etmiştir. “Sakarya” soyadını da bizzat Atatürk vermiştir ve evet, Durak Sakarya  benim dedelerimdendir. “Tarikat vakfı” olduğu iddia edilen Üveys vakfı ve kastedilen 3 vakıf kendisine aittir.  Vakfın adında “bin” takısı bulunduğu için “tarikat vakfı’ yakıştırmasında bulunuluyor. Oysa o zamanın dili böyledir. Benim dedeme de Erzurum’da “Haşilzade” denir.  Benim soyadım ise Haşiloğlu. Bundan dolayı bir vakfın tarikat vakfı olarak değerlendirilmesi haksızdır. Bu vakıfların isimleri ve kurduğu yerler dikkate alınarak böyle isnatlarda bulunuluyor.

Bu 3 vakıf Durak Sakarya’ya ait, diğer 4. vakıf evet aileme aittir. 300 yıllık bir kadın vakfıdır.Kurban bayramlarında muhtaçlara ‘vakıf evlatları’ eliyle et dağıtırlar. Ben de eğer Erzurum’daysam, bayramlarda kendi elimle et dağıtırım. Bu bir gelenektir.

Bu açıklamayı ilk kez yapıyorum, bir daha da yapmayacağım. Bizler yargıçız, bir yargıça suçlama yöneltirken, insaf ölçülerinde kalmak lazımdır”

 

Sedat Sami Haşiloğlu’nun açıklamalarından sonra Birol Başaran,

“Bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Teşekkür ederim. Ancak biz de bu haksız tutuklamalar karşısında peygamber sabrı gösteriyoruz, bizlere karşı da artık insaflı olunmalı”

derken, söz alan tutuklu sanık Tuncay Güney de

“Açıklamalarınız takdire şayan, saygı duydum. Keşke daha önce açıklasaydınız da soy ismini Mustafa Kemal’in verdiği bir insanın kurduğu vakıflar hakkında spekülasyon yapılmasaydı”

diye konuştu.

Haşiloğlu, Özkan’ın bu sözlerine

“Söylediğim gibi, bir açıklama yapmak zorunda değilim ama insaflı olmaya davet etme anlamında yaptım”

dedi.

Tarikat iddialarının perde arkası

Ergenekon tutuklamalarının yüzde 40’ını gerçekleştirmiş olan hakim Sedat Sami Haşiloğlu’nun Ergenekon davalarına bakan 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görevlendirilmesine bazı sanıklar tepki göstermiş ve Haşiloğlu tarafından verilen tutuklama kararlarının “ihsas-ı rey” anlamına geldiğini belirterek reddi hakim talebinde bulunmuşlardı.

Haşiloğlu hakkındaki en çarpıcı iddia, Birinci Ergenekon davasının sanıklarından Ergun Poyraz tarafından gündeme getirildi. Ocak 2009 tarihli duruşmalardan birinde söz alan Poyraz,  Hakim Haşiloğlu’nun  ailesinin “Cumhuriyet karşıtı” 4 tarikat vakfıyla bağlantılı olduğunu belirtmiş ve “Cumhuriyet karşıtları, cumhuriyetçileri yargılayamaz” demişti.

Poyraz’ın avukatları, iddiaları Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na taşımışlar ve Haşiloğlu’nun heyetten çekilmesini istemişlerdi. Reddi hakim ve çekilme taleplerinin tamamı mahkeme heyeti ve Haşiloğlu tarafından reddedilmişti.

Sanık ve sanık avukatlarından çeşitli defalar gelen taleplere rağmen bu konuda herhangi bir açıklama yapmayan Haşiloğlu’nun HSYK’ya bir savunma yazısı gönderdiği ortaya çıktı.

Haşiloğlu, dünkü (15 Aralık 2009) duruşmada, Birol Başaran’ın savunması sırasında aynı iddiaları gündeme getirmesi üzerine yukarıda aktardığımız açıklamayı yaptı.

Sanıklara  avukatlar aracılığıyla  haber göndermiş

Bu arada, Sedat Sami Haşiloğlu’nun açıklaması sırasında Birol Başaran’a

“Ben size bir bayan avukat vasıtasıyla haber gönderip bunları ilettim, bilginiz oldu sanıyordum” demesi dikkat çekti.
Haşiloğlu’nun Ergun Poyraz ve tarikat bağlantısı iddialarını gündeme getiren diğer sanıklara avukatları vasıtasıyla haber gönderip ailesinin söz konusu vakıflarla ilişkisi hakkında bilgi verdiği öğrenildi.

Haşiloğlu’nun avukatlara,

“Ben böyle bir açıklamayı basın aracılığıyla  veya duruşmalar sırasında yapmak istemiyorum. Savunmamı HSYK’ya yazılı olarak ilettim, ancak müvekkilleriniz duruşmalarda bu iddiayı sürekli gündeme getiriyorlar. Lütfen kendilerini bilgilendirin”

dedikleri öğrenildi.


Gazetecilerin yorgun düştüğü an…

Haşiloğlu’nun  bu açıklamaları, duruşmayı izleyen gazetecilerin  Birol Başaran’ın savunmasının uzaması üzerine hep birlikte basın bürosunda istirahat etmeye gittikleri bir anda gerçekleşti.

Açıklamayı alamayan gazeteciler arasında bu nedenle panik yaşandı. Anadolu Ajansı muhabiri “kulağıyla duymadığı” bir haberi yazamayacağını bildirince diğer muhabirler de “haber atlama” ile “yalanlanma” riski arasında kaldılar.

Gazeteciler, son anda Haşiloğlu’na böyle bir açıklama yapıp yapmadığını soran bir dilekçe gönderdiler ancak Haşiloğlu, duruşmanın bitmesi üzerine  dilekçeyi okumadan mahkeme salonunu terk etti.