|
(Açık
İstihbarat: Ergenekon duruşmalarının aynen , kesintisiz ve
gerçeği kendi gerçeklikleri çevresinde çarpıtan medya filtresinden
geçmeden yayınlanması gerektiğini savunduğumuzdan; konuşmaları,
talepleri ve yaşananları elimizden geldiğince aynen dikkatinize
sunmaya çalışıyoruz. İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in 11
Aralık günkü mahkemede yaptığı konuşmayı da bu maksatla dikkatinize
sunuyoruz)
--------------------------------------------------------------------------------------------------
Neşemiz yerinde sayın başkan ve sayın üyeler! Türkiye büyük
çözümlerin eşiğinde! Davamız açısından da tertibin sorgulanmasına
geçilmiştir. Bu bizim şahıslarımız açısından değil Türkiye açısından
önemlidir. MİT İstanbul eski bölge başkanı Cevat Özdeş,
"Ergenekon operasyonu olmasaydı Kürt açılımı
olamazdı" diyor. Amerika hesabına konuşuyor. Çok
önemlidir.
Artık
tertip, tertibin kanıtları ortaya çıkmaktadır.
Savcılara teşekkür ediyorum. Osman Yıldırım’ı
çok güzel sorguladılar. Çözdüler.
Size çok anlamlı bir
soru arz edeceğim.
Niye aynı savcılar
Osman Yıldırım’ın gizli tanık ifadesini, sanık ifadesini alırken böyle
sorgulamadılar.
Yalanın ortaya
çıkması üç soruyla olur. Niye bu sorguyu orada yapmadılar?
Yetenekleri var,
anlamlı sorular sordular hukuki bilgileri var…
Neden
bu yetenekleri Mart 2008 de göstermediler. Neden o zaman Osman’ın
yalanlarını saptamadılar?
Böyle binlerce
yalancı ihbarcı yargının önüne gelir ve ciddiye alınmaz. Binlerce
insan birbirini ihbar eder, yalan söyler, iftira eder… Ama ciddiye
alınmaz.
Türkiye’ye karşı
Amerikan planları çerçevesindeki kuvvetler var! Böyle olunca bu
yalanlar yargının önüne getirilmiştir. Bu savcıların da tertibin
içinde olduğunu gösterir.
Bu davanın içine
Danıştay davası da katıldı. İddianamenin başına maktul, müşteki diye
Danıştay da ölen yaralanan hâkimlerimizin adları yazıldı. Savcılar
buna alet oldular. Mahkemenizde o iddianameyi kabul ederek çok büyük
hukuki hata yaptı.
Geldiğimiz noktada
tertip amacına ulaştı.
Kürt açılımının
amacı Türkiye’ye barış değil kan getirmekti. Türkiye’ye devrim
dayatılıyor. Türkiye’ye parçalanma dayatmak demek devrim dayatmak
demektir. Bunun için süreci neşeyle okuyorum. Biz krizden
korkmuyoruz.Çünkü Türkiye bu krizden devrimle çıkacaktır!
Yalanlar apaçık
ortaya çıkmıştır!
Osman Yıldırım, ilk
sorgu gününde benimle ilgili şeyler söyledi. Ben onlarla hiç
karşılaşmadım. Tesadüfen tuvaletten çıkarken Osman Yıldırım ile
karşılaştım. Birkaç subayın ve 7-8 askerin önünde tek bir cümle
söyledim kendisine “SEN GİZLİ TANIK OLAMAZSIN” dedim. Sonra
yalan haberler yazıldı yok ifadeni değiştir demişim. Bu yalanlardan
korkmuyorum. Ben artık hiçbir şeyden korkmuyorum.
Beni hiçbir
şey korkutamaz. Ben Namık Kemallerin, Mustafa Kemallerin geleneğinden
geliyorum Hiçbir şeyden korkmuyorum. Hele yalanlardan hiç
korkmuyorum.
Türk Milleti sizden
Danıştay katillerinin hızla cezalandırılmalarını istiyor.
Tertipçilerin barikatı burada kurulmuştur.
İstanbul
Mahkemesi, Danıştay saldırganlarının cezalandırılmalarını engelleme
tertibine seyirci kalamaz.
Peydahlanan yalancı
tanıklarla, ahlak dışı yöntemlerle sonuca varılamaz. Bu tertipçilerin
yöntemidir. Gerçeğe savaş açanlar çöplüklerden adam toplarlar.
Tarihte gerçeği arayan bütün bilim admaları, devrimciler
hiçbir zaman Tuncaylara, Osmanlara, Ali Yiğitlere,
Ümit Sayınlara dayanmamıştır.
Kanıt seçmek
kişinin ahlakına göre olur. Dürüstler dürüst kanıtlara, sahtekârlar
sahte kanıtlara, çöplükten toplanan kanıtlara dayanırlar. Sizin
önünüze çöplükten toplanan kanıtları getirmişlerdir. Şengal Atasagun
vd dinlensin diyoruz. Ama itibar edilmeyip, mahkeme çöplerle
boğulmaktadır. Aylarca Tuncay Güneyde debelenildi. Yalan olduğu biline
biline… Sonra Osman da debeleniliyor.
Yeni CMK Mahkemelere
çok fazla inisiyatif tanımaktadır.
Sayın
Heyet,
Herkes hakikati
ararken kendine yakışan kanıtlar bulur. Kendinize yakışan
kanıtlar bulun.
Kem aletle kemalat (olgunluk) olmaz.
Kem aletle sorumluluğu iddia makamının üstüne atamazsınız. Çöp
yığınını elinizin tersiyle itmeliydiniz. Şimdi itmelisiniz. Karanlık
araçlarla aydınlığa ulaşılamaz. Adil yargıçlar hep dayandıkları
kanıtlarla güven vermişlerdir. Senin kanıtın ne, neye dayanıyorsun.
“Ben Tuncaylarla, Osmanlarla Türkiye’nin aydınlarını
yurtseverlerini yıllarca zindanlarda çürüttüm”…
Kem
aletleri bırakalım. Savcılara da bunu öneriyorum. Çöpten toplanan
kanıtlar derhal terk edilmelidir. Mahkeme bu leş yığınını elinin
tersiyle itmelidir.
Danıştay katilini
DANIŞTAY GAZİSİ yapılıyor. Türkiye buna izin vermez. Türkiye’nin
kaderi sizin elinizde değil. Siz yanlış yaptınız, çöplük kanıtlarını
esas aldınız diye batmaz. Sizin yapmadığınızı Türkiye yapar. Katili,
Danıştay gazisi yapıyorsunuz. Allahın askeri diye diye…
Sorumluluklarını yerine getirin.
Taleplerim var. Ama
bu talepler zulmün devamına gerekçe yapılmasın. “Şu kâğıt da gelsin”
denilmesin.
Dürüstleri
sevmiyorsunuz. Ahlaksızlar el üstünde. Çürük, çarık, yalancı insanlara
dayanılıyor. Poliste savcılıkta söylediklerim hep doğru çıktı.
Savcıların iddiaları yalan çıktı.
Ben hiçbir şeyden
döndüm mü?
Ben İşçi
Partisi’nden topladığınız onbinlerce sayfadan birine benim değil dedim
mi?
Bir tek telefon
görüşmesinden döndüm mü kanunsuzdur dedim mi, hepsi benim
dedim.
Yalana sahtekârlığa
değil, dürüstlüğe değer verin.
Yaltaklanan yalan
söyleyen tertibe alet olanlara değer vermeyiniz.
Dürüst olanlara,
doğruluğa itibar edin.
Bakın Ümit sayın
için telefonda ne demişim? Yalan söyler demişim.
Ben yalana karşı
göğsümü siper ederim. Benimle ilgili olmayan yalanlara da itiraz
ettim. Çünkü bunlar Türkiye’nin geleceğiyle ilgilidir. Danıştay benim
şahsımla ilgili değil ama Türkiye ile ilgili.
Hâkim bana diyor
ki size ne? Bana ne olur mu, saldırı Türkiye’ye? Kendimizi nasıl siper
etmeyiniz, kendimizi Danıştay bombasının önüne nasıl
atmayız?
Taleplerime
geliyorum:
2006 yılına kadar
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda bulunan Eski
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, halen Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez
Emniyet Müdürü Sayın Sabri Uzun, “Ergenekon” denen örgüt ile 14
Haziran 2001 günü tanıştığını belirtmektedir.
Daha önce duruşmalarda
Tuncay Güney Mülakatı ve ekli bilgilerin Emniyet İstihbarat Dairesi
Başkanlığı’na ulaştığını Mahkemenize belirtmiştim ve talebimi
09.06.2009 günlü dilekçeyle yazılı olarak da sunmuştum (Ekli).
Emniyet Genel Müdürlüğü, yazılan yazılara olumsuz cevap yazarak,
Mülakat metni ve eklerini bugüne kadar göndermedi.
Sayın Sabri Uzun’a yazı
yazılarak;
Tuncay Güney Mülakatı
ve eklerinin, görevli bulunduğu dönemde Emniyet Genel Müdürlüğü
İstihbarat Dairesi Başkanlığı’na ulaştırılıp
ulaştırılmadığının,
14 Haziran 2001
günü tanıştığını belirttiği bilginin ve olayın ne
olduğunun,
Mektubunda belirttiği
“oluşum” hakkındaki bilgilerin,
Ergenekon soruşturması
hakkında saptadığı bütün gerçeklerin sorulmasına,
Emniyet Genel
Müdürlüğü’ne, Eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı
Sabri Uzun’un mektubu eklenerek, yeniden bir yazı yazılması yoluyla
Tuncay Güney Mülakatı ve eklerindeki kasetlerin İstihbarat Dairesi’nde
bulunduğu belirtilerek yeniden istenmesini talep ediyorum.
İkinci
talebim:
Daha önce
üniversitelerin Anıtkabir ziyaretinde “Ordu Göreve” pankartı açan
ekibin başındaki kimselerin SüperNATO’nun kışkırtıcı elemanları
olduğunu, 16 Ekim 2000 günlü bir yazı ve ekleriyle Başbakanlığa
bildirdiğimi belirtmiş ve Başbakanlık Özel Kalemi’nin alındı makbuzunu
Mahkemenize sunmuştum.
Başbakanlığa iki defa yazıldı. Alındı
makbuzunu sunduğumuz evrak başbakanlıkta kaybolmuş. Tayyipler gelmiş
evrak kaybolmuş.
Aynı yazı ve eklerini
bir buçuk ay sonra 29 Kasım 2000 tarihinde Cumhurbaşkanlığı’na da
sundum.
Cumhurbaşkanlığı Genel
Sekreterliği’ne bir yazı yazılarak, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu
Perinçek’in 29 Ekim 2000 günü Cumhurbaşkanlığı’na sunduğu yazı ve
eklerinin istenmesini talep ederim.
Sayın
Başkan,
Bu dava bir tertibin
gizli tanıklarla korunması aşamasına gelmiştir. Osman Yıldırım gizli
tanık!
Burada tiyatro mu oynuyoruz? Evcilik gibi mahkemecilik
mi oynuyoruz?
Tiyatro gibi aynı oyunca bir sahnede uşak
rolünde diğer sahnede dedektif rolünde…
Olur mu böyle şey.
Birbirimize yalan söylememize gerek yok. Mahkemeler yalan söyleme yeri
değil.
Siz Ümit Sayın
olayında doğrusunu yaptınız. Neden gizli tanık yapılır. Yaşamını
korumak için. Şimdi Osman’ın gizliliği mi kaldı. Açığa çıktı güvenlik
sorunu da kalmadı.
Sizin uygulamanızı
esas alarak söylüyorum. Ümit Sayın uygulamanızı söylüyorum.
Açığa çıkmıştır.
Gizli tanığın ilk uygulamasıdır. Artık şu gün Osman Yıldırım’ın
sorgusunun kimliğinin açığa çıktığı da gözetilerek hem “Sanık Osman
Yıldırım” hem de “Gizli Tanık 9” sıfatıyla tamamlanması
gerekir.
Bu dava bitirilmek
üzere kurulmamıştır. Zaten devrim olacak! Ben
burada devrim olacak dedim. Onlar beni küçük düşürmek için Perinçek
iki ay sonra devrim olacak dedi diye yazdılar. Kirlenen toplumlar,
devrimlerle hamama girer temizlenir!
|