"Tamil Açılımı" İstiyorum - Hasan Salih Gündüz
Atlas dergisinin Kasım-2009 sayısına göz atarken Mücevher Yolu-Yakutlar Adası bölümünü gördüm ve Mayıs ayında üstünde pek durulmadan geçilen o haber aklıma geldi: Sri Lanka’da Tamil Kaplanları büyük bir askerî harekâtla yok edilmiş, liderleri de ölü ele geçirilmişti. O haberi ilk duyduğumda kendi kendime, “Ulan bir Sri Lanka kadar olamadık!...” diyerek hayıflanmıştım.discount drug coupons is-aber.net printable coupons for cialisfusidinezuur voetschimmel fusidinezuur creme fusidinezuur acnecleocin 150 mg mattnichols.co.uk cleocin 300 mg
|
Bu konuda bir yazı yazmayı uzun zamandır düşünüyordum ama iş sadece benim düşünmemle hallolmuyor. Memleketin gündemi o kadar hızlı ve keskin bir şekilde değiştiriliyor ki, biz de önce hangi konuda yazacağımızı şaşırıyoruz bazen. Atlas dergisinin Kasım-2009 sayısına göz atarken Mücevher Yolu-Yakutlar Adası bölümünü gördüm ve Mayıs ayında üstünde pek durulmadan geçilen o haber aklıma geldi: Sri Lanka’da Tamil Kaplanları büyük bir askerî harekâtla yok edilmiş, liderleri de ölü ele geçirilmişti. O haberi ilk duyduğumda kendi kendime, “Ulan bir Sri Lanka kadar olamadık!...” diyerek hayıflanmıştım. Az önce küçük bir arama motoru araştırması yaptım, gördüğüm kadarıyla konuyu bir tek Ruşen Çakır köşesine taşımış, o da PKK’yı “sonunuz benzemesin, gecikmeden silah bırakıp siyasete girin” tarzında bir iyi niyetle(!) uyarıyor. Bizim Seylan çayıyla bildiğimiz o efsanevi ülkenin, ayrılıkçı-bölücü terörle mücadelesi bizimkine çok benziyor ancak geldiğimiz son noktada biz ayrılıyoruz. Tamil Kaplanları Örgütü kurtarılmış bölgesinde fiili yönetimi, konvansiyonel silahları ve kuvvetleriyle, sansasyonel eylem kapasitesiyle çok güçlü olmasına rağmen, yok edilebildi. Bizim muktedir efendiler ise PKK’yla mücadeleyi bıraktı, ayrılıkçı-bölücü terör örgütüyle ve elebaşıyla müzakere etmeye hazırlanıyorlar. İmralı’ya bizim vergilerimizle milyonlarca liralık konfor yatırımı yaparken, Apo’nun yakınları ve avukatları için 650 bin liraya yat almaya hazırlanırken ve küstahlıklar karşısında sus pus olurken, bizim asabımızın ne durumda olduğunu hiç düşünmüyorlar. Çünkü bizim diyarlardan milletvekili seçilen “zer zevat”, gidip başka “Diyar”da ağlıyor, yetmezmiş gibi bir de teröristin ruhunu okşayıp başkanlarını pışpışlıyor. E hapislere layık gördükleri paşalarımızın yerine paşa yapmak istedikleri Apo da onları “demokrat” diye övüyor. Alın size demokrasi, alın size millî irade!... Sonunda benim gibi mülayim ve medenî biri bile çileden çıkabiliyor, olağanüstü şartlarda olağanüstü yöntemlerin kullanılmasının mecburiyetini kabul etmek zorunda kalıyor. Devleti yönettiğini iddia edenler, dağda terörle mücadele eden askerimizin ve komutanlarımızın iftira ve karalama kampanyalarına kurban edilmesine sessiz kalıyor, hatta çanak tutuyor. Şehre inen terör ise, yandaşları vesilesiyle halkı sindirip bezdirmeye çalışırken, masum vatandaşlarımız savunmasız kalıyor. Bu azgınlıklara müdahale etmesi gereken polisimiz, aldığı emir sonucu öğretmenleri biber gazı ve copla karşılarken şehir eşkıyalarını ise mümkün mertebe “ricayla” dağıtmaya çalışıyor. Bu ne şimdi?... Devlet yönetimi mi, yoksa konu mankenliği mi?... Bir “açılım” pervasızlığıdır gidiyor, herkes endişeyle ne olacağını merak ediyor. Türk devleti, Atatürk ilke ve inkılapları tasfiye ediliyor beyler ve hanımlar, daha ne olsun!... Ben de “Tamil Açılımı” istiyorum kardeşim! Tek bir suç kaydı olmayan, vergi vermek ve askerlik vazifesini yerine getirmenin yanı sıra, devletine sadakatle hizmet eden sade bir vatandaş olarak bu açılımı istiyorum. Neyi mi kastediyorum? Ne mi istiyorum? Anlamak için arif olmaya da herif olmaya da gerek yok!... Azıcık vicdan sahibi, biraz da akıl ve izan sahibi olmak yeter. PKK’nın ve siyasi uzantılarının tasfiye ve bertaraf edilmesini istiyorum. Bir Türk vatandaşı olarak ailemin geleceği, yetiştirdiğim evlatlarımın istikbali ve sahibi olmakla gurur duyduğumuz Türk Devletinin bir ferdi olarak istiyorum. Haksızlığa, adaletsizliğe ve sömürgeciliğe hep karşı olmuş bir peygamberin ümmetinden biri olarak bu açılımı istiyorum. Dünya değişirken, aksine Yankilerle ve ihtiyar Kontinental ile iş tutmanızın hepimizi felakete sürükleyeceği konusunda sizi uyarıyor, manevî ve millî aidiyetinizi hatırlatıyorum. Mustafa Kemal’in güç bela sağladığı millî birliğimizi örseleyecek ve tehlikeye sokacak “ithal açılımlar” yerine, devlet otoritesinin “kadife eldivenli demir yumruğunu” göstermesini talep ediyorum. Hatta ısrar ediyor, bir Türk vatandaşı olarak devletimi yönetenlerden anayasal huzur ve güvenlik hakkımı tesis etmelerini istiyorum!... Not: Kahraman şehitlerimize Tanrı'dan rahmet; acılı yakınlarına, TSK’ya ve aziz milletimize başsağlığı, yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum.
|