|
Cumhuriyet tarihinde verilen 25. kapatma kararı DTP'ye nasip oldu.
Kapatılmak için elinden geleni ardına koymayan ve bu konuda
AB'nin demokrasi standartlarını bile zorlayan DTP'nin kapatılmasına
sevinmekte erken davranmamak lazım.
En azından Emine Ayna'nın
sizden daha fazla sevindiğine emin olabilirsiniz.
Anayasa
Mahkemesi ; AKP kararından sonra kamuoyuna ikinci bir kavisli top
attı.
Haşim Kılıç ; artık alışık olduğumuz üzere çıkıp,
bir siyasi parti başkanı gibi konuştu ve siyasetçilere
"partiler arası diyalog yolu" kapanmamalı mealinde
aslında üstüne vazife olmayan mesajlar verdi.
Hukukçu olarak
yapması gereken tek açıklama; "DTP şu kadar oyla kapatıldı"
deyip, yine Anayasa'daki açık hükme rağmen okuması gerektiği halde
okumadığı gerekçeyi açıklamak veya özetlemek olmalıydı.
Bu tarz bir açıklama geleneği ile, duyduklarımızın Haşim
Kılıç'ın şahsi görüşlerini mi , yoksa mahkemenin ortak aklını mı
temsil ettiğini ; Haşim Kılıç'ın hukukçu mu, siyasetçi mi olduğunu
ayırtetmek zorlaşıyor.
Anayasa Mahkemesi bu kararla,
Türkiye'de üstüne vazife olmadığı halde siyaset inşa eden kurumlar
listesinde yerini sağlamlaştırmış oldu.
DTP kararını
geciktirdiği yolundaki eleştirilere, edebi üslubunu konuşturmak
dışında pek bir yanıt veremeyen Anayasa Mahkemesi'nin, DTP kararını
tam da "açılımın" tıkandığı döneme getirmesi bu manidarlığı daha da
arttırdı. DTP-sever yazar-kasa tayfasının "komplo teorilerine prim
vermem ama" diye girizgah yapacakları komplo yorumlarında artış
göreceğimize emin olabilirsiniz.
Bütün zamanlama
ve üslup sorunlarının ötesinde Anayasa Mahkemesi kararının içeriği
DTP'yi kapatmamış, yeniden organize etmiştir.
Bu
kararın kilit noktası Emine Ayna'dır.
Parti içinde temsil
ettiği kanat; Emine Ayna'yı, Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk gibi
isimlerden ayırmaktadır. Keza ele alınan isimlerden sadece ikisinin
milletvekilliğinin düşürülmesi, DTP'yi Emine Ayna gibi bir ismin
temsil ettiği kulvar çerçevesinde Mecliste yeniden organize
etme şansını doğurmaktadır.
Devletle aktif müzakere içinde
değişimi öngören uzlaşmacı kanat ile devletle kopuşu temsil eden kanat
arasındaki çekişmede Anayasa Mahkemesi'nin kararı dengeleri
değiştirmiştir. AKP ile karar ne kadar Tayyip Erdoğan'ı
zincirlediyse, DTP ile ilgili karar o kadar DTP içinde Emine
Ayna'nın temsil ettiği kanadı
özgürleştirmiştir.
DTP içi kanatlaşmayı,
bölgedeki uyuşturucu/kaçakçılık ve şehirleşme rantının temsilcileri
arasındaki gerilimin ince damarlarına kadar ayrıntılandırdığımız
takdirde ise resmin çok daha karmaşıklaşacağına emin
olabilirsiniz.
Şehirleşme rantı, iç dinamikleri
gereği, "huzuru" ve terörün tasfiye edilmesini gerektirirken;
uyuşturucu/rantı arazide ve geçiş
yollarında gerçekleştirdiği alan boşaltmaları ve
hareket alanını genişleten devlet/toplum içinde beslediği başıbozukluk
nedeni ile terörü ve karışıklığı tercih eder.
DTP bu iki rant alanının kesişme ve çatışma
alanıdır aynı zamanda.
En son
kararla bugüne kadar "dengede" duran dengeler bozulmuş
ve yeni DTP'nin temeli atılmıştır.
Tarihin en önemli
kuralının şaştığı ender görülmüştür : Kötü para iyi
parayı kovar
Sermaye birikiminin tezahürü olan
siyasi dengeler DTP'nin doğurmasını şart koşmaktadır ve Anayasa
Mahkemesi'nin kararı ebelik görevini
üstlenmiştir.
"Dağ"lı uyuşturucu
sermayesinin, şehirli "arazi" sermayesini tasfiye
edeceği bu sürecin sonunda nur topu gibi iki DTP'miz
olacağına emin olabilirsiniz.
Tayyip
Erdoğan'ın Mahmur Kampı'nı TOKİ'leştirme hayalleri şimdilik
sekteye uğrayacak olsa da; Dicle manzaralı villalarda;
zamanında Erciyes manzaralı villlarda yürütülen "siyasi"
planlar benzeri ayrışma senaryoları ele alınmaya başlamıştır
bile.
Emine Ayna'nın etekleri zil çalarak ilan ettiği
üzere "Açılım" bitmiştir; "Ayrışma" süreci başlamıştır. Fakat
içimizden bir ses; DTP içi bu "Ayrışma"'nın Türkiye içi bütünleşme
adına hayırlı olacağını söylemektedir.
Açık İstihbarat
|